
Gene mi Türban.
Polis teşkilatında türbanlı bayan polisler de görev yapacamış. Artık Suriye'yi, ISID'ı PKK'yı unutup, günlerce türban tartışması yapılır sanırım.
Ülke bu kadar sıkıntı içindeyken sen tekrar asrın siyasal tartışmasını gündeme taşı. Olacak iş mi Allah aşkına. Bizim iç huzura, barışa ihtiyacımız varken niçin halledildiğini sandığımız türban sorunu tekrar gündeme getirildi.
.....
Darbe sonrası iktidar, muhalefet toplumsal sözleşme yaparak asgari müştereklerde anlaştılar. Ancak iktidar, (Artık Cumhurbaşkanını iktidardan hariç düşünmüyoruz) her vesile ile hele ki şimdi; darbe sonrası ortamı da bahane ederek Cumhuriyet dönemi boyunca siyasal islam'ın yapmak istediklerini fırsat bu fırsat deyip, gerçekleştirmeye çalışıyorlar; sinsice.
...
Seksen yıllık Ordu düşmanlığı netice verdi. Türk ordusunu ordu yapan 200-250 yıllık temel kurumlar okuluyla, hastahanesi ile yoklar artık. Haydarpaşa Gata'nın ismi değiştirilip, siyasal islamcılar'ın simge isimi olarak dillerinden düşürmedikleri Abdülhamit Han'ın ismi veriliyor. Peki illa ki isim değiştirilecekse niçin darbe gecesi hain generali alnından vurup, sonra da otuz kurşunla şehit olan askerimizin ismi verilmiyor; verilmez, çünkü siyasal islamcılar için seksen yıllık özlemin gerçekleştirilmesi keyfiyetini yaşanmak istiyorlar.
....
Sizleri bilemem ama darbe sonrası iktidarın yaptıklarına şahit oldukça, niyetlerini okumaya çalıştıkca, gelecekle ilgili endişelerim daha da artıyor. Ve yine Türkiye de milletin iktidar alternatifi olarak gördüğü Meral Akşener Hanım'ın hem MHP yönetimini, hem de iktidarı niçin bu kadar tedirgin ettiğini daha iyi anlayabiliyorum.
...
Darbeden bugüne ne MHP yönetiminden birisini ne de Devlet Bahçeli'yi ortalıkda göremiyoruz. MHP ve iktidar fiili olmasa bile gayri resmi koalisyon kurmuş durumdalar. Demekki MHP de olağanüstü kongre darbeden daha riskli görülmüş olmalı ki; o gün bugün dür Sayın Bahçeli'yi yazılı beyanat dışında bir etkinliğini göremiyoruz. Tüm TV ekranları MHP muhaliflerine kapatıldı adeta. Türk milliyetçilerinin ideolojik anlamda Türkiye'de ve dünyada olup bitenler için ne düşündüğümüzü millet bilmiyor; çünkü anlatamıyoruz.
...
Düşünebiliyormusunuz, herkes uzman kesilmiş; TV'lere çıkıp, yorum yapıyorlar ama ne hikmetse her kesim üzerinde saygınlık uyandırmış Ümit Özdağ gibi bir bilim adamı ve strateji uzmanını MHP Genel Başkan adayı olduğundan beridir hiç bir TV kanalında izleyemedik. Sizce bu oldukça manidar değil mi?
...
Yaşadığımız tecrübelerden çıkardığım sonuç; Siyasal İslamcılar "Milletin başını dini ile belaya sokarak" her dönemde bunu siyasi ranta dönüştürmüşler ve işin garibi her darbe sonrası gelişmeler "Siyasal İslamcılar"a yaramış; Türk milliyetçiliğinin ığdış edilmesi için de fırsat olarak değerlendirilmiştir.
...
Şu anda devlet yeniden yapılandırılıyor ama Türk milliyetçiliği ideolojisi, yani T.C Devletini kuran felsefenin; olup, bitenleri gördükçe yeniden yapılanma da esamesi bile okunmuyor. MHP bugünkü yönetimi ile hiç bir ideolojik duruş ortaya koyamadığı gibi, kendi inisiyatifi ile ortaya çıkacak tavırlara da fırsat vermiyor. İşte kısırlaştırılmak istenen Türk milliyetçiliği ideolojisine sahip çıkmak adına alternatif olmak isteyen MHP muhalif hareketine karşı her türlü yol denenip, tedbir alınarak etkisiz hale getirilmek istenmiş; maalesef başarılı da olmuşlardır.
...
Devleti kuran felsefe; eğer bugünkü devletin yeniden yapılmasında gözardı ediliyorsa ve hele de bu yeniden yapılanma "Siyasal İslamcılar" eliyle yapılıyorsa; hala endişesiz bir şekilde uykunuzu uyuyabiliyorsanız helal olsun size. Fazla varsa biraz a bana verin ne olur.
...
Not: Siyasal islam da imani bir taraf yoktur, tamamen "İktidar gücünü elde etme yolu"dur. Hayatında bir kitabı alıp, sonuna kadar okuyup, bitirmeyi başaramamış insanların bu düşüncelerim dolayısyla imanımı kimse sorgulamaya kalkıp, tartmaya çalışmasın lütfen.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
İhanet Hükümete mi, yoksa Devlete mi yapıldı
26.8.2016
Fetö devlete ihaneten mi; yoksa hükümete ihanetten mi yargılanıyor. Birileri bunu açıklasın lütfen.
...
17/25 Aralık sonrası için yargılandıklarına göre "Hükümete ihanetten yargılandıklarını" düşünüyorum. Çünkü devlete ihaneten olsaydı bu yargılama sürecine 17/25 Aralık öncesi de dahil edilirdi.
...
Peki bu durumda 17/25 Aralık öncesini koruma ve kollama nedeni ne olabilir. Nurettin "Şerefsiz" denen ve otuz sene boyunca milletinin üzerine tank süren, kurşun sıkan hain yetiştiren adamı mı koruma ve kollama; yoksa başka bir nedeni mi var?
...
Bunun cevabını bugün almamızı sağlayacak herhangi bir ortam olmasa da; otuz beş sene sonra da olsa sorular sorulup, cevabı istenebilir. Kenan Evren General olarak emekli oldu ama mezara er olarak gömüldü. Ne demiş atalarımız; düşmez kalkmaz bir Allah.
Mehmet Soral
Suriye'ye Girdik
25.8.2016

Türk Ordusunu onur ve gururla karşılayan Suriye'li Türkmen kardeşlerimiz.
Türkmen olduklarını kollarındaki mavi band dan biliyoruz. Allah cümlesinin yar ve yardımcısı oldun.
...
Bu arada Suriye'den göç eden 3 milyon Suriye'linin nasıl olsa çoluk, çocuğuna hepisine bakıyoruz. Bence eli silah tutanlarının Türk ordusu yanında savaşmak üzere Suriye'ye gitmelidirler; nihayetinde oralar kendi toprakları.
...
Nasıl ki Türk Ordusu 1974 de Kıbrıs'a barış getirip, Kıbrıs Türküne hürriyetini kazandırmışsa; inşallah bu sefer Suriye, Irak ve tüm Ortadoğu da aynısı olur.

CHP Genel Başkanı Kılıçtaroğluna suikast
Türk milletinin kenetlenmesini hazmedemeyenlerin terör eylemlerindeki yeni usulleri; kalleşçe tuzaklar kurup, suikastler yapmak olduğunu anlıyoruz.
...
Özellikle Suriye'ye yönelik kesin çözüm amaçlı sınır ötesi hareket birilerini çok rahatsız etmişe benziyor. İlk fırsatta bunu gösterdiler.
...
Maalesef bugün Artvin de CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu ve konvoyuna yönelik silahlı saldırı yapıldı. Bu eylemi şahsen Türk milletine yapılmış bir eylem olarak görüyorum ve elbette lanetniyorum.
...
Başta Sayın Kılıçdaroğlu olmak üzere tüm CHP'ye gönül vermiş insanlarımıza geçmiş olsun diyor, şehit askerimize Allah tan rahmet, yaralı askerlerimize acil şifalar diliyorum.
Mehmet Soral
Mini bir hikaye
Adam hasmını pıçaklayıp, delik deşik eder ve olay yerinden kaçar. Yaralı hastaneye kaldırılırken yolda ölür. Zanlı da tutuklanır, hakim karşısına çıkarılır.
....
Hakim ile zanlı arasında şöyle bir diyalog geçer.
-Bak oğlum pıçakladığın insan öldü, yazık değil mi, değermiydi hiç.
-Hakim bey söylermisiniz saat kaç da ölmüş.
-saat 17/50 de"
-Öyleyse kabul etmiyorum efendim, ben o insanı 17/25 de pıçaklamıştım, masumum.
...
Hakim sekretere döner;
-Yaz kızım; adil bir yargılama için zanlının akıl sağlığının yerinde olup olmadığının tesbitine dair sağlık raporu için hastaneye sevkine....
...
Bilmem anlatabildim mi?
Mehmet Soral
Doğru Söyleyen Kim
24.8.2016
ABD sözcüsü diyorki "İade talebinin darbe ile ilgisi yoktur"
Darbeden önce de"Türkiye bizden iade talebinde bulunmadı" demişlerdi.
...
Birileri bu milletle fena halde dalga geçiyor.
Milletten saklanan bir "Gerçek" var gibime geliyor. Nedir acaba bu gerçek.
...
Acaba o gerçek ABD"nin "Ulan ne yaptıysak beraber yaptık, bizden daha ne istiyorsun" diyebilme ihtimali mi?
Memur Tutuklamaları
23.8.2016
Bence haberlerde tutuklanan memurlar değil, tutuklanmayan memurların isimleri okunsa daha pratik olacak.
...
Nedir bu Allah aşkına; fetö devlete değil, devlet fetö'ye sızmış sanki.
...
Daraldım, nefesim kesiliyor. Bir Türk olarak onuruma dokunuyor. Benim ülkem yıllarca ne kadar sorumsuz ve başı boş yönetilmiş.
...
Adamlar hala köprü, yol, havaalanı muhabbeti ile kabahatlerini geçiştirme derdindeler; hangi yüzle yahu; söylermisiniz..
Allah'ım ne olur; bütün bunlar bir rüya olsa.
...
Sabah kalkmışım; sene 2001 ve AKP denen bir parti henüz kurulmamış. Cüneyt Zapsu denen adamın ismi telefuz edilmemiş. Muhteremin birisi hala güzel şiirler okumaya devam ediyor. Son bir sene içinde hiç şehit cenazesi gelmemiş; hiç bir ocağa ateş düşmemiş, analar ağlamamış. Provakatörün birisi yazar kasa fırlatmış başbakanlık önüne. Varsın fırlatsın; can korkusundan daha mı önemli. Yaşamak her şeye değer; korkusuzca. Turizm şirketleri her hafta sonu Suriye'ye, Halep'e şehir turları düzenliyor, sınır ticareti halka kazanç kapısı olmuş. Kuzey Irak'a istedigimiz zaman girip, çıkıyoruz. Gülen cemaati; bütün gayretlerine rağmen devlete sızabilmek için istediği ortamı bulamamış; ne istedilerse alamamışlar. Ergenekon, Balyoz davaları ile memleketin en kıymetli yetişmiş evlatları; altlarına zırhlı araçlar verilen savcılar tarafından kumpasa getirilerek hapislere tıkanmamış. BOP denen tuzak kurulmamış. Estirilen Arap rüzgarı bizim tarafa yönelmemiş, Arab'ın, Kıpti'nin derdi henüz bizi germemiş. Çift yönlü yollar gündemde değil; köprüler, tüneller yapılmamış. Varsın olsun; yaşamak daha güzel değil mi; korkusuzca.
...
Ne olurdu bütün bu olup, bitenler bir rüya olsaydı; AKP kurulmasaydı Allah'ım
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com

MHP'nin kayıtlı üyesiyim. Bana yıllardan beridir "Haydi git oradan sünepe; sen de ne kadar zeka var ki bu hareketin vebalini sana emanet edeyim; delege seçimiymiş, o imiş, bu imiş geçin siz onları. Her şeyi bilen olarak elbette tek karar verici benim; beni dinleyip, bana uyacaksın; haddine mi düştü bu hareketin geleceği için kafa yormak" diyenlere nasıl bir irade beyanında bulunam gerekiyor.
...
Boynumu uzatıp meşeden kütüğe "Al baltayı eline, vur istediğin yere" teslimiyeti içinde olmam mı isteniyor. Kimse kusura bakmasın; kabullenemem. Bunu kabullenmek devletin ve milletin bana yaptığı yatırımı, ailemin sarf ettiği emeği israf etmek demektir. "Mehmet Soral" kimliğinin oluşması için ödenen bedellere ihanet etmek demektir.
...
Yazacağız, çizeceğiz; orada, burada ahkâm keseceğiz sonra bir grup despotaya irademi teslim edeceğim öyle mi. Kimse benden uysal koyun olmamı beklemesin.
..
MHP den ayrılmak veya ayrı parti kurmak gibi bir düşüncenin yanında olmamak ana ilkem olmakla birlikte bu ilkemin bugünkü MHP yönetiminde; onların "Azatlık kabul etmez köleleriymişim'' algısı oluşturduğu sürece yapılacak ilk genel seçimde demokrasinin başında (Parti içi demokrasi) irademi beyan etmeye fırsat tanımayanların genel seçimde sandık başında kullanacağım irade beyanıma da ihtiyaçları olacağına inanmadığım için sandığa gidip oy kullanmayı düşünmüyorum.
...
Kudsiyet ve sadakat üzerine değer atfettiğimiz argümanlarımız ile bizleri sınava tabi tutup, canımızdan vurmak isteyenlere fırsat vermek niyetinde değilim. Sapa sağlam emanet verdiğimiz binamızın direklerini, kirişlerini kıra kıra bütün taşıyıcı unsurları maf ettiler, içinde yaşanılamaz hale getirdiler.
...
Tehlikeyi haber verelim diyoruz; hayır...
Binayı terk edlim diyoruz; hayır...
Binayı güçlendirelim diyoruz; hayır...
Ama illa ki bir şey yapmamız lazım diyoruz...
Ona da hayır...
Öyleyse biz de bu vebale hayır diyoruz.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
Ordunun komuta kademesinin %70'i emniyetin %80'ni yüksek yargının yüzde %60 AKP iktidarı döneminde Fetö tarafından ele geçirildiyse; sizce şu anda AKP'nin ne kadarı kripto fetö mensubudur. Bir gönüldaşımın dediği gibi ilk akla gelen darbenin siyasi uzantısıda AKP de olmalıdır; ancak Meral Hanım üzerinden hedef saptıtarak dikkatleri başka yöne çekmek istiyorlar. Öyle ya, AKP den ne istedilerse veriliyorken niçin bir başka partiyi ele geçirip de sonra oradan operasyonlarla Türkiye'yi ele geçirecekler; kimse kusura bakmasın pratikte akıl kârı değil.
...
Meral Akşener kayıtsız, şartsız AKP'den davet almışken daveti kabul edip, en azından iç işleri bakanı olup emniyete hatta jandarma teşkilatına hakim olmak varken niçin bu kolay yolu tercih etmeyip, barajın üstünde zor kalabilmiş bir partiyi ele geçirmeyi düşünmüş olabilsin; yapılacak bir darbenin başarılı olması murâd edilmişse.
...
Bugün gelinen aşama itibariyle benim tahminim o ki; Meral Hanım üzerinden yapılan algı operasyonu bizzat MİT'deki Fetö unsurlarının gerçekte olmayan ama varmış gibi sundukları sözde istihbarat bilgisini sızdırarak dikkatleri MHP ve Meral Hanım üzerine odaklayarak; Fetö AKP içinde daha rahat operasyon yapmayı planlanmıştır.
....
Peki niçin Meral Hanım seçildi; çünkü toplumda sadece MHP camiasında değil, tüm kesimlerde karşılığı olan sempatik, karizmatik birisiydi ve siyasi arenada rüzgar estirebilecek tek alternatif gözüküyordu; ismi üzerine oynanırsa daha sansasyonel olacak, toplumun zihni daha çok meşgul olacak, fetö hakimleri sayesinde malum mahkeme süreçleri ve aylarca süren MHP Olağanüstü kurultay muhabbeti vs. derken; fetö'nün AKP içindeki inceden inceye yapılanma çalışması kimsenin dikkatini çekmeyecekti. Kozmik odaya müdehale için rıza gösteren ve kendisi de doğrudan "Malzeme" olan zat'ın niçin üzerine gidilmez, sorgulanmaz da; ille de hiç bir belge sunulamadığı halde Meral Hanım'ın üzerine gidilir; bunu sorgulamak lazım. Yine kozmik oda için "Operasyon gönüllüsü" olan zat zamanın paralelci üst düzey hukukcuları yüksek yargı organlarına seçildikçe "Aman Allah'ım Mevlam verdikçe veriyor, çoğu da benim arkadaşlarım" demişti.
...
Devlet aklı hele benim baktığım pencereden bir baksın bakalım ortaya neler çıkacak. Maalesef fetö hem MHP ve Devlet Bahçeli'yi, hem de AKP ve dolayısıyla hükümeti; Meral Hanım üzerine kasti algı oluşturarak yönlendirmiş dolayısıyla yanıltmış, başarılı da olmuşlardır.
....
Yaptığım yorum; yaşadıklarımızdan çıkardığım bir sonuçtur. MHP yönetimi de işine geldiği için bu algı lincine isteyerek iştirak etmiştir; AKP ise karşılarında alternatif siyasi bir gücün oluşmasına fırsat vermek istememiştir. Bugün özellike Merkez Medya da dahil olmak üzere hükümetin telkinleri ile Meral Hanım'a ekranların kapatılması; ileri sürdüğüm tezin doğruluğunu göstermektedir. Çünkü her ekrana çıktığında kitleler daha çok ikna oluyordu ve buna mani olmak gerekiyordu.
Mehmet Soral
Olup bitenlere kör olabilsem.
Yapan yapmış, eden bulmuş sana ne;
Aldırma geç diyebilsem.
Mehmet Soral
18.8.2016
2004 yılında milli güvenlik kurulu "Fethullah Gülen cemaati"nin mevcudiyetinin yarattığı şüphe ve tedirginlik uzerine yapılanmasının takip edilmesi hususu karara bağlanmış. O zaman bu madde henüz ığdış edilmemiş ordunun tavsiyesi ile konduğu aşikar. Çünkü az bir süre sonra cemaat tehlikesi üzerine kitap yazanlar dahi hapise atıldı. O günden bugüne kesintisiz devam eden AKP hükümeti yazılmış kitapları da, alınan milli güvenlik kararını da dikkate almamıştır ta ki 17/25 Aralık'a kadar.
...
Nerdeyse "17/25 Aralık hayırlı bir darbe girişimi"dir diyesim geliyor. Çünkü Cemaatin ciddi manada üzerine gidilmesi ve bizzat hükümet tarafından tehlikeli adledilmesi bu darbe girişiminden sonra olmuştur.
....
(Her ne kadar darbe desek de, hükümetin 4 Bakanının hala mahkeme edilmeyen ama cemaat için darbeye bahane edilen gerekçeleri de unutmamak lazım).
....
17/25 Aralık darbe girişimi 15 Temmuz darbe girişiminin gücünü kırmıştır; Allah tan kırmıştır; zira şimdi Türkiye 16 Temmuz da ABD tarafından atanan bir vali tarafından yönetiliyor olabilirdi.
....
Cemaat-Hukümet ilişkilerindeki ilk problem cemaatin "Siz nasıl olur da bize karşı tetbir amaçlı milli güvenlik kurulu kararları arasına madde koyarsanız" sorgulamasından çıkmıştır.
...
Yani demem o ki başınıza/başımıza ne geldiyse "Kandırılmaktan" ziyade "Doğru söyleyene inanmamak"tan gelmiştir. Onlara kandınız, bizlere inanmadınız. Bi de Allah Türk milletini seviyor. Bu kadar badire atlatıp da hala varlığımızı sürdürebiliyorsak bunun nedeni olsa olsa Allah'ın Türk milletine tanıdığı bir iltimasdır.
Mehmet Soral
Yenikapıda demokrasi, milli birlik ve bütünlük adına ahkam keseceksin; sonra seni bulunduğun makamlara taşıyan insanların aynen bir zamanlar senin için yaptıkları gibi bir başkası yanında iradelerini ortaya koymalarına tahammül edemeyeceksin; adeta kin ve nefret kusarcasına; bir telaş içinde akibetine tedbir almaya yönelik ''Tedbirli ihraç'' sürecini başlatacaksın. ''Paralel'' iftirası tutmayınca son çareniz bu mu olacaktı. "Madem içeriye tıkatamadık, o zaman biz gereğini yaparız" der gibisiniz.
...
Demokrasi, milli birlik ve bütünlük adına sürekli inanmadıklarınla amel ediyorsun; samimi değilsin; İnansan sonuçlarına da katlanmaya yüreğin yeter ama inanmıyorsun ki. Demokrasi; hele ki seçim, senin en büyük kabusun ama bu korkuyla daha ne kadar yaşayacaksın ki.
...
Acelen nedir; neyi kimden kaçırma telaşındasın. Bizler "Kongreniz ne oldu" suallerine; "Şimdi derdimiz bu değil ki; derdimiz ülkemizin içinde bulunduğu sıkıntıyı salimen atlatmaktır" derken; sen öne fırlayıp puan mı kapmak derdindesin. Bu son hamlen bizi birbirimizin yüzüne bakamaz hale getirmek midir. İşte bunu başaramayacaksın muhterem.
...
Bir belgesel izlemiştim. Tarla faresi bir seferde çok yavru doğuruyor ancak bir süre geçtikten sonra karnı acıktığında ilk önce en zayıf yavrusunu yiyerek açlığını gideriyor.
Bilmem, anlatabildim mi?
...
Galiba sen bizi; irademizi sana ipotek ettirip, sadakat nikahı kıyan, azat kabul etmez kölelerin olarak görüyorsun ama Cüneyt Öztürk kardeşimin dediği gibi seninle olmak, sana katlanmak zorundamıyız; hiç de değil.
Mehmet Soral
Meral Akşener hariç diğer MHP Genel Başkan adayları;
Meral Hanım'a yani ülküdaşımıza oradan, buradan şuradan; gücün arkasına saklanarak ipten, kazıktan kopmuş itlerin oluşturdukları algı lincine karşı hala net tavrınızı göremedik. Bu sessiliğinizi öfke ve kininize mi bağlayalım; ne diyelim söyleyin lütfen; adını ne koyalım.
...
Sizlerin bildiği, bizlerin bilmediğimiz bir durum, hal ve bilgiye sahipseniz ve de bunu açıklamaktan imtina ediyorsanız bilesiniz ki vebal altındasınız. Ha, hiç bir durum sözkonusu değilse o zaman delikanlıca kalkın bu algı lincine karşı bir duruş ortaya koyun veya siz de lince katılın, ne diyecekseniz deyin. Bu ketumluğunuz devam ettiği sürece inandırıcılığınız azalacak, güven kaybına uğrayacaksınız.
...
Bilesiniz ki bu hareketin en azından kanaat önderleri olarak sizler; yaşanan olaylar, hal ve durumlar karşında fikirlerinizi, düşüncelerinizi açıklamanız sizlere atfedilen değer gereği göreviniz, bizlerin de öğrenmemiz en doğal hakkımız. Eğer bunu beceremiyecek kadar ; söyleyeceğiniz sözler, yapacağınız açıklamalar için risksiz bir ortam, dikensiz gül bahçesi beklentisi içinde ehlikeyif haliniz devam edecekse; çekilin önümüzden yüreği yeten gelsin.
Mehmet Soral@hotmail.com
soralmehmet
Değerli dostlar,
Sizlere bir önerim olacak; itirafcı adı altında adeta dönüşümlü olarak her birisi her akşam bir başka TV'ye çıkan insan müsvettesi mahlukları TV'ler de gördüğünüz an lütfen izlemeyin, kanalı değiştiriniz. Hatta mümkünse sözkonusu TV kanalını arayarak protestomuzu iletelim.
....
Eğer bu adamları illaki izlememiz isteniyorsa mahkemelerde yargılanırken izlemek isteriz. Bu aşağılık, yeni türeyen itirafcı güruh adeta milli kahraman pozlarına bürünerek geçmişlerini detaylı bir şekilde anlatarak sanki millete üstün hizmet sunuyorlar.
Bu alçakların Gazi Meclis'i bombalayan, halkın üzerine kurşun yağdıran ve insanımızın üzerinden tanklar yürüten; ezen, parçalayan zihniyetin bu hallere gelmesinde emelleri ve emekleri yokmuş gibi konuşmaları şahsen benim kanıma dokunuyor. İtiraflarını bir lütufmuş gibi sunmaları ve nerdeyse bizlerden alkış beklemek gibi yüzsüzlüklerini daha ne kadar izlemeye devam edeceğiz.
...
Bu insanlara artık ekranlar kapatılsın, mahkemeler açılsın. İtiraflarının kabahatlerinin kefaretine sayılmasını kabul edemeyiz. Hele bir de demiyorlar mı; "Sanıyordum, tahmin ediyordum, ben almadım ama alındığını biliyordum, yoktum ama olanları biliyordum, falancanın filanca ile görüştüğünü tahmin ediyordum ama görmedim" gibi insanları zan altında bırakan kasti isnatlarda bulunarak hem kamuoyunu yanıltıyorlar hem de kendilerini mümkün olduğunca masum göstermeye çalışıyorlar; bu arada zan altında bıraktıkları insanlar da işin cabası. Alçak adam "Falancanın acısı vardı; acısını fırsat bilip onu kafaya aldık, bağış yapmasını sağladık"derken aynı zamanda utanmadan ihbardada bulunarak sanki "Devlete üstün hizmet" de bulunuyordu.
...
Elbette konuşşunlar, itiraflarını dile getirsinler ama bunu tutuklu halde ve mahkeme huzurunda yapsınlar. Kesinlikle masum değiller; yedikleri haltın bedelini başta şehitlerimiz olmak üzere millet olarak ödedik. Müsebbibi oldukları yıkımın enkazını kaldırmak için belki de uzun yıllarımızı heba edeceğiz. Onların malum yapılanmadan kopmaları; devletin ve milletin bekasını düşündükleri için mi; kesinlikle hayır. Bunu fark edebilmeleri için kırk yıl mı geçmesi gerekiyordu; elbette hayır.
...
Evet itirafcı denen hainleri artık TV'lerde izlemeye son veriyoruz; onları mahkemelerin huzuruna havale ediyoruz.
İtiraflarına iltifat bekleyen yüzsüzler...
Mehmet Soral
soralmehmet@gotmail.com
Di gelde sövme; Ozan Arif üstadımız "Sana sövmenin bizim itikatımızca sevabı var" demiş. Ne de güzel söylemiş.
...
2012 yılına; yani milad olarak kabul edilen 17/25 Aralık'ın az öncesine kadar (Açıkgöz ya; kendisini af kapsamına alıyor) ayda 3.500.- TL maaş alıyormuşsun ve yine diyorsun ki; her kesim iş dünyasi, siyasi partiler, spor camiası, inanç ve meşrep grupları ile diyaloğa geçerek, tabiri caizse onları kafaya alarak cemaate kazandırmaya çalıştık.
....
Bugün müsebbibi oldugunuz alçaklığın dizaynında en sorumlularından birisi olacaksın; gün gelecek kırk yıldır bir yerlere getirdiğiniz hain ve alçakca yapılanmanın daha sonra nereye, ne şekilde evrileceğinizi bildiğinizden olsa gerek son anda "Ben tirenden zaten inmiştim" diyerek paçayı kurtaracaksın. Her şey bu kadar basit mi? Devlet senin bu numaranı yutacaksa yuh olsun derim ama sanmıyorum. Şemdin Sakık da bir çok şeyleri itiraf etti ama cezasını çekmeye devam ediyor, edecek de.
....
Yıllar önce elinizde çanta piyasaya "Akıl söğüşlemeye" çıkıp, kapı kapı dolaşırken; Milleti Allah, Kuran, namaz, niyaz ile kandırmanın revaçta olduğu yıllarda; her kapıda yal arayan itler gibi Meral Akşener'in de makamına gidip birşeyler istemiş olmalısınız ki; bugün çıktığın TV'te "Meral Akşener'in falanca ile muhabbetini bilirim" diyorsun. Senin muhabbet dediğin şey belli ki menfaat için yaltaklanma seansları. Dolaştığın kapıları değil, yediğin yaldan haber versene. Kimlerden ne menfaat sağladığınızı anlatıyorsun; hiç olmazsa şahit olduğun muhabbeten sağlanan menfaat nedir; sen ondan haber versene.
...
Anlaşılan her kapıya gitmişsiniz; birilerini kandırıp, şöğüşlemişsiniz; bir kısmını ise kandıramamışsınız.
....
Kırk yıl aşağılık olacaksın, son beş yılda pirüpak olacaksın öyle mi? Hala takiye yapmadığın ne malum; Utanmaz adam!..
Türkiye'nin içinde bulunduğu konjuktürü şark kurnazlığı ile fırsata çevirerek, geçmişte kapısında yal dilendiğiniz insanları; kalleş yapılanmaının inşasına katkı sağlayan üç beş hainden birisi olarak kendinizden daha suçlu gösterme, bundan yararlanmak isteyen leş kargalarına da alan açma, bahane üterme gayretinizi ve tekaşlınızı çok iyi anlıyoruz. Sizler için "Bunlar içki sofralarında alem de yaparlar ama kendilerini belki etmezler" denmiyor mu? Bence sende bu karekterterde birisisin ve icraatına devam ediyorsun.
....
Gerek devletin, gerekse TV'erin bu tip adamlara itibar edip, geçmişte namusu ve seferi ile hizmet etmiş insanları somut delillere dayanmadan zan altında bırakmalarına fırsat vermemelidirler.
...
Kuş beyinli ahmak; gezdiğin kapıyı değil, yediğin yalı anlat. Meral Hanım size ne menfaat sağladı. Zamanında bir siyasetçi için "Gülen" ile görüşememiş olmanın eksiklik olarak değerlendirildiği günlerde Meral Hanım'ın Bakanlık makamına gitmişsiniz; belli ki bir şey de koparamamışsınız; kandıramamışsınız yani.
Yoksa senin kuyuk acın o yıllara mı dayanıyor.
Mehmet Soral

Sahtekarlar, munafıklar Meral Akşener üzerine yazdığınız tüm senaryolar boşa çıkıyor. En sonunda itirafcı denen; kimi ne zaman satacakları belli olmayan; onu, bunu, şunu sata sata bugünlere gelmiş; Fetö denen hain yapılanmada en büyük katkısı olan; bugün de iktidara yaranmanın en çok pirim yaptığı bir dönemde; koskoca içisleri Bakanlığından Meral Hanım adına gönderildiği iddia edilen tarihsiz, giden evrak kayıt numarası olmayan bir mektubun resmi ve hukuki hiç bir hükmünün olamayacağını bile bile yine algı linci ile millete yutturmaya çalışan gafiller; yaptığınız bütün bu kalleşlikler Meral Hanım'ın ismi etrafında Türk milliyetçilerinin daha da kenetlenmesini sağlıyorsunuz. Devam edin; iyi geliyor.
....
Tarihli, giden evrak numaralı mektubu getirip koyun milletin önüne mesele sizin açınızdan da, bizim açımızdan da biter.
...
Ulan dangalak (sözüm muhatabına) içisleri Bakanı olmasını sağlayan adama sadece bir mektupla teşekkür etmeyi yeterli görecek kadar kifayetsiz insan hangi çapı ile Bakan olacaktır; hele ki Meral Hanım'ın kişiliğine hiç oturmaz. Hem çok nazik bir hanımefendi biokaar da delikanlıdır. Bişekilde teşekkür edecekse bunu bizzat muhatabına giderek yapar. Yine böyle bir mektubun yazılmasından hükümet adına zamanın başbakanının rahatsız olacağı, en azından nezaketsizlik olarak kabul edileceği aşikar değil mi.
....
Ey Aktroller şu anda sizden olup da; liderinize, partinize ve ülkemize ihanet eden; konjuktür gereği gündüz yalakalık yapıp dikkatleri üzerlerinden uzaklaştıtan geceleri de karılarının koynunda saklanan serefsizlerle meşgul olup, onları deşifre etseniz daha iyi olur. Mesela daha düne kadar Türk Bayrağı'nın altına azınlıkları temsil eden şeritler çekilsin diyen ancak bugün yaptığı TV programında masasına Türk Bayrağı asan "Hatun kişi'nin samimiyetini sorgulayıp, şimdi de onlar tarafından kandırılıp, kandırılmadığınızı takip eysenize.
....
İlk önce kapınızdaki çöpü temizleyin ki; gerçek kokunun nereden geldiğini fark edebilesiniz.
...
Artık algılara teslim olarak düşünmeyip, Allah"ın bahşettiği en güzel niğmet olan aklınıza "Danışarak" düşünün ve karar verin lütfen.
...
Şimdi düşündükçe anlıyorsunuz değil mi; iki ayyaş ile alnı secde gördüğünü sandığınız iki kalleş arasındaki farkı.
Mehmet Soral
Cemaat/Fetö, sadece AKP değil, DSP dahil kimlerden ne istedilerse almışlar. Kandırılan sadece Erdoğan ve AKP cenahı değil, tüm kesimler.
...
Şunu kendimce itiraf edeyim ki, başarısız darbenin Erdoğan'ın "Tek hakim ve yönlendirici" olduğu ve de siyasal İslamcı, muhafazaker anlayışın yönetimde olduğu zamana denk gelmesi belki devlet ve millet olarak ayrı bir şansımız. Diğer mevcut liderlerin böyle bir krizi bu denli başarılı savuşturacaklarını sanmıyorum. HDP eşbaşkanları ve Erdoğan dışında siyasi risklere talip olan lider göremiyorum. Olursa da olur; olmasa da olur düşüncesindeler.
....
O kadar olumsuzluklar yaşıyoruz ki; artık yaşadığımız kötülüklerden "Hayır" çıkarmaya çalışıyorum. Mesela Recep Tayyip Erdoğan artık siyasal görüşü dahil tüm yaşam felsefesini baştan sona revize edeceğini düşünüyorum. Özellikle siyasal İslamcı anlayışın yıllarca mücadelesini verip, sonra da bu anlayışın cellatları tarafından kendisi için darağacı hazırlanmış olması elbette insanın tüylerini diken diken eder. Erdoğan bütün bunların tek tek değerlendirmesini yapacaktır şüphesiz. Kendisini yanlızlığa iten en yakınlarının ihanetini görmüşken; bunlara karşılık gerek Ordu da gerekse sivil hayatta milliyetçi, ulusalcı, Atatürkçü, sosyal demokrat veya Kemalist diye ötelediği insanların devlete hatta kendisine nasıl sahiplendiklerine şahit oldu.
...
Anlaşılan her siyasal görüş, kişisel duruşlar yaşadığımız malum musibet nedeniyle kendini revize edecektir.
Mehmet Soral
Beyaz TV'de Melih Gökcek diyor ki; "Darbe sabahı Meral Akşener'in evinin yanındaki polis kulübesinin önünde yakılan kağıtlar neydi; açıklama bekliyoruz"
....
Mahalleli olarak söyleyeyim mi?
Meral Hanım'ın evinin yanında mezarlık var. Mezarlıktaki selvi ağaçlarına musallat olan bir tür sinek mahalleyi istila etmiş. Ankara'dan çok "Özel" birisi tarafından gönderilen yine çok özel bir ekip sineklere tütsü yaparak onları savmışlar ve mahalleli de böylece derin bir nefes almış. Meral Hanım'ın selvi ağaçlarına musallat olan sineklerle ilgili herhangi bir bağlantısı yoktur.
Bilginize.
Mehmet Soral
Numan Kurtulmuş Bey Feto için "Dinler arası diyalog denen sapkın bir inançları var" diyor.
...
Evet, biz ülkücüler bu tesbiti sizden çok çok önce yapmıştık. Yine Türk milliyetçisi, ilahiyatcı Prof. Yümni Sezen bu saçmalığa reddiye amaçlı bir kitap yazmıştı. Cübbeli Ahmet Hoca "Dinler arası diyalog olamaz" dedi, hapse tıkandı. Yümni Hoca tedirginlikten kitabını tekrar bastıramadı; zira çok aradım bulamadım.
....
İktidar hariç diğer kesimler üzerinde cemaatin "Yaramaz" olduğu şeklinde genel kanaat vardı ama sadece sizlere anlatamadık. Ancak bu milletin dini bütün insanlar olarak gördükleri sizler; başka amaçlarla kandırılmayı yani 2010 yılını beklemeden bu sapkın inancın ilk telefuz edildiği zaman da iktidardaydınız ve 17/25 Aralık öncesiyd; keşke anında itirazınızı dile getirseydiniz.
...
"Dinler arası diyalog"a İslami-İmani nedenlerle zamanında itiraz edilebilseydi kesinlike bugünkü kalkışma gücüne erişemezlerdi. Bunu niçin ifade ettim; çünkü refleksleriniz iddialarınızla(Siyasal islam) uyumlu değil. İtiraz yönünde refleks gösterebilseydiniz "Paralel yapı" çok daha önce deşifre olacaktı.
...
Sayın Cumhurbaşkanı bugün "Olağanüstü Din Şurası"ın da malum hain ve alçak yapılanmaya zamanında inanmış, onlara güvenmiş olmaktan dolayı "Rabbim de milletim de bizi affetsin" diyerek; aslında bir itirafla beraber bundan sonra cemaatlere yeni bakışının, mesafesinin ne olacağı; "Lâik, antilaik" kutuplaşmasına karşı tavrının ne olabileceğini kestirebiliyoruz. Şahsen bunca yaşanmışlıklardan sonra temennim; insanların daha dindar, sistemin daha lâik olmasına özen gösteren bir yönetim anlayışı hakim olmasıdır. Bunun böyle olması gerektiğine yaşadığımız malum süreç kanıttır.
...
Dolayısıyla yaşanan olaylar, hal ve durumlar karşında; müslüman müslüman gibi, milliyetçi milliyetçi gibi; hümanist hümanist gibi hatta vicdanlı insan gibi davranmayıp; şahsımızın, partimizin, dünya görüşümüzün çıkarı doğrultusunda hareket edersek kişisel ve toplumsal travmalar yaşamamız kaçınılmazdır.
..
Bu manada darbeden elde edebileceğimiz en büyük kazanım; maliyeti yüksek olsa da; siyaset-dini cemaat hatta etnik kimlikler ilişkisi üzerinden güç devşirmek kısa vadede menfaat sağlasa da; uzun vadede kontrolden çıkan gücün dönüp menfaatperestleri sokan bir yılan olabileceğidir.
...
Artık seçim arifelerinde şu cemaat falanca partiyi destekliyor gibi haberleri basında duymayacağız; zira hiç bir parti böyle bir görüntüyü vermeye cesaret edemeyecek; çünkü ederse zaman gelip o cemaatin esareti altına girebileceği tehditini bileceklerdir.
...
Fetö'ye duyulan öfkenin girdabına kapılarak Türk Ordusu'nun Metehan'dan buyana gelen hiyerarşik düzeni bozuluyor; lütfen bu hatadan dönülmeli ve fetö yüzünden tekrar bir hatanın daha yapılmasına fırsat verilmesin.
Mehmet Soral
Ben MHPl'liyim; ideallerim ve ülküm doğrultusunda taleplerimi partime iletmek ve gerektiğinde uyarmak en doğal hakkım. Çünkü bu partide sadece yönetenlerin değil hepimizin alın teri, emeğimiz ve göz nurumuz var. Partiyi keyfiliklere terk edersek ve susarsak; bunun da Allah'a hesabını vermek gibi bir sorumluluğumuzun olduğunu biliriz.
...
Özellikle dün akşam CNN Türk'de eski Genel Kurmay Başkanını dinledikten sonra; Türk Ordusu üzerinde yapılan yeni düzenlemelerin vehametini daha iyi anladım. Sayın Devlet Bahçeli hala hükümet tarafından yapılmak istenen değişikliklere tepki göstermiş değil. Fark ediyorum ki aklı başında her Türk milliyetçisi olup bitenlere razı değil. MHP'nin varlık nedeni diğer hükümetlerin yapmak istediklerini gerçekleştirmekte koltuk değneģi olmak değildir. Özellikle Türk Ordusu üzerinde yapılmak isenen "Iğdış" etme operasyonuna her Türk milliyetçisinin ve özellikle de MHP'nin engel olması varlık nedenimizdir.
...
Türk ordusuna "Güven" degil, "Güvensizlik" esas alınmış. Sanki geleneksel ordumuzun varlığı hep hükümetlere darbe yapmak içinmiş de; hükümet bunu sona erdirmek istiyor ancak bunu yaparken de gerçek düşmanla savaşabilecek; emir komuta zaafiyeti olan, motivasyon eksiklikleri ile donatılmış bir ordunun inşasına neden oluyorlar.
...
Milli Savunma Bakanı Genelkurmay Başkanının haberi olmadan orduya her türlü şekilde emir verebilecek konumda.
....
Asker yetiştiren kurumların durmu ise bir felaket. Dünyanın her ülkesinde ordulardaki en belirgin şey kesinlikle emir komuta bütünlüğü ve askeri eğitimlerde ihtisasın baz alınmasıdır. Müthiş bir yetki karmaşası var. Askerî hastahaneler aynı zamanda savaş şartlarında nasıl hizmet verildiği üzerine de eğitim verip, varlığını sürdürürler ama şimdi kaldırılıyor, mevcutlar da Sağlık Bakanlığına bağlanıyor.
...
Ve sonuç itibariyle her zamanki gibi "Siyaset Kurumu" bu millete yaşattıkları olumsuzlukların nedeni olarak kendini değil bizatihi yine kurumları görüp, onların genleri ile oynayarak yeni bir probleme zemin hazırlıyorlar.
...
İlker Başbuğ siyaset kurumuna diyor ki; "Ulan (bu ifade bana ait) bir gencin fikri yapısı lise yıllarında oluşuyor ve bu çocuklar liseden çıkıp, sınavla harp okuluna geliyorlar. Bu gençlerin oluşan fikri yapılarına müdehale etmek artık mümkün olmayabiliyor. Sen milli eğitim bakanlığı olarak bu çocukları niçin cemaate kaptırdın. Senin yetersiz denetimin, oy kaygısı ile göz yumman sonucu malum şekilde sızmalar oluyor. Milli eğitim Türk Ordusu'na bağlı olsaydı biz bu sızmalara fırsat vermedik"
Aslında Başbuğ Paşa mealen bunu söylemiş oldu. Bu arada diğer Genel Kurmay Başkanlarının ketumluluklarını anlamak mümkün değil. Hele ki şu Özkök Paşayı çok merak ediyorum. Orduyu ığdış etme, sur da ilk gedik açma onun zamanında oldu.
...
Not:Bahçeli'nin bugünkü(2.8.2016) salı konuşması yukarıdaki görüşlerimi değiştirmemiştir; zira atı alan Üsküdar'ı geçince sonradan söylenenlerin hiç bir hükmü olamaz.
Mehmet Soral
Şu anda devam etmekte olan OHAL şartlarında yapılan sorgulama ve tutuklamaları dikkate aldığımızda; Fetö ile 10 sene yatak yorgan olan siyasi parti mensupları için ve yine aynı siyasi partinin en yetkilisinin itirafı olan "Ankara'yı cemaate parsel parsel veren" ile ilgili henüz gözaltı veya tutuklama olmaması manidar değil mi? Sürekli olarak delil olmasa bile; algı bombardımanı ile MHP içi muhalif kanat fetö üzerinden karalanmaya çalışılıyor; bu da çok manidar değil mi? Genel Merkeze karşı muhalif oldular diye fetö sopası ile terbiye edilmek istenen ülküdaşlarımıza karşı yapılan bu aşağılama ve horlama karşında MHP Genel Merkezi'nun adeta "Oh olsun, canıma değsin" tavrını anlamak mümkün mü; bu da çok manidar değil mi; nerede kaldı "Ülkücü ülkücünün kardeşidir" veya "Ülkücülük hukuku"
...
Anlaşılmıştır ki; OHAL şartları iktidar lehine kullanılmaya devam edilmektedir. Tayyip Erdoğan'ın başkanlık sistemine geçip, başkan olsaydı bile bugünkü yaptıklarını yapamaz, hayal ettiklerini gerçekleştiremezdi. Türk milletinin "Ordu millet" vasfı ortadan kaldırılarak, yüzelli ikiyüz yıllık kurumlar kapatılıyor. Ordu olabildiğince sivilleştirilmek isteniyor. Beyler aklınızı başınıza alın, sivilleştirilmiş orduda bugünkü ruhu bulamazsınız. İşin garibi bu yapılanları darbe mazereti ile izah etseler de; bu düşünce "Siyasal islamcılar"ın 1970'li yıllardan beridir kafalarında olan bir şey. Muhalefetin, kurumlar üzerinde yapılan bu kadar tahribatın hala farkında olmamaları veya olup da müdehale etmemelerini, olup bitenleri sadece izlemekle kalmalarını anlamak mümkün değil. Ödeyecekleri muhtemel tazminatlardan vazgeçilmesimi acaba muhalefeti sessizliğe itti(!)
....
Alçakca ve haince yapılmak istenen başarısız darbe girişimini ordu-millet def etmeyi başardık; ancak hükümet malum olağanüstü şartlar bahanesi ile ajandasındaki gizli niyetlerini; selden kütük kaparcasına uygulamaya koyarsa; o tankların önüne yatan ruha zarar verir. Allah korusun buna benzer durumlarda güven sarsılması nedeniyle aynı ruh tekrar tezahür etmez. "Kabataş Yalanı" örneğinde olduğu gibi. Dolayısyla kurumları kaldırmak yerine; yerinde değişim, dönüşüm ve islah çalışması yapılmalıdır.
...
Sayın Devlet Bahçeli'nin ve Sayın Kılıçtaroğlu'nun biraraya gelerek bu olup biten düzenlemelerin takipcisi olmaları ve bunun içinde ekip kurmalarını bekliyoruz. CHP'yi tebrik ediyorum; yargılamalarda mağduriyet yaşanmaması için komisyon kurdu. Bence MHP de bu komisyona isim vermelidir.
....
Hangi dönemde kaç tane Fetöcü askeri okullara girdiği, hatta isim isim sayıldığı halde niçin bunlar derdest edilmiyor da; askeri okullar kapatılıyor. Bu hal "Siyasal islamcılar"ın hep olagelen bir hayalleriydi ve ne yazık ki gerçekleşmek üzere, bunu da herkes bilmelidir.
...
Ne darbe olsun, ne de selden kütük kapılsın. Eğer er veya geç demokrasi hakim olacaksa; günler gelir geçer; iyiler güzellikler yad edilir; kötüler nefretle anılırlar ama hesapta sorulur.
Mehmet Soral
Türkiye de darbe olmuş; insanlar tankların önüne yatıp, siper olmuşlar; sehit olanlarımız, gazilerimiz var; ordunun komuta kademesinin neredeyse yarıdan fazlası satılmış, hain çıkmış; 60 bin insan görevden el çektirilip; binlerce insan hapislere tıkanmış; bizim bilmediğimiz ama belli ki devleti yönetenlerin bildiği tehlike nedeniyle "Demokrasi nöbeti" devam etsin diye milyarlarca maliyete katlanıp, İstanbulda ulaşım bedava sağlanırken; darbe ortamını fırsat bilip mensuplarına iftiralar atılırken; hangi duygu, düşünce ve sorumluluk inancı Sayın Bahçeli'nin sessizliğe bürünmesini gerektiriyor.
...
Sayın Bahçeli?
Bütün bu olağanüstü yaşanmışlıklar varken; Allah'ını, kitabını seversen seni milletin önüne çıkmaktan alıkoyan nedir? Ulusal yayın yapan bir kanala çıkıp, soru cevap şeklinde olup, bitenleri anlatmana mani olan nedir; özgüven eksikliģimidir Allah aşkına? Seni bir "Tesadüf veya kaçınılmaz.mukadderat" Genel Başkan yaptı ancak liderleri de zor şartlar ortaya çıkarır. İşte fırsat bu fırsat; çık ortaya kendine ve temsil ettiğin kesime ait fikir ve düşüncelerini anlat. Bu kadar olağanüstü yaşanmışlıklar varken hala ortalıkta gözükmemeni anlamak mümkün değil. Partinin ideolojik manada dinamik isimlerini sindire sindire onları adeta ortadan sildin. Çok garip değil mi; TV'lerde Ümit Özdağ'ı, Özcan Yeniçeri, Yusuf Halacoğlu ve Sinan Oğan gibi isimleri artık görüp, dinleyemiyoruz; çünkü saniyorum ki disipline gönderilmek gibi bir endişeleri olabilir. Meral Hanım'ı kurtlar sofrasına attın, izlemekle meşgulsün.
...
Hiç kusura bakmayın; bu kadar olağanüstü yaşanmışlıklar varken, üstelik devletin, milletin birliğine, bütünlüğüne Kalkışma yapılmışken ve yine devletin kuruluş felsefesini kendisine şiar edinmiş bir partinin Genel Başkanı olarak basın toplantısı yapamayacak kadar koordine olamıyorsanız; hala gerek olmadığına İnanıyorsanız siz bildiğinizi okuyun ama bizden günah gider. Bugünkü haliniz çağdaş liderlerin hiçbirinde yoktur. Çağdaş lider tipleri gerekirse kanadı kırılan bir kuş üzerine basın toplantısı yapabiliyorlar ama milletin üzerinden tanklar geçmiş, evlere ateş düşmüş ama hala bir basın toplantısı yapmayı düşünmüyorsunuz.
...
Sayın Bahçeli size bir şey söyleyeyim mi; dedim ya şartlar lideri çıkarır; Ergenekon ve Balyoz tutuklusu olup, sonra beraat edenlerin içinden bile "Lider" çıkacak, belki de parti kuracaklar ve sizin liderliğinizdeki MHP ve mensupları bu "Delikanlı" insanları imrenerek izlemeye devam edeceğiz. Gene sizi kahraman gösterecek; "Darbe gecesi 1. Ordudan aranmış önemli insan" konumunuz üzerinden muhabbetler yapılarak, belki de "Darbeyi durduran adam" olduğunuz bile söylenecek; gene bizler "Bu kadar önemli bir devlet adamından ne istiyorsunuz" denilerek eleştirileceğiz. Sayın Bahçeli onlar ne derse desinler; ancak siz de biz de artık denizin bittiğine hazırız değil mi?
Mehmet Soral
Veled-i zinalar
Gerek Ergenekon, Balyoz davaları gerekse 15.7.2016 tarihli darbe girişimi yıllardan beridir T.C Devleti'nin kurucu felsefesini eleştirerek, oluşturdukları algılar üzerinden güç sahibi olan "Siyasal islam'cı" görüş ile "Bir dini cemaat"in izdivacından peydahlanmış veled-i zinalardır.
....
Gerek 28 Şubat süreci, gerekse 27 Nisan muhtırasında amaç başkaydı; "Siyasal İslama"a alan açmaktı. Milletin öfkesini ( Başörtüsü üzerinden mağduriyet edebiyatı yapmak) belli bir odakta toplayarak, sonra bunu siyasi ranta yani oya dönüştürmekti. Bu süreci de, bugünkü darbe girişimini de düşünen, uygulamaya koyan ABD ve onun devşirdiği hainler ordusu cemaattir. Elbette bu süreçten siyaseten nemalananlar olmuştur; bakmayın onların karın ağrılarına; onlar samimi olsalar "Fırsatı ganimet bildik fazla yüklendik, bilemedik dokunacağını" diyeceklerdir.
Yalancılar aynı zamanda aldatıcıdırlar
Kimse kusura bakmasın değilmi ki; "Üst kısımları çıplak, alt kısımları deri giyisili yaklaşık yetmiş kişi; çocuk arabasında bebeği olan başörtülü genç bir annenin üzerine işeyip, arabayı tekmelemişler, yerlerde sürüklenmişlerdir" gibi kendi itiraflarından öğrendiğimiz üzere yalan bir olay üzerinden yazılan senaryoya milleti inandıranların birinci derece muhataplarının söylediklerine inanmam ve güvenmem mümkün değil.
....
Çok basit bir örnek.
Adeta hazırladıkları sözde darbe bildirgesinin dilinin FETO dili olmasından ziyade ulusalcı, Atatürkçü ve Milliyetçi bir dili kullanmayı tercih eden, yani darbe yaparken dahi kimliğini saklamayı tercih eden örgüt; niçin aynı gece Genel Kurmay Başkanını çetebaşı ile görüştürmek istemiş olabilir.
Böyle düşünmek benim kabahatim değil; "Kabataş yalanı"dır.
Demokrasilerde güven çok önemlidir.
Askeri liseler kapatılacak mı?
Bugün sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin katıldığı bir toplantıya yönetiminde bulunduğum Dernek adına katıldım. Hükümete yakınlığı ile bildiğim bir bürokrat'ın "Askeri liseler kapatılmalı; ne o, darbeci zihniyetle yetişiyorlar" ifadesini kullanınca; "Ey vah gene ders alamıyacağız herhalde" diye içimden geçirdim. Oysa yıllardan beridir kurumsallaşmış ve bu kumsal kimliğin oluşması için ödenen maddi ve manevi bedel hesabını yapmak bile mümkün değil. Oysa o kurumlardan nice vatanseverler çıktığı ve halen de var olduğu içindir ki; malum darbenin savuşturulmasında etkin olabilmişlerdir. Dolayısyla askeri okullarımızın kapatılması değil; yerinde ve sistem üzerinde iyileştirilmesi düşünülmelidir. Darbeden darbe çıkarma fırsatçılığı yapılmamalıdır. Millet siyasi görüş farklılığı gözetmeden meydanlarda "Demokrasi nöbeti" tutarken darbenin müsebbibi olanlara karşı önlem alınması adına en az yüzelli, ikiyüz yıllık askeri kurumlarla hesaplaşma veya genleri ile oynamak gibi bir hata yapılmamalı; "Siyaset kurumu" kendisine çeki düzen vermeli. Ana referans kaynağı "Alnı secdeye değme"yi kabul ederseniz siyaset kurumu olarak her zaman aldatılmaya, suistimal edilmeye açıksınız demektir.
ASKERI OKULLARIMIZA DOKUMMAYIN
Tüm sırlarımız deşifre oluyor.
Bu nedir Allah aşkına. TV'lere çıkan her emekli ordu mensubu askerler, strateji uzmanı akademisyenler, gasteciler sayesinde Türk ordusunun gizlenebilecek hiç bir sırrı kalmadı. Nerede, hangi mevkide uçak, helikopter Pistleri ve.mühimmat; boğaziçi Köprüsünü koruyan top ve tank birliği nerede konuşlanmış...
...
Yahu yapmayın, etmeyin; hainin şerefsizliğini anlatabilmek için yine hainin vermek istediği zarara farkında olmadan taşoranlık yapıyorsunuz. Dünya alemin ordumuz hakkında bilmediği kalmadı. Öte yandan Sayın Cumhurbaşkanı "Darbeyi eniştemden öğrendim" demesini nasıl izah edeceğiz. Keşke "O da; bende gizli kalsın" deseydi; yine Rus uçağını düşüren pilotların darbeciler olduğunun söylenmesi kısa vade de bir müşgülatı izah açısından işimize gelse de uzun vadede ne faydası olabilir mi Allah aşkına.
...
Sayın Cumhurbaşkanının diplomasi dilinin zayıf olmasının olağan şartlarda negatif yansımaların telafi edebilmek.mümkündür ancak olağanüstü şartlarda mümkün olmayacağı belli. Çünkü zaman kısa ve başınız belada.
...
Halkın dilini bilip, nabzını çok iyi tutabildiği için onları meydanlara çağırarak darbeyi önlemiştir; buradaki ince zekayı tebrik ediyorum ancak hala diplomasi dilinde bu ince zekayı göremiyoruz maalesef.
Teşekkürler Hande Fırat.
Kader işte; yıllarca "Ey medya..."diye azarlanan aşağılanan, horlanan medya Darbenin akışını değiştirdi, hatta önledi. Teşekkürler Hande Fırat.
...
Bu arada Allah "Enişte" den razı olsun.
....
Herkes dostunu, düşmanını iyi tanıdı; insanların gerçek karekterleri ortaya çıktı. Umarım Cumhurbaşkanı o kadar lüzumsuz adamı yanında tutmaz, MİT'in başına da Enişte Bey'i getirsin.
OHAL
-Hey amca
-Buyur oğlum
-Bu Olağanüstü hal bizim "feysbuk"a bir şey yapar mı?
-Bilemem oğul; huyu, suyu bilimmez "At" gibi; sen gene de fazla kıçına yaklaşma.
Türkiye üzerindeki ABD hegomanyasına darbe indiriliyor.
Bilmiyorum farkındamısınız; ağır bedeller ödüyor olsak da, aslında 1940'lardan beridir süregelen Türkiye üzerindeki ABD hegomanyasına darbe indiriliyor.
Artık hiç bir siyasetçi ABD'ye sırtını dayayarak Türkiye de siyaset yapmayı düşünemeyecektir.
Terörün niçin bitirilemediğinin cevabını da bulmuş durumdayız; Allah'ın izniyle PKK da bitecek.
...
Yüce yaratan ne diyor; "Sizin şer bildiğinizde hayır, hayır bildiğinizde de şer olabilir" Allah ne paralelin, ne AKP nin; ne de ABD"nin heves ettiklerinin gerçekleşmesine fırsat vermedi. Bundan belki de 16 yıl önce kurulan ittifakı tarumar ederek sarsılmak istenen Türk milletini tuttu tekrar ayağa dikmiştir.
...
Bundan sonra kavramlar ve anlamları yeniden gözden geçirilip, yorumlanacaktır şüphesiz. Ulusalcılar kimlermiş; milliyetçiler kimlermiş; Aleviler, Sünniler, ateistler kimlermiş; geziciler, alnı secde görenler, görmeyenler kimlermiş; Atatürkçüsü, koministi, sosyalisti kimlermiş; bunların hepisi karşılıklı olarak muhatapları tatafından ve de özellike iktidar partisi tarafından vicdanen tekrar muhasebe edilecek ve ister istemez ilk önce vicdanlar kendi sorgulamalarını yapıp aklandıktan sonra iç barış ve kardeşlik tesis olacaktır.
...
Artık umarım Sayın Cumhurbaşkanı kitleleri sadece AKP seçmeni olarak görmeyecek; kullandığı dil bunun üzerine olmayacak; olursa maalesef demokrasi nöbetleri sadece AKP'lilere kalır ki; bu durum meydanlarda sağlanan birlik ve beraberliģi sabote eder. Atılan sloganlar tamamen bir siyasi düşünceyi veya partiyi çağrıştırmamalı. Rabia isareti de, bozkurt işareti de terk edilmelidir.
...
Allah ülkemizi ve milletimizi belkide hiç bir şekilde hesabı yapılmamış sonuçlara savurdu. Ben bunu hayra yorumluyorum.
...
Allah'ım böyle dedim diye sen beni utandırma.
Amin.....
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
Tam demokrasinin işlemediği; hak, hukuk ve adaletin tecellisine inanıp, güvenilmediği; yıllardır devam edegelen süreçte Ergenekon ve Balyoz gibi sivil darbelerin gerçek müsebbibi olanların en azından bir kanadının hala yargılanma ihtimalinin olmaması; bugün ve bundan sonraki süreçte olup biteceklerin yine bir Ergenekon ve Balyoz senaryosunun başka bir versiyonu olup olmadığından nasıl emin olabiliriz ki.
Tam demokrasiyi yaşayamadığımız sürece olup bitenleri sunuluş şekline göre yorumlamak ne doğru, ne de sağlıklı olacaktır.
En büyük üzüntüm belki de hain komutanının nereye götürdüğünden habersiz; aldığı emir gereği peşinden giden masum erlerin sokağa çağrılan insanların içindeki ISID zihniyetli hainler tarafından linç edilip, boğazı kesilerek katledilmeleridir. Demokratik, hukuk devletinde yaşıyorsak bunun da hesabı sorulmalıdır. Sorulmadığı sürece hukukun rafa kaldırıldığı; bir başka darbe devam ediyor demektir.
...
Yine en büyük sevincim; Türkiye de antidemokratik uygulamaları vesile kılarak; fırsat düşkünlüğü yapıp meydanlara çıkarak kaosa sebebiyet verilmemesidir. Bu manada Gezi olaylarını bugün belki de daha iyi analiz edip, yorumlamak mümkündür. Demek ki Türk milleti sağ duyu sahibi olup, doğrudan demokrasiye müdahaleyi tasvip etmemiş ve devletinin yanında olmuştur.
Cumhurbaşkanı muhalefete özellikle teşekkür etmesi gerekir.
Sosyal medyayı da bu arada takip ediyorum; Aman Allah'ım hükümet yanlıları özğüven patlaması yaşıyorlar; mazallah sanki farklı bir sivil darbe sürecine evrilme sözkonusu; idam edilmesini istedikleri isimleri listeleyerek paylaşıyorlar. Bu psikolojik hal doğrusu beni ürkütüyor.
...
Türk milletine geçmiş olsun. Büyük bir badire atlattık. Şehitlerimiz var; gazilerimiz var. Şehitlerimize Allah tan rahmet, gazilerimize acil şifalar diliyorum.
ANCAK....
Bir darbe girişiminin akabinde 3000 küsur hukuk adamı görevden el çektirilip, tutuklanıyorsa bu nasıl iş dememek elde değil.
Sanki darbeyi yapan askerler, müsebbibi olanlar yargıçlarmış. Demekki bu kadar hukukcunun görevden alınması için "Olağanüstü halin" mevcut olması gerekiyordu ve bunun için de "Kontrollü darbe" veya "Kontrol altında darbe" yapılması gerekiyordu.
Herhalde hocalarımız bizlere mantık dersi verirlerken az çok, böyle durumlarda mantık yürütelim diye emek verdiler.
...
Asker (Bir grup) hükümete, hükümet de yargıya aynı anda "Darbe" yapıyorlar. Bunun bir cevabı, açıklaması olmalı değil mi? Zerrece aklı olanın zihninden bunlar geçiyor.
Şimdi üç beş kuş beyinli, zeka fukarası "Sen darbe yanlımısın" diyecekler. Ben hiç bir darbenin yanında değilim. Her türlü darbeye kaşıyım ancak Ergenekon ve Balyoz darbelerinin işbirlikci ve tetikciligini yapanlar gibi de çifte standartcı; menfaatci fırıldak olmadığım gibi kandırıldım demeyi de ar sayarım.
Ben her şeyi kendi mantığı içinde ölçer, biçer tartarım, değerlendiririm. Aklımı, irademi birilenin iradesine ipotek ettirip nikah kıydırmadım.
...
Darbelerin de bir mantığı vardır. Hiç bir darbe akşam dokuzda başlamaz. İnternet, sosyal paylaşım siteleri herzamankinden daha hızlı çalışmaz. Ulusal yayın yapan kanallar yayına devam edemezler; çünkü ilk önce onlara el konulur. Çok ileri saatlerde darbeciler ekranı karartıyor ancak halk gidip müdahale ediyor tekrar açılıyor(Biraz tebessüm lütfen) Hükümet yanlısı hiç bir TV kanalı ve medya merkezinin faaliyeti durmuyor, yayınlarına kesintisiz devam ediyorlar.(Burada biraz kahkaha lütfen). Hayli ilerleyen saatlerde sokaklara çıkın anonsu yapıldıktan sonra her ne hikmetse darbe inisiyatifi bundan sonra başta TV kanalları olmak üzere bazı yerleri ele geçirmeyi düşünebiliyor; oysa hiç olmazsa darbe başladığı saatte yapılması gerekmezmiydi. Cumhurbaşkanı kaldığı otelden ayrılıyor, kendisini emniyete alıyorlar, bu arada darbeci F-16 lar yolculuk sırasında uçağını taciz ediyorlar ama gene her ne hikmetse
Meclisi bombalayan şerefsiz güruh Cumhurbaşkanının uçağına bir şey yapmıyor, torpil geçiyorlar(!) Havalimanına inince adeta darbecilere ben buradayım diyerek kendi ağzından yine kendisini ihbar ediyor. Yine Sayın Cumhurbaşkanı gece boyunca çok rahattı sanki şehir meydanında seçim mitingindeydi ve ortalık güllük gülistanlıktı...
Ve daha neler, neler....
Ama "Bunca insan öldü" diyeceksiniz...
Kimin umurunda
Mehmet Soral
ISID bütün bu vahşetine rağmen kendince hangi gerekçelere binaen gençleri yanına çekip, ikna edebiliyor; bunun alt yapısı, argümanları nedir. Bu konularda ülkemizde hala bir çalışma yapılıp da özellikle camilerimizde yeterince halka bilgi verilmediği kanaatindeyim.
.....
Sürekli dile getirdiğim şeyi tekrar hatırlatmak isterim ki; Türkiye de din eğitimi, öğrenimi ve yaşamı maalesef algılar ve ritueller üzerinden oluyor, imani tarafı adeta görülmüyor. ''Namaz kılmaz, oruç tutmazsan Allah seni cayır cayır yakacak'' denilmesi alışa gelen din öğretisi. Korku temelli din öğretisi sadist insan yetiştiriyor. Allah korkusundan ziyade, Allah'a minnet duygusundan hareketle Allah sevgisini vermek lazım. Allah'ın şefkatini, merhametini; esirgeyen ve bağışlayan olduğunu anlatacak; dini bilgiler yanında fizik, kimya, biyoloji, matematik hatta uzay bilimlerine az çok vakıf insanların yetişmesi gerekiyor ki; insanları ikna edebilme kaabiliyetleri yüksek olsun.
...
Mesela sürekli sokak iftarları yapmak, teşvik etmek; olur, olmadık yere islam esettiğine dikkat etmeden camiler yapıp, adına dernek kurup, yanına da bir çay ocağı açarak akşama kadar geyik muhabbeti yapıp bir siyasi partinin arka bahçesi konumunda faaliyette bulunmak...
Mesela Allah'ın gücü ve kudreti üzerine derin sohbetlerin yapıldığı vaki olmadığı gibi bir mekan da bulamazsınız; tasavvuf denen şey zaten yoktur. Oysa malum kişinin inadı uğruna her tarafa imam hatip okulu açılacağına; bu okulların sayıları azaltılarak, nitelikleri artırılıp dini bilgisi müsbet isimlerden de beslenen; ikna gücü yüksek, özgüveni tam ve aynen ISID misyonerleri kadar sonuç alıcı; önce eğitilmiş sonra da eğitimci konumuna gelmiş insanların yetiştirilmesine şiddetle ihtiyaç vardır. Bu alanda yetişmiş insanların uzmanlıkları o kadar kıymetli olacak ki alacakları maaş da bunu teyid edecek kadar tatmin edici olacaktır.
...
Yaşadığımız modern çağın çelişkilerle dolu günlük yaşamdan kaynaklanan sorunlar karşında manevi dünyamızı ilgilendiren sıkıntılara adeta bir psikolok gibi cevap verebilecek "Dini sorunlara bakan" görevlilere ihtiyaç var. Klasik mantalite ile yetişmiş din adamları; modern çağ ile yeterince iletişim kuramadıklarından; dolayısıyla da sorunlarından da habersiz olduklarından özellike gençlerin çok zekice sordukları sorular karşında yetersiz kalabiliyorlar.
...
Mesela Türkiye de klasik din anlayışı perşembe aksamları yatsı namazından önce ertesi günün cuma olması nedeniyle cami minarelerinden "Sala" verilmesini çok önemsiyor ama gençlerin ISID veya sosyal bir yara olan uyuşturucu belasından nasıl korunabileceklerini sorun yapmıyor.
...
Bu ISID denen yapılanmanın menbağından ülkemize göç etmiş resmi 3 milyon, gayri resmi belki de 4 milyon insanın, üstelik de vatandaşlığa kabullerinden sonra ülkemizde yeni bir ISID menbağı oluşturmayacakları ne malum. Dolayısyla yukarıda tanımlamaya çalıştığım "Din hekimlerine" ihtiyacımız bugün var yarın daha da çok olacaktır; şimdiden tedbirini almak lazım.
Mehmet Soral