16 Eylül 2016 Cuma

BİR TARIK AKAN GELDİ GEÇTİ

Ben Türk milliyetçisi, ülkücüyüm. Tarık Akan ise solcu bir insandı. 
...
Bir müslüman olarak Aktroller gibi bu insana siyasi görüşü dolayısyla göndermeler yapıp, tatmin olamayan intikam hırsını tatmin için vesile kılmayacağım.
Niçin, çünkü iman etmiş müslüman olarak "Ölülerin" arkasından güzel şeyler konuşulup, velevki o insanın günahlarına şahit olmuş olsak dahi; güzel duygularla anmanın Allah indinde "Bu kulum ne kadar iyi niyetli bir insan ki; hiçbir zaman hemfikir olmadığı insanın arkasından bile güzel sözler söyleyebiliyor" şeklinde sürekli "Kötüyü" değil, iyiyi emreden Allah'ın takdirini kazanacağımı düşünerek hareket etmeyi her zaman için tercih etmişimdir.
....
Evet siyasal düşüncelerimiz elbette farklıydı ama nasıl düşündüyse öyle yaşadı. Böyle insanlardan her zaman için emindim; çünkü bu insanlar düşündükleri gibi yaşıyorlardı. Esas tehlikeli olan düşündükleri gibi yaşamayan ikiyüzlü sahtekarlardır. Özelikle yaşadığımız son malum darbeden sonra; "Müslüman Türk Milleti"nin kendilerinden emin olduklarını sandıkları alnı secdeden kalkmayanların işbirliğinden kaynaklanan ihaneti görmesi; bütün değer yargılarının sil baştan yeniden değerlendirilmesi gerekliliğini zorunlu kılıyor.


Bir çok solcu gibi liboş olmayı tercih etmedi. Çok yakışıklı bir jön olmasına ve çok kazanma potansiyeline rağmen o daima fikri alt yapısı olan, kendince sosyal sorumluluk taşıyan, mesaj veren filimler yaptı.
Hep şunu düşündüm; Tarık Akan gibi solcular, benim gibi ülkücüler yani fikr namusuna sahip insanlar bir araya gelip, projeler üretebilseydik, hadi bundan da vaz geçtik; diyalog kurabilseydik bu ülke ve insanları alnı secdeden kalkmadığını sandığımız insanların ihanetlerine uğramazdık.
...
Bir müslüman olarak prensibim gereği; Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun diyorum.
Mehmet Soral

soralmehmet@hotmail.com

13 Eylül 2016 Salı

PEKİ 15 TEMMUZ'A NASIL GELDİK NE YAPMALI

Önceki yazılarında da devamlı vurguladığım üzere; Türkiye"de yapılan tüm darbeler "Milli duruş ve direnç gösteren" unsurlara karşı yapılmıştır ve yine iddia ediyorum ki; darbeler sonrası hangi parti iktidara gelmişse başrolde olanların kesinlikle ABD/CIA ile işbirliği içinde oldukları kesindir.
....
Milli direnç gösteren unsurlar derken sadece biz ülkücüleri değil, ulusalcı solu da kasdediyorum. Yani kısaca Türk sağı ile "Yetmez ama evetci liboşlar " sürekli ABD ile işbirliği yaparak ihanet etmişlerdir. Bunlar Türk'ün kendi dinamikleri üzerinden hareket ederek ayağa kalkmasına, kendi kendine yeter duruma gelmesine; doğrusu balık tutmasını öğrenmesine mani oldular, fırsat vermediler. Bu arada biz Türk milliyetçilerine hep sağcı denildi. Bizi bizim irademiz dışında tanımlayanlar " Uysa da, uymasa da siz busunuz" dediler. Oysa bizler sağcı olmayıp ülkücü, Türkcü, Turancı hislerden beslenen Türk milliyetçileriyiz. Ancak bizler aynı zamanda müslüman kimliğimiz ile elbet de ahiretde defteri sağ tarafından verilenlerden olmayı arzulayıp, özen gösteren insanlarız.
...
Peki 15 Temmuz'a nasıl geldik. AKP'ye 17/25 Aralık operasyonu niçin yapıldı.
...
Apoyu verip, Gülen'i alan ABD Cemaat ile işbirliği yaparak yeni bir Türkiye projesi için Erdoğan liderliğinde AKP.projesini gerçekleştirdiler. (Dilipak ve Ali Bulaç'ın beyanatlarından) Ancak 1 Mart tezkeresinin reddi ile başlayan süreç her şeyin alt üst olmasına neden olmuştur. Oysa Erdoğan "Ben BOP eşbaşkanıyım da" demişti. Bu durum ABD de "Benim projem nasıl olur da akamete uğratılır" duygusu yarattı; buna binaen projenin en başında anlaştığı "Paralel yapı" ile tekrar masaya oturarak projenin üzerinde tatilata gittiler; o da beraber iktidara taşıdıkları AKP'yi tekrar iktidardan indirmeye yönelikti.
...
Sonuç olarak ABD"nin kendisi ile işbirliği yapan yerli işbirlikciler yüzünden millet ve devlet olarak her defasında ağır bedeller ödüyoruz. Erdoğan bunun pişmanlığını yaşayarak kendince tetbirini almak istedi ancak partisi bile kendisini yeterince anlayamadı ve maalesef ABD, fetö ihanet çetesi ile ittifak yaparak 15 Temmuz Darbesini gerçekleştirdiler.

 ...
Bir hususa dikkat çekmek isterim ki o da; darbe öncesi de, sonrası da MHP ve muhalifler üzerinden gündem oluşturma bir türlü sona ermiyor. Çünkü ABD bu darbeler öncesi ve sonrasında murâd ettiği sonuca ulaşmasına mani olacak muhtemel millî duruş ve direnç gösterecek unsurları etkisiz hale getirmek istiyor. İşte bu nedenle Meral Hanım'ın estirdiği bu kuvvetli rüzgarı fark eden ABD; Meral Akşener Genel Başkanlığındaki MHP'nin güçlenip, başına bela olmaması için kendisi hakkında bilerek "Paralelci" iftirasını sızdırdı.
...
Cumhurbaşkanı Erdoğan yaşadığı bunca tecrübeden sonra tahmin ediyorum ki ABD'ye "Her istediğim zamanda Türkiye'ye operasyon yapamam artık, Türkler uyandı ve kendi dinamiklerine döndü" dedirtmek ve ders vermek istiyor. Bence bu cesaretli iyi bir gelişme ancak bunun için "Yenikapı ruhu"nu diri tutması, kripto fetöcü'lere malzeme olabilecek hukuki hatalardan kaynaklanan mağduriyetlere fırsat vermemesi; Türk milliyetçilerinin top yekün devlete desteğini alabilmesi için MHP'nin kendi iç bünyesinde yaşamakta olduğu sürece müdahele edilmemesi gerekmektedir. Birlik ve bütünlük içinde güçlenmiş MHP'nin ABD karşında hükümete, dolayısıyla devlete desteği daima her zamankinden daha güçlü ve caydırıcı olacaktır. Nitekim Yenikapı ruhu bu manada dosta düşmana karşı güç gösterisi olmuştur.
MHP'de her geçen gün iç huzurunun bozulması, ayrışmadan kaynaklanan kutuplaşmanın artması; MHP'nin meclis dışında kalmasına ve tek ses olamayan Türk milliyetçilerinin tarumar olmasına neden olacaktır. Buna mani olmak için de MHP de her geçen gün elzem hale gelen demokratik yolla değişim talebinin müdehalesiz şekilde gereğinin yapılması gerekmektedir.
Mehmet Soral

soralmehmet@hotmail.com

SAYIN MHP GENEL MERKEZİNE

Sayın MHP Genel Merkezine,
Sayın Meral Akşener'i seven, sayan ve kendisine güven duyan birisi olarak; MHP iç siyasetinde gayet edepli, seviyeli bir üslupla değişim taleplerinin sözcüsü konumunda Olağanüstü kongre talebinin gereği için her türlü engellemelerinize rağmen mücadelesini vermiş olan ve bundan sonra da verecek olan Meral Akşener Hanım'a karşı "ihraç Kararı'nızı haksız, hukuksuz ve antidemokratik buluyorum. ...
MHP'nin halen kayıtlı üyesiyim. Ben de sizin "Alayınızı" ülkücü edep ve adap gereği bulunduğunuz makam ve mevkilerden ihraç ettim. inanın ki benim ihraç kararımın hükmü ne ise sizinki de odur; yanlız bir farkla siz gasp ettiğiniz mekanlarda o kararı aldınız, ben ise mütevazı evimde.
....

Kimse MHP de bölünme, parçalanma derdinde değil. Bizler Bahçeli'ye yemin edip, sadakat nikahı kıymadık ki.

18 yıllık mıymıntı ve sünepe siyasete alternatif bulmak; ülke gerçeklerini okuyup, anlamlandırıp sonra da siyaset üreterek yeni bir yapılandırmaya gidip, bir türlü iktidara iddialı bir şekilde konuşlanamayan mevcut statükonun son bulması için anayasamızda teminat altına alınmış olan demokratik haklarımızı kullanarak "Başkalaşmadan değişim" talebimizi dile getirip, mücadelemizi veriyoruz. Orta da ne kınanacak, ne de gücenecek bir ayıbımız yoktur.

....
Sayın Bahçeli size; Erdoğan'ı başkan yaptırtmayacağız; bunu bilesiniz. MHP Türk milliyetçilerinin uhdesine tescil edilmiş bir parti olup, Bahçeli sülalesinin malikânesi hiç de değildir. 

Bugünkü Balgat müdavimlerinin tüm gayretlerinize rağmen MHP bölünüp, parçalanmayacak; ancak siz Genel Başkan olduğunuz sürece de yapılacak her seçimde siyasi partiler yasasını ve özelde de sizi protesto etmek amacıyla ailemin diğer üç ferdiyle birlikte oy kullanmaya gitmeyeceğimizi şimdiden beyan ediyoruz. Nasıl olsa sizin bu partideki varlığınız ile ailemin vereceği oy MHP'nin konumunu hiç bir şekilde değiştirmeyeceğine göre bu sefer sizin buyurduğunuzu değil, kendi bildiğimizi yapacağız.

...
Kimse MHP de bölünme, parçalanma derdinde değil. Bizler Bahçeli'ye yemin edip, sadakat nikahı kıymadık ki.
Mehmet Soral

soralmehmet@hotmail.com

TV'LER TÜRK MİLLİYETÇİLERINE NİÇİN EKRANLARINI KAPATTI

Tüm kanalları izliyorum; atlayarak tabi ki. Malum gündem fetö, din ve Cumhuriyet değerleri...
...
Siyasal İslamcısı, koministi, liboşu; sağcısı, solcucu....
Hepisi TV'lere çağrılıp, fikirleri sorulup, değerlendirmeleri alınıyor ama Türk milliyetçileri, ülkücüler ne düşünüyor hiç kimse çağrılmadıkları için öğrenemiyoruz.
Ümit Özdağ
Özcan Yeniçeri
Sinan Oğan
Yusuf Halacoğlu
Kürşat Zorlu
gibi aşina olduğumuz Türk milliyetçisi isimlerin hiç bir TV'ye programlara çağrılmamaları; hadi bunlardan da vaz geçtik; bunların yerine ikame edecek başka Türk milliyetçisi gasteci, akademisyeni; özellike MHP de olağanüstü kongre talebinin hukuk gasp edilerek gündemden düşmesinden beridir göremiyor, izleyemiyor oluşumuz oldukca manidar değil mi?
...
Darbe olmuş; o olmuş,bu olmuş, şu olmuş...
Kardeşim ben onu, bunu bilmem; her darbeden sonra olduğu gibi ne olmuşsa Türk milliyetçiliği ideolojisine yani T.C Devletini kuran temel felsefeye ve Türk Ordusu'na olmuştur.
...
İşin en garip tarafı; varlığı hasbel kader hissedilen, kurumsal manada Türk milliyetçiliği ideolojisini temsil eden MHP'nin; misyonunu terk edip, kendini besleyen kaynaklara bigane kalması(Milliyetçi sivil toplum örgütleri ile bağlar tamamen koparıldı) iyice "Büzüşmesi"ne ve aslının dışında başka bir şey olmasına neden olmuştur.
...
Peki bu malum süreçte her fikir ve meşrep mensuplarına ne düşündükleri soruluyorken niçin ülkücülere hiç bir şey sorulmaz.
Bence biz Türk milliyetçileri olarak bu sorumun cevabını bulabilirsek ancak ondan sonra 700 küsur delegenin talebine rağmen MHP de olağanüstü kongrenin niçin yapılmadığını anlayabiliriz.
...
Bu darbe; üst aklı ABD olan ve onun işbirlikci taşoranı Fetö yapılanmasının Türk ordusuna ve T.C Devletini kuran Türk milliyetçiliği iradesine karşı yapılmıştır. İşte bu nedenle darbe girişiminden bu yana ordunun organik yapısında (Anayasaya aykırı olmasına rağmen) köklü değişiklikler yapılmakta ve aynı paralelde Türk milliyetçiliği adına hiç bir söz, eylem ve savunmaya yönelik bir şeye şahit olamıyoruz..
...
İşte bu nedenle birileri için mesele; MHP"nin genel baskanının değişmesi değil; mesle T.C Devletini kuran iradenin inisiyatifini ortaya koymasına fırsat vermeden, başını kaldırmadan ezmektir. Bunun emaresi Meral Hanım'ın şahsında fark edildiği için başta Sayın Bahçeli olmak üzere Aktroller tarafından lince tabi tutulmuştur; çünkü araştırma yapmışlardı ve Meral Akşener'in genel başkanlığında MHP'nin oyu %20-25 aralığında görünüyordu. Yine kendilerince bu tehlike hala devam ettiği için Meral Akşener'i üstelik de tedbirli olarak ihraç için disipline verdiler. Belki de darbenin başarılı olması için Meral Akşener rüzgarını kesmek gerekiyordu. "Meral Akşener Paralelci" iftirası da doğrudan fetö'ye aittir. Görünürde bu durum MHP yönetimi ve AKP'nin konjuktürel olarak işlerine geldiği için "İnanma rolünü" oynadılar.
Fena da oynamadılar hani...
Mehmet Soral

soralmehmet@hotmail.com

GÜNDEME DAİR SATIR BAŞLARI


Belgesel Yapanın Aklakı önemli
Habertürk TV de Fetö belgeseli izliyorum. Zavallı yapımcı; Gülen lehinde konuşan insan olarak bula bula rahmetli Başbuğ Alpaslan Türkeş'in bir konuşmasını bulabilmiş.Gülen'in ABD'ye g itmeden önceki bir döneme ait ve Türk milliyetçiliği misyonuna uygun yapılan yurt dışı etkinliklere övgü içeren bir konuşma. Ne garip, AKP döneminde; AKP'li olup da sözümona "Hocaefendi" lehinde konuşan bir tek kişi dahi bulamamışlar. Ulan insan azıcık da olsa; meslek namusuna sahip olur be....
...
Bunlar... 
Neyse; ahlaksız adamlar değil mi?


Sen Fetöcüsün
Şimdi de AKP'liler yeni bir savunmaya yönelik karşı taarruz mekanizması geliştirdiler; kim ki hükümet/AKP karşıtı görüş bildiriyor; o kişiyi anında fetö'cü ilan ediyorlar. Akıllarısıra fetö sopası ile muhalifleri terbiye edecekler. Ben de diyorum ki "Ulan biz Ülkücüyüz, cemaate dair şüphelerimizi yıllar öncesi dile getirirken sizler AKP'nin cemaatle yaptığı izdivacın hazzını yaşıyordunuz"
Bizler sizi de; cemaati de; her ikinizin izdivacından peydahlanan çocuğu da biliriz. Dolayisıyla, elleriniz o kadar kirli ki; bize atacağınız taş elinize yapışır kalır.


Muhalefetin hiç mi suçu yoktur
Bütün bu olup bitenler sıfır terörle teslim alınan devlet yönetiminden sonra oldu. Millet bütün bu kan, göz yaşı ve darbelerin müsebbibi olanları sevdi, yetmedi oyunu artırarak her seçimde desteğini artırdı. 
...
En son yapılan anketlere göre AKP'nin daha doğrusu Erdoğan'ın oyu %60'lara dayanmış. Demek ki bütün bu olumsuzluklara rağmen canının acıması, göz yaşlarına ve darbeye çanak tutan müsebbiblerinin kimler olduğu belli olmasına rağmen hükümete destek devam ediyorsa; burada eksikliği muhalefette bulmak lazım.
...
Başta Sayın Bahçeli olmak üzere muhalefet; devletin geldiği içinden çıkılmaz hal karşısında birinci derecede sorumluluk almaya cesaret edemiyorlar. Sayın Bahçeli hükümete destek vererek devlete hizmet anlamında gerekeni yaptığını düşünüyor ve iktidar olmak isteyen Türk milliyetçilerinin taleplerini gereksiz, hatta maceraperestlik olarak görüyor. Dolayısıyla muhalefetin bu mevcut durumu kabullenişi; milletin alternatif iktidar arayışına mani oluyor ve doğal olarak devletin bu denli kötü yönetilmesine rağmen CHP de, MHP de devleti yönetmek için millet nezdinde itibar görmüyorlar.
...
CHP ve MHP'nin yapamadığını muhalif sivil toplum örgütleri, gazeteciler yapınca OHAL nedeniyle bir çok insanın canı yanıyor, yanacağa da benziyor.
...
Evet, devlet çok kötü yönetiliyor ama muhalefet de hiç yoktur ortalık da. Adeta hükümete " Aman yeter ki enkaz bizim üzerime kalmasın; gerekirse biz de size yardım edebiliriz" der gibiler.
...
Her zaman için iktidarı cüretlendiren muhalefetin yetersizliği olmuştur. 2006 yılından beridir Türk milliyetçileri MHP de değişim istiyor ancak Sayın Bahçeli her pahasına buna mani oldu. Otoritesini kaybetmemek için mahalle bazında başlamak üzere; genel başkan olduğundan beridir bir defa olsun delege seçimi yapılmadı. En son mahalle delege seçimini mahalle kırathanesinde rahmetli Başbuğ zamanında yapmıştık. Demek ki 19 sene boyunca MHP'de demokratik usuller terk edilmiş durumda. Bunun üzerine bina edilen her şeyin demokrasi açısından meşruluğu tartışılır. Partisi içinde dahi demokratik usul ve yöntemleri uygulamaktan aciz, ismi üzerinde tabanının güvenini kaybetmiş parti liderleri ve O'nun partisinin millete umut olmaya hakkı olmayacağı gibi doğal olarak yetkisi de hiç olmayacaktır. 


Emanetin Başkasına emanet Edilmesi
Peki partinize güvenip, inanılarak verilen oylarla elde ettiğiniz yönetme yetkisini; milletin huzuruna çıkıp; güven, ahlak, erdem, beceri kısaca liyakat sınavından geçip, milletin oylamasından geçmemiş "Cemaat" denen sivil bir "Güçle" niçin paylaştınız. Emaneti başkasına emanet ettiniz.
...
Milletin sana bir süreliğine emanet ettiği iradesini başka güçler ile paylaşman kendisine yapılan bir saygısızlık değilmiydi. Aynen tarım kredisi olarak alınan paranın hovardalıkta harcanması gibi bir şey olmuyormuydu.
....
Yukarıda AKP'nin anlatmaya çalıştığım hatası kandırılmadan önceki yaptığı hataydı. Evet, milletin iradesini suistimal etmek "Alnı secde gören, Allah'a yakın" olduklarını iddia edenlerin yapmaması gereken bir hataydı ve bu hata 15 Temmuz'a giden, millete ağır bedel ödeten Cumhuriyet tarihimizin en büyük hatalarından birisiydi.
....
Dolayısıyla ilk önce milletin iradesine yapılan ihanet; devamında vatana ve millete yapılan ihanetine giden yol oldu. Kandırılmış olmak bir sonuçtu; asıl olan milletin hesabında olmayanı başka bir hesaba dahil etmekti.


Konjukturel Tehdit
Bana "Sen ne yapmak istiyorsun, başını belaya mı sokmak istiyorsun" diyorlar.
...
"Hep korkulanı yaptığım için Mehmet Soral oldum" diyorum.
...
Allah herkesi doktor yapmaz ki; bu ülkeye "Bekçi" de lazim, "Çoban" da; değil mi?
...
Doktor da olamadık, çoban da; bari biz de başka bir şey olalım dedik. Ama hiç bir zaman sığıntı bir sünepe iken sırtımı güce yaslayıp, sahte kahraman olmayı düşünmedim.
...
Ne mutlu bana ki; hala muhalifim.
Tavsiye ederim insan kendini ''Adam'' hissediyor.


Köprüde Özçekim
Boğaziçi Köprüsünde özçekim; değil tır, bir otomobil durunca dahi doğal olarak hemen bomba imha ekipleri sözkonusu aracı hemen takibe alıp, gerekirse kontrolü şekilde patlatma ile köprü ve çevresi güvenli hale getiriliyor. Nitekim geçenlerde Boğaziçi köprüsünde benzini biten bir otomobil için aynı şekilde gereken yapıldı.
...
Peki Yavuz Sultan Selim Köprüsü'n de; tırı durdurup, özçekim yapan insanların devlet tarafından kıçlarına "Zararsızdır" diye kızdırılmış at nalından damga mı vurulmuş acaba.
Terör örgütleri malum köprüyü kapsam dışı mı görüyorlar. Yazık değil mi; karayolları ve polisin bu güvenlik zaafı yüzünden tır sürücüsü ve evladı özçekim yapalım derken kaza sonucu öldüler. Müsebbibi kim; elbet ki trafik polisi ve hele ki karayolları.
....
Peki diğer köprülerde gösterilmeyen bu müsamaha niçin Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nde gösteriliyor; çünkü yeni yapıldı. Özçekim yapanlar çektikleri görüntürleri paylaşarak Türkiye'nin her tarafına yayacaklar ve Tüm Türkiye de Hükümetin nedenli "Büyük hizmetler yaptığını" öğrenecek(!) Peki nerden böyle düşünüyorum. Bunları yeterince tanıdığımı düşünüyorum.
E.. tabi canım; ne var yani ara sıra da ölenler olacak. Hizmeti duyurmak lazım; can cazım.

2 Eylül 2016 Cuma

DARBEDEN NEMELANMAK

Hani, Tuncay Güney denen bir Haham bozuntusu vardı. Ergenekon davaları sürecinde Bülent Arınç'ın talimatı üzerine kendisi ile iki saat boyunca Kanada'ya TRT1 ile canlı bağlantı kurulan ve yapılan kumpasın daha kuvvetli olmasını teminen Türk milletinin iyi yetişmiş değerlerinin hapse tıkanması için iftiralarına baş vurup, anlattıkları belge kabul edilen yavşak.
...
Şimdi nerede bu adam. O zamanlar aranp, bulunan bu yavşak şimdi niçin aranp, bulunmuyor. Arınç'a mı sorsak acaba; o bilir mi sizce? Kanada'dan iadesi istendi mi? TRT1'e iki saat canlı yayın yaptıran güç ne idi. Arınç bütün bu sürecin içinde olmuşsa niçin geçmişte icraat döneminde her vesile ile iki kelam etme zorunluluğunu hisseden bu insan dut yemiş bülbüle döndü. 
...
AKP bazı problemlerin, bilinmezliklerin üzerine gidemiyor; çünkü kendini onların içinde bulmaktan korkuyor ve bu korku devleti yönetme de sürekli zaafiyet yaratıyor. Erdoğan kripto cemaat mensubu AKP'lileri bulup, içinden def ederse; bu devleti muhalefetin de desteği ile düzlüğe çıkarabilir ancak hala birilerinin alınlarının secdeye değmesine aldanmaya devam ediyor sanırım.
...
Yine Erdoğan'a yalakalık yapma derdinde olan bazı AKP ve Aktroller; içinden geçmekte olduğumuz süreci dikkate almadan zaman zaman "Şaşkın ördek'' misali kıçları ile suya dalıyorlar. Mesela dün akşam bir TV programında AKP de önemli görevler yapmış ve bugün MYK üyesi birisi "Türkiye 90 yıldır bağımsız değil" diyor. Aslında; sanki bu dangalağın tasavvur ettiği "Devleti" Atatürk, arkadaşları ve o zamanın Türk milleti T.C Devletini kurarak bağımsızlığını ortadan kaldırmış gibi bir başka devletten bahsediyor.
...
Adam bugün AKP de karar alma merciinde ancak hala T.C Devletini içselleştirememiş durumda. Bu zihniyet de olan insanların darbe içinde darbe yapmaları ihtimali her zaman için mümkündür.
..
Bu ismini vermek istemediğim AKP'li (Kalleşlik ortalıkta kol gezerken) dangalağın "T.C Devleti 90 yıldır bağımsız değildir" demesi; yine programda bir başka AKP'linin "Bayram kutlamalarının askeri törenlerle, geçişlerle yapılmasının ve kutlamasının bir önemi kalmamıştır, gereksizdir" demesi ve yine zaman, mekan, tarz ve konjuktür hiç uygun değilken; GATA'nın isminin değiştirilip, aynı gün siyasal islamcilarin simgesi Abdülhamit'in isminin verilemsi; hastahaneyi devredenin asker ve komutan olması; devrini alanın türbanlı bir bayan olması; türbanlı bayan polislerin de teşkilata alınacakları gibi örnekler siyasal İslam'ın kavgasını bütün şartlara rağmen devam ettirmek istediğini gösterir. Nedir bu telaş. 
....
Oysa AKP de darbe gecesi İstanbul İl Başkanlığı'na asılan Atatürk posteri, Milli Eğitim İlçe Müdürlüklerine gönderilen "Okulunuzun her tarafını Atatürk posteri ve Türk Bayrakları ile donatın" tamimleri gibi Cumhuriyet değerlerini önemseme girişimleri özelikle biz muhaliflere umut ve cesaret vermişti. Yoksa bunlar bir oyunmudu. 
...
Yukarıda bir kaç örnekle anlatmaya çalıştığım eylem ve düşünceler; fırsat bulunursa darbe içinde darbe yapıldığı veya yapılacağı endişesini uyandırıyor. Buna dense dense darbeden nemelanmak denir.
AKP hala bu devleti ve milleti yönetmek istiyorsa özellike TV'lere çıkan mensuplarının konuşmalarını takip edip, amaçlarının ne olabileceğini analiz etmelidirler. MHP de paralelci arayacaklarina kendi içlerindeki kriptoları ortaya çıkarsınlar.
Mehmet Soral

soralmehmet@hotmail.com

29 Ağustos 2016 Pazartesi

SAYIN BAHÇELİ'NİN BASIN TOPLANTISINA DAİR...


Sayın Bahçeli Darbe yapılıp, kırk gün geçtikten sonra ancak değerlendirme yapabiliyorsanız; bu noktadan sonra MHP'yi yönetememe krizinin hangi boyutlara ulaştığını biz mensuplar daha önceden biliyor olsak da; artık millet de şahit olmuş durumda.
...
Konuşma metninizin altına tüm gönüldaşlar olarak imza atacağımız aşikar ancak misyonu isminde var olan dinamik bir hareketin lideri olarak bu kadar "Hareketli" bir ülkenin yönetiminde darbe süreci dahil olmak üzere bu denli yaşanmışlıklardan sonra kırk gün gecikmeli basın toplantısı yapmanız yetersizliğinizin tescilidir. OHAL sayesinde devletin yapısı bile değişti, siz ancak bugün basın toplantısı yapmayı düşünebildiniz.
....
Meral Hanım; size de olduğu gibi bu hareket içinde kendisine saygı duyulan bir isim, dolayısıyla her vesile ile kendisini küçümseyip, horlayamazsınız. 
Siz hiç biliyormusunuz; tabi ki nereden bileceksin, günlük hayatımızda gıyabınızda sizin şahsınıza yapılan aşağılama ve küçümsemeler karşısında ciğeri beş para etmez insanlarla başımızın ne denli belaya girdiğini.

....
Bugünkü basın toplantısında Meral Hanım ile ilgili soru sorulduğunda yine Hanımefendi'yi küçümsediğiniz gibi bir gazeteci için sorulabilinecek en güzel soruyu; 15 Temmuz öncesine dair olduğunu bahane ederek; gasteciyi de refüze ederek, bir siyasetçiye heleki bir genel başkana hiç de yakışmayacak bir tavırla cevaplamadınız. Ancak Fetö'ye dair 15 Temmuz öncesine yönelik "Çanak soru"yu olabildiğince büyük bir vecd içinde, detaya inerek cevapladınız. Peki neden; çünkü şimdi fetö üzerinden pirim yapmak moda oldu. Bu ülkede ne kadar hain, puşt, pezevenk, dönek varsa artık fetö üzerinden nasıl bir pirim elde edebilir de; gerçek kimliklerini perdeleyip, tescil edilmiş suçlarını da hafifleme derdindeler.
...
Dolayısıyla, Meral Hanım üzerinden bu kadar senaryolar yazıp, uygulamaya koyup, bunun üzerinden bunca fırtınalar koparırken kendisi ve kongreye dair sorulara muhatap olmaktan kaçınamazsınız. Her istediğinizi ne şekilde yapmak; kimlerle ne şekilde muhatap olmak istiyorsanız gidin aileniz adına bir vakıf kurun ve icraatlarınızı orada uygulayın, egolarınızı orada tatmin edin ancak Türkiye'nin en eski iki siyasi kurumundan birisi olan MHP'yi demokratik yollarla ele geçirip, antidemokratik yöntemlerle elinizde tutamaz ve keyfi yönetemezsiniz. 
...
MHP Genel Başkanı olarak tüm ülkücülerin, hatta Türk milletinin merak ettiği soruya cevap


vermeme lüksüne sahip değilsiniz; çünkü sorulan sorular "Yarın havalar nasıl olacak" veya "Meral Hanım'a kırmızı yakışıyor mu" şeklinde değildi; temsil ettiğiniz kurumsal kimlik üzerineneydi.
...
Sayın Bahçeli artık şu gerçeği kabullenmelisiniz ki; Meral Hanım'ı seviyor, sayıyor, güveniyorr ve oldukça da delikanlı buluyoruz.
Kendisi hakkında oldukça iddialı suçlamalarınız vardı; hazır darbe olmuş, darbe gecesinin de gizli kahramanısınız ve Cumhurbaşkanı'nın en itibarlı dostu ve aynı zamanda derin devletin akla gelen ilk ismi olarak; içinde bulunduğumuz konjuktür de uygunken; iddialarınızla ilgili belgeleri ortaya koyun ki; ülkücülere ve millete karşı yaptığınız enformasyon zulmü sona ersin. 
...
Bundan sonra kendimizi aldığımız terbiye gereği sizin şahsınıza saygı duymamızın "Gerekliliğini" belki düşüneceğiz ama kurumsal temsil makamınızı yine birçoklarımızın saygı duyduğu değerli bir isme karşı kin ve nefretinizi boca etme amaçlı kullandığınız için aynı saygınlığımız devam etmeyecektir; bilesiniz.
Mehmet Soral

soralmehmet@hotmail.com

28 Ağustos 2016 Pazar

HEP ALLAH İLE KANDIRIP KANDIRILDILAR


Gene mi Türban. 
Polis teşkilatında türbanlı bayan polisler de görev yapacamış. Artık Suriye'yi, ISID'ı PKK'yı unutup, günlerce türban tartışması yapılır sanırım.
Ülke bu kadar sıkıntı içindeyken sen tekrar asrın siyasal tartışmasını gündeme taşı. Olacak iş mi Allah aşkına. Bizim iç huzura, barışa ihtiyacımız varken niçin halledildiğini sandığımız türban sorunu tekrar gündeme getirildi.
.....
Darbe sonrası iktidar, muhalefet toplumsal sözleşme yaparak asgari müştereklerde anlaştılar. Ancak iktidar, (Artık Cumhurbaşkanını iktidardan hariç düşünmüyoruz) her vesile ile hele ki şimdi; darbe sonrası ortamı da bahane ederek Cumhuriyet dönemi boyunca siyasal islam'ın yapmak istediklerini fırsat bu fırsat deyip, gerçekleştirmeye çalışıyorlar; sinsice.
...
Seksen yıllık Ordu düşmanlığı netice verdi. Türk ordusunu ordu yapan 200-250 yıllık temel kurumlar okuluyla, hastahanesi ile yoklar artık. Haydarpaşa Gata'nın ismi değiştirilip, siyasal islamcılar'ın simge isimi olarak dillerinden düşürmedikleri Abdülhamit Han'ın ismi veriliyor. Peki illa ki isim değiştirilecekse niçin darbe gecesi hain generali alnından vurup, sonra da otuz kurşunla şehit olan askerimizin ismi verilmiyor; verilmez, çünkü siyasal islamcılar için seksen yıllık özlemin gerçekleştirilmesi keyfiyetini yaşanmak istiyorlar.
....
Sizleri bilemem ama darbe sonrası iktidarın yaptıklarına şahit oldukça, niyetlerini okumaya çalıştıkca, gelecekle ilgili endişelerim daha da artıyor. Ve yine Türkiye de milletin iktidar alternatifi olarak gördüğü Meral Akşener Hanım'ın hem MHP yönetimini, hem de iktidarı niçin bu kadar tedirgin ettiğini daha iyi anlayabiliyorum. 
...
Darbeden bugüne ne MHP yönetiminden birisini ne de Devlet Bahçeli'yi ortalıkda göremiyoruz. MHP ve iktidar fiili olmasa bile gayri resmi koalisyon kurmuş durumdalar. Demekki MHP de olağanüstü kongre darbeden daha riskli görülmüş olmalı ki; o gün bugün dür Sayın Bahçeli'yi yazılı beyanat dışında bir etkinliğini göremiyoruz. Tüm TV ekranları MHP muhaliflerine kapatıldı adeta. Türk milliyetçilerinin ideolojik anlamda Türkiye'de ve dünyada olup bitenler için ne düşündüğümüzü millet bilmiyor; çünkü anlatamıyoruz.
...
Düşünebiliyormusunuz, herkes uzman kesilmiş; TV'lere çıkıp, yorum yapıyorlar ama ne hikmetse her kesim üzerinde saygınlık uyandırmış Ümit Özdağ gibi bir bilim adamı ve strateji uzmanını MHP Genel Başkan adayı olduğundan beridir hiç bir TV kanalında izleyemedik. Sizce bu oldukça manidar değil mi?
...
Yaşadığımız tecrübelerden çıkardığım sonuç; Siyasal İslamcılar "Milletin başını dini ile belaya sokarak" her dönemde bunu siyasi ranta dönüştürmüşler ve işin garibi her darbe sonrası gelişmeler "Siyasal İslamcılar"a yaramış; Türk milliyetçiliğinin ığdış edilmesi için de fırsat olarak değerlendirilmiştir. 
...

Şu anda devlet yeniden yapılandırılıyor ama Türk milliyetçiliği ideolojisi, yani T.C Devletini kuran felsefenin; olup, bitenleri gördükçe yeniden yapılanma da esamesi bile okunmuyor. MHP bugünkü yönetimi ile hiç bir ideolojik duruş ortaya koyamadığı gibi, kendi inisiyatifi ile ortaya çıkacak tavırlara da fırsat vermiyor. İşte kısırlaştırılmak istenen Türk milliyetçiliği ideolojisine sahip çıkmak adına alternatif olmak isteyen MHP muhalif hareketine karşı her türlü yol denenip, tedbir alınarak etkisiz hale getirilmek istenmiş; maalesef başarılı da olmuşlardır.
...
Devleti kuran felsefe; eğer bugünkü devletin yeniden yapılmasında gözardı ediliyorsa ve hele de bu yeniden yapılanma "Siyasal İslamcılar" eliyle yapılıyorsa; hala endişesiz bir şekilde uykunuzu uyuyabiliyorsanız helal olsun size. Fazla varsa biraz a bana verin ne olur.
...
Not: Siyasal islam da imani bir taraf yoktur, tamamen "İktidar gücünü elde etme yolu"dur. Hayatında bir kitabı alıp, sonuna kadar okuyup, bitirmeyi başaramamış insanların bu düşüncelerim dolayısyla imanımı kimse sorgulamaya kalkıp, tartmaya çalışmasın lütfen.
Mehmet Soral

soralmehmet@hotmail.com

GÜNDEME DAİR KISA KISA



İhanet Hükümete mi, yoksa Devlete mi yapıldı
26.8.2016
Fetö devlete ihaneten mi; yoksa hükümete ihanetten mi yargılanıyor. Birileri bunu açıklasın lütfen.
...
17/25 Aralık sonrası için yargılandıklarına göre "Hükümete ihanetten yargılandıklarını" düşünüyorum. Çünkü devlete ihaneten olsaydı bu yargılama sürecine 17/25 Aralık öncesi de dahil edilirdi.
...
Peki bu durumda 17/25 Aralık öncesini koruma ve kollama nedeni ne olabilir. Nurettin "Şerefsiz" denen ve otuz sene boyunca milletinin üzerine tank süren, kurşun sıkan hain yetiştiren adamı mı koruma ve kollama; yoksa başka bir nedeni mi var?
...
Bunun cevabını bugün almamızı sağlayacak herhangi bir ortam olmasa da; otuz beş sene sonra da olsa sorular sorulup, cevabı istenebilir. Kenan Evren General olarak emekli oldu ama mezara er olarak gömüldü. Ne demiş atalarımız; düşmez kalkmaz bir Allah.
Mehmet Soral


Suriye'ye Girdik
25.8.2016
Türk Ordusunu onur ve gururla karşılayan Suriye'li Türkmen kardeşlerimiz.
Türkmen olduklarını kollarındaki mavi band dan biliyoruz. Allah cümlesinin yar ve yardımcısı oldun.
...
Bu arada Suriye'den göç eden 3 milyon Suriye'linin nasıl olsa çoluk, çocuğuna hepisine bakıyoruz. Bence eli silah tutanlarının Türk ordusu yanında savaşmak üzere Suriye'ye gitmelidirler; nihayetinde oralar kendi toprakları.
...
Nasıl ki Türk Ordusu 1974 de Kıbrıs'a barış getirip, Kıbrıs Türküne hürriyetini kazandırmışsa; inşallah bu sefer Suriye, Irak ve tüm Ortadoğu da aynısı olur.



CHP Genel Başkanı Kılıçtaroğluna suikast
Türk milletinin kenetlenmesini hazmedemeyenlerin terör eylemlerindeki yeni usulleri; kalleşçe tuzaklar kurup, suikastler yapmak olduğunu anlıyoruz. 
...
Özellikle Suriye'ye yönelik kesin çözüm amaçlı sınır ötesi hareket birilerini çok rahatsız etmişe benziyor. İlk fırsatta bunu gösterdiler.
...
Maalesef bugün Artvin de CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu ve konvoyuna yönelik silahlı saldırı yapıldı. Bu eylemi şahsen Türk milletine yapılmış bir eylem olarak görüyorum ve elbette lanetniyorum.
...
Başta Sayın Kılıçdaroğlu olmak üzere tüm CHP'ye gönül vermiş insanlarımıza geçmiş olsun diyor, şehit askerimize Allah tan rahmet, yaralı askerlerimize acil şifalar diliyorum.
Mehmet Soral


Mini bir hikaye
Adam hasmını pıçaklayıp, delik deşik eder ve olay yerinden kaçar. Yaralı hastaneye kaldırılırken yolda ölür. Zanlı da tutuklanır, hakim karşısına çıkarılır.
....
Hakim ile zanlı arasında şöyle bir diyalog geçer.
-Bak oğlum pıçakladığın insan öldü, yazık değil mi, değermiydi hiç.
-Hakim bey söylermisiniz saat kaç da ölmüş.
-saat 17/50 de"
-Öyleyse kabul etmiyorum efendim, ben o insanı 17/25 de pıçaklamıştım, masumum.
...
Hakim sekretere döner;
-Yaz kızım; adil bir yargılama için zanlının akıl sağlığının yerinde olup olmadığının tesbitine dair sağlık raporu için hastaneye sevkine....
...
Bilmem anlatabildim mi?
Mehmet Soral


Doğru Söyleyen Kim
24.8.2016
ABD sözcüsü diyorki "İade talebinin darbe ile ilgisi yoktur" 
Darbeden önce de"Türkiye bizden iade talebinde bulunmadı" demişlerdi. 
...
Birileri bu milletle fena halde dalga geçiyor.
Milletten saklanan bir "Gerçek" var gibime geliyor. Nedir acaba bu gerçek.
...
Acaba o gerçek ABD"nin "Ulan ne yaptıysak beraber yaptık, bizden daha ne istiyorsun" diyebilme ihtimali mi?


Memur Tutuklamaları
23.8.2016
Bence haberlerde tutuklanan memurlar değil, tutuklanmayan memurların isimleri okunsa daha pratik olacak.
...
Nedir bu Allah aşkına; fetö devlete değil, devlet fetö'ye sızmış sanki.
...
Daraldım, nefesim kesiliyor. Bir Türk olarak onuruma dokunuyor. Benim ülkem yıllarca ne kadar sorumsuz ve başı boş yönetilmiş.
...
Adamlar hala köprü, yol, havaalanı muhabbeti ile kabahatlerini geçiştirme derdindeler; hangi yüzle yahu; söylermisiniz..

BÜTÜN BUNLAR BİR RÜYA OLSA

Allah'ım ne olur; bütün bunlar bir rüya olsa. 
...
Sabah kalkmışım; sene 2001 ve AKP denen bir parti henüz kurulmamış. Cüneyt Zapsu denen adamın ismi telefuz edilmemiş. Muhteremin birisi hala güzel şiirler okumaya devam ediyor. Son bir sene içinde hiç şehit cenazesi gelmemiş; hiç bir ocağa ateş düşmemiş, analar ağlamamış. Provakatörün birisi yazar kasa fırlatmış başbakanlık önüne. Varsın fırlatsın; can korkusundan daha mı önemli. Yaşamak her şeye değer; korkusuzca. Turizm şirketleri her hafta sonu Suriye'ye, Halep'e şehir turları düzenliyor, sınır ticareti halka kazanç kapısı olmuş. Kuzey Irak'a istedigimiz zaman girip, çıkıyoruz. Gülen cemaati; bütün gayretlerine rağmen devlete sızabilmek için istediği ortamı bulamamış; ne istedilerse alamamışlar. Ergenekon, Balyoz davaları ile memleketin en kıymetli yetişmiş evlatları; altlarına zırhlı araçlar verilen savcılar tarafından kumpasa getirilerek hapislere tıkanmamış. BOP denen tuzak kurulmamış. Estirilen Arap rüzgarı bizim tarafa yönelmemiş, Arab'ın, Kıpti'nin derdi henüz bizi germemiş. Çift yönlü yollar gündemde değil; köprüler, tüneller yapılmamış. Varsın olsun; yaşamak daha güzel değil mi; korkusuzca.
...
Ne olurdu bütün bu olup, bitenler bir rüya olsaydı; AKP kurulmasaydı Allah'ım
Mehmet Soral

soralmehmet@hotmail.com

22 Ağustos 2016 Pazartesi

ÖYLEYSE BİZ DE BU VEBALE HAYIR DİYORUZ

MHP'nin kayıtlı üyesiyim. Bana yıllardan beridir "Haydi git oradan sünepe; sen de ne kadar zeka var ki bu hareketin vebalini sana emanet edeyim; delege seçimiymiş, o imiş, bu imiş geçin siz onları. Her şeyi bilen olarak elbette tek karar verici benim; beni dinleyip, bana uyacaksın; haddine mi düştü bu hareketin geleceği için kafa yormak" diyenlere nasıl bir irade beyanında bulunam gerekiyor. 
...
Boynumu uzatıp meşeden kütüğe "Al baltayı eline, vur istediğin yere" teslimiyeti içinde olmam mı isteniyor. Kimse kusura bakmasın; kabullenemem. Bunu kabullenmek devletin ve milletin bana yaptığı yatırımı, ailemin sarf ettiği emeği israf etmek demektir. "Mehmet Soral" kimliğinin oluşması için ödenen bedellere ihanet etmek demektir.
...
Yazacağız, çizeceğiz; orada, burada ahkâm keseceğiz sonra bir grup despotaya irademi teslim edeceğim öyle mi. Kimse benden uysal koyun olmamı beklemesin.
..
MHP den ayrılmak veya ayrı parti kurmak gibi bir düşüncenin yanında olmamak ana ilkem olmakla birlikte bu ilkemin bugünkü MHP yönetiminde; onların "Azatlık kabul etmez köleleriymişim'' algısı oluşturduğu sürece yapılacak ilk genel seçimde demokrasinin başında (Parti içi demokrasi) irademi beyan etmeye fırsat tanımayanların genel seçimde sandık başında kullanacağım irade beyanıma da ihtiyaçları olacağına inanmadığım için sandığa gidip oy kullanmayı düşünmüyorum.
...
Kudsiyet ve sadakat üzerine değer atfettiğimiz argümanlarımız ile bizleri sınava tabi tutup, canımızdan vurmak isteyenlere fırsat vermek niyetinde değilim. Sapa sağlam emanet verdiğimiz binamızın direklerini, kirişlerini kıra kıra bütün taşıyıcı unsurları maf ettiler, içinde yaşanılamaz hale getirdiler.
...
Tehlikeyi haber verelim diyoruz; hayır...
Binayı terk edlim diyoruz; hayır...
Binayı güçlendirelim diyoruz; hayır...
Ama illa ki bir şey yapmamız lazım diyoruz...
Ona da hayır...
Öyleyse biz de bu vebale hayır diyoruz.
Mehmet Soral

soralmehmet@hotmail.com

ALGI LİNCİ İÇİN MERAL AKŞENER İSMİ NİÇİN SEÇİLMİŞ OLABİLİR

Ordunun komuta kademesinin %70'i emniyetin %80'ni yüksek yargının yüzde %60 AKP iktidarı döneminde Fetö tarafından ele geçirildiyse; sizce şu anda AKP'nin ne kadarı kripto fetö mensubudur. Bir gönüldaşımın dediği gibi ilk akla gelen darbenin siyasi uzantısıda AKP de olmalıdır; ancak Meral Hanım üzerinden hedef saptıtarak dikkatleri başka yöne çekmek istiyorlar. Öyle ya, AKP den ne istedilerse veriliyorken niçin bir başka partiyi ele geçirip de sonra oradan operasyonlarla Türkiye'yi ele geçirecekler; kimse kusura bakmasın pratikte akıl kârı değil. 
...
Meral Akşener kayıtsız, şartsız AKP'den davet almışken daveti kabul edip, en azından iç işleri bakanı olup emniyete hatta jandarma teşkilatına hakim olmak varken niçin bu kolay yolu tercih etmeyip, barajın üstünde zor kalabilmiş bir partiyi ele geçirmeyi düşünmüş olabilsin; yapılacak bir darbenin başarılı olması murâd edilmişse.
...
Bugün gelinen aşama itibariyle benim tahminim o ki; Meral Hanım üzerinden yapılan algı operasyonu bizzat MİT'deki Fetö unsurlarının gerçekte olmayan ama varmış gibi sundukları sözde istihbarat bilgisini sızdırarak dikkatleri MHP ve Meral Hanım üzerine odaklayarak; Fetö AKP içinde daha rahat operasyon yapmayı planlanmıştır.
....
Peki niçin Meral Hanım seçildi; çünkü toplumda sadece MHP camiasında değil, tüm kesimlerde karşılığı olan sempatik, karizmatik birisiydi ve siyasi arenada rüzgar estirebilecek tek alternatif gözüküyordu; ismi üzerine oynanırsa daha sansasyonel olacak, toplumun zihni daha çok meşgul olacak, fetö hakimleri sayesinde malum mahkeme süreçleri ve aylarca süren MHP Olağanüstü kurultay muhabbeti vs. derken; fetö'nün AKP içindeki inceden inceye yapılanma çalışması kimsenin dikkatini çekmeyecekti. Kozmik odaya müdehale için rıza gösteren ve kendisi de doğrudan "Malzeme" olan zat'ın niçin üzerine gidilmez, sorgulanmaz da; ille de hiç bir belge sunulamadığı halde Meral Hanım'ın üzerine gidilir; bunu sorgulamak lazım. Yine kozmik oda için "Operasyon gönüllüsü" olan zat zamanın paralelci üst düzey hukukcuları yüksek yargı organlarına seçildikçe "Aman Allah'ım Mevlam verdikçe veriyor, çoğu da benim arkadaşlarım" demişti.
...
Devlet aklı hele benim baktığım pencereden bir baksın bakalım ortaya neler çıkacak. Maalesef fetö hem MHP ve Devlet Bahçeli'yi, hem de AKP ve dolayısıyla hükümeti; Meral Hanım üzerine kasti algı oluşturarak yönlendirmiş dolayısıyla yanıltmış, başarılı da olmuşlardır.
....
Yaptığım yorum; yaşadıklarımızdan çıkardığım bir sonuçtur. MHP yönetimi de işine geldiği için bu algı lincine isteyerek iştirak etmiştir; AKP ise karşılarında alternatif siyasi bir gücün oluşmasına fırsat vermek istememiştir. Bugün özellike Merkez Medya da dahil olmak üzere hükümetin telkinleri ile Meral Hanım'a ekranların kapatılması; ileri sürdüğüm tezin doğruluğunu göstermektedir. Çünkü her ekrana çıktığında kitleler daha çok ikna oluyordu ve buna mani olmak gerekiyordu.
Mehmet Soral

18 Ağustos 2016 Perşembe

ALDIRMA GEÇ DİYEBİLSEM

Olup bitenlere kör olabilsem.
Yapan yapmış, eden bulmuş sana ne; 
Aldırma geç diyebilsem.
Mehmet Soral
18.8.2016

ONLARA KANDINIZ BİZE İNANMADINIZ

2004 yılında milli güvenlik kurulu "Fethullah Gülen cemaati"nin mevcudiyetinin yarattığı şüphe ve tedirginlik uzerine yapılanmasının takip edilmesi hususu karara bağlanmış. O zaman bu madde henüz ığdış edilmemiş ordunun tavsiyesi ile konduğu aşikar. Çünkü az bir süre sonra cemaat tehlikesi üzerine kitap yazanlar dahi hapise atıldı. O günden bugüne kesintisiz devam eden AKP hükümeti yazılmış kitapları da, alınan milli güvenlik kararını da dikkate almamıştır ta ki 17/25 Aralık'a kadar.
...
Nerdeyse "17/25 Aralık hayırlı bir darbe girişimi"dir diyesim geliyor. Çünkü Cemaatin ciddi manada üzerine gidilmesi ve bizzat hükümet tarafından tehlikeli adledilmesi bu darbe girişiminden sonra olmuştur.
....
(Her ne kadar darbe desek de, hükümetin 4 Bakanının hala mahkeme edilmeyen ama cemaat için darbeye bahane edilen gerekçeleri de unutmamak lazım).
....
17/25 Aralık darbe girişimi 15 Temmuz darbe girişiminin gücünü kırmıştır; Allah tan kırmıştır; zira şimdi Türkiye 16 Temmuz da ABD tarafından atanan bir vali tarafından yönetiliyor olabilirdi.
....
Cemaat-Hukümet ilişkilerindeki ilk problem cemaatin "Siz nasıl olur da bize karşı tetbir amaçlı milli güvenlik kurulu kararları arasına madde koyarsanız" sorgulamasından çıkmıştır.
...
Yani demem o ki başınıza/başımıza ne geldiyse "Kandırılmaktan" ziyade "Doğru söyleyene inanmamak"tan gelmiştir. Onlara kandınız, bizlere inanmadınız. Bi de Allah Türk milletini seviyor. Bu kadar badire atlatıp da hala varlığımızı sürdürebiliyorsak bunun nedeni olsa olsa Allah'ın Türk milletine tanıdığı bir iltimasdır.
Mehmet Soral

SEN BİZİ AZADLIK KABUL ETMEZ KÖLELERİN Mİ SANDIN

Yenikapıda demokrasi, milli birlik ve bütünlük adına ahkam keseceksin; sonra seni bulunduğun makamlara taşıyan insanların aynen bir zamanlar senin için yaptıkları gibi bir başkası yanında iradelerini ortaya koymalarına tahammül edemeyeceksin; adeta kin ve nefret kusarcasına; bir telaş içinde akibetine tedbir almaya yönelik ''Tedbirli ihraç'' sürecini başlatacaksın. ''Paralel'' iftirası tutmayınca son çareniz bu mu olacaktı. "Madem içeriye tıkatamadık, o zaman biz gereğini yaparız" der gibisiniz.
...
Demokrasi, milli birlik ve bütünlük adına sürekli inanmadıklarınla amel ediyorsun; samimi değilsin; İnansan sonuçlarına da katlanmaya yüreğin yeter ama inanmıyorsun ki. Demokrasi; hele ki seçim, senin en büyük kabusun ama bu korkuyla daha ne kadar yaşayacaksın ki.
...
Acelen nedir; neyi kimden kaçırma telaşındasın. Bizler "Kongreniz ne oldu" suallerine; "Şimdi derdimiz bu değil ki; derdimiz ülkemizin içinde bulunduğu sıkıntıyı salimen atlatmaktır" derken; sen öne fırlayıp puan mı kapmak derdindesin. Bu son hamlen bizi birbirimizin yüzüne bakamaz hale getirmek midir. İşte bunu başaramayacaksın muhterem.
...
Bir belgesel izlemiştim. Tarla faresi bir seferde çok yavru doğuruyor ancak bir süre geçtikten sonra karnı acıktığında ilk önce en zayıf yavrusunu yiyerek açlığını gideriyor.
Bilmem, anlatabildim mi?
...
Galiba sen bizi; irademizi sana ipotek ettirip, sadakat nikahı kıyan, azat kabul etmez kölelerin olarak görüyorsun ama Cüneyt Öztürk kardeşimin dediği gibi seninle olmak, sana katlanmak zorundamıyız; hiç de değil.
Mehmet Soral

14 Ağustos 2016 Pazar

MHP GENEL BAŞKAN ADAYLARI SİZLERDEN NET TAVIR BEKLİYORUZ

Meral Akşener hariç diğer MHP Genel Başkan adayları; 
Meral Hanım'a yani ülküdaşımıza oradan, buradan şuradan; gücün arkasına saklanarak ipten, kazıktan kopmuş itlerin oluşturdukları algı lincine karşı hala net tavrınızı göremedik. Bu sessiliğinizi öfke ve kininize mi bağlayalım; ne diyelim söyleyin lütfen; adını ne koyalım. 

...
Sizlerin bildiği, bizlerin bilmediğimiz bir durum, hal ve bilgiye sahipseniz ve de bunu açıklamaktan imtina ediyorsanız bilesiniz ki vebal altındasınız. Ha, hiç bir durum sözkonusu değilse o zaman delikanlıca kalkın bu algı lincine karşı bir duruş ortaya koyun veya siz de lince katılın, ne diyecekseniz deyin. Bu ketumluğunuz devam ettiği sürece inandırıcılığınız azalacak, güven kaybına uğrayacaksınız.
...
Bilesiniz ki bu hareketin en azından kanaat önderleri olarak sizler; yaşanan olaylar,  hal ve durumlar karşında fikirlerinizi, düşüncelerinizi açıklamanız sizlere atfedilen değer gereği göreviniz, bizlerin de öğrenmemiz en doğal hakkımız. Eğer bunu beceremiyecek kadar ; söyleyeceğiniz sözler, yapacağınız açıklamalar için risksiz bir ortam, dikensiz gül bahçesi beklentisi içinde ehlikeyif haliniz devam edecekse; çekilin önümüzden yüreği yeten gelsin.

Mehmet Soral@hotmail.com
soralmehmet

13 Ağustos 2016 Cumartesi

İTİRAFLARINA İLTİFAT BEKLEYEN YÜZSÜZLER

Değerli dostlar,
Sizlere bir önerim olacak; itirafcı adı altında adeta dönüşümlü olarak her birisi her akşam bir başka TV'ye çıkan insan müsvettesi mahlukları TV'ler de gördüğünüz an lütfen izlemeyin, kanalı değiştiriniz. Hatta mümkünse sözkonusu TV kanalını arayarak protestomuzu iletelim.
....
Eğer bu adamları illaki izlememiz isteniyorsa mahkemelerde yargılanırken izlemek isteriz. Bu aşağılık, yeni türeyen itirafcı güruh adeta milli kahraman pozlarına bürünerek geçmişlerini detaylı bir şekilde anlatarak sanki millete üstün hizmet sunuyorlar. 

Bu alçakların Gazi Meclis'i bombalayan, halkın üzerine kurşun yağdıran ve insanımızın üzerinden tanklar yürüten; ezen, parçalayan zihniyetin bu hallere gelmesinde emelleri ve emekleri yokmuş gibi konuşmaları şahsen benim kanıma dokunuyor. İtiraflarını bir lütufmuş gibi sunmaları ve nerdeyse bizlerden alkış beklemek gibi yüzsüzlüklerini daha ne kadar izlemeye devam edeceğiz.
...
Bu insanlara artık ekranlar kapatılsın, mahkemeler açılsın. İtiraflarının kabahatlerinin kefaretine sayılmasını kabul edemeyiz. Hele bir de demiyorlar mı; "Sanıyordum, tahmin ediyordum, ben almadım ama alındığını biliyordum, yoktum ama olanları biliyordum, falancanın filanca ile görüştüğünü tahmin ediyordum ama görmedim" gibi insanları zan altında bırakan kasti isnatlarda bulunarak hem kamuoyunu yanıltıyorlar hem de kendilerini mümkün olduğunca masum göstermeye çalışıyorlar; bu arada zan altında bıraktıkları insanlar da işin cabası. Alçak adam "Falancanın acısı vardı; acısını fırsat bilip onu kafaya aldık, bağış yapmasını sağladık"derken aynı zamanda utanmadan ihbardada bulunarak sanki "Devlete üstün hizmet" de bulunuyordu.
...
Elbette konuşşunlar, itiraflarını dile getirsinler ama bunu tutuklu halde ve mahkeme huzurunda yapsınlar. Kesinlikle masum değiller; yedikleri haltın bedelini başta şehitlerimiz olmak üzere millet olarak ödedik. Müsebbibi oldukları yıkımın enkazını kaldırmak için belki de uzun yıllarımızı heba edeceğiz. Onların malum yapılanmadan kopmaları; devletin ve milletin bekasını düşündükleri için mi; kesinlikle hayır. Bunu fark edebilmeleri için kırk yıl mı geçmesi gerekiyordu; elbette hayır.
...
Evet itirafcı denen hainleri artık TV'lerde izlemeye son veriyoruz; onları mahkemelerin huzuruna havale ediyoruz.
İtiraflarına iltifat bekleyen yüzsüzler...
Mehmet Soral

soralmehmet@gotmail.com