Birisi bana ''fetöcüsün'' demiş.
Bazılarının kafalarına çaka çaka ''Fetö kirletmesi'' olduklarını söyleyince; hemen dönüp bana ''Sen ''fetöcüsün'' diyorlar. Biliyorum, acının verdiği can havliyle söylenen sözler bunlar. Vallahi onlarla sevişme tarzı bize uymaz; kulağınıza fısıldamışlar zamanında; işe nereden başlanacağını. Kim ne yapar ki benim gibi acemiyi, kara cahili; uçkur denince gemi halatını hatırlayanı
Devlet Bahçeli Cumhurbaşkanı yardımcısı olacakmış.
Sayın Bahçeli'yi yirmi yıldır başbakan yapmak için uğraşıyoruz oy alamıyoruz da; Recep Tayyip Erdoğan'ın yardımcısı olacağı için mi oy alacakmış.Tamam işte ait olduğu yeri bulmuş. Biz Türk milliyetçileri olarak "Recep Tayyip Erdoğan'ın yardımcısı" olacağım diyene değil, "Ben Cumhurbaşkanı olacağım" diyene, Sayın Meral Akşener'e oyumuzu vereceğiz.
Atatürk'süz müfredat
MHP yetkilisi muhterem "Atatürk'süz müfredat olamaz" demiş. Olur, olur; hem de sizin desteğinizle bal gibi de olur.
...
Yaptırım gücünüzü AKP'nin selameti için kullanacaksınız, sonra da hiç yaptırım gücünüzün olmadığı bir durumda milletin gazını almak için yel değirmenine savaş açacaksınız; ve sonra biz saflar Atatürk'e sahip çıktınız diye size alkış tutacağız öyle mi. Geçiniz bunları. 7 Haziran sonrasından günümüze kadar hükümet ve Tayyip Erdoğan'ın yapıp ettiklerinin vebalinden siz de sorumlusunuz.
Cihat üzerine...
"Cihat" denen şey; değerleri üzerine ulvi kıymetler atfettiğimiz şeyler için verilmesi gereken mücadelenin adıdır. "Çocuklarımıza Cihad'ı öğreteceğiz" demekle, benim tarifini yaptığım "Cihat" arasında hiç bir benzerlik yoktur. "Çocuklarımıza cihadı öğreteceğiz" diyenlerin tek amaçları; Siyasal İslamcılığa gönüllü yetiştirmektir. Kimse bana bu ard niyetli hikayeyi yutturamaz. Sonuçta bu sözün sahiplerini tanıyoruz. "Allah bizi affetsin" pişmanlığını bir daha yaşamamak için "Cihat" yerine "Kutsalımız uğruna savaşmayı öğreteceğiz" tarifini yapmanız devletimizin ve milletimizin bekası için elzem olandır.
Kuzey Irak'da yapılacak olan referandum
T. C Devleti olarak Kuzey Irak'da malum referandumun yapılması durumunda; Kuzey Irak'a gerek hava yolu ile gerekse sınırdan bir kedinin geçişine dahi izin verilmeyeceğini; Kuzey Irak'ta, gerekse Türkiye'de karşılıklı tüm temsilciliklerin kapatılacağını, Kuzey Irak menşeli tüm firmaların faaliyetlerinin durdurulacağını ve belli bir süre sonra ülkemizi terk etmeyenlerin mal varlıklarına el konulacağını niçin dünya kamuoyuna deklare etmiyoruz.
...
Hükumetin Kuzey Irak'ta olup bitenlere dair yaptığı açıklamaların samimi olduğuna inanmıyorum.
Kardeşim eğer sen onların "sembollerini" yani paçavralarını ülkemizin en önemli iki güzide şehrinde göndere çekersen; kusura bakma,, elbette samimiyetinizden şüphe ederim. Nitekim T.C Devletinin bu tavrı muhtemelen Barzani tarafından malum oldu bittiğe razı olacağımız şeklinde yorumlandı veya kendisine öyle vaad edildi ki; hemen sonrasında Barzani gizli ajandasını açıkladı.
...
İran'ın, merkezi Irak hükumetinin ve Türkiye'nin rızası olmadan oradaki bir "Devletçik"in yaşama şansının olmayacağı aşikarken; Barzani buna nasıl cür'et edebiliyor; biraz düşünelim lütfen.
Arkasında ABD var diyenlere de sözüm; madem öyle, yukarıdaki kaleme aldığım deklarasyonu dünya kamuoyuna ilan edelim ki; ABD de hissesine düşeni alsın. Hükumetimiz bunu da yapamaz; zira devletin ve milletin bekası için değil, intikam duyguları ile sürdürülen fetö ile mücadele için ABD'nin kesinlikle desteğine ihtiyaç olunduğunu belki de en iyi bilen Erdoğan'dır. Dikkatinizi çekerim, yetkili hiç bir AKP'linin 15 Temmuz darbesinin arkasında ABD vardır dediklerini duydunuz mu; duyamazsınız Çünkü her şeye rağmen Erdoğan ABD ile ilişkilerini iyi yürütmek ve ABD'ye "Sen fetö'den vazgeç, senin için lazım olanı biz de sağlarız" diyen gizli bir ajandanın olduğunu düşünüyorum. Her ne hikmetse her gün Almanya ve yetkililerine laf sokuşturan hükumetimiz fetö'nün karargah kurduğu ABD'ye aynı üslupla soru sorup, gerekeni yapmıyor.
...
Lütfen zihnimiz zorlayarak biraz düşünelim; siyasi yasaklı ve hiç bir görevi olmayan İstanbul eski bir belediye başkanı nasıl oldu da son 15 yılın tek hakimi oldu. Aman Cüneyd Zapsu'yu da unutmayın. Hala şu anda ABD de olup da; "Erdoğan'ı kanalizasyona süpürmeyin, kullanın'' telkininde bulunuyor olabilir.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
Bir şeyler yapmak lazım, birşeyler... Düşünecek, yazacaksın ki üretebilesin. Yaprağı bile öteye itecek, bir yel gerekecek elbet. Mehmet SORAL
9 Eylül 2017 Cumartesi
2 Eylül 2017 Cumartesi
SAYIN CUMHURBAŞKANINA TAVSİYEM O Kİ...
Sayın Cumhurbaşkanı bu ayrıştırıcı ve tahrik edici dili kullanmaya ve hala "Camiler ahır yapıldı" demeye devam ettiği sürece iç barışın olması hayalden öteye gidemez. Bir muhalifi olarak her geçen gün kendisi ile rabıta kurabilmem için hiç bir ortak değer bırakmıyor.
...
Korkum o ki Erdoğan ve karşıtları şeklindeki bir ayrışma, dolayısıyla kutuplaşma kin ve nefreti körükleyecek, oluşacak ortamın da; dış mihrakların çok iyi suistimal edebileceği bir kıvama erişebileceğidir. Yani demem o ki; ayrışmanın terörize edilebileceği ihtimalidir.
...
Fethullah Gülen'i ABD de iskan ettiren ve sonra da cemaatinin de içinde olduğu, BOP projesi üzerinden gerçekleştirilmek istenen; ABD'nin 15 Temmuz işgal girişimine kadar geçen süreci besleyen en büyük argüman ne olmuştur; siyasal İslamcıların gizli emellerini gerçekleştirmek için başta başörtüsü gibi sembolik mağduriyetleri atlama taşı olarak kullanılmış olmasıdır. Kökten laikçi resmi kurumsal yapıların ve bunlar adına hareket eden işgüzar bireylerin aşırı ve dayatmacı tutumları siyasal İslamcılara mazeret oluşturarak, güç vermiştir. İşte 15 Temmuz cüreti de; cesaretini bu sosyolojiden almıştır; yani ayrışmaya neden kutuplaşmadan.
...
Şimdi de Erdoğan rejimi ve kullandığı dilin karşıtlarında yarattığı öfke ve travmanın sebep olduğu mağduriyeti terörize etmek isteyen emperyalistler ayrışmanın doruğuna erişildiğinin düşünüldüğü bir anda pekala devreye girebilirler.
...
Biz 1980 öncesini yaşadık ve şunu çok iyi biliyor ve hatırlıyorum ki; aynı anadan doğma iki kardeş ideolojik kavgada birbirlerine kurşun sıkmışlardır. Karadeniz'de ise bir evlat kendi ideolojik inançları gereği, sözde kurulan mahkeme kararı ile yanlış hatırlamıyorsam babasını veya annesini infaz ettiğini hatırlıyorum.
...
Bunları anlatmamın nedeni; milletin ayrışmasının, tarafları anne, baba, kardeş katili olmaya kadar götürdüğüne dikkat çekmek içindir. Ben CHP'li değilim, birileri CHP'ye laf sokuşturacak diye bu kimse Cumhurbaşkanı dahi olsa; Müslüman Türk milletinin mazisinde "Camiler ahır yapıldı" denmesini kabul edemem. Müslüman Türk milleti buna izin verecek kadar ahmak olsaydı; Fransız işgalci askerin bir Türk kadının başörtüsünü çekip alması nedeniyle Maraş'ın adı Kahramanmaraş olmazdı.
...
Cumhurbaşkanı sürekli Fetö ile mücadelede yalnız kaldığını söylüyor. Sayın Cumhurbaşkanı, siz sadece Fetö ile değil, milletin diğer yarısı ile de kavga etmeyi göze almışsınız. Bu anlamda yalnızlığı siz tercih ediyorsunuz; yardımı değil, sürekli tasdik edilmeyi istiyor ve bekliyorsunuz. Bir muhalifiniz olarak hiç bir zaman elinizin sırtımı sıvazladığını, okşadığını hissedemeyeceksem; biz ne zaman seninle aynı yola baş koyabiliriz ki. Benim geçmişim, hatta hepimizin geçmişi için ''Camileri ahır yaptılar'' diyorsun; bundan daha ötesi var mı Allah aşkına; ve bunu mübarek bir günde, bayram gününde yapıyorsun.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
GÜNDEME DAİR ORDAN BURDAN ŞURDAN
Ümit Özdağ diyor ki...
Saray, yeni kurulacak bir üniversiteye kampüs olarak verilecek. Cumhurbaşkanı'na ait 13 uçak satılacak. Sayın Akşener, Atatürk'ün mirası olan Köşk'te kalacak. Bütün israfa sert ve kesin bir şekilde son verilecek. Devlette tasarruf ana ilke olacak. Sonra üretim ekonomisi başlayacak."
.....
Not:
Beştepe faliyete geçtiğinde ve o zaman Devlet Bahçeli'nin de tasvip etmediği sarayın; MHP iktidarında Üniversiteye dönüştürülmesinin çok uygun olacağını yazmıştım. Sayın Devlet Bahçeli tamamen değişse de; inanmış ve adanmış Türk milliyetçilerinin düşünceleri değişmeyeceği için "Saray" ile ilgili arzumuzu yeni partimiz ile gerçekleştireceğiz inşallah. Meral Hanım Cumhurbaşkanı olduğunda, "Saray"a yerleşmek için değil, Üniversiteyi ziyaret amaçlı gide
A Haber klasiği
A Haber diyor ki; "27 Nisan E-Muhturası'na posta kondu" tamam anladık da; "Cemaatin" öğrenci yurdunda soğan doğrayan ilk okul mezunu kadın bugün tutuklanırken, 27 Nisan muhtırasını verenlere ne yaptınız; hiç bir şey yapmadınız zira sonuçlarından yaralanan sizdiniz. Sonra muhtıranın baş kahramanına özel korumaya yönelik araç tahsis ettiniz. Peki aranızda bu kadar kankalık varken; kasdettiğiniz, posta koyduğunuz muhtıranın "Essahlığı" nerede.
Bayram namazındayız ve....
Camideyiz, bayram namazı vaktini bekliyoruz. İmam zamanı değerlendirmek üzere sohbetine başladı; sözüne Atatürk ve silah arkadaşlarını hayırla anarak başladı. Caminin ismini vermeyeceğim. Namaz sonrası bayramlaşma sırasında Sayın Hocamın kulağına eğilerek, özellikle teşekkür ettim "Öyle yapmamız gerekiyor" dedi. Dolayısıyla, eleştirdiğimiz gibi takdiri de teşekkür etmesini de bilmemiz lazım. Herkesin bayramını en kalbi duygularımla kutluyorum.
CHP sorumluların sorumsuzluğu
Yahu acaba CHP'liler benim üzüldüğüm kadar partilerine üzülüyorlar mı? Sorumlular, yapıp ettiklerine özen gösteriyorlar mı? Adalet yürüyüşü ve adalet kurultayı gibi gerçekten çok emek verilerek hazırlanan etkinlikler bir iki densizin yüzünden heba, olup gidiyor. Adam diyor ki "İçki içmek sosyal bir etkinlik, içerim kime ne ki". Bu cümleleri kullanırken sen hala ayık değilsin bilader. Bu toplum senin "Sosyal içiciliğini" kabullenecek kültüre ulaşmış da bunu sadece sen mi fark edebildin. Yapmayın, etmeyin; bu kadar verilen emeğe yazık, günah değil mi. O zaman çekilin kenara, özlemini duyduğunuz iktidara talip olmak için milletin "Sosyal içiciliğinizi" hoş görecek seviyeye gelene kadar bekleyin. Yazık, çok yazık
Devlet Bahçeli'nin tebessümünün düşündürdükleri
Ne kadar "maraba" görüldüğümüzü; "taşoranın" muhtereme bakan gözlerinin ışıltısından ve iyice içeri çekilen gamzelerinden anladım. Çünkü hiç bir zaman üzerimizde böyle bir bakışı, kendinden geçen gamzeleri görmemiştik. Ne yalan söyleyeyim; kıskandım
İhanete pirim vermek.
"Cumhuriyet tarihinin en hain iki örgütünden birisi ile defalarca işbirliği yapan, diğerini ise devletin her kademesine yerleştiren bir siyasi partiyi tekrar tekrar ihya eden, iktidara taşıyan bir halkın "sosyolojisi yoktur" dediğimde, sen ne demek istiyorsun diyorlar. Ne demek istediğim belli değil mi; 2019 yılında da aynı partiyi gene ihya ederler mi(!)
"Turan eller var olsun, düşmanlar kahrolsun"
...
Bu sözler A Haber'de fon müziği olarak konmuş bir eserde geçiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın görüntüleri eşliğinde veriliyor. Bir ara kendimi kontrol ettim; acaba başka blr kanalımı açtım diye ama doğruydu; A Haber kanalıydı.
...
Bu şarkıyı da, sözlerini de çok beğendim; bestesi de çok güzel olmuş. Ancak, ''Sözlerin mana ve önemine'' inanç konusunda bu eserin hazırlayıcılarının ve talimatını verenlerin samimiyetlerine inanmıyorum, güvenmiyorum. Sanki bugünler de Türk milliyetçilerinin yaşamakta olduğu birilerine göre ayrışma, bir başka anlamda belki de bütünleşme sürecine algı operasyonu ile müdahale edilerek; "Ne gerek var oraya, buraya gitmeye; ne arıyorsanız bizde var" demek isteniyor gibi bir niyetin olduğunu seziyorum. Yine diğer bir kanaatim de odur ki; MHP yönetimi Türk milliyetçiliği adına kontrolü iyice kaybettiğini anlayınca; tedbirini de AKP ve hükumet imkanları ile almak; ilgililere akıl hocalığı yaparak milliyetçi kavram ve temalar üzerinden söylemler geliştiriyorlar. Amaç, yeni oluşuma akan suyun yönünü değiştirmektir.
...
Çok profesyonelce hazırlanmış bir müzik parçası. Milliyetçiliği ayaklar altına alan hissiyatın Turan ellerine selam göndermesi ne kadar samimi ve inandırıcı olabilir ki. Ama şarkıya itirazım yok, tekrar tekrar dinletin lütfen.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
Saray, yeni kurulacak bir üniversiteye kampüs olarak verilecek. Cumhurbaşkanı'na ait 13 uçak satılacak. Sayın Akşener, Atatürk'ün mirası olan Köşk'te kalacak. Bütün israfa sert ve kesin bir şekilde son verilecek. Devlette tasarruf ana ilke olacak. Sonra üretim ekonomisi başlayacak."
.....
Not:
Beştepe faliyete geçtiğinde ve o zaman Devlet Bahçeli'nin de tasvip etmediği sarayın; MHP iktidarında Üniversiteye dönüştürülmesinin çok uygun olacağını yazmıştım. Sayın Devlet Bahçeli tamamen değişse de; inanmış ve adanmış Türk milliyetçilerinin düşünceleri değişmeyeceği için "Saray" ile ilgili arzumuzu yeni partimiz ile gerçekleştireceğiz inşallah. Meral Hanım Cumhurbaşkanı olduğunda, "Saray"a yerleşmek için değil, Üniversiteyi ziyaret amaçlı gide
A Haber klasiği
A Haber diyor ki; "27 Nisan E-Muhturası'na posta kondu" tamam anladık da; "Cemaatin" öğrenci yurdunda soğan doğrayan ilk okul mezunu kadın bugün tutuklanırken, 27 Nisan muhtırasını verenlere ne yaptınız; hiç bir şey yapmadınız zira sonuçlarından yaralanan sizdiniz. Sonra muhtıranın baş kahramanına özel korumaya yönelik araç tahsis ettiniz. Peki aranızda bu kadar kankalık varken; kasdettiğiniz, posta koyduğunuz muhtıranın "Essahlığı" nerede.
Bayram namazındayız ve....
Camideyiz, bayram namazı vaktini bekliyoruz. İmam zamanı değerlendirmek üzere sohbetine başladı; sözüne Atatürk ve silah arkadaşlarını hayırla anarak başladı. Caminin ismini vermeyeceğim. Namaz sonrası bayramlaşma sırasında Sayın Hocamın kulağına eğilerek, özellikle teşekkür ettim "Öyle yapmamız gerekiyor" dedi. Dolayısıyla, eleştirdiğimiz gibi takdiri de teşekkür etmesini de bilmemiz lazım. Herkesin bayramını en kalbi duygularımla kutluyorum.
CHP sorumluların sorumsuzluğu
Yahu acaba CHP'liler benim üzüldüğüm kadar partilerine üzülüyorlar mı? Sorumlular, yapıp ettiklerine özen gösteriyorlar mı? Adalet yürüyüşü ve adalet kurultayı gibi gerçekten çok emek verilerek hazırlanan etkinlikler bir iki densizin yüzünden heba, olup gidiyor. Adam diyor ki "İçki içmek sosyal bir etkinlik, içerim kime ne ki". Bu cümleleri kullanırken sen hala ayık değilsin bilader. Bu toplum senin "Sosyal içiciliğini" kabullenecek kültüre ulaşmış da bunu sadece sen mi fark edebildin. Yapmayın, etmeyin; bu kadar verilen emeğe yazık, günah değil mi. O zaman çekilin kenara, özlemini duyduğunuz iktidara talip olmak için milletin "Sosyal içiciliğinizi" hoş görecek seviyeye gelene kadar bekleyin. Yazık, çok yazık
Devlet Bahçeli'nin tebessümünün düşündürdükleri
Ne kadar "maraba" görüldüğümüzü; "taşoranın" muhtereme bakan gözlerinin ışıltısından ve iyice içeri çekilen gamzelerinden anladım. Çünkü hiç bir zaman üzerimizde böyle bir bakışı, kendinden geçen gamzeleri görmemiştik. Ne yalan söyleyeyim; kıskandım
İhanete pirim vermek.
"Cumhuriyet tarihinin en hain iki örgütünden birisi ile defalarca işbirliği yapan, diğerini ise devletin her kademesine yerleştiren bir siyasi partiyi tekrar tekrar ihya eden, iktidara taşıyan bir halkın "sosyolojisi yoktur" dediğimde, sen ne demek istiyorsun diyorlar. Ne demek istediğim belli değil mi; 2019 yılında da aynı partiyi gene ihya ederler mi(!)
"Turan eller var olsun, düşmanlar kahrolsun"
...
Bu sözler A Haber'de fon müziği olarak konmuş bir eserde geçiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın görüntüleri eşliğinde veriliyor. Bir ara kendimi kontrol ettim; acaba başka blr kanalımı açtım diye ama doğruydu; A Haber kanalıydı.
...
Bu şarkıyı da, sözlerini de çok beğendim; bestesi de çok güzel olmuş. Ancak, ''Sözlerin mana ve önemine'' inanç konusunda bu eserin hazırlayıcılarının ve talimatını verenlerin samimiyetlerine inanmıyorum, güvenmiyorum. Sanki bugünler de Türk milliyetçilerinin yaşamakta olduğu birilerine göre ayrışma, bir başka anlamda belki de bütünleşme sürecine algı operasyonu ile müdahale edilerek; "Ne gerek var oraya, buraya gitmeye; ne arıyorsanız bizde var" demek isteniyor gibi bir niyetin olduğunu seziyorum. Yine diğer bir kanaatim de odur ki; MHP yönetimi Türk milliyetçiliği adına kontrolü iyice kaybettiğini anlayınca; tedbirini de AKP ve hükumet imkanları ile almak; ilgililere akıl hocalığı yaparak milliyetçi kavram ve temalar üzerinden söylemler geliştiriyorlar. Amaç, yeni oluşuma akan suyun yönünü değiştirmektir.
...
Çok profesyonelce hazırlanmış bir müzik parçası. Milliyetçiliği ayaklar altına alan hissiyatın Turan ellerine selam göndermesi ne kadar samimi ve inandırıcı olabilir ki. Ama şarkıya itirazım yok, tekrar tekrar dinletin lütfen.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
29 Ağustos 2017 Salı
ÇAĞDAŞ LİDER
Çağdaş lider tipiYeni oluşum sürecinde ''Niyetlerin essahlığını'' küçük detaylarda gizlendiğini görebiliyorum.
Nedir bunlar; mesela Meral Akşener'in bazı isimlere karşı alınganlık göstermesi mümkünken çer, çöp hesabına girmiyor; belli ki kendisini edindiği misyona kilitlemiş.
...
Özellikle, hep beraber şahit olduğumuz üzere; bir kaç ay öncesine kadar sansürlenen ekranlarda kendisi ile her akşam özel bir program için talepte bulunulduğunu ama kabul etmediğini düşünüyorum.
...
Mümkün olduğunca mütevazi olduğunu ve gerçek anlamda bir hanımefendi nezaketini sürdürmeye çalıştığını fark edebiliyoruz.
Düşünebiliyormusunuz; baş aktör kendisi, çıktığı yolda mütemadiyen kafası, gözü yarılan yine kendisi olmasına rağmen; bu arada da milletin de büyük bir heyecanla kuracağı partinin isminin açıklanmasını beklerken ve de Türk milletinin alışageldiği üzere kendisinden beklenen ''reytingi'' en yüksek açıklamayı yapması beklenirken bu şansı Koray Aydın'a veriyor. Lider sultasının geleneksel hale geldiği, parti taraftarların bu manada sindirildiği bir ortamda Meral Hanım'ın ''Reytingi'' yüksek bir fırsatı kullanma şansını kader birliği yaptığı bir başka arkadaşına vermiş olmasını; siyasette bundan sonrası için iyi şeylerin olabileceğine dair bir umut olarak görüyorum.
...
Bu anlam da Meral Hanım'ın her şeyden önce beraber yola çıktığı arkadaşlarına güvendiğini; paylaşımcı olduğunu, narsist duygular taşımadığını fark edebiliyoruz. Belki de yeni bir lider profili oluşturabilmenin gayreti içinde de olabilir. Zırt, pırt ekranlara çıkmayan, her vesile ile bir şeyler söyleme ihtiyacı duymayan; duysa bile bunların gereğinin yapılmasını diğer arkadaşlarına devreden lider tipi.
...
Sanırım günümüzde lider; her şeye hakim olma ve kontrol etme gücünü şu veya bu şekilde kendi üzerinde toplayan tipten ziyade; oto kontrollü bir ekibin uhdesinde, sürdürülebilir bir yönetim anlayışının koordinasyonunu sağlayabilen insan. Yönetimdeki böyle bir mantalite zafiyete müsaade etmez. Meral Hanım'ın liderlik üslubunda sanki bunları görür gibiyim. İnşallah yanılmam.
Devlet Bahçeli Şefkat Çetin'in istifasını istemiş mi?
Devlet Bahçeli Şefkat Çetin'in istifasını istemiş. Sanmıyorum, bu egosunu tatmin için daha yüzlerce teşkilat mensubu varken Şefkat Çetin'e kıyamaz(!)
...
Yahu Allah aşkına, siz hala Devlet Bahçeli'nin bu ülke için bir şeyler yapabilmek adına; partiyi derleyip, toparlama düşüncesinde olduğunu mu sanıyorsunuz? Artık şu genel kabulümüz olsun ki; Devlet Bahçeli'nin derin görevi; hükumetler zor durumda kaldığında onlara el atıp, destek olmaktır.
...
MHP Baraj altında kaldığında; Devlet Bahçeli, ''Ülkücülerin aklı başlarına gelir de beni değiştirmeye kalkışırlar'' diyerek kendi yerine hesabı Şefkat Çetin'e yıkıp, "Çek git, seni buralarda bir daha gözüm görmesin" demedi mi; o da gidip gözlerden kaybolmadı mı(!) Sonra AKP kuruldu, Şefkat Çetin MHP'de tekrar yönetime girerek, bıraktığı koltuğa oturup, her şeye bıraktığı yerden devam etmedi mi.
...
Şimdi yine aynı senaryo tekrarlanmak isteniyor. Yine kurban Şefkat Çetin seçilecek; ülkücüler açısından bütün yaşanan olumsuzlukların müsebbibi bulunup, cezası da kesilmiş olacak. Dolayısıyla, gazı alınmış camianın artık yeni arayışlar içinde olmasına da gerek kalmayacak(!)
...
Aynı sudan iki defa abdest alınmaz. Dolayısıyla, nasıl ki şartlar Türk milliyetçilerine bir zamanlar Muhafazakar Parti'yi, Milliyetçi Çalışma Partisi'ni kudurttuysa bugün de bir başka partinin kurulması aşamasındayız. Olup, biten de budur.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
GÜNDEME DAİR ORDAN BURDAN ŞURDAN
Kozmik odaya girenin cesareti, izin verenin ihaneti...
Sivil ama dini bir cemaat ile siyasi bir parti adeta entegre olmuş vaziyette seçime giriyorlar ve muktedir olup ülkeyi yönetiyorlar. Sonra gel zaman, git zaman birbirlerini test ederlerken; yine kendilerince ihanete uğradıklarını düşünüp; cemaat kadro gücüyle, siyasi parti ise devlet gücüyle karşılıklı birbirlerine operasyon yapıyorlar.
...
Dikkatinizi çekerim, her iki taraf için de bu operasyonların temel amacı; hiç öyle sanıldığı veya söylendiği gibi devletin ve milletin bekasının düşünülmesi değildir. Düşünülmüş olunsaydı hiç bir kuvvet kozmik odaya girebilirmiydi Allah aşkına. Girebilenin cesareti ile izin verenin ihanetini göz önüne alıp, sonra da devletin bekasını düşündüğümüzde insanın tüyleri diken diken oluyor.
...
Peki bütün bunlar olup, biterken millet ne yapıyor; Türk devlet geleneğinde geçmişte bir benzeri dahi görülmemiş en büyük ihanet şebekesi ile yaptığı işbirliğinde kandırılmış bir siyasi partiyi; her seçimde iktidara taşıyarak ihya etmeye devam ediyor.
...
Oysa aynı millet ikinci dünya savaşına girme ihtimaline karşı asker gıdası için stoklanan; savaşa girmeyince de hemen tüketilemeyen, doğal olarak çürüyen buğdayın hesabını ''Devlet buğdayları silolarda çürüttü'' diyerek hala sorgulamaya devam ediyor.
...
Peki sosyoloji bilimine göre; bir cemaat ve onunla işbirliği yapan bir siyasi partinin yapmış oldukları izdivaçtan hasıl olan 15 Temmuz Veledi zinası ortalıkta dolaşırken; millet, bütün bu süreçlerin hiç bir aşamasında, hiç bir kusuru olmayan diğer siyasi kesimlere niçin şans vermeyi düşünmeyip de; hatta cezalandırma yoluna gidebilir; bu nasıl izah edilebilir acaba.
...
Her kim ki; Türk toplumunun her türlü durum ve haller karşısında tutum, davranış, eylem, kavrayış ve anlayışını sosyoloji ilminin temel kaideleri üzerinden izah etmeye çalışırsa yanılacağı muhakkaktır. Dolaysıyla ''Türk milletinin sosyolojisi'' yoktur tespitinin; yapılacak olan çalışmaların son cümlesi olabileceği garantisini verebilirim(!)
Meral Akşener sopası ile AKP'yi dövme özlemi(!)
AKP'ye karşı olan kin ve nefretlerini en iyi biçimde tatmin edebilme yolunu AKP ve Erdoğan iktidarının sonra ermesinde gören ve doğal olarak bunun da ancak ve ancak güçlü alternatif bir cumhurbaşkanı adayı ile mümkün olabileceğini düşünen kaçak, yavşak bir takım fetö mensupları; bu manada güçlü gördükleri Meral Hanım için attıkları "Meral Akşener Cumhurbaşkanı olacak" twit'lerinden mana çıkaran yine art niyetli bir takım troller "Bakın işte demedik mi; cemaat Meral Akşener'i destekliyor" gibi mantık yürütmelerinde tek doğru olan Meral Akşener'in güçlü bir aday olarak kazanacak olmasıdır. Ancak Meral Akşener, cemaat istediği için değil, Türk milleti istediği için Cumhurbaşkanı olacaktır.
...
Dolayısıyla, trol şifreleri çözülünce, algı operasyonlarını çözümlemek hiç de zor değil. Mesela bu çözümlemeden hareketle; pekala, Fetö'nün hükumete yaranma adına, Meral Hanım aleyhine senaryolar yazarak sulh yolunu aramaları mümkündür. Niçin olmasın ki; kazanma uğruna mühendislik harikaları yaratılarak; PKK ile masaya oturma, Oslo görüşmeleri, Habur süreci, açılım, saçılım ve hendek süreçlerini unutmadık.
Milad 17/25 Aralık değil 2001 dir.
Gelecekte fetö yargılaması; cemaat ile 2001 yılında rol paylaşımı yapıp, "Gel beraber askeri ve Cumhuriyet vesayetinin defterini dürelim" diyenler üzerinden devam etmediği sürece, ne olursa olsun gerçek adalet tecelli etmiş olmayacaktır. Yani gerçek milad 17/25 Aralık değil, 2001 yılı, hatta daha öncesi ABD-CEMAAT ittifakı ile Türkiye üzerine yazılmış senaryonun uygulamaya konulmasıdır.
Ülkücüler nerede olursak olalım karşılıklı olarak üslubumuza dikkat etmek durumundayız
Sayın Devlet Bahçeli bugün görevi ehline bıraksa; bütün gönüldaşların kucaklaşmaları kesinken niçin birbirimizin kalbini kıralım ki. Süreci germenin hiç bir manası yoktur. Yeni oluşumda olsak da; MHP deki değişime yardımcı olmak lazım. Yarın Sayın Devlet Bahçeli görevi bıraktığı an tüm Türk milliyetçileri bir bütün olarak hareket edebileceklerdir. Yeni sistemin sağladığı bir avantajdır bu aslında. Amaç Cumhurbaşkanlığını almaksa şayet; benim için kazanılan milletvekilinin hiç bir önemi yoktur ki. Nasıl olsa, kim Cumhurbaşkanlığını kazansa; istemesi durumunda gelip bizim köy derneği üyelerinden bakanlar kurulu atayabilecek; öyle değil mi
😊 hiç bir partinin tek başına 301 milletvekili çıkarıp, istediğini yapıp, cumhurbaşkanını aşamayacağına, onu yönlendirmeye gücü yetmeyeceğine göre en akıllıca strateji, Cumhurbaşkanlığını kazanmaya yönelik olmalıdır. Buna da tek engel Devlet Bahçeli'dir. Çünkü onun görevi o an için Cumhuriyet hükümeti ne istiyorsa onu yapmaktır, yani; Recep Tayyip Erdoğan'ı tekrar Cumhurbaşkanı seçtirmektir.
Elit olmak olmak...
Sözüm "Elit olmayı" küçümseyen güruha. Elitim tabi ulan....
Okumuşum, tahsil yapmışım. Her sabah kalkıp, akşama kadar en az beş on tane köşe yazısı okuyorum, kitap okuyorum, dert dinleyip, çözüm üretiyorum. Fikri, siyasi gelişmeleri takip edip, bunlar adına oluşmuş siysi kurum, kuruluş veya sivil toplum örgütlerinde görev yapıyorum. Şimdi ben bütün bunları yaparken; "Elitler de kimmiş, millet adına konuşup, hep akıl veriyorlar" şeklindeki hadsizliğinize sessiz kalıp; yeyip, yeyip geğirmene ve sonrada "Nasıl olsa bunlar benim oyumun peşinden gelen zavallılar" keyfiyeti ile ellerin arkanda yellenip, volta atıp aynı zamanda ahkam kesmene artık tahammül edemiyorum. Cehennemin dibine kadar yolun var. Neye laiksen öyle yönetilirsin. Rencide olabilirmişin, alınabilirmişin falan, filan. Ulan bir gün de bilmediğini düşünüp, haddini aşmaman gerektiğini de sen hatırlasan ya. Evet, bu dil "Elite" yakışmaz ama sana başka nasıl anlatabilirdim ki.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
Sivil ama dini bir cemaat ile siyasi bir parti adeta entegre olmuş vaziyette seçime giriyorlar ve muktedir olup ülkeyi yönetiyorlar. Sonra gel zaman, git zaman birbirlerini test ederlerken; yine kendilerince ihanete uğradıklarını düşünüp; cemaat kadro gücüyle, siyasi parti ise devlet gücüyle karşılıklı birbirlerine operasyon yapıyorlar.
...
Dikkatinizi çekerim, her iki taraf için de bu operasyonların temel amacı; hiç öyle sanıldığı veya söylendiği gibi devletin ve milletin bekasının düşünülmesi değildir. Düşünülmüş olunsaydı hiç bir kuvvet kozmik odaya girebilirmiydi Allah aşkına. Girebilenin cesareti ile izin verenin ihanetini göz önüne alıp, sonra da devletin bekasını düşündüğümüzde insanın tüyleri diken diken oluyor.
...
Peki bütün bunlar olup, biterken millet ne yapıyor; Türk devlet geleneğinde geçmişte bir benzeri dahi görülmemiş en büyük ihanet şebekesi ile yaptığı işbirliğinde kandırılmış bir siyasi partiyi; her seçimde iktidara taşıyarak ihya etmeye devam ediyor.
...
Oysa aynı millet ikinci dünya savaşına girme ihtimaline karşı asker gıdası için stoklanan; savaşa girmeyince de hemen tüketilemeyen, doğal olarak çürüyen buğdayın hesabını ''Devlet buğdayları silolarda çürüttü'' diyerek hala sorgulamaya devam ediyor.
...
Peki sosyoloji bilimine göre; bir cemaat ve onunla işbirliği yapan bir siyasi partinin yapmış oldukları izdivaçtan hasıl olan 15 Temmuz Veledi zinası ortalıkta dolaşırken; millet, bütün bu süreçlerin hiç bir aşamasında, hiç bir kusuru olmayan diğer siyasi kesimlere niçin şans vermeyi düşünmeyip de; hatta cezalandırma yoluna gidebilir; bu nasıl izah edilebilir acaba.
...
Her kim ki; Türk toplumunun her türlü durum ve haller karşısında tutum, davranış, eylem, kavrayış ve anlayışını sosyoloji ilminin temel kaideleri üzerinden izah etmeye çalışırsa yanılacağı muhakkaktır. Dolaysıyla ''Türk milletinin sosyolojisi'' yoktur tespitinin; yapılacak olan çalışmaların son cümlesi olabileceği garantisini verebilirim(!)
Meral Akşener sopası ile AKP'yi dövme özlemi(!)
AKP'ye karşı olan kin ve nefretlerini en iyi biçimde tatmin edebilme yolunu AKP ve Erdoğan iktidarının sonra ermesinde gören ve doğal olarak bunun da ancak ve ancak güçlü alternatif bir cumhurbaşkanı adayı ile mümkün olabileceğini düşünen kaçak, yavşak bir takım fetö mensupları; bu manada güçlü gördükleri Meral Hanım için attıkları "Meral Akşener Cumhurbaşkanı olacak" twit'lerinden mana çıkaran yine art niyetli bir takım troller "Bakın işte demedik mi; cemaat Meral Akşener'i destekliyor" gibi mantık yürütmelerinde tek doğru olan Meral Akşener'in güçlü bir aday olarak kazanacak olmasıdır. Ancak Meral Akşener, cemaat istediği için değil, Türk milleti istediği için Cumhurbaşkanı olacaktır.
...
Dolayısıyla, trol şifreleri çözülünce, algı operasyonlarını çözümlemek hiç de zor değil. Mesela bu çözümlemeden hareketle; pekala, Fetö'nün hükumete yaranma adına, Meral Hanım aleyhine senaryolar yazarak sulh yolunu aramaları mümkündür. Niçin olmasın ki; kazanma uğruna mühendislik harikaları yaratılarak; PKK ile masaya oturma, Oslo görüşmeleri, Habur süreci, açılım, saçılım ve hendek süreçlerini unutmadık.
Milad 17/25 Aralık değil 2001 dir.
Gelecekte fetö yargılaması; cemaat ile 2001 yılında rol paylaşımı yapıp, "Gel beraber askeri ve Cumhuriyet vesayetinin defterini dürelim" diyenler üzerinden devam etmediği sürece, ne olursa olsun gerçek adalet tecelli etmiş olmayacaktır. Yani gerçek milad 17/25 Aralık değil, 2001 yılı, hatta daha öncesi ABD-CEMAAT ittifakı ile Türkiye üzerine yazılmış senaryonun uygulamaya konulmasıdır.
Ülkücüler nerede olursak olalım karşılıklı olarak üslubumuza dikkat etmek durumundayız
Sayın Devlet Bahçeli bugün görevi ehline bıraksa; bütün gönüldaşların kucaklaşmaları kesinken niçin birbirimizin kalbini kıralım ki. Süreci germenin hiç bir manası yoktur. Yeni oluşumda olsak da; MHP deki değişime yardımcı olmak lazım. Yarın Sayın Devlet Bahçeli görevi bıraktığı an tüm Türk milliyetçileri bir bütün olarak hareket edebileceklerdir. Yeni sistemin sağladığı bir avantajdır bu aslında. Amaç Cumhurbaşkanlığını almaksa şayet; benim için kazanılan milletvekilinin hiç bir önemi yoktur ki. Nasıl olsa, kim Cumhurbaşkanlığını kazansa; istemesi durumunda gelip bizim köy derneği üyelerinden bakanlar kurulu atayabilecek; öyle değil mi
Elit olmak olmak...
Sözüm "Elit olmayı" küçümseyen güruha. Elitim tabi ulan....
Okumuşum, tahsil yapmışım. Her sabah kalkıp, akşama kadar en az beş on tane köşe yazısı okuyorum, kitap okuyorum, dert dinleyip, çözüm üretiyorum. Fikri, siyasi gelişmeleri takip edip, bunlar adına oluşmuş siysi kurum, kuruluş veya sivil toplum örgütlerinde görev yapıyorum. Şimdi ben bütün bunları yaparken; "Elitler de kimmiş, millet adına konuşup, hep akıl veriyorlar" şeklindeki hadsizliğinize sessiz kalıp; yeyip, yeyip geğirmene ve sonrada "Nasıl olsa bunlar benim oyumun peşinden gelen zavallılar" keyfiyeti ile ellerin arkanda yellenip, volta atıp aynı zamanda ahkam kesmene artık tahammül edemiyorum. Cehennemin dibine kadar yolun var. Neye laiksen öyle yönetilirsin. Rencide olabilirmişin, alınabilirmişin falan, filan. Ulan bir gün de bilmediğini düşünüp, haddini aşmaman gerektiğini de sen hatırlasan ya. Evet, bu dil "Elite" yakışmaz ama sana başka nasıl anlatabilirdim ki.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
23 Ağustos 2017 Çarşamba
GÜNDEME DAİR ORDAN BURDN ŞURDAN
Dinimizi öğrenmek nasıl olacak; akıl yolu ile mi nakil yolu ile mi?
Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethinden beri içine battığımız nakli din anlayışından kurtulup; yine Hoca Ahmet Yesevi'nin akli din anlayışına geçelim derken; maalesef AKP sayesinde tekrar nakli din anlayışı bataklığına saplanıp, kaldık.
...
Hele ki ramazanlarda bunu "Dibine" kadar hissediyoruz. Veriyorlar adamın eline mikrofonu; saatlerce "Din naklediliyor" Akıldan değil, nakilden gelen bilgi olduğundan, doğal olarak şuurlu bir bilgilenme olmuyor. Saatlerce menkıbeler; doğru mu, yanlış mı belli değil. Aslında bir anlamda ''Dedikodu'' üzerinden din anlatımı. Vatandaşın kafasına bir şey takılacak olsa artık seneye ramazan ayında, Sultanahmet meydanında Hatipoğlu Hocayı veya ellerinde cep telefonları ile TV programlarına bağlanmayı bekleyecekler
...
Şimdi bir çokları din adamı olmadığımı ama niçin ahkam kestiğim üzerinden beni eleştirecekler ama bu tespitleri yapabilmek için din alimi olmaya, hatta din ile iştigal etmeye bile gerek yoktur. Türk tarihi üzerine çalışmış bir Norveçlinin bile düşüncelerini almak isteseniz bunları söyleyecektir.
Erkek egemen toplumdan kadın lider çıkması...
Erkek egemen toplumda bir kadın inisiyatifini ortaya koyarak, ülkenin geleceği için bir şeyler yapabilmeyi kendisine dert edinmişse ve hayli de yol almışsa; çok şey değişecek demektir. Erkek egemen siyasetin yarattığı bıkkınlık ve nihayetinde sebep olduğu yorgunluktan kurtulma umudu; ülkemizde siyasetin önünü açacaktır. Türk kadını meseleye el atmıştır. Beni yüreklendiren de; bir erkeğin hoyrat elleri yerine, Türk milletinin her ferdinin, her daim bir ananın başını okşayan ellerini hissedecek olmasıdır.
İslamın ilk emri oku değil mi; öyleyse...
İslam'ın ilk emri oku ile başlıyor ama şartını beş ile sınırlamışlar ve ilk beşin içinde yoktur. Kimler belirlemiş, niçin bu şekilde düzenlenmiş; zamanın muktedirlerinin kendilerince belirledikleri OHAL şartlarında tabi ki.
...
Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk ise "İslam'ın şartı beş değil, tüm Kuran'dır" diyor. Bence de öyle olmalı. Bu tespit siyasal İslamcıların işine gelmediği için rahmetliye kin kustular sürekli. Okumadan nasıl anlayacaksın ki bilesin.
...
Eğer ille de sayılarla şartlara bağlanmış bir İslam yaşayacaksak; içinde "Okumak" Kesinlikle olmalıdır. Zaten okunması içindir ki; Kuran yazılı hale getirilerek, kalıcılığı ve değişmezliği sağlanmıştır.
...
Şimdi biz manasını bilmediğimiz yazıyı okuyarak Kuran mı okumuş oluyoruz. Bu halin hükmü nedir Allah aşkına. Bugün iddia ediyorum Müslümanım diyen insanların neredeyse tamamına yakını, günlük yaşamımızda Allah'ın ilk emri "Oku"maya ilişkin hiç bir eylemi olmuyor. Tabi ki burada kastedilen; muhakkak ki sadece Kuran'ı okumak değil; bilgilenmek adına her şeyi ve yine tabii ki anlayarak okumaktır. Ancak, ne yazık ki Ortadoğu toplumlarının geleneksel kültürlerine ilaveten bir de okuma denince sadece "Kuran okuma İslam anlayışı'' eklenince; İslam toplumları ilim ve fen de geri kalmışlardır. Bu hal de İslam toplumlarını yönetenlerin işine geldiği için Yaşar Nuri Öztürk gibi ilahiyatçıların "İslam'ın şartı tüm Kuran dır" demeleri işlerine gelmemiştir.
...
Oh ne güzel; içinde okuma(Dolayısıyla bilinçlenme) hak, hukuk, adalet, merhamet, iyilik, sahiplenme, koruma, kollama duyguları olmadan ''Günlük yaşamda'' İslam'ı yaşamak; bundan kolay ne var ki. Tabi ki siyasal İslamcılar; din adına gerçek anlamda iman etmiş bir insan için günlük İslami yaşamımızda daha çok hassasiyet gerektiren; ''İslam'ın şartı tüm Kuran'dır'' diyen Yaşar Nuri Öztürk'ün durduk yerde nefislerine zorluk çıkarmasına kin ve öfke duymalarını anlamak mümkün.
AKP'yi ürküten?
TV programlarını izliyorum; her ne hikmetse AKP yanlısı konuşmacıların en çok korktukları şey; 2019 seçimlerinde, yeni kurulan parti ve CHP'nin ortak adayının Meral Akşener olması ihtimalidir. İzleyin lütfen, siz de fark edeceksiniz.
Kılıçtaroğlu'nu ''Seni hapise atarım'' diye tehdit et sonra...
Yahu onbeş gündür Kılıçtaroğlu'na hapis yolu gösteren muhterem; "Ben mi demişim, kime demişm, ne zaman demişim, nasıl demişim, niçin demişim. Uydurmayın canım" diyor.
Koray Aydın üzerine bir kaç kelam
Biz "Adamlığımızı" önümüze koyar, peşinden de yürür, gideriz. Bu duruşumuz gereği bir konuda düşüncemi sizlerle paylaşmak istiyorum.
...
''Meral Akşener inisiyatifini ortaya koymalı, Türk siyasetine bir kadın eli değmelidir" dediğim günlerde; Koray Aydın Meral Hanım'a yapılan "Paralelci" iftirası karşısında "Ateş olmayan yerden duman çıkmaz" diyordu. Dolayısıyla, Koray Aydın'ın yeni partiye katılması, üstelik de teşkilatlanmadan sorumlu olacak olması; Meral Hanım için olmasa bile benim için ciddi bir sorundur.
...
Doğrusu şüpheleniyorum; Sayın Bahçeli Koray Aydın'ı niçin disipline verip, ihraç etmeyi hiç düşünmedi de Meral Hanım'ın sadece toplantılarına katılan başkanları ihraç edip, teşkilatları feshetmiştir. Ülkemizde insan kıtlığı mı var; bazı isimlerin her yerde ille de olması mı gerekiyor? Dikkatinizi çekmek isterim; 1997 yılında Devlet Bahçeli'yi genel başkan seçtiren Koray Aydın dır.
...
Ancak bu eleştirimden kesinlikle başka bir anlam çıkarılmamalıdır. Yeni oluşumdan umutluyum, destekliyorum, sonuna kadar da arkasında olacağım ama Mehmet Soral olarak gördüğüm yanlışlar karşısında doğru bildiklerimi doğal refleksim gereği söylemeye de devam edeceğim.
Troller aşırı gidimce muhterem recon kesme işine el attı
Aklıma her şey gelirdi de Aktrollerin "Reis" ten fırça yiyecekleri aklıma gelmezdi. Adamlar trollükde o kadar aşırı gidince "Reis"i bile çileden çıkardılar, " Kesin artık, reconu ancak ben keserim" dedi. Küçük Cem ne yapacak şimdi. Muhtemelen hiç de üzerine alınmayacak, yine trollüğe devam edip "Reis'i üzen alçaklar..."diye başlayıp, devam eden cümlelerini şimdiden duyar gibiyim
Troller savaşı başlamıştır. "Reis"i üzen alçak trollerle, icazetli troller karşı karşıya. İşte bakın, bu troller savaşında; "Falancanın düğününde giydiğin, filanca renkli donu benden almamışmıydın kız" şeklindeki itirafları bir çok şeyi açığa çıkaracaktır.
Sana yapılmasını istemediğini sen niçin başkasına yapıyorsun hünkarım
Aman Allah'ım Almanya'yı bile biz yönetiyormuşuz da haberimiz yokmuş. Sanki orada Merkel'e karşı bir partimiz var, kendisine taktik veriyoruz, kazanırsak da Almanya'yı biz yöneteceğiz.
...
Almanya'ya karşı kullandığınız bu dilde samimiyseniz eğer; ilk önce siparişini verdiğiniz Mercedes'leri iptal edin, sonra da tüm kamu sektöründeki Mercedes makam araçlarını toplu ihale ile devletin demirbaşlarından tasfiye ediniz. Öyle mikrofonlardan; algılara teslim olmuş, iki satır yazı okumaktan aciz, iradesini birilerine ipotek ettirmiş güdülesi kalabalıklara üfürmekle olmuyor. Konuşma yapacağın mekana 200 tane Mercedes ile geliyorsun sonra da Almanya'ya karşı esip gürlüyorsun. Nerde burda samimiyet. Belki de haklısın, metal yorgunluğunu millete gaz vererek geçiştirmeye çalışıyorsun.
Kim kimi peydahladı
Hani diyorum ki; AKP kurulup, iktidar olana kadar daha önceden otuz yıllık geçmişi olan ''Hizmet Hareketi'' niçin durduk yerde ''Hain Hareket'' olma sürecine evrildi.
AKP'mi onları baştan çıkardı, yoksa onlar mı AKP'yi baştan çıkardı; veya ABD her ikisinide mi kandırıp, Türk milletini birbirine kırdırmak istedi.
...
AKP'nin iktidar oluşundan bugüne kadar veya bir süre daha olup bitenleri; anlatıldığı veya gösterildiği şekliyle görmeyi, inanmayı en azından kendi adıma çok erken görüyorum.
...
Şöyle geriye doğru çekilip, iktidarın da değişmesinden sonra ancak; manzaranın bütünlüğüne ve derinliğine hakim olup, yaşadıklarımızı doğru bir şekilde analiz etmek, yorumlamak mümkün olabilecektir.
...
Şimdi millet olarak bize yapılan; bir tuvali burnumuza değecek şekilde gözümüze dayayıp, sonra da ''Söyle bakim, bu tuvalde ne anlatılmak isteniyor'' dayatmasıdır. Her şeyden önce, tuvalin biraz uzaktan tutulması ve sınav korkusunun da olmaması lazım; öyle değil mi.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethinden beri içine battığımız nakli din anlayışından kurtulup; yine Hoca Ahmet Yesevi'nin akli din anlayışına geçelim derken; maalesef AKP sayesinde tekrar nakli din anlayışı bataklığına saplanıp, kaldık.
...
Hele ki ramazanlarda bunu "Dibine" kadar hissediyoruz. Veriyorlar adamın eline mikrofonu; saatlerce "Din naklediliyor" Akıldan değil, nakilden gelen bilgi olduğundan, doğal olarak şuurlu bir bilgilenme olmuyor. Saatlerce menkıbeler; doğru mu, yanlış mı belli değil. Aslında bir anlamda ''Dedikodu'' üzerinden din anlatımı. Vatandaşın kafasına bir şey takılacak olsa artık seneye ramazan ayında, Sultanahmet meydanında Hatipoğlu Hocayı veya ellerinde cep telefonları ile TV programlarına bağlanmayı bekleyecekler
...
Şimdi bir çokları din adamı olmadığımı ama niçin ahkam kestiğim üzerinden beni eleştirecekler ama bu tespitleri yapabilmek için din alimi olmaya, hatta din ile iştigal etmeye bile gerek yoktur. Türk tarihi üzerine çalışmış bir Norveçlinin bile düşüncelerini almak isteseniz bunları söyleyecektir.
Erkek egemen toplumdan kadın lider çıkması...
Erkek egemen toplumda bir kadın inisiyatifini ortaya koyarak, ülkenin geleceği için bir şeyler yapabilmeyi kendisine dert edinmişse ve hayli de yol almışsa; çok şey değişecek demektir. Erkek egemen siyasetin yarattığı bıkkınlık ve nihayetinde sebep olduğu yorgunluktan kurtulma umudu; ülkemizde siyasetin önünü açacaktır. Türk kadını meseleye el atmıştır. Beni yüreklendiren de; bir erkeğin hoyrat elleri yerine, Türk milletinin her ferdinin, her daim bir ananın başını okşayan ellerini hissedecek olmasıdır.
İslamın ilk emri oku değil mi; öyleyse...
İslam'ın ilk emri oku ile başlıyor ama şartını beş ile sınırlamışlar ve ilk beşin içinde yoktur. Kimler belirlemiş, niçin bu şekilde düzenlenmiş; zamanın muktedirlerinin kendilerince belirledikleri OHAL şartlarında tabi ki.
...
Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk ise "İslam'ın şartı beş değil, tüm Kuran'dır" diyor. Bence de öyle olmalı. Bu tespit siyasal İslamcıların işine gelmediği için rahmetliye kin kustular sürekli. Okumadan nasıl anlayacaksın ki bilesin.
...
Eğer ille de sayılarla şartlara bağlanmış bir İslam yaşayacaksak; içinde "Okumak" Kesinlikle olmalıdır. Zaten okunması içindir ki; Kuran yazılı hale getirilerek, kalıcılığı ve değişmezliği sağlanmıştır.
...
Şimdi biz manasını bilmediğimiz yazıyı okuyarak Kuran mı okumuş oluyoruz. Bu halin hükmü nedir Allah aşkına. Bugün iddia ediyorum Müslümanım diyen insanların neredeyse tamamına yakını, günlük yaşamımızda Allah'ın ilk emri "Oku"maya ilişkin hiç bir eylemi olmuyor. Tabi ki burada kastedilen; muhakkak ki sadece Kuran'ı okumak değil; bilgilenmek adına her şeyi ve yine tabii ki anlayarak okumaktır. Ancak, ne yazık ki Ortadoğu toplumlarının geleneksel kültürlerine ilaveten bir de okuma denince sadece "Kuran okuma İslam anlayışı'' eklenince; İslam toplumları ilim ve fen de geri kalmışlardır. Bu hal de İslam toplumlarını yönetenlerin işine geldiği için Yaşar Nuri Öztürk gibi ilahiyatçıların "İslam'ın şartı tüm Kuran dır" demeleri işlerine gelmemiştir.
...
Oh ne güzel; içinde okuma(Dolayısıyla bilinçlenme) hak, hukuk, adalet, merhamet, iyilik, sahiplenme, koruma, kollama duyguları olmadan ''Günlük yaşamda'' İslam'ı yaşamak; bundan kolay ne var ki. Tabi ki siyasal İslamcılar; din adına gerçek anlamda iman etmiş bir insan için günlük İslami yaşamımızda daha çok hassasiyet gerektiren; ''İslam'ın şartı tüm Kuran'dır'' diyen Yaşar Nuri Öztürk'ün durduk yerde nefislerine zorluk çıkarmasına kin ve öfke duymalarını anlamak mümkün.
AKP'yi ürküten?
TV programlarını izliyorum; her ne hikmetse AKP yanlısı konuşmacıların en çok korktukları şey; 2019 seçimlerinde, yeni kurulan parti ve CHP'nin ortak adayının Meral Akşener olması ihtimalidir. İzleyin lütfen, siz de fark edeceksiniz.
Kılıçtaroğlu'nu ''Seni hapise atarım'' diye tehdit et sonra...
Yahu onbeş gündür Kılıçtaroğlu'na hapis yolu gösteren muhterem; "Ben mi demişim, kime demişm, ne zaman demişim, nasıl demişim, niçin demişim. Uydurmayın canım" diyor.
Koray Aydın üzerine bir kaç kelam
Biz "Adamlığımızı" önümüze koyar, peşinden de yürür, gideriz. Bu duruşumuz gereği bir konuda düşüncemi sizlerle paylaşmak istiyorum.
...
''Meral Akşener inisiyatifini ortaya koymalı, Türk siyasetine bir kadın eli değmelidir" dediğim günlerde; Koray Aydın Meral Hanım'a yapılan "Paralelci" iftirası karşısında "Ateş olmayan yerden duman çıkmaz" diyordu. Dolayısıyla, Koray Aydın'ın yeni partiye katılması, üstelik de teşkilatlanmadan sorumlu olacak olması; Meral Hanım için olmasa bile benim için ciddi bir sorundur.
...
Doğrusu şüpheleniyorum; Sayın Bahçeli Koray Aydın'ı niçin disipline verip, ihraç etmeyi hiç düşünmedi de Meral Hanım'ın sadece toplantılarına katılan başkanları ihraç edip, teşkilatları feshetmiştir. Ülkemizde insan kıtlığı mı var; bazı isimlerin her yerde ille de olması mı gerekiyor? Dikkatinizi çekmek isterim; 1997 yılında Devlet Bahçeli'yi genel başkan seçtiren Koray Aydın dır.
...
Ancak bu eleştirimden kesinlikle başka bir anlam çıkarılmamalıdır. Yeni oluşumdan umutluyum, destekliyorum, sonuna kadar da arkasında olacağım ama Mehmet Soral olarak gördüğüm yanlışlar karşısında doğru bildiklerimi doğal refleksim gereği söylemeye de devam edeceğim.
Troller aşırı gidimce muhterem recon kesme işine el attı
Aklıma her şey gelirdi de Aktrollerin "Reis" ten fırça yiyecekleri aklıma gelmezdi. Adamlar trollükde o kadar aşırı gidince "Reis"i bile çileden çıkardılar, " Kesin artık, reconu ancak ben keserim" dedi. Küçük Cem ne yapacak şimdi. Muhtemelen hiç de üzerine alınmayacak, yine trollüğe devam edip "Reis'i üzen alçaklar..."diye başlayıp, devam eden cümlelerini şimdiden duyar gibiyim
Troller savaşı başlamıştır. "Reis"i üzen alçak trollerle, icazetli troller karşı karşıya. İşte bakın, bu troller savaşında; "Falancanın düğününde giydiğin, filanca renkli donu benden almamışmıydın kız" şeklindeki itirafları bir çok şeyi açığa çıkaracaktır.
Sana yapılmasını istemediğini sen niçin başkasına yapıyorsun hünkarım
Aman Allah'ım Almanya'yı bile biz yönetiyormuşuz da haberimiz yokmuş. Sanki orada Merkel'e karşı bir partimiz var, kendisine taktik veriyoruz, kazanırsak da Almanya'yı biz yöneteceğiz.
...
Almanya'ya karşı kullandığınız bu dilde samimiyseniz eğer; ilk önce siparişini verdiğiniz Mercedes'leri iptal edin, sonra da tüm kamu sektöründeki Mercedes makam araçlarını toplu ihale ile devletin demirbaşlarından tasfiye ediniz. Öyle mikrofonlardan; algılara teslim olmuş, iki satır yazı okumaktan aciz, iradesini birilerine ipotek ettirmiş güdülesi kalabalıklara üfürmekle olmuyor. Konuşma yapacağın mekana 200 tane Mercedes ile geliyorsun sonra da Almanya'ya karşı esip gürlüyorsun. Nerde burda samimiyet. Belki de haklısın, metal yorgunluğunu millete gaz vererek geçiştirmeye çalışıyorsun.
Kim kimi peydahladı
Hani diyorum ki; AKP kurulup, iktidar olana kadar daha önceden otuz yıllık geçmişi olan ''Hizmet Hareketi'' niçin durduk yerde ''Hain Hareket'' olma sürecine evrildi.
AKP'mi onları baştan çıkardı, yoksa onlar mı AKP'yi baştan çıkardı; veya ABD her ikisinide mi kandırıp, Türk milletini birbirine kırdırmak istedi.
...
AKP'nin iktidar oluşundan bugüne kadar veya bir süre daha olup bitenleri; anlatıldığı veya gösterildiği şekliyle görmeyi, inanmayı en azından kendi adıma çok erken görüyorum.
...
Şöyle geriye doğru çekilip, iktidarın da değişmesinden sonra ancak; manzaranın bütünlüğüne ve derinliğine hakim olup, yaşadıklarımızı doğru bir şekilde analiz etmek, yorumlamak mümkün olabilecektir.
...
Şimdi millet olarak bize yapılan; bir tuvali burnumuza değecek şekilde gözümüze dayayıp, sonra da ''Söyle bakim, bu tuvalde ne anlatılmak isteniyor'' dayatmasıdır. Her şeyden önce, tuvalin biraz uzaktan tutulması ve sınav korkusunun da olmaması lazım; öyle değil mi.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
19 Ağustos 2017 Cumartesi
HE SAHİ; BİZ BURAYA NASIL GELMİŞTİK
Sayın Devlet Bahçeli 2002 seçimlerinde MHP'nin baraj altında kalmasını
başardıktan sonra "Başarısız olan istifa etmelidir" algısı yaratıp, alel
acele ( Bizlerin de göz yaşlarımız eşliğinde)
istifa ederek; Tansu Çiler ve Mesut Yılmaz'ın İstifa etmelerini
sağlayarak, merkez sağ boşaltıldı. Ama ne gariptir ki; bu operasyon
başarıldıktan sonra Sayın Bahçeli istifasını geri aldı. Çünkü dört aylık
hapis hayatı ile kahraman ilan edilen ve bu kahramanlık
üzerinden lider inşa edilmesi sürecine uygun olarak ''Merkez sağ''ın
boşaltılması ve Recep Tayyip Erdoğan'ın bu boşluğa oturtulması
gerekiyordu.
İşte o gün, bugündür Devlet Bahçeli,Türkiye'ye BOP projesi altında dayatılan "Erdoğan senaryo"nun devreye girip, bugünlere gelmesinin öncüsü ve tetikleyici olmuştur. Yani demem o ki; Sayın Devlet Bahçeli hiç bir zaman Türk milliyetçiliği hareketinin iktidar olmasını dert edinmemiş; döneminin cumhuriyet hükümetlerinin ihtiyaç duydukları siyasi destekler için gerekeni yapmıştır.
Sanki bizim anayasamızda gizli bir madde var; ve sanki bu gizli madde kozmik odada saklı, ihtiyaç hasıl olduğunda devreye sokuluyormuş gibi bir gizemi var. Bu madde "Görünürde diğer partiler gibi varlığını sürdüren ancak gerçek varlık nedenini millettin bilmediği ama derin devletin bildiği bir parti olup; bu parti devleti bizzat yöneten diğer partilere destek olup, adeta görünmeyen el gibi gerektiğinde hükümetlere çalışır gibi bir hali sözkonusu. İşte bu parti MHP dir.
Türk milliyetçileri fark edip, alternatifler düşünmeye başladığı andan itibaren "Devlet veya derin devlet" her türlü engeli devreye sokarak ''Oluşan şuru'' ürkütmek, dağıtmak istiyor.
Sayın Devlet Bahçeli Türk milliyetçiliği ideolojisi doğrultusunda tarihin hafızasında yer edecek hiç bir icraatı, eylemi olmamıştır. Türk milliyetçisi kanaat önderlerinin hiçbirisi ile barışık değildir. Bu isimleri ilk önce partiye almıştır, sonra da itibarsızlaştırma yoluna gitmiştir.
Allah aşkına bir siyasi partinin genel başkanının değişip, değişmeyeceğine; kongresinin yapılıp, yapılmayacağına "Devlet" karar verebiliyorsa o partinin kendine ait bağımsız siyaseti ve duruşu olur mu hiç.
İşte, özellikle de AKP ve yukarıda izahına çalıştığım görevli MHP desteği ile iki partili yeni sisteme geçilmesi süreci; yıllardan beridir karşılığını aradığımız sorumuzun cevabını bulmamızı sağladı. Kısaca gözümüz açıldı. Bağımsız, hür düşünen; iradesini ipotekten kurtarmış Türk milliyetçileri; yeni bir oluşum etrafında irade beyanı ile siyasette var olma mücadelesi başlatmıştır. İnşallah, Allah'ın izniyle 1918 tükenmişliğinden 1919 umuduna doğru yelken açan bu inisiytaif başarılı olacaktır. Bu hareket, oluşum Türk milleti için belki de son bir şanstır.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
İşte o gün, bugündür Devlet Bahçeli,Türkiye'ye BOP projesi altında dayatılan "Erdoğan senaryo"nun devreye girip, bugünlere gelmesinin öncüsü ve tetikleyici olmuştur. Yani demem o ki; Sayın Devlet Bahçeli hiç bir zaman Türk milliyetçiliği hareketinin iktidar olmasını dert edinmemiş; döneminin cumhuriyet hükümetlerinin ihtiyaç duydukları siyasi destekler için gerekeni yapmıştır.
Sanki bizim anayasamızda gizli bir madde var; ve sanki bu gizli madde kozmik odada saklı, ihtiyaç hasıl olduğunda devreye sokuluyormuş gibi bir gizemi var. Bu madde "Görünürde diğer partiler gibi varlığını sürdüren ancak gerçek varlık nedenini millettin bilmediği ama derin devletin bildiği bir parti olup; bu parti devleti bizzat yöneten diğer partilere destek olup, adeta görünmeyen el gibi gerektiğinde hükümetlere çalışır gibi bir hali sözkonusu. İşte bu parti MHP dir.
Türk milliyetçileri fark edip, alternatifler düşünmeye başladığı andan itibaren "Devlet veya derin devlet" her türlü engeli devreye sokarak ''Oluşan şuru'' ürkütmek, dağıtmak istiyor.
Sayın Devlet Bahçeli Türk milliyetçiliği ideolojisi doğrultusunda tarihin hafızasında yer edecek hiç bir icraatı, eylemi olmamıştır. Türk milliyetçisi kanaat önderlerinin hiçbirisi ile barışık değildir. Bu isimleri ilk önce partiye almıştır, sonra da itibarsızlaştırma yoluna gitmiştir.
Allah aşkına bir siyasi partinin genel başkanının değişip, değişmeyeceğine; kongresinin yapılıp, yapılmayacağına "Devlet" karar verebiliyorsa o partinin kendine ait bağımsız siyaseti ve duruşu olur mu hiç.
İşte, özellikle de AKP ve yukarıda izahına çalıştığım görevli MHP desteği ile iki partili yeni sisteme geçilmesi süreci; yıllardan beridir karşılığını aradığımız sorumuzun cevabını bulmamızı sağladı. Kısaca gözümüz açıldı. Bağımsız, hür düşünen; iradesini ipotekten kurtarmış Türk milliyetçileri; yeni bir oluşum etrafında irade beyanı ile siyasette var olma mücadelesi başlatmıştır. İnşallah, Allah'ın izniyle 1918 tükenmişliğinden 1919 umuduna doğru yelken açan bu inisiytaif başarılı olacaktır. Bu hareket, oluşum Türk milleti için belki de son bir şanstır.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
18 Ağustos 2017 Cuma
KURULAN PARTİDE "BEN DE OLACAĞIM" DİYEN İŞ ADAMININ OCAĞINI SÖNDÜRÜRLER BE.
Değerli dostlar sözüm elbette muhataplarınadır.
Sürekli olarak yeni kurulmakta olan partinin vitrinini oluşturan isimlerin kimler olduğu veya kimlerin olabileceğine dair yakıştırmalar karşısında; net cevap alamayıp, umdukları isimleri göremeyenler ''Hani ortalıkta kimse yok ki; bu nasıl bir parti, muhabbeti var, kendisi yok'' gibi serzenişleri dinliyor, okuyor, öğreniyoruz.
Özür dilerim, bu millet hala Türkiye'nin içinde bulunduğu şartların sanırım farkında değiller. Her şeyden önce Türkiye OHAL ile yönetiliyor. Hem OHAL idaresi, buna ilaveten keyfi, daha da ilerisi ferdi idare karşısında bütün bu hesapsız ve kitapsızlıkların hesabının sorulacağı iddiası ile kurulmaya çalışılan partinin orasında, burasında, şurasında yer alarak, inisiyatifini ortaya koyan isimler üzerine ne gibi yıldırma ve caydırmaları olabileceğini hiç tasavvur ettiniz mi?
Sormak isterim, bugün hangi iş veren ''Meral Akşener''i destekliyorum, oluşumun içinde olacağım'' diyebilir veya hangi bürokrat bu anlamda beyanda bulunabilir. Haşim Kılıç veya Ali Bayraktaroğlu hangi Türkiye'nin, hangi demokrasisinin güvencesi altında ''Evet, bizler yeni oluşumda olacağız'' diyebilirler ki. Bugünkü ''Türkiye rejimi''nde en akıllıca verecekleri cevap elbette ''Biz yokuz'' demektir.Bu insanlar sadece kendilerinden müteşekkil değiller ki; çocukları var, torunları var, yakınları var ve bir yerlerde istihdam edilen insanlar. Onlarca ülküdaşım, gönüldaşım çocukları devlet memuru oldukları için yazılarıma beğeni dahi koyamıyorlar.
Bu iktidar cemaatin ''Paralel yapılanması'' ile kurduğu kumpaslarla muktedir oldu ve cemaatten edindiği bu alışkanlığını hiç de terk etmeyerek, devam ettiriyor. Örneğin Meral Akşener ismi telaffuz edildiğinden beridir sürekli kendisine kumpaslar kuruluyor. İlk önce özel yaşantısı üzerinden kaset kumpası, sonra kes yapıştır yöntemi ile ''Ayın 15'in de başbakan'' olması ve hiç bir somut delil ortaya konmadan devam eden kumpas süreci. Nitekim bugünkü ''Kumpas nöbeti''nde sağlık bakanı olmalı ki; o da ''Fötö Meral Akşener'i destekliyor'' demiş.
Kumpas sadece Meral Akşener'e karşı mı ki; Sayın Kılıçtaroğlu'nu da, CHP'yi de dahil ettiler. Bugün devleti yönetenlerin en yetkilisinin ağzından kumpas itirafı yapılıyor, Sayın Kılıçtaroğlu'na ''Bizi daha fazla rahatsız edersen, seni içeriye tıkarız'' denilmektedir.
Değerli dostlar, bu ülkede bir parti kanuna, tüzüğe ve oturmuş geleneklere göre tüm delegelerinin 2/3'sinin imzasını topladığı halde özellikle ''Devlet eliyle'' müdahale edilip, olağanüstü kongresi yaptırılmadı. ''Ben Meral Akşener'in partisinde kurucu olacağım'' diyen iş adamının, esnafın ocağını söndürürler; siz ne diyorsunuz. Lütfen bunu fark edelim artık. İşte insanlar bunu bildikleri için temkinli hareket ediyorlar. Bu gerçeği de bilmek de fayda var.
Dolaysıyla, yeni parti hazırlıkları tamamlanıp, dilekçe teslim edilene kadar isimler konusunda biraz daha sabırlı olmak lazım.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
Sürekli olarak yeni kurulmakta olan partinin vitrinini oluşturan isimlerin kimler olduğu veya kimlerin olabileceğine dair yakıştırmalar karşısında; net cevap alamayıp, umdukları isimleri göremeyenler ''Hani ortalıkta kimse yok ki; bu nasıl bir parti, muhabbeti var, kendisi yok'' gibi serzenişleri dinliyor, okuyor, öğreniyoruz.
Özür dilerim, bu millet hala Türkiye'nin içinde bulunduğu şartların sanırım farkında değiller. Her şeyden önce Türkiye OHAL ile yönetiliyor. Hem OHAL idaresi, buna ilaveten keyfi, daha da ilerisi ferdi idare karşısında bütün bu hesapsız ve kitapsızlıkların hesabının sorulacağı iddiası ile kurulmaya çalışılan partinin orasında, burasında, şurasında yer alarak, inisiyatifini ortaya koyan isimler üzerine ne gibi yıldırma ve caydırmaları olabileceğini hiç tasavvur ettiniz mi?
Sormak isterim, bugün hangi iş veren ''Meral Akşener''i destekliyorum, oluşumun içinde olacağım'' diyebilir veya hangi bürokrat bu anlamda beyanda bulunabilir. Haşim Kılıç veya Ali Bayraktaroğlu hangi Türkiye'nin, hangi demokrasisinin güvencesi altında ''Evet, bizler yeni oluşumda olacağız'' diyebilirler ki. Bugünkü ''Türkiye rejimi''nde en akıllıca verecekleri cevap elbette ''Biz yokuz'' demektir.Bu insanlar sadece kendilerinden müteşekkil değiller ki; çocukları var, torunları var, yakınları var ve bir yerlerde istihdam edilen insanlar. Onlarca ülküdaşım, gönüldaşım çocukları devlet memuru oldukları için yazılarıma beğeni dahi koyamıyorlar.
Bu iktidar cemaatin ''Paralel yapılanması'' ile kurduğu kumpaslarla muktedir oldu ve cemaatten edindiği bu alışkanlığını hiç de terk etmeyerek, devam ettiriyor. Örneğin Meral Akşener ismi telaffuz edildiğinden beridir sürekli kendisine kumpaslar kuruluyor. İlk önce özel yaşantısı üzerinden kaset kumpası, sonra kes yapıştır yöntemi ile ''Ayın 15'in de başbakan'' olması ve hiç bir somut delil ortaya konmadan devam eden kumpas süreci. Nitekim bugünkü ''Kumpas nöbeti''nde sağlık bakanı olmalı ki; o da ''Fötö Meral Akşener'i destekliyor'' demiş.
Kumpas sadece Meral Akşener'e karşı mı ki; Sayın Kılıçtaroğlu'nu da, CHP'yi de dahil ettiler. Bugün devleti yönetenlerin en yetkilisinin ağzından kumpas itirafı yapılıyor, Sayın Kılıçtaroğlu'na ''Bizi daha fazla rahatsız edersen, seni içeriye tıkarız'' denilmektedir.
Değerli dostlar, bu ülkede bir parti kanuna, tüzüğe ve oturmuş geleneklere göre tüm delegelerinin 2/3'sinin imzasını topladığı halde özellikle ''Devlet eliyle'' müdahale edilip, olağanüstü kongresi yaptırılmadı. ''Ben Meral Akşener'in partisinde kurucu olacağım'' diyen iş adamının, esnafın ocağını söndürürler; siz ne diyorsunuz. Lütfen bunu fark edelim artık. İşte insanlar bunu bildikleri için temkinli hareket ediyorlar. Bu gerçeği de bilmek de fayda var.
Dolaysıyla, yeni parti hazırlıkları tamamlanıp, dilekçe teslim edilene kadar isimler konusunda biraz daha sabırlı olmak lazım.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
16 Ağustos 2017 Çarşamba
MHP UMURUMDA BİLE DEĞİL MESELE DÖNÜŞÜME DİRENEBİLMEKTİR

Kusura bakma muhterem; bir çok şeyi bu kadar aşikar yapacaksın ve sonra aptal yerine koyduğun bizler bunları fark etmeyeceğiz öyle mi? sizin niyetinizin ne olduğunu 16 Temmuz'dan itibaren anladık.
İlk değişikliği Cumhurbaşkanının imzasında yaptınız. Milli Savunma Üniversitesi rektörü, sözde milliyetçi Erhan Afyoncu 15 Temmuz üzerine okullarda öğrencilere dağıtılmak üzere bir kitapçık hazırladı ve ön sözünü Cumhurbaşkanı'na ayırarak imzayı; "Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhurbaşkanı" şeklinde açmıştı. Biz bu konuya o zaman dikkat çekmiş, özellikle Türk Ordusu'na Kurmay yetiştirerek bir kurumun başındaki kişinin böyle bilinçli bir değişikliği yapmasını oldukça manidar bulmuştum. Bugünkü konjonktür, o günkü yapılanın kasıtlı olduğunu gösteriyor artık
İlk değişikliği Cumhurbaşkanının imzasında yaptınız. Milli Savunma Üniversitesi rektörü, sözde milliyetçi Erhan Afyoncu 15 Temmuz üzerine okullarda öğrencilere dağıtılmak üzere bir kitapçık hazırladı ve ön sözünü Cumhurbaşkanı'na ayırarak imzayı; "Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhurbaşkanı" şeklinde açmıştı. Biz bu konuya o zaman dikkat çekmiş, özellikle Türk Ordusu'na Kurmay yetiştirerek bir kurumun başındaki kişinin böyle bilinçli bir değişikliği yapmasını oldukça manidar bulmuştum. Bugünkü konjonktür, o günkü yapılanın kasıtlı olduğunu gösteriyor artık
![]() |
| Ayhan Oğan |
![]() |
| Erhan Afyoncu |
Bu arada olağanüstü kongre isteyen parti mensuplarını partiden atan Sayın Devlet Bahçeli, her ne hikmetse AKP tarafından Cumhurbaşkanlığı makamı başta olmak üzere 20 Temmuz da başlayan ve devam eden devletin yapısındaki "Dönüştürme" eylemleri karşısındaki suskunluğunu anlamak mümkün değil. Ara sıra esip, gürlemesi ise tamamen biz muhalif milliyetçilerin feryadı arşa değince lütfen buyurup, tepki göstermesidir.
Dolayısıyla AKP'nin yapmak istedikleri, MHP'nin bunlara tepki vermesi şöyle dursun, hatta el vermesinden kaynaklanan endişeler karşında gerekli tepkiyi verecek, duruşu sergilenecek güçlü bir siyasi yapıya, siyasi cepheye ihtiyaç doğmuştur. İşte bunu ideolojik edep, adap, bilgi ve birikim ile yetişmiş Türk milliyetçilerinin kurucu iradesi ve bu iradenin "İdeolojik kaygıları olmayan merkezi" de kucaklayan, kapsayan yaklaşımları ile yeni bir partinin kurulması aşamasına gelinmiştir.
Yeni oluşum üzerine niyet sorgulaması yapıp,hafife alanlar; MHP'de genel başkanlığı alamamanın yansıması olarak görenler halt etmişlerdir. Bu mesele MHP'yi çok çok aşan; T.C Devletine karşı sinsice yürütülen; yeniden yapılanma ve tanımlamalar karşısında milletin bir kısmının, özelde de Türk milliyetçilerinin taşımış oldukları endişelere binaen gösterdikleri doğal refleksin ete kemiğe bürünmesini sağlama gayretidir.
Allah'ın izniyle ilk defa ABD'ye gidip, icazet almayan bir oluşum olarak; iradesini ortaya koyan Türk milliyetçiliği inisiyatifi süreci başarı ile tamamlayacaktır.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
Yeni oluşum üzerine niyet sorgulaması yapıp,hafife alanlar; MHP'de genel başkanlığı alamamanın yansıması olarak görenler halt etmişlerdir. Bu mesele MHP'yi çok çok aşan; T.C Devletine karşı sinsice yürütülen; yeniden yapılanma ve tanımlamalar karşısında milletin bir kısmının, özelde de Türk milliyetçilerinin taşımış oldukları endişelere binaen gösterdikleri doğal refleksin ete kemiğe bürünmesini sağlama gayretidir.
Allah'ın izniyle ilk defa ABD'ye gidip, icazet almayan bir oluşum olarak; iradesini ortaya koyan Türk milliyetçiliği inisiyatifi süreci başarı ile tamamlayacaktır.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
14 Ağustos 2017 Pazartesi
NEDİM ŞENER TROLLÜK YAPMA
Nedim Şener diyet mi ödüyor, nedir. Fetö'nün kendisine kurduğu kumpasın, haklı olarak içinde biriktirdiği fetö kini ile olayları değerlendirdirirken; yaşananlar ile ülke gerçeklerini birbirine karıştırıyor.
...
Efendim neymiş; 15 Temmuz gecesi Binali Yıldırım'ın önerisi ile Kılıçtaroğlu niçin taraftarlarını meydanlara çağırmamış; aksine, niçin "Halkın güvenliği nasıl sağlanacak" sorusunu sormuş; savaş halinde böyle soru mu sorulurmuş.
...
Nedim Şener Bey siz gazetecisiniz, bilmelisiniz. Hükumet elindeki mit raporlarından bir çok bilgiye sahip olmanın avantajına sahip olarak gardını almış olabilir ancak muhalefetin hiç bir istihbarat bilgisine sahip olmadan, fiili bir durum karşısında, o gece Sayın Cumhurbaşkanı kadar olup, bitenlerden nasıl emin olup da insanları meydanlara çağırabilirdi. Kılıçtaroğlu'nun tereddüdünün nedeni sanırım, devleti yönetenlerin yaratmış oldukları güvensizliktir.
...
Cumhurbaşkanı veya hükumete sor bakalım; 16 yıllık iktidarları süresince hükumet ''Devletin milli güvenliği'' ile ilgili olarak ana muhalefete veya diğer muhalefet partilerine hiç brifing vermişler midir. Dikkatinizi çekerim, 16 yıl boyunca özellikle mecliste bulunan siyasi parti liderleri bir defa olsun batı demokrasilerinde olduğu gibi bir araya gelip, sohbet etmek gibi demokrat olabilme yürekliliğini gösteremediler. Bunun müsebbibinin de kim olduğunu pekala biliyorsun.
...
Bu denli diyalogsuzluğun yarattı güvensizlik ortamı hangi kahramanlıklara yürek olabilir ki.
Hükumet erkanı, elindeki Fetö'nün darbe yapabileceğine dair mit raporlarına güvenerek 15 Temmuz'da vaziyet almış olabilir; peki Sayın Kılıçtaroğlu elindeki hangi rapora göre vaziyet alabilirdi.
...
Halkın yüzde 50+1'si bana yeter deyip, geriye kalanın da ötelendiği sürece; milletin yarısının güveni, diğer yarısının da güvensizliği devam eder, gider.
...
''İktidar ben isem, devlet de benim'' düşüncesi ile hareket edildiği sürece; sık olmasa da ama olduğunda aynen deprem gibi çok ciddi yaralar açan ''Darbe girişimleri'' karşısında toplumda her kesimin refleksi aynı olmayabilir. Hükumette siz varsınız ama devlette sizinle beraber muhalefetin de yeri var.
...
Demek ki normal zamanlarda muhalefete ihtiyaç duymayabilirsiniz ama fiili durumlarda; yani örneğin ''Darbelerde'' muhalefete pekala ihtiyaç duyabilirsiniz; niçin, çünkü devletin bekası söz konusu da ondan.
...
Sayın Nedim Şener keşke aktrollere bunları anlatabilseydiniz ama siz onların ağzıyla konuşmayı yeğlediniz.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
...
Efendim neymiş; 15 Temmuz gecesi Binali Yıldırım'ın önerisi ile Kılıçtaroğlu niçin taraftarlarını meydanlara çağırmamış; aksine, niçin "Halkın güvenliği nasıl sağlanacak" sorusunu sormuş; savaş halinde böyle soru mu sorulurmuş.
...
Nedim Şener Bey siz gazetecisiniz, bilmelisiniz. Hükumet elindeki mit raporlarından bir çok bilgiye sahip olmanın avantajına sahip olarak gardını almış olabilir ancak muhalefetin hiç bir istihbarat bilgisine sahip olmadan, fiili bir durum karşısında, o gece Sayın Cumhurbaşkanı kadar olup, bitenlerden nasıl emin olup da insanları meydanlara çağırabilirdi. Kılıçtaroğlu'nun tereddüdünün nedeni sanırım, devleti yönetenlerin yaratmış oldukları güvensizliktir.
...
Cumhurbaşkanı veya hükumete sor bakalım; 16 yıllık iktidarları süresince hükumet ''Devletin milli güvenliği'' ile ilgili olarak ana muhalefete veya diğer muhalefet partilerine hiç brifing vermişler midir. Dikkatinizi çekerim, 16 yıl boyunca özellikle mecliste bulunan siyasi parti liderleri bir defa olsun batı demokrasilerinde olduğu gibi bir araya gelip, sohbet etmek gibi demokrat olabilme yürekliliğini gösteremediler. Bunun müsebbibinin de kim olduğunu pekala biliyorsun.
...
Bu denli diyalogsuzluğun yarattı güvensizlik ortamı hangi kahramanlıklara yürek olabilir ki.
Hükumet erkanı, elindeki Fetö'nün darbe yapabileceğine dair mit raporlarına güvenerek 15 Temmuz'da vaziyet almış olabilir; peki Sayın Kılıçtaroğlu elindeki hangi rapora göre vaziyet alabilirdi.
...
Halkın yüzde 50+1'si bana yeter deyip, geriye kalanın da ötelendiği sürece; milletin yarısının güveni, diğer yarısının da güvensizliği devam eder, gider.
...
''İktidar ben isem, devlet de benim'' düşüncesi ile hareket edildiği sürece; sık olmasa da ama olduğunda aynen deprem gibi çok ciddi yaralar açan ''Darbe girişimleri'' karşısında toplumda her kesimin refleksi aynı olmayabilir. Hükumette siz varsınız ama devlette sizinle beraber muhalefetin de yeri var.
...
Demek ki normal zamanlarda muhalefete ihtiyaç duymayabilirsiniz ama fiili durumlarda; yani örneğin ''Darbelerde'' muhalefete pekala ihtiyaç duyabilirsiniz; niçin, çünkü devletin bekası söz konusu da ondan.
...
Sayın Nedim Şener keşke aktrollere bunları anlatabilseydiniz ama siz onların ağzıyla konuşmayı yeğlediniz.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
13 Ağustos 2017 Pazar
2019 SENARYOSU
Sayın Bahçeli "İktidar partisi ile MHP arasında gerilim üretmek isteniyor" demişsiniz.
Olur mu öyle şey, müsterih olun lütfen; biz MHP-AKP entegrasyonunu zihinlerimizde çoktan sağladık bile. Hatta size yardımcı olmak adına beyin Jimnastiği bile yaptık. 2019 seçimleri yaklaştıkça ülkenin içinde bulunacağı ahval ve şeraiti bahane kılıp, ''Önemli olan devlete hizmet etmektir'' deyip, "Hayırcı" cephenin başarılı olmaması ve banisi olduğunuz; tek adamın iradesine dayalı ''Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi"nin akamete uğramaması için cumhurbaşkanı adayı olmayacaksınız, partner'iniz Erdoğan'ı destekleyeceksiniz. Çünkü tarih sizi ''Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi''nin mucidi olarak anacak; bu da size egonuzun tatmini için yeterli olacaktır.
...
2019 seçimlerinden ''AKP-MHP entegrasyonu''nun başarılı çıkması durumunda; MHP'nin artık parti olarak fonksiyonu biteceğinden, bu sonucun müsebbibi olan size ve etrafınızdaki müdavimlerinize Cumhurbaşkanlığı uhdesinde dağıtılacak olan payeler ile ''Başkanlık Sistemi''ne geçiş sürecini salimen tamamlamış olacaksınız. Tüm bakanlar veya tüm müsteşarlar Balgat müdavimlerinden oluşacak olsa kime ne ki; nihayetinde sisteme ters bir durum söz konusu olmayacaktır. Zaten böyle bir durumda paylaşım kolay olsun diye mütemadiyen disiplin yolu ile ihraçlara hız verdiniz.
...
Böylece yıllardan beridir başkanlık sistemine karşı çıkmak adına kutsallarız üzerine ant içerek ortaya koymuş olduğunuz inancınızı inkar etmenin senaryosundan sonra, sahneye konmuş haline de şahitlik edeceğiz. Sizin senaryonuz muhtemelen bu olsa gerek.
...
Her ne kadar siz bu oyunu böyle yazmış olsanız bile; millet bizim yazdığımız hakikate inanacak ve güvenecektir zira bu hakikatin içinde bizatihi milletin kendisi olacaktır.
Üzgünüz Sayın Bahçeli senaryonuz tutmayacak.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
Olur mu öyle şey, müsterih olun lütfen; biz MHP-AKP entegrasyonunu zihinlerimizde çoktan sağladık bile. Hatta size yardımcı olmak adına beyin Jimnastiği bile yaptık. 2019 seçimleri yaklaştıkça ülkenin içinde bulunacağı ahval ve şeraiti bahane kılıp, ''Önemli olan devlete hizmet etmektir'' deyip, "Hayırcı" cephenin başarılı olmaması ve banisi olduğunuz; tek adamın iradesine dayalı ''Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi"nin akamete uğramaması için cumhurbaşkanı adayı olmayacaksınız, partner'iniz Erdoğan'ı destekleyeceksiniz. Çünkü tarih sizi ''Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi''nin mucidi olarak anacak; bu da size egonuzun tatmini için yeterli olacaktır.
...
2019 seçimlerinden ''AKP-MHP entegrasyonu''nun başarılı çıkması durumunda; MHP'nin artık parti olarak fonksiyonu biteceğinden, bu sonucun müsebbibi olan size ve etrafınızdaki müdavimlerinize Cumhurbaşkanlığı uhdesinde dağıtılacak olan payeler ile ''Başkanlık Sistemi''ne geçiş sürecini salimen tamamlamış olacaksınız. Tüm bakanlar veya tüm müsteşarlar Balgat müdavimlerinden oluşacak olsa kime ne ki; nihayetinde sisteme ters bir durum söz konusu olmayacaktır. Zaten böyle bir durumda paylaşım kolay olsun diye mütemadiyen disiplin yolu ile ihraçlara hız verdiniz.
...
Böylece yıllardan beridir başkanlık sistemine karşı çıkmak adına kutsallarız üzerine ant içerek ortaya koymuş olduğunuz inancınızı inkar etmenin senaryosundan sonra, sahneye konmuş haline de şahitlik edeceğiz. Sizin senaryonuz muhtemelen bu olsa gerek.
...
Her ne kadar siz bu oyunu böyle yazmış olsanız bile; millet bizim yazdığımız hakikate inanacak ve güvenecektir zira bu hakikatin içinde bizatihi milletin kendisi olacaktır.
Üzgünüz Sayın Bahçeli senaryonuz tutmayacak.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
ORDAN BURDAN ŞURDAN
Erdoğan İsparta da Coca Cola fabrikasının açılışını yaptı.
Dönem dönem "Coca-Cola" nın yazılışı üzerinden mühendislik harikaları yaratarak, siyonizm üzerine anlamlar çıkaran ahmaklar, ne oldu şimdi; şaba oturdunuz değil mi. Artık bundan sonra geğire geğire bolca içersiniz, ruhsatı Reis'ten nasıl olsa.
Siyaset kurumu
Siyaset her türlü kalleşlik ve alçaklığa teşne bir "Yataklık" gibi. Orada her türlü piç peydahlanabiliyor. Doğal olarak buraya bakire girip, dul çıkıldığı ihtimali herkesin genel kabulu olup, bu kanaati değiştirecek namuslu, devrimci ruhlara ihtiyaç var. Bunu başarmak elbette mümkün; yeter ki Şeref'ler de şerefsizler kadar cesaretli olabilsinler
Eberji bakanı Damat
Şaşıbakan "Eski Türkiye'den kalan termik santraller....." derken; bir Türkiye vardı da yıkılıp, yerine yeni bir Türkiye mi kuruldu; yoksa bunu söyleyenin sıcak çarpması ile felç geçirip, ağzı mı çarpıldı
Cihan Paçacı
Cihan Paçacı İngiltere veya İsveç'de siyaset yapmıyor ki; Türkiye' de ve Türk milletinin gerçeklerine göre siyaset yapıyor. Dolayısıyla, MHP Genel sekreterliğinden ayrılış nedenleri belliyken; yeni oluşum üzerine Ahmet Hakan'a röportaj vermiş olması abesle iştigaldir.
...
Olumsuz bir şey söylememiş olmakla birlikte, söyledikleri kendisini bağlar; yeni oluşuma gönül verip, umut bağlayan bizleri ilgilendirmez.
...
Her T.C vatandaşı gibi yeni oluşumla ilgili umut ve beklentiler üzerine görüşleri sorulup, cevapları alınmış. Bunun dışında bu röportaja bir anlam yüklemek beyhude çabadır.
Saldığın korku
Evimde ilk önce kütüphanemi, sonra her köşesini didik didik aradım "Ulan ne olur, ne olmaz; az çok okuyan yazan birisiyim, belki peşinden binlerce insan giden bu adam kimdir, ne demek istiyor" diye düşünerek, Gülen adına yazılmış bir kitap veya kaset alıp, bir yerlere koyup, unutmuş olabilirim diye. Bu psikolojik hal içindeyken bir Alman gazeteci halimi hatırımı sorsa; ne diyeceğim?
...
İdeolojik inançlarım açısından tamamen kendilerine oldum olası muhalif olduğum cemaate bu kadar uzak olmama rağmen, bana bu psikolojik zulmü yaşatan muktedirlere methiyeler düzmem mi gerekiyor.
Saldığın korkudan sana methiye çıkmaz, bilesin.
Fetö'nün siyasi yapılanması
Fetö'nün o yapılanması, bu yapılanması, şu yapılanmasına dair yakalama haberlerini her gün dinliyoruz. Eğer hala siyasi yapılanmasına dair bir haber duyamıyorsak; bunların, hükumet edenlerin içinden olmasıdır. Yahu, Ankara'yı cemaate parsel parsel sattı diyen de; satan da ahanda orada değiller mi. Peki operasyon için niçin bekleniyor
Devlete sızmak mı, yerleştirmek mi?
Evet, millet olarak kabul ediyoruz ki; kırk yıldır "Cemaat" gerçeği var. Bunlar ilk 30 yıl devlete sızdılar ama sonraki 10 yılda bizzat devlete yerleştirildiler. Öyle, "Geçmişteki tüm iktidarlar fetö'den sorumludur" demekle vebalinizin vehametinden kurtulamazsınız. Geçmiş hükumetler veya siyasi partiler cemaatin oy gücünden faydalanmak için iş birliği yaptılar ancak AKP hükumet olduktan sonra muktedir olmak için kadrolarını işbirliği yaptığı cemaat mensuplarından kurdu. Bu farkı görüp, sonra geriye doğru vebal altında olanları yargılayalım.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
Dönem dönem "Coca-Cola" nın yazılışı üzerinden mühendislik harikaları yaratarak, siyonizm üzerine anlamlar çıkaran ahmaklar, ne oldu şimdi; şaba oturdunuz değil mi. Artık bundan sonra geğire geğire bolca içersiniz, ruhsatı Reis'ten nasıl olsa.
Siyaset kurumu
Siyaset her türlü kalleşlik ve alçaklığa teşne bir "Yataklık" gibi. Orada her türlü piç peydahlanabiliyor. Doğal olarak buraya bakire girip, dul çıkıldığı ihtimali herkesin genel kabulu olup, bu kanaati değiştirecek namuslu, devrimci ruhlara ihtiyaç var. Bunu başarmak elbette mümkün; yeter ki Şeref'ler de şerefsizler kadar cesaretli olabilsinler
Eberji bakanı Damat
Şaşıbakan "Eski Türkiye'den kalan termik santraller....." derken; bir Türkiye vardı da yıkılıp, yerine yeni bir Türkiye mi kuruldu; yoksa bunu söyleyenin sıcak çarpması ile felç geçirip, ağzı mı çarpıldı
Cihan Paçacı
Cihan Paçacı İngiltere veya İsveç'de siyaset yapmıyor ki; Türkiye' de ve Türk milletinin gerçeklerine göre siyaset yapıyor. Dolayısıyla, MHP Genel sekreterliğinden ayrılış nedenleri belliyken; yeni oluşum üzerine Ahmet Hakan'a röportaj vermiş olması abesle iştigaldir.
...
Olumsuz bir şey söylememiş olmakla birlikte, söyledikleri kendisini bağlar; yeni oluşuma gönül verip, umut bağlayan bizleri ilgilendirmez.
...
Her T.C vatandaşı gibi yeni oluşumla ilgili umut ve beklentiler üzerine görüşleri sorulup, cevapları alınmış. Bunun dışında bu röportaja bir anlam yüklemek beyhude çabadır.
Saldığın korku
Evimde ilk önce kütüphanemi, sonra her köşesini didik didik aradım "Ulan ne olur, ne olmaz; az çok okuyan yazan birisiyim, belki peşinden binlerce insan giden bu adam kimdir, ne demek istiyor" diye düşünerek, Gülen adına yazılmış bir kitap veya kaset alıp, bir yerlere koyup, unutmuş olabilirim diye. Bu psikolojik hal içindeyken bir Alman gazeteci halimi hatırımı sorsa; ne diyeceğim?
...
İdeolojik inançlarım açısından tamamen kendilerine oldum olası muhalif olduğum cemaate bu kadar uzak olmama rağmen, bana bu psikolojik zulmü yaşatan muktedirlere methiyeler düzmem mi gerekiyor.
Saldığın korkudan sana methiye çıkmaz, bilesin.
Fetö'nün siyasi yapılanması
Fetö'nün o yapılanması, bu yapılanması, şu yapılanmasına dair yakalama haberlerini her gün dinliyoruz. Eğer hala siyasi yapılanmasına dair bir haber duyamıyorsak; bunların, hükumet edenlerin içinden olmasıdır. Yahu, Ankara'yı cemaate parsel parsel sattı diyen de; satan da ahanda orada değiller mi. Peki operasyon için niçin bekleniyor
Devlete sızmak mı, yerleştirmek mi?
Evet, millet olarak kabul ediyoruz ki; kırk yıldır "Cemaat" gerçeği var. Bunlar ilk 30 yıl devlete sızdılar ama sonraki 10 yılda bizzat devlete yerleştirildiler. Öyle, "Geçmişteki tüm iktidarlar fetö'den sorumludur" demekle vebalinizin vehametinden kurtulamazsınız. Geçmiş hükumetler veya siyasi partiler cemaatin oy gücünden faydalanmak için iş birliği yaptılar ancak AKP hükumet olduktan sonra muktedir olmak için kadrolarını işbirliği yaptığı cemaat mensuplarından kurdu. Bu farkı görüp, sonra geriye doğru vebal altında olanları yargılayalım.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
9 Ağustos 2017 Çarşamba
DARBENİN SİYASİ AYAĞI AÇIKLANMALIDIR
Siz şimdi eğer fetö başarılı olsaydı 16 Temmuz sabahı bakanlar kurulunun
hangi siyasi isimlerden oluştuğunun listesinin bu devleti yönetenler
tarafından bilinmediğini mi sanıyorsunuz.
...
Bu listenin ve isimlerin hala açıklanmamasına tek bir gerekçe olabilir o da; tümünün AKP'li olma olasılığdırı. İnanın k; eğer o listede şimdiye kadar bir tek dahi doğrudan MHP'li (Hele ki muhalif) veya CHP'li olmuş olsaydı; aktroller bunlar üzerinden ne mühendislik harikaları yaratırlardı değil mi? Bu nedenle hükümet devleti mi kurtardı veya kurtarmaya çalışıyor yoksa AKP'yi mi; darbenin siyasi ayağı açıklanmadığı sürece bu bilinmemezlik ve şüphe devam edecektir.
...
Cumhurbaşkanına suikasta; nerede, ne zaman, hangi yolla, kaç kişi ve kimlerin gideceğini düşünmüş olan akılın; darbenin ertesi gününde bakanlar kurulunun kimler tarafından oluşacağını düşünmemiş olması mümkün mü sizce. Peki 15 Temmuz da hainlere karşı meydanlarda cihata çağrılan bu millete; haince ve alçakça yapılan kalkışmanın siyasi ayağı niçin açıklanmıyor?
...
Biz buna niçin dikkat çekiyoruz. Çünkü bu devlete ve millete karşı özelikle de doğrudan ABD ve NATO bağlantılı bir operasyon yapılmak istendi ama bu "Ordumillet" onların oyunlarını başına geçirdi. Ancak milletin, fetö ile birlikte bu ihanetin içinde başka kimlerin olduğu veya olabileceğine dair şüphelerinin kalmaması gerekir ki; devletin ve milletin arkasında bütün şüphelerden münezzeh topyekun destek kesintisiz devam edebilsin.
...
Ayırmacı, kayırmacı bir stratejinin güveni sarsacağı besbelli. Siyasi ayağı olmayan hiç bir darbeye şahit olmadık, tarih de pek yazmıyor; peki 15 Temmuz kalkışmasının siyasi ayağının kimleden olştuğunu niçin öğrenemiyoruz.
...
Verdiğimiz oyun, yaşadığımız toprakların, mensubu olduğumuz milletin değerini bilen her bir vatandaş; şüphelerimizi dile getirmeye, hesabını sormaya devam edeceğiz elbette. Kendi adıma; en azından köprüde şehit olan, hemşehrim, mahallemizin çocuğu, geriye iki yetim bir dul bırakan Cengiz HASBAL kardeşim adına sormaya, sorgulamaya devam edeceğim. Darbenin siyasi ayağının ve mensuplarının açıklanması; devleti yönetenlere güveni artıracaktır.
Mehmet Soral
...
Bu listenin ve isimlerin hala açıklanmamasına tek bir gerekçe olabilir o da; tümünün AKP'li olma olasılığdırı. İnanın k; eğer o listede şimdiye kadar bir tek dahi doğrudan MHP'li (Hele ki muhalif) veya CHP'li olmuş olsaydı; aktroller bunlar üzerinden ne mühendislik harikaları yaratırlardı değil mi? Bu nedenle hükümet devleti mi kurtardı veya kurtarmaya çalışıyor yoksa AKP'yi mi; darbenin siyasi ayağı açıklanmadığı sürece bu bilinmemezlik ve şüphe devam edecektir.
...
Cumhurbaşkanına suikasta; nerede, ne zaman, hangi yolla, kaç kişi ve kimlerin gideceğini düşünmüş olan akılın; darbenin ertesi gününde bakanlar kurulunun kimler tarafından oluşacağını düşünmemiş olması mümkün mü sizce. Peki 15 Temmuz da hainlere karşı meydanlarda cihata çağrılan bu millete; haince ve alçakça yapılan kalkışmanın siyasi ayağı niçin açıklanmıyor?
...
Biz buna niçin dikkat çekiyoruz. Çünkü bu devlete ve millete karşı özelikle de doğrudan ABD ve NATO bağlantılı bir operasyon yapılmak istendi ama bu "Ordumillet" onların oyunlarını başına geçirdi. Ancak milletin, fetö ile birlikte bu ihanetin içinde başka kimlerin olduğu veya olabileceğine dair şüphelerinin kalmaması gerekir ki; devletin ve milletin arkasında bütün şüphelerden münezzeh topyekun destek kesintisiz devam edebilsin.
...
Ayırmacı, kayırmacı bir stratejinin güveni sarsacağı besbelli. Siyasi ayağı olmayan hiç bir darbeye şahit olmadık, tarih de pek yazmıyor; peki 15 Temmuz kalkışmasının siyasi ayağının kimleden olştuğunu niçin öğrenemiyoruz.
...
Verdiğimiz oyun, yaşadığımız toprakların, mensubu olduğumuz milletin değerini bilen her bir vatandaş; şüphelerimizi dile getirmeye, hesabını sormaya devam edeceğiz elbette. Kendi adıma; en azından köprüde şehit olan, hemşehrim, mahallemizin çocuğu, geriye iki yetim bir dul bırakan Cengiz HASBAL kardeşim adına sormaya, sorgulamaya devam edeceğim. Darbenin siyasi ayağının ve mensuplarının açıklanması; devleti yönetenlere güveni artıracaktır.
Mehmet Soral
BOĞAZ ÖN GÖRÜNÜM VE RANT...
![]() |
| Beylerbeyi Astsubay Okulu'ndan Beşiktaş ve arka görünüm |
...
Şimdi aynı mesafe kadar uzaklıktan boğazı gören Beylerbeyi-çamlıca eteklerine bundan 45 yıl önce gelerek, el arabası ile malzeme taşıyarak yaptığımız evler kentsel dönüşüm ile yıkılıp, 0.15 taban oturumlu binalar yapabilecekmişiz. Fazlasını yapamıyormuşuz. Neymiş efendim; "O kenan Evren var ya, o Kenan Evren; Boğaz imar yasasını öyle bir anayasal hükme bağlamış ki; gelmiş, geçmiş AKP hükümetleri bunu değiştiremiyor"muş. Yahu ne yasası; Kenan Evren anayasasının %80'ini, devletin sistemini değiştirdiniz be. Siz kime neyi anlatıyorsunuz.
...
Allah yüzümüze baktı, onlarca yıldır kahrını çektiğimiz arsalarımızın artan değerinden, rantından faydalanmamızı istemiyorsunuz. Bir dönüm yere en fazla dört katlı bina yapabilecekmişiz. Peki paylaştığım bu ucube yığın buraya nasıl oturtulmuş, öyle değil mi. Oysa ki bu ucubenin olduğu bölge de tüm Boğaz'a hakim.
...
Biz bölge halkı olarak elbette bu imar şekline razı olmayacağız. Rantının oldukça yüksek olduğunu, bundan sonra daha da artacağını düşündüğümüz gayrimenkullerimize elbette sahip çıkacağız. Kahrını biz çekip, rantının başkalarına peşkeş çekilmesine fırsat vermeyeceğiz.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
BUNLAR SİYASAL İSLAM AFİŞLERİ Mİ; YOKSA...
![]() |
| 8.8.2017. Anadolu Hisarı Otağ tepesi |
![]() |
| 8.8.2017 Anadolu Hisarı sahil yolu |
...
Pardon hükmedenler; biz mi yanlış anladık, yoksa siz mi yanlış resmediyorsunuz. Biz bu 15 Temmuz zaferini Türk Ordusuna karşı mı kazandık, yoksa FETÖ-ABD ittifakına karşı mı. Peki bu afişlerde her iki unsura karşı kin ve nefretimizi gösteren ne var Allah aşkına. Güleni'nin kafasına indirilen bir balyozmu veya ABD' nin kafasına geçirilen bir çuval mı; yoksa aciz bir Türk askeri mi?
...
Değerli dostlar size bir şey söyleyeyim mi; bu hala bekletilen afişler "Siyasal İslam"ın afişleridir ve siyasal İslam'ın yıllardan beridir en büyük emeli; Türk Ordusu'ndan intikam almaktı. Şimdi bu manada Siyasal İslam'ın intikam alıp, almadığını 15 Temmuz sonrası da dahil olmak üzere sizin takdirinize bırakıyorum.
Siyasal İslam'ın ordudan intikam alma hırsı; Fetönün devletin kılcal damarlarına kadar sızması için tüm kapıların sonuna kadar açılması ile olmuştur. Buna da siyasi iktidar bilerek veya kandırılarak sebep olmuştur. Nihayetinde sorumlusu geçmişte ve bugün hükümet edenlerdir. Bu afişlerden müthiş derecede rahatsızlık duyuyorum. Türk Ordusuna sızmış üç beş hain alçağın yapmış oldukları üzerinden; Türk Ordusuna bu afişlerde gösterilen algıyı oturtmaya hiç kimsenin hakkı yoktur.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
6 Ağustos 2017 Pazar
GÜNDEME DAİR ORDAN BURDAN ŞURDAN.
Siyasetçi için ekranlar çok önemlidir.
Sayın Bahçeli cep telefonu kullanmıyorsun, keşke twitter'ı da kullanmasan; sizi ara sıra TV ekranlarında, canlı performansını izleyebilsek.
...
Bir siyasi liderin em büyük dezavantajı ekranlardan korkmasıdır. Sayın Bahçeli'nin ekranlardan çekindiğini düşünüyorum. Tek taraflı ve ısmarlama ekran pozlarını ciddiye bile almıyorum tabi ki. 15 Temmuz'un değerlendirmesini bile twitter'dan yapmıştı.
Etik siyaseti sorun etmese, aslında CHP için bir fırsat
Eğer CHP siyasi etik kaygısı gütmeden, aynen her gece TV'lere çıkan aktrollerın yaptığını yapıp; "Saldır ki, susturasın" psikolojisi ile "Kontrollü darbe söylemimiz bizim uydurduğumuz bir şey değil ki; yeni bir devlet kurduk, kurucusu da Recep Tayyip Erdoğan'dır diyen AKP'lilerin itirafıdır" diyerek her türlü taarruza geçebilirler.
...
Bu arada AKP'liler bu fütursuzca üfürmelerine devam ettikleri sürece" Kontrollü darbe" söylemlerine meşruluk kazandırmış olacaklardır. Bizlerin de bu söylenenlerin birer üfürmeden ibaret olduğunu düşünebilmemiz için Ayhan Oğan'ın Sayın Erdoğan tarafından bizzat AKP den istifası sağlanmalı ve akabinde hakkında dava açılmalıdır.
Kontrollü darbe sizin itirafınız; kime ne diyorsunuz ki
Sayın Erdoğan içinizden birileri çıkıp "Yeni bir devlet kuruldu, kurucusu da Erdoğan"dır gibi fütursuzca sözler sarf ettikleri sürece " Kontrollü darbe" söylentilerinin müsebbibi de kendinizsiniz.
Beklenen doğal refleks geciktirilmemelidir
MHP Kurumsal olarak "Yeni bir devlet kurduk, kurucusu da Erdoğan"dır diyen AKP'nin MYK üyesi Ayhan Oğan'a anayasanın ilk dört maddesini ihlalden dava açmalıdır. Nasıl olsa" "Uygun mahkeme"yi bulmak da mahirler.
Şerefsiz mahluklar her yerden çıkabilir
Cumhurbaşkanı Erdoğan demiş ki; ''Camiden, mescitten, o minberlerden, o mihraptan, o vaaz kürsüsünden terör ve terörist çıkmaz.'' Bu dediğiniz olsa olsa bir ütopyadır.
...
Sayın Erdoğan siz bu tespiti elbette bildiğiniz bir şeylere dayandırıyor olabilirsiniz; keşke ben de sizin kadar rahat olabileceğim gerçeklere vakıf olabilsem. Ancak, 55 yaşımdayım, lise yıllarımdan beridir varlığından haberdar olduğum, önce ''cemaat'' sonra ''Fethullah Gülen Hareketi'', sizinle beraber olduklarında ''Hizmet Hareketi'', ittifakınız bozulduğunda ''Paralel yapı'' ve en nihayetinde millet olarak ihanetlerini gördükten sonra da ''Fetö'' olan malum yapının bildim bileli tüm referans kaynakları cami, mescit, minber, mihrap ve vaaz kürsüleri olmuştur.
...
Dolayısıyla, bunca yaşanmışlıklardan sonra buralardan terörist çıkmaz dediğiniz yerlerden en büyük ihanet odaklarının yeşerebileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak, gene de her türlü tedbirimi ihmal etmeyeceğim. Bu ihanetlerin tekrarı durumunda siz siyasi gücünüze dayanarak ''Kandırıldım'' deyip, kendinizi kurtarabilirsiniz; ya bizler.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
Sayın Bahçeli cep telefonu kullanmıyorsun, keşke twitter'ı da kullanmasan; sizi ara sıra TV ekranlarında, canlı performansını izleyebilsek.
...
Bir siyasi liderin em büyük dezavantajı ekranlardan korkmasıdır. Sayın Bahçeli'nin ekranlardan çekindiğini düşünüyorum. Tek taraflı ve ısmarlama ekran pozlarını ciddiye bile almıyorum tabi ki. 15 Temmuz'un değerlendirmesini bile twitter'dan yapmıştı.
Etik siyaseti sorun etmese, aslında CHP için bir fırsat
Eğer CHP siyasi etik kaygısı gütmeden, aynen her gece TV'lere çıkan aktrollerın yaptığını yapıp; "Saldır ki, susturasın" psikolojisi ile "Kontrollü darbe söylemimiz bizim uydurduğumuz bir şey değil ki; yeni bir devlet kurduk, kurucusu da Recep Tayyip Erdoğan'dır diyen AKP'lilerin itirafıdır" diyerek her türlü taarruza geçebilirler.
...
Bu arada AKP'liler bu fütursuzca üfürmelerine devam ettikleri sürece" Kontrollü darbe" söylemlerine meşruluk kazandırmış olacaklardır. Bizlerin de bu söylenenlerin birer üfürmeden ibaret olduğunu düşünebilmemiz için Ayhan Oğan'ın Sayın Erdoğan tarafından bizzat AKP den istifası sağlanmalı ve akabinde hakkında dava açılmalıdır.
Kontrollü darbe sizin itirafınız; kime ne diyorsunuz ki
Sayın Erdoğan içinizden birileri çıkıp "Yeni bir devlet kuruldu, kurucusu da Erdoğan"dır gibi fütursuzca sözler sarf ettikleri sürece " Kontrollü darbe" söylentilerinin müsebbibi de kendinizsiniz.
Beklenen doğal refleks geciktirilmemelidir
MHP Kurumsal olarak "Yeni bir devlet kurduk, kurucusu da Erdoğan"dır diyen AKP'nin MYK üyesi Ayhan Oğan'a anayasanın ilk dört maddesini ihlalden dava açmalıdır. Nasıl olsa" "Uygun mahkeme"yi bulmak da mahirler.
Şerefsiz mahluklar her yerden çıkabilir
Cumhurbaşkanı Erdoğan demiş ki; ''Camiden, mescitten, o minberlerden, o mihraptan, o vaaz kürsüsünden terör ve terörist çıkmaz.'' Bu dediğiniz olsa olsa bir ütopyadır.
...
Sayın Erdoğan siz bu tespiti elbette bildiğiniz bir şeylere dayandırıyor olabilirsiniz; keşke ben de sizin kadar rahat olabileceğim gerçeklere vakıf olabilsem. Ancak, 55 yaşımdayım, lise yıllarımdan beridir varlığından haberdar olduğum, önce ''cemaat'' sonra ''Fethullah Gülen Hareketi'', sizinle beraber olduklarında ''Hizmet Hareketi'', ittifakınız bozulduğunda ''Paralel yapı'' ve en nihayetinde millet olarak ihanetlerini gördükten sonra da ''Fetö'' olan malum yapının bildim bileli tüm referans kaynakları cami, mescit, minber, mihrap ve vaaz kürsüleri olmuştur.
...
Dolayısıyla, bunca yaşanmışlıklardan sonra buralardan terörist çıkmaz dediğiniz yerlerden en büyük ihanet odaklarının yeşerebileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak, gene de her türlü tedbirimi ihmal etmeyeceğim. Bu ihanetlerin tekrarı durumunda siz siyasi gücünüze dayanarak ''Kandırıldım'' deyip, kendinizi kurtarabilirsiniz; ya bizler.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






