Nedim Şener diyet mi ödüyor, nedir. Fetö'nün kendisine kurduğu kumpasın, haklı olarak içinde biriktirdiği fetö kini ile olayları değerlendirdirirken; yaşananlar ile ülke gerçeklerini birbirine karıştırıyor.
...
Efendim neymiş; 15 Temmuz gecesi Binali Yıldırım'ın önerisi ile Kılıçtaroğlu niçin taraftarlarını meydanlara çağırmamış; aksine, niçin "Halkın güvenliği nasıl sağlanacak" sorusunu sormuş; savaş halinde böyle soru mu sorulurmuş.
...
Nedim Şener Bey siz gazetecisiniz, bilmelisiniz. Hükumet elindeki mit raporlarından bir çok bilgiye sahip olmanın avantajına sahip olarak gardını almış olabilir ancak muhalefetin hiç bir istihbarat bilgisine sahip olmadan, fiili bir durum karşısında, o gece Sayın Cumhurbaşkanı kadar olup, bitenlerden nasıl emin olup da insanları meydanlara çağırabilirdi. Kılıçtaroğlu'nun tereddüdünün nedeni sanırım, devleti yönetenlerin yaratmış oldukları güvensizliktir.
...
Cumhurbaşkanı veya hükumete sor bakalım; 16 yıllık iktidarları süresince hükumet ''Devletin milli güvenliği'' ile ilgili olarak ana muhalefete veya diğer muhalefet partilerine hiç brifing vermişler midir. Dikkatinizi çekerim, 16 yıl boyunca özellikle mecliste bulunan siyasi parti liderleri bir defa olsun batı demokrasilerinde olduğu gibi bir araya gelip, sohbet etmek gibi demokrat olabilme yürekliliğini gösteremediler. Bunun müsebbibinin de kim olduğunu pekala biliyorsun.
...
Bu denli diyalogsuzluğun yarattı güvensizlik ortamı hangi kahramanlıklara yürek olabilir ki.
Hükumet erkanı, elindeki Fetö'nün darbe yapabileceğine dair mit raporlarına güvenerek 15 Temmuz'da vaziyet almış olabilir; peki Sayın Kılıçtaroğlu elindeki hangi rapora göre vaziyet alabilirdi.
...
Halkın yüzde 50+1'si bana yeter deyip, geriye kalanın da ötelendiği sürece; milletin yarısının güveni, diğer yarısının da güvensizliği devam eder, gider.
...
''İktidar ben isem, devlet de benim'' düşüncesi ile hareket edildiği sürece; sık olmasa da ama olduğunda aynen deprem gibi çok ciddi yaralar açan ''Darbe girişimleri'' karşısında toplumda her kesimin refleksi aynı olmayabilir. Hükumette siz varsınız ama devlette sizinle beraber muhalefetin de yeri var.
...
Demek ki normal zamanlarda muhalefete ihtiyaç duymayabilirsiniz ama fiili durumlarda; yani örneğin ''Darbelerde'' muhalefete pekala ihtiyaç duyabilirsiniz; niçin, çünkü devletin bekası söz konusu da ondan.
...
Sayın Nedim Şener keşke aktrollere bunları anlatabilseydiniz ama siz onların ağzıyla konuşmayı yeğlediniz.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
Bir şeyler yapmak lazım, birşeyler... Düşünecek, yazacaksın ki üretebilesin. Yaprağı bile öteye itecek, bir yel gerekecek elbet. Mehmet SORAL
14 Ağustos 2017 Pazartesi
13 Ağustos 2017 Pazar
2019 SENARYOSU
Sayın Bahçeli "İktidar partisi ile MHP arasında gerilim üretmek isteniyor" demişsiniz.
Olur mu öyle şey, müsterih olun lütfen; biz MHP-AKP entegrasyonunu zihinlerimizde çoktan sağladık bile. Hatta size yardımcı olmak adına beyin Jimnastiği bile yaptık. 2019 seçimleri yaklaştıkça ülkenin içinde bulunacağı ahval ve şeraiti bahane kılıp, ''Önemli olan devlete hizmet etmektir'' deyip, "Hayırcı" cephenin başarılı olmaması ve banisi olduğunuz; tek adamın iradesine dayalı ''Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi"nin akamete uğramaması için cumhurbaşkanı adayı olmayacaksınız, partner'iniz Erdoğan'ı destekleyeceksiniz. Çünkü tarih sizi ''Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi''nin mucidi olarak anacak; bu da size egonuzun tatmini için yeterli olacaktır.
...
2019 seçimlerinden ''AKP-MHP entegrasyonu''nun başarılı çıkması durumunda; MHP'nin artık parti olarak fonksiyonu biteceğinden, bu sonucun müsebbibi olan size ve etrafınızdaki müdavimlerinize Cumhurbaşkanlığı uhdesinde dağıtılacak olan payeler ile ''Başkanlık Sistemi''ne geçiş sürecini salimen tamamlamış olacaksınız. Tüm bakanlar veya tüm müsteşarlar Balgat müdavimlerinden oluşacak olsa kime ne ki; nihayetinde sisteme ters bir durum söz konusu olmayacaktır. Zaten böyle bir durumda paylaşım kolay olsun diye mütemadiyen disiplin yolu ile ihraçlara hız verdiniz.
...
Böylece yıllardan beridir başkanlık sistemine karşı çıkmak adına kutsallarız üzerine ant içerek ortaya koymuş olduğunuz inancınızı inkar etmenin senaryosundan sonra, sahneye konmuş haline de şahitlik edeceğiz. Sizin senaryonuz muhtemelen bu olsa gerek.
...
Her ne kadar siz bu oyunu böyle yazmış olsanız bile; millet bizim yazdığımız hakikate inanacak ve güvenecektir zira bu hakikatin içinde bizatihi milletin kendisi olacaktır.
Üzgünüz Sayın Bahçeli senaryonuz tutmayacak.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
Olur mu öyle şey, müsterih olun lütfen; biz MHP-AKP entegrasyonunu zihinlerimizde çoktan sağladık bile. Hatta size yardımcı olmak adına beyin Jimnastiği bile yaptık. 2019 seçimleri yaklaştıkça ülkenin içinde bulunacağı ahval ve şeraiti bahane kılıp, ''Önemli olan devlete hizmet etmektir'' deyip, "Hayırcı" cephenin başarılı olmaması ve banisi olduğunuz; tek adamın iradesine dayalı ''Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi"nin akamete uğramaması için cumhurbaşkanı adayı olmayacaksınız, partner'iniz Erdoğan'ı destekleyeceksiniz. Çünkü tarih sizi ''Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi''nin mucidi olarak anacak; bu da size egonuzun tatmini için yeterli olacaktır.
...
2019 seçimlerinden ''AKP-MHP entegrasyonu''nun başarılı çıkması durumunda; MHP'nin artık parti olarak fonksiyonu biteceğinden, bu sonucun müsebbibi olan size ve etrafınızdaki müdavimlerinize Cumhurbaşkanlığı uhdesinde dağıtılacak olan payeler ile ''Başkanlık Sistemi''ne geçiş sürecini salimen tamamlamış olacaksınız. Tüm bakanlar veya tüm müsteşarlar Balgat müdavimlerinden oluşacak olsa kime ne ki; nihayetinde sisteme ters bir durum söz konusu olmayacaktır. Zaten böyle bir durumda paylaşım kolay olsun diye mütemadiyen disiplin yolu ile ihraçlara hız verdiniz.
...
Böylece yıllardan beridir başkanlık sistemine karşı çıkmak adına kutsallarız üzerine ant içerek ortaya koymuş olduğunuz inancınızı inkar etmenin senaryosundan sonra, sahneye konmuş haline de şahitlik edeceğiz. Sizin senaryonuz muhtemelen bu olsa gerek.
...
Her ne kadar siz bu oyunu böyle yazmış olsanız bile; millet bizim yazdığımız hakikate inanacak ve güvenecektir zira bu hakikatin içinde bizatihi milletin kendisi olacaktır.
Üzgünüz Sayın Bahçeli senaryonuz tutmayacak.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
ORDAN BURDAN ŞURDAN
Erdoğan İsparta da Coca Cola fabrikasının açılışını yaptı.
Dönem dönem "Coca-Cola" nın yazılışı üzerinden mühendislik harikaları yaratarak, siyonizm üzerine anlamlar çıkaran ahmaklar, ne oldu şimdi; şaba oturdunuz değil mi. Artık bundan sonra geğire geğire bolca içersiniz, ruhsatı Reis'ten nasıl olsa.
Siyaset kurumu
Siyaset her türlü kalleşlik ve alçaklığa teşne bir "Yataklık" gibi. Orada her türlü piç peydahlanabiliyor. Doğal olarak buraya bakire girip, dul çıkıldığı ihtimali herkesin genel kabulu olup, bu kanaati değiştirecek namuslu, devrimci ruhlara ihtiyaç var. Bunu başarmak elbette mümkün; yeter ki Şeref'ler de şerefsizler kadar cesaretli olabilsinler
Eberji bakanı Damat
Şaşıbakan "Eski Türkiye'den kalan termik santraller....." derken; bir Türkiye vardı da yıkılıp, yerine yeni bir Türkiye mi kuruldu; yoksa bunu söyleyenin sıcak çarpması ile felç geçirip, ağzı mı çarpıldı
Cihan Paçacı
Cihan Paçacı İngiltere veya İsveç'de siyaset yapmıyor ki; Türkiye' de ve Türk milletinin gerçeklerine göre siyaset yapıyor. Dolayısıyla, MHP Genel sekreterliğinden ayrılış nedenleri belliyken; yeni oluşum üzerine Ahmet Hakan'a röportaj vermiş olması abesle iştigaldir.
...
Olumsuz bir şey söylememiş olmakla birlikte, söyledikleri kendisini bağlar; yeni oluşuma gönül verip, umut bağlayan bizleri ilgilendirmez.
...
Her T.C vatandaşı gibi yeni oluşumla ilgili umut ve beklentiler üzerine görüşleri sorulup, cevapları alınmış. Bunun dışında bu röportaja bir anlam yüklemek beyhude çabadır.
Saldığın korku
Evimde ilk önce kütüphanemi, sonra her köşesini didik didik aradım "Ulan ne olur, ne olmaz; az çok okuyan yazan birisiyim, belki peşinden binlerce insan giden bu adam kimdir, ne demek istiyor" diye düşünerek, Gülen adına yazılmış bir kitap veya kaset alıp, bir yerlere koyup, unutmuş olabilirim diye. Bu psikolojik hal içindeyken bir Alman gazeteci halimi hatırımı sorsa; ne diyeceğim?
...
İdeolojik inançlarım açısından tamamen kendilerine oldum olası muhalif olduğum cemaate bu kadar uzak olmama rağmen, bana bu psikolojik zulmü yaşatan muktedirlere methiyeler düzmem mi gerekiyor.
Saldığın korkudan sana methiye çıkmaz, bilesin.
Fetö'nün siyasi yapılanması
Fetö'nün o yapılanması, bu yapılanması, şu yapılanmasına dair yakalama haberlerini her gün dinliyoruz. Eğer hala siyasi yapılanmasına dair bir haber duyamıyorsak; bunların, hükumet edenlerin içinden olmasıdır. Yahu, Ankara'yı cemaate parsel parsel sattı diyen de; satan da ahanda orada değiller mi. Peki operasyon için niçin bekleniyor
Devlete sızmak mı, yerleştirmek mi?
Evet, millet olarak kabul ediyoruz ki; kırk yıldır "Cemaat" gerçeği var. Bunlar ilk 30 yıl devlete sızdılar ama sonraki 10 yılda bizzat devlete yerleştirildiler. Öyle, "Geçmişteki tüm iktidarlar fetö'den sorumludur" demekle vebalinizin vehametinden kurtulamazsınız. Geçmiş hükumetler veya siyasi partiler cemaatin oy gücünden faydalanmak için iş birliği yaptılar ancak AKP hükumet olduktan sonra muktedir olmak için kadrolarını işbirliği yaptığı cemaat mensuplarından kurdu. Bu farkı görüp, sonra geriye doğru vebal altında olanları yargılayalım.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
Dönem dönem "Coca-Cola" nın yazılışı üzerinden mühendislik harikaları yaratarak, siyonizm üzerine anlamlar çıkaran ahmaklar, ne oldu şimdi; şaba oturdunuz değil mi. Artık bundan sonra geğire geğire bolca içersiniz, ruhsatı Reis'ten nasıl olsa.
Siyaset kurumu
Siyaset her türlü kalleşlik ve alçaklığa teşne bir "Yataklık" gibi. Orada her türlü piç peydahlanabiliyor. Doğal olarak buraya bakire girip, dul çıkıldığı ihtimali herkesin genel kabulu olup, bu kanaati değiştirecek namuslu, devrimci ruhlara ihtiyaç var. Bunu başarmak elbette mümkün; yeter ki Şeref'ler de şerefsizler kadar cesaretli olabilsinler
Eberji bakanı Damat
Şaşıbakan "Eski Türkiye'den kalan termik santraller....." derken; bir Türkiye vardı da yıkılıp, yerine yeni bir Türkiye mi kuruldu; yoksa bunu söyleyenin sıcak çarpması ile felç geçirip, ağzı mı çarpıldı
Cihan Paçacı
Cihan Paçacı İngiltere veya İsveç'de siyaset yapmıyor ki; Türkiye' de ve Türk milletinin gerçeklerine göre siyaset yapıyor. Dolayısıyla, MHP Genel sekreterliğinden ayrılış nedenleri belliyken; yeni oluşum üzerine Ahmet Hakan'a röportaj vermiş olması abesle iştigaldir.
...
Olumsuz bir şey söylememiş olmakla birlikte, söyledikleri kendisini bağlar; yeni oluşuma gönül verip, umut bağlayan bizleri ilgilendirmez.
...
Her T.C vatandaşı gibi yeni oluşumla ilgili umut ve beklentiler üzerine görüşleri sorulup, cevapları alınmış. Bunun dışında bu röportaja bir anlam yüklemek beyhude çabadır.
Saldığın korku
Evimde ilk önce kütüphanemi, sonra her köşesini didik didik aradım "Ulan ne olur, ne olmaz; az çok okuyan yazan birisiyim, belki peşinden binlerce insan giden bu adam kimdir, ne demek istiyor" diye düşünerek, Gülen adına yazılmış bir kitap veya kaset alıp, bir yerlere koyup, unutmuş olabilirim diye. Bu psikolojik hal içindeyken bir Alman gazeteci halimi hatırımı sorsa; ne diyeceğim?
...
İdeolojik inançlarım açısından tamamen kendilerine oldum olası muhalif olduğum cemaate bu kadar uzak olmama rağmen, bana bu psikolojik zulmü yaşatan muktedirlere methiyeler düzmem mi gerekiyor.
Saldığın korkudan sana methiye çıkmaz, bilesin.
Fetö'nün siyasi yapılanması
Fetö'nün o yapılanması, bu yapılanması, şu yapılanmasına dair yakalama haberlerini her gün dinliyoruz. Eğer hala siyasi yapılanmasına dair bir haber duyamıyorsak; bunların, hükumet edenlerin içinden olmasıdır. Yahu, Ankara'yı cemaate parsel parsel sattı diyen de; satan da ahanda orada değiller mi. Peki operasyon için niçin bekleniyor
Devlete sızmak mı, yerleştirmek mi?
Evet, millet olarak kabul ediyoruz ki; kırk yıldır "Cemaat" gerçeği var. Bunlar ilk 30 yıl devlete sızdılar ama sonraki 10 yılda bizzat devlete yerleştirildiler. Öyle, "Geçmişteki tüm iktidarlar fetö'den sorumludur" demekle vebalinizin vehametinden kurtulamazsınız. Geçmiş hükumetler veya siyasi partiler cemaatin oy gücünden faydalanmak için iş birliği yaptılar ancak AKP hükumet olduktan sonra muktedir olmak için kadrolarını işbirliği yaptığı cemaat mensuplarından kurdu. Bu farkı görüp, sonra geriye doğru vebal altında olanları yargılayalım.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
9 Ağustos 2017 Çarşamba
DARBENİN SİYASİ AYAĞI AÇIKLANMALIDIR
Siz şimdi eğer fetö başarılı olsaydı 16 Temmuz sabahı bakanlar kurulunun
hangi siyasi isimlerden oluştuğunun listesinin bu devleti yönetenler
tarafından bilinmediğini mi sanıyorsunuz.
...
Bu listenin ve isimlerin hala açıklanmamasına tek bir gerekçe olabilir o da; tümünün AKP'li olma olasılığdırı. İnanın k; eğer o listede şimdiye kadar bir tek dahi doğrudan MHP'li (Hele ki muhalif) veya CHP'li olmuş olsaydı; aktroller bunlar üzerinden ne mühendislik harikaları yaratırlardı değil mi? Bu nedenle hükümet devleti mi kurtardı veya kurtarmaya çalışıyor yoksa AKP'yi mi; darbenin siyasi ayağı açıklanmadığı sürece bu bilinmemezlik ve şüphe devam edecektir.
...
Cumhurbaşkanına suikasta; nerede, ne zaman, hangi yolla, kaç kişi ve kimlerin gideceğini düşünmüş olan akılın; darbenin ertesi gününde bakanlar kurulunun kimler tarafından oluşacağını düşünmemiş olması mümkün mü sizce. Peki 15 Temmuz da hainlere karşı meydanlarda cihata çağrılan bu millete; haince ve alçakça yapılan kalkışmanın siyasi ayağı niçin açıklanmıyor?
...
Biz buna niçin dikkat çekiyoruz. Çünkü bu devlete ve millete karşı özelikle de doğrudan ABD ve NATO bağlantılı bir operasyon yapılmak istendi ama bu "Ordumillet" onların oyunlarını başına geçirdi. Ancak milletin, fetö ile birlikte bu ihanetin içinde başka kimlerin olduğu veya olabileceğine dair şüphelerinin kalmaması gerekir ki; devletin ve milletin arkasında bütün şüphelerden münezzeh topyekun destek kesintisiz devam edebilsin.
...
Ayırmacı, kayırmacı bir stratejinin güveni sarsacağı besbelli. Siyasi ayağı olmayan hiç bir darbeye şahit olmadık, tarih de pek yazmıyor; peki 15 Temmuz kalkışmasının siyasi ayağının kimleden olştuğunu niçin öğrenemiyoruz.
...
Verdiğimiz oyun, yaşadığımız toprakların, mensubu olduğumuz milletin değerini bilen her bir vatandaş; şüphelerimizi dile getirmeye, hesabını sormaya devam edeceğiz elbette. Kendi adıma; en azından köprüde şehit olan, hemşehrim, mahallemizin çocuğu, geriye iki yetim bir dul bırakan Cengiz HASBAL kardeşim adına sormaya, sorgulamaya devam edeceğim. Darbenin siyasi ayağının ve mensuplarının açıklanması; devleti yönetenlere güveni artıracaktır.
Mehmet Soral
...
Bu listenin ve isimlerin hala açıklanmamasına tek bir gerekçe olabilir o da; tümünün AKP'li olma olasılığdırı. İnanın k; eğer o listede şimdiye kadar bir tek dahi doğrudan MHP'li (Hele ki muhalif) veya CHP'li olmuş olsaydı; aktroller bunlar üzerinden ne mühendislik harikaları yaratırlardı değil mi? Bu nedenle hükümet devleti mi kurtardı veya kurtarmaya çalışıyor yoksa AKP'yi mi; darbenin siyasi ayağı açıklanmadığı sürece bu bilinmemezlik ve şüphe devam edecektir.
...
Cumhurbaşkanına suikasta; nerede, ne zaman, hangi yolla, kaç kişi ve kimlerin gideceğini düşünmüş olan akılın; darbenin ertesi gününde bakanlar kurulunun kimler tarafından oluşacağını düşünmemiş olması mümkün mü sizce. Peki 15 Temmuz da hainlere karşı meydanlarda cihata çağrılan bu millete; haince ve alçakça yapılan kalkışmanın siyasi ayağı niçin açıklanmıyor?
...
Biz buna niçin dikkat çekiyoruz. Çünkü bu devlete ve millete karşı özelikle de doğrudan ABD ve NATO bağlantılı bir operasyon yapılmak istendi ama bu "Ordumillet" onların oyunlarını başına geçirdi. Ancak milletin, fetö ile birlikte bu ihanetin içinde başka kimlerin olduğu veya olabileceğine dair şüphelerinin kalmaması gerekir ki; devletin ve milletin arkasında bütün şüphelerden münezzeh topyekun destek kesintisiz devam edebilsin.
...
Ayırmacı, kayırmacı bir stratejinin güveni sarsacağı besbelli. Siyasi ayağı olmayan hiç bir darbeye şahit olmadık, tarih de pek yazmıyor; peki 15 Temmuz kalkışmasının siyasi ayağının kimleden olştuğunu niçin öğrenemiyoruz.
...
Verdiğimiz oyun, yaşadığımız toprakların, mensubu olduğumuz milletin değerini bilen her bir vatandaş; şüphelerimizi dile getirmeye, hesabını sormaya devam edeceğiz elbette. Kendi adıma; en azından köprüde şehit olan, hemşehrim, mahallemizin çocuğu, geriye iki yetim bir dul bırakan Cengiz HASBAL kardeşim adına sormaya, sorgulamaya devam edeceğim. Darbenin siyasi ayağının ve mensuplarının açıklanması; devleti yönetenlere güveni artıracaktır.
Mehmet Soral
BOĞAZ ÖN GÖRÜNÜM VE RANT...
![]() |
| Beylerbeyi Astsubay Okulu'ndan Beşiktaş ve arka görünüm |
...
Şimdi aynı mesafe kadar uzaklıktan boğazı gören Beylerbeyi-çamlıca eteklerine bundan 45 yıl önce gelerek, el arabası ile malzeme taşıyarak yaptığımız evler kentsel dönüşüm ile yıkılıp, 0.15 taban oturumlu binalar yapabilecekmişiz. Fazlasını yapamıyormuşuz. Neymiş efendim; "O kenan Evren var ya, o Kenan Evren; Boğaz imar yasasını öyle bir anayasal hükme bağlamış ki; gelmiş, geçmiş AKP hükümetleri bunu değiştiremiyor"muş. Yahu ne yasası; Kenan Evren anayasasının %80'ini, devletin sistemini değiştirdiniz be. Siz kime neyi anlatıyorsunuz.
...
Allah yüzümüze baktı, onlarca yıldır kahrını çektiğimiz arsalarımızın artan değerinden, rantından faydalanmamızı istemiyorsunuz. Bir dönüm yere en fazla dört katlı bina yapabilecekmişiz. Peki paylaştığım bu ucube yığın buraya nasıl oturtulmuş, öyle değil mi. Oysa ki bu ucubenin olduğu bölge de tüm Boğaz'a hakim.
...
Biz bölge halkı olarak elbette bu imar şekline razı olmayacağız. Rantının oldukça yüksek olduğunu, bundan sonra daha da artacağını düşündüğümüz gayrimenkullerimize elbette sahip çıkacağız. Kahrını biz çekip, rantının başkalarına peşkeş çekilmesine fırsat vermeyeceğiz.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
BUNLAR SİYASAL İSLAM AFİŞLERİ Mİ; YOKSA...
![]() |
| 8.8.2017. Anadolu Hisarı Otağ tepesi |
![]() |
| 8.8.2017 Anadolu Hisarı sahil yolu |
...
Pardon hükmedenler; biz mi yanlış anladık, yoksa siz mi yanlış resmediyorsunuz. Biz bu 15 Temmuz zaferini Türk Ordusuna karşı mı kazandık, yoksa FETÖ-ABD ittifakına karşı mı. Peki bu afişlerde her iki unsura karşı kin ve nefretimizi gösteren ne var Allah aşkına. Güleni'nin kafasına indirilen bir balyozmu veya ABD' nin kafasına geçirilen bir çuval mı; yoksa aciz bir Türk askeri mi?
...
Değerli dostlar size bir şey söyleyeyim mi; bu hala bekletilen afişler "Siyasal İslam"ın afişleridir ve siyasal İslam'ın yıllardan beridir en büyük emeli; Türk Ordusu'ndan intikam almaktı. Şimdi bu manada Siyasal İslam'ın intikam alıp, almadığını 15 Temmuz sonrası da dahil olmak üzere sizin takdirinize bırakıyorum.
Siyasal İslam'ın ordudan intikam alma hırsı; Fetönün devletin kılcal damarlarına kadar sızması için tüm kapıların sonuna kadar açılması ile olmuştur. Buna da siyasi iktidar bilerek veya kandırılarak sebep olmuştur. Nihayetinde sorumlusu geçmişte ve bugün hükümet edenlerdir. Bu afişlerden müthiş derecede rahatsızlık duyuyorum. Türk Ordusuna sızmış üç beş hain alçağın yapmış oldukları üzerinden; Türk Ordusuna bu afişlerde gösterilen algıyı oturtmaya hiç kimsenin hakkı yoktur.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
6 Ağustos 2017 Pazar
GÜNDEME DAİR ORDAN BURDAN ŞURDAN.
Siyasetçi için ekranlar çok önemlidir.
Sayın Bahçeli cep telefonu kullanmıyorsun, keşke twitter'ı da kullanmasan; sizi ara sıra TV ekranlarında, canlı performansını izleyebilsek.
...
Bir siyasi liderin em büyük dezavantajı ekranlardan korkmasıdır. Sayın Bahçeli'nin ekranlardan çekindiğini düşünüyorum. Tek taraflı ve ısmarlama ekran pozlarını ciddiye bile almıyorum tabi ki. 15 Temmuz'un değerlendirmesini bile twitter'dan yapmıştı.
Etik siyaseti sorun etmese, aslında CHP için bir fırsat
Eğer CHP siyasi etik kaygısı gütmeden, aynen her gece TV'lere çıkan aktrollerın yaptığını yapıp; "Saldır ki, susturasın" psikolojisi ile "Kontrollü darbe söylemimiz bizim uydurduğumuz bir şey değil ki; yeni bir devlet kurduk, kurucusu da Recep Tayyip Erdoğan'dır diyen AKP'lilerin itirafıdır" diyerek her türlü taarruza geçebilirler.
...
Bu arada AKP'liler bu fütursuzca üfürmelerine devam ettikleri sürece" Kontrollü darbe" söylemlerine meşruluk kazandırmış olacaklardır. Bizlerin de bu söylenenlerin birer üfürmeden ibaret olduğunu düşünebilmemiz için Ayhan Oğan'ın Sayın Erdoğan tarafından bizzat AKP den istifası sağlanmalı ve akabinde hakkında dava açılmalıdır.
Kontrollü darbe sizin itirafınız; kime ne diyorsunuz ki
Sayın Erdoğan içinizden birileri çıkıp "Yeni bir devlet kuruldu, kurucusu da Erdoğan"dır gibi fütursuzca sözler sarf ettikleri sürece " Kontrollü darbe" söylentilerinin müsebbibi de kendinizsiniz.
Beklenen doğal refleks geciktirilmemelidir
MHP Kurumsal olarak "Yeni bir devlet kurduk, kurucusu da Erdoğan"dır diyen AKP'nin MYK üyesi Ayhan Oğan'a anayasanın ilk dört maddesini ihlalden dava açmalıdır. Nasıl olsa" "Uygun mahkeme"yi bulmak da mahirler.
Şerefsiz mahluklar her yerden çıkabilir
Cumhurbaşkanı Erdoğan demiş ki; ''Camiden, mescitten, o minberlerden, o mihraptan, o vaaz kürsüsünden terör ve terörist çıkmaz.'' Bu dediğiniz olsa olsa bir ütopyadır.
...
Sayın Erdoğan siz bu tespiti elbette bildiğiniz bir şeylere dayandırıyor olabilirsiniz; keşke ben de sizin kadar rahat olabileceğim gerçeklere vakıf olabilsem. Ancak, 55 yaşımdayım, lise yıllarımdan beridir varlığından haberdar olduğum, önce ''cemaat'' sonra ''Fethullah Gülen Hareketi'', sizinle beraber olduklarında ''Hizmet Hareketi'', ittifakınız bozulduğunda ''Paralel yapı'' ve en nihayetinde millet olarak ihanetlerini gördükten sonra da ''Fetö'' olan malum yapının bildim bileli tüm referans kaynakları cami, mescit, minber, mihrap ve vaaz kürsüleri olmuştur.
...
Dolayısıyla, bunca yaşanmışlıklardan sonra buralardan terörist çıkmaz dediğiniz yerlerden en büyük ihanet odaklarının yeşerebileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak, gene de her türlü tedbirimi ihmal etmeyeceğim. Bu ihanetlerin tekrarı durumunda siz siyasi gücünüze dayanarak ''Kandırıldım'' deyip, kendinizi kurtarabilirsiniz; ya bizler.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
Sayın Bahçeli cep telefonu kullanmıyorsun, keşke twitter'ı da kullanmasan; sizi ara sıra TV ekranlarında, canlı performansını izleyebilsek.
...
Bir siyasi liderin em büyük dezavantajı ekranlardan korkmasıdır. Sayın Bahçeli'nin ekranlardan çekindiğini düşünüyorum. Tek taraflı ve ısmarlama ekran pozlarını ciddiye bile almıyorum tabi ki. 15 Temmuz'un değerlendirmesini bile twitter'dan yapmıştı.
Etik siyaseti sorun etmese, aslında CHP için bir fırsat
Eğer CHP siyasi etik kaygısı gütmeden, aynen her gece TV'lere çıkan aktrollerın yaptığını yapıp; "Saldır ki, susturasın" psikolojisi ile "Kontrollü darbe söylemimiz bizim uydurduğumuz bir şey değil ki; yeni bir devlet kurduk, kurucusu da Recep Tayyip Erdoğan'dır diyen AKP'lilerin itirafıdır" diyerek her türlü taarruza geçebilirler.
...
Bu arada AKP'liler bu fütursuzca üfürmelerine devam ettikleri sürece" Kontrollü darbe" söylemlerine meşruluk kazandırmış olacaklardır. Bizlerin de bu söylenenlerin birer üfürmeden ibaret olduğunu düşünebilmemiz için Ayhan Oğan'ın Sayın Erdoğan tarafından bizzat AKP den istifası sağlanmalı ve akabinde hakkında dava açılmalıdır.
Kontrollü darbe sizin itirafınız; kime ne diyorsunuz ki
Sayın Erdoğan içinizden birileri çıkıp "Yeni bir devlet kuruldu, kurucusu da Erdoğan"dır gibi fütursuzca sözler sarf ettikleri sürece " Kontrollü darbe" söylentilerinin müsebbibi de kendinizsiniz.
Beklenen doğal refleks geciktirilmemelidir
MHP Kurumsal olarak "Yeni bir devlet kurduk, kurucusu da Erdoğan"dır diyen AKP'nin MYK üyesi Ayhan Oğan'a anayasanın ilk dört maddesini ihlalden dava açmalıdır. Nasıl olsa" "Uygun mahkeme"yi bulmak da mahirler.
Şerefsiz mahluklar her yerden çıkabilir
Cumhurbaşkanı Erdoğan demiş ki; ''Camiden, mescitten, o minberlerden, o mihraptan, o vaaz kürsüsünden terör ve terörist çıkmaz.'' Bu dediğiniz olsa olsa bir ütopyadır.
...
Sayın Erdoğan siz bu tespiti elbette bildiğiniz bir şeylere dayandırıyor olabilirsiniz; keşke ben de sizin kadar rahat olabileceğim gerçeklere vakıf olabilsem. Ancak, 55 yaşımdayım, lise yıllarımdan beridir varlığından haberdar olduğum, önce ''cemaat'' sonra ''Fethullah Gülen Hareketi'', sizinle beraber olduklarında ''Hizmet Hareketi'', ittifakınız bozulduğunda ''Paralel yapı'' ve en nihayetinde millet olarak ihanetlerini gördükten sonra da ''Fetö'' olan malum yapının bildim bileli tüm referans kaynakları cami, mescit, minber, mihrap ve vaaz kürsüleri olmuştur.
...
Dolayısıyla, bunca yaşanmışlıklardan sonra buralardan terörist çıkmaz dediğiniz yerlerden en büyük ihanet odaklarının yeşerebileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak, gene de her türlü tedbirimi ihmal etmeyeceğim. Bu ihanetlerin tekrarı durumunda siz siyasi gücünüze dayanarak ''Kandırıldım'' deyip, kendinizi kurtarabilirsiniz; ya bizler.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
5 Ağustos 2017 Cumartesi
BEKLENEN REFLEKS GECİKİNCE ANLAMSIZLAŞIR.
''Şimdi biz yeni bir
devlet kuruyoruz, beğenin beğenmeyin bu yeni devletin kurucu lideri
Tayyip Erdoğan’dır','' sözü; karşılığı twitter'dan verilecek kadar
hafife alınacak bir söz değildir. Sayın Bahçeli bu meydan okumaya
twitter'dan cevap vermemeliydi.
...
Belli ki benim gibi feryad-ı figan eden insaların ahı arşa değince; twitter'dan da olsa bir açıklama yapma ihtiyacı duydular.Ne diyelim, buna da şükür.
...
Her seçim gecesi, alel acele basın toplantısı yapıp, partiyi bağlayıcı kararlar alıp, görüşler sunan; hükümetlere hareket alanı açan Sayın Devlet Bahçeli; her ne hikmetse ''Umulan'' tepkisini ancak ve ancak bir gün geçtikten sonra gösterebilmiştir.
...
Şimdi Türk kamuoyu şunu beklemektedir. Sayın Bahçeli ulusal yayın yapan TV kanallarından birisne canlı programı yapma önerisi göndersin. Hiç şüpehsiz ve tereddüdsüz her TV kanalı teklifine olumlu cevap verecektir. Daha sonra uygun gördüğü kanalda; 15 Temmuz sürecinden günümüze kadar tüm yaşanmışlıklar üzerine görüşlerini dile getirip, en son olarak da malum müptezel üzerinden AKP'yi uyarıcı, Türk milletini yüreklendirici, adeta özgüven dolu, umut vaad eden performansını izlemek istiyoruz.
...
Böyle bir görüntüye yirmi sene boyunca şahit olamadık, şimdi bunu yapabilir mi; sanmıyorum.Her ne hikmetse daima ''Sözlüyü değil, yazılıyı'' tercih ediyor. Okul yıllarım aklıma geldi; özgüven eksikliği olan arkadaşlarım sözlü olmak istemezler, mümkün olduğunca yazılıyı tercih ederlerdi.
Öyleyse, kurdukları yeni devletin kahramanları arasında Devlet Bahçeli'nin de ismini anacaklardır.
Bunlar bugünkü MHP ile 2019 seçimlerini alırlarsa; ki yeni oluşum gerçekleşmezse kesinlikle alacaklar; AKP'li Ayhan Oğan'ın kurduklarını söylediği yeni devletin kahramanları arasında Sayın Devlet Bahçeli'nin ismini de sık sık anacaklardır şüphesiz.
...
Ama tabiki, Allah'ın izniyle Meral Akşener ve yanındaki inanmış, adanmış arkadaşları ve biz gönüldaşları hep beraber yeni oluşumu gerçekleştireceğiz, o "Yeni devlet kurduk" diyenlerin de hayallerini başlarına geçireceğiz.
''Etnik piçler''
Bu aralar sürekli olarak "T. C Devletini içine sindiremeyenler; soyunu, sopunu gizleyen etnik piçlerdir" tezime "Ben de, ben de" diye karşılık verenlerin sayısı ne kadar da arttı
Devlet aklı ''Ey....'' üfürmelerine gelmez
Ey...... 'lere aldanmayın. Siz hiç Almanya'dan silah alımı, helikopter ve tank siparişlerinin durdurulduğunu veya iptal edildiğini duydunuz mu; elbette duymadınız. Devletin bir "Devlet aklı" bir de "Siyasi aklı" vardır. Devlet aklı, siyasi aklın söylediğini duymaz, duysa bile umursamaz. Dolayısıyla, öyle ara sıra "Ey...." diye başlayıp, devam eden efelenmelere aldırış etmeyin. O efelenmeler, yenen yağlı börek üzerine harareti gidermeye matuf, içilen maden suyu hükmündedir; geğirtir, mideyi rahatlatır. Merak etmeyin, devlet aklı her şeyi takip eder.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
...
Belli ki benim gibi feryad-ı figan eden insaların ahı arşa değince; twitter'dan da olsa bir açıklama yapma ihtiyacı duydular.Ne diyelim, buna da şükür.
...
Her seçim gecesi, alel acele basın toplantısı yapıp, partiyi bağlayıcı kararlar alıp, görüşler sunan; hükümetlere hareket alanı açan Sayın Devlet Bahçeli; her ne hikmetse ''Umulan'' tepkisini ancak ve ancak bir gün geçtikten sonra gösterebilmiştir.
...
Şimdi Türk kamuoyu şunu beklemektedir. Sayın Bahçeli ulusal yayın yapan TV kanallarından birisne canlı programı yapma önerisi göndersin. Hiç şüpehsiz ve tereddüdsüz her TV kanalı teklifine olumlu cevap verecektir. Daha sonra uygun gördüğü kanalda; 15 Temmuz sürecinden günümüze kadar tüm yaşanmışlıklar üzerine görüşlerini dile getirip, en son olarak da malum müptezel üzerinden AKP'yi uyarıcı, Türk milletini yüreklendirici, adeta özgüven dolu, umut vaad eden performansını izlemek istiyoruz.
...
Böyle bir görüntüye yirmi sene boyunca şahit olamadık, şimdi bunu yapabilir mi; sanmıyorum.Her ne hikmetse daima ''Sözlüyü değil, yazılıyı'' tercih ediyor. Okul yıllarım aklıma geldi; özgüven eksikliği olan arkadaşlarım sözlü olmak istemezler, mümkün olduğunca yazılıyı tercih ederlerdi.
Öyleyse, kurdukları yeni devletin kahramanları arasında Devlet Bahçeli'nin de ismini anacaklardır.
Bunlar bugünkü MHP ile 2019 seçimlerini alırlarsa; ki yeni oluşum gerçekleşmezse kesinlikle alacaklar; AKP'li Ayhan Oğan'ın kurduklarını söylediği yeni devletin kahramanları arasında Sayın Devlet Bahçeli'nin ismini de sık sık anacaklardır şüphesiz.
...
Ama tabiki, Allah'ın izniyle Meral Akşener ve yanındaki inanmış, adanmış arkadaşları ve biz gönüldaşları hep beraber yeni oluşumu gerçekleştireceğiz, o "Yeni devlet kurduk" diyenlerin de hayallerini başlarına geçireceğiz.
''Etnik piçler''
Bu aralar sürekli olarak "T. C Devletini içine sindiremeyenler; soyunu, sopunu gizleyen etnik piçlerdir" tezime "Ben de, ben de" diye karşılık verenlerin sayısı ne kadar da arttı
Devlet aklı ''Ey....'' üfürmelerine gelmez
Ey...... 'lere aldanmayın. Siz hiç Almanya'dan silah alımı, helikopter ve tank siparişlerinin durdurulduğunu veya iptal edildiğini duydunuz mu; elbette duymadınız. Devletin bir "Devlet aklı" bir de "Siyasi aklı" vardır. Devlet aklı, siyasi aklın söylediğini duymaz, duysa bile umursamaz. Dolayısıyla, öyle ara sıra "Ey...." diye başlayıp, devam eden efelenmelere aldırış etmeyin. O efelenmeler, yenen yağlı börek üzerine harareti gidermeye matuf, içilen maden suyu hükmündedir; geğirtir, mideyi rahatlatır. Merak etmeyin, devlet aklı her şeyi takip eder.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
4 Ağustos 2017 Cuma
AKTROL AYHAN OĞAN
Bu Ayhan Oğan denen ukala da kesinlikle etnik özürlülük var. Referans kaynağım; T.C Devleti'nden rahatsızlık duymalarıdır. Her zaman olduğu gibi yine T.C Devleti'ni kimmiş ki neymiş ki edası içinde yıktı; yerine ismine üstün sıfatlar atfedip, kahramanlıklar yüklediği muhtereme yeni bir devlet kurdurdu.
...
AKP'nin buna benzer bir kaç tane trolü var. Özel eğitim almışlar adeta; muhatabının kimyasını bozmak üzere ortalığa salınmış insanlar. ''Sen bugün şu TV'ye çıkacaksın, şunu şunu yapacaksın'' şeklinde görevlendirilmiş kişiler. Şımarık, ukala ve olabildiğince şirret insanlar. Güç dengesi değişince çitin hemen öbür tarafına atlayacak kadar da kaypaklar.
...
Eğer 15 Temmuzun geldiği noktayı bu adamın baktığı pencereden ve ''Elde ettiklerini sandıkları'' sonuçtan bakarak değerlendirecek olursak; demek ki bunun evveliyatı Türk Ordusu'na kurulan Ergenekon ve Balyoz kumpaslarına kadar gidiyor. Allah'tan bu tür gaflarla kendilerini de ele veriyorlar; ya cemaat gibi yapıp, gerçek kimliklerini gizleyecek olsalar.
...
Adam resmen ''Unutun artık T.C Devlet'ini; yıktık onu; yenisini kurduk; banisi de Recep Tayyib Erdoğan dır'' diyor. Belki de bu cür'etin temelinde, 2002 de bir şeye inanarak çıktıkları yolun, geldiği son noktasıdır. Ne dersiniz? Öte yandan ''Bu darbe bizim için Allah'ın bir lütfüdür'' şeklinde söylenmiş söz de var. Olup bitenler ile söylenmiş sözleri örtüşünce; kimse kusura bakmasın, ben hala hiç bir şeyden emin değilim.
...
Şimdi Sayın Bahçeli'ye sormak isterim; ''Ne düşünüyorsunuz'' diye.
Rahmetli Atatürk'ün ''Yurtta sulh, cihanda sulh'' sözünden işkillenip, buradan cemaatle paralellik çıkaran bilgeliğinizle; “Şimdi biz yeni bir devlet kuruyoruz, beğenin beğenmeyin bu yeni devletin kurucu lideri Tayyip Erdoğan’dır” sözünü söyleyen Ayhan Oğan için de söylenecek sözünüz ve yakıştırdığınız bir geometrik şekil olmalı; öyle değil mi?
...
Meral Akşener, Sinan Oğan, Yusuf Halacoğlu, Ümit Özdağ, Özcan Yeniçeri, Nuri Okutan, İsmail Ok gibi daha bir çok değerli Türk milliyetçisi isimlerin Türk siyasetinden tasfiyesine karar verenler; Ayhan Oğan gibi zihniyetteki insanlara da siyaset yapma fırsatını bahşetmişlerdir. Ayhan Oğan 2019 seçimlerinde ilk sıralardan aday olup, devleti yönetecek kadroda kesinlikle olacak bir isimdir.
...
Sayın Bahçeli hayrını görünüz. Ama yeni siyasal yapılanma bütün bu riskleri Allah'ın izniyle ortadan kaldıracaktır. Bunu da bilesiniz..
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
2 Ağustos 2017 Çarşamba
AKLIMDAN GEÇENLER
İdam da gelmez, Fethullah Gülen de gelmez.
Peki Fethullah Gülen iade edilse ve "Hakim Bey, evet biz kırk yıllık blr hareketiz ama hiç bir iktidar döneminde aklımızdan geçini yapmaya yüreğimiz yetmedi. Aklımıza karpuz kabuğunu sokan da şunlar olup, ne düşündüysek ahanda şurada, şu tarihte, şu kişilerle oturup, anlaşarak; hatta kadroları bile paylaşarak düşündük, yaptık. O zamanlar benimle birinci derecede muhatap olanların da bu salonda olmalarını istiyorum. Ben bu işleri tek başıma düşünüp, yapmadım ki" diyecek olsa...
...
İşte hiç bir zaman böyle bir mahkeme kurulamayacağına göre, Fethullah Gülen de hiç bir zaman iade edilmeyecektir. İdamın muhabbetini yapanlar her ne hikmetse getirilmesiı için girişimde bulunmuyorlar.
...
Mesela, Sayın Devlet Bahçeli, yönetim sistemimizin değiştirilmesi için alel acele gündem belirleyip, sistem değişikliğini sağlarken; niçin aynı hassasiyeti eli kanlı katillerin idamı için göstermez. Geçiniz bunları. Çok iyi biliyorlar ki; suçlular, ülkelerinde idam varsa kesinlikle iade edilmezler. Peki böyle söyleyip de gereğini yapmamak ne demek oluyor; çünkü kurulacak mahkemelere diğer muhatapları da çağrılacaktır ondan.
laiklik; devletin tüm inançlar karşındaki tarafsızlığını ifade eden bir duruşudur.
Geniş bir kesim laikliği hala din olarak görüp, "Ben Müslümanım, laik değilim ki" diyebiliyorlar. Din, insanın inancını ilgilendiren bir durum; laiklik ise devletin tüm inançlar karşındaki tarafsızlığını ifade eden bir duruşudur.
...
Türkiye de özelikle son otuzbeş, kırk yıldır oluşturulan "Algı zorbalığı" ile T.C Devleti'nin kuruluş felsefesinin laiklik gibi ana taşıyıcıları üzerindeki tahribat, beraberinde anlam kaymalarına neden olmuştur. Bu mevzuyu tartışanların bir tarafının, laikliğin gerekçesini dinin sosyal yaşamdan mümkün oldukça soyutlanması şeklinde anlatmaları; bunların karşısında da Kadir Mısıroğlu gibi etnik özürlü ama bunu gizleyen Türklük düşmanı "Siyasal İslamcı" birileri de tüm rahatsızlıklarını, T.C Devleti'ne olan kinlerini laiklik üzerinden, dini kayıplar şeklinde anlatmaları ile kavramlar asıl taşıdıkları anlamların dışına, hiç de murat edilmeyen manalara evrildiler. Bir zaman sonra da siyasal görüşlerin, ihtiyaç duyduklarında kendi aralarındaki bütünleşmeyi sağlamak için kullandıkları, sürekli boyunlarına takarak, ara sıra çıkarıp, öptükleri sihirli muska oldu.
...
Türk milliyetçileri ise bu iki ayrıştırıcı kutuplara rağmen, tam da Atatürk'ün kastettiği anlamda bir laiklik anlayışını benimsemiş ve onu takip etmenin gayretinde olmuştur. Ancak kim derdi ki; MHP'nin gün gelip ''Siyasal İslamcıların'' kontrolündeki emrivakilerin emir eri olacağını.
...
MHP yönetimi kurumsal olarak böyle bir süreci tercih etmiş olsa da Türk milliyetçilerinin, referandum sonuçlarından da anlaşılacağı üzere %85'i MHP'nin kurumsal olarak yürüttüğü politikaları benimsemiyor ve o nedenle alternatif arayışlar içindedirler; bu birinci nedendir; diğeri ise MHP'nin müsebbibi olduğu yeni sisteme siyasi entegrasyon için hiç bir hazırlığının olmayışıdır.
...
Aslında var; 2019 seçimlerinde AKP ile ittifak yaparak Sayın Erdoğan'ı tekrar Cumhurbaşkanı seçtirmek için tüm hükumet imkanlarını kullanarak Meral Akşener inisiyatifine engel olmaktır.
Diyanet işleri başkanı Mehmet Görmez emekliye ayrıldı
Mehmet Görmez'i vicdanı ile başbaşa bırakıyorum. Hakkımı helal edip, etmeme meselesine gelince; inisiyatifi kula bırakıp, kedisini aradan çıkaran, aynı zamanda her şeye kadir olan Allah(C.C) bile bu konuda "O işi bana bırakın" demediğine göre, kendimi bu konuda hüküm verecek kadar "Yüce" görmediğim için hakkım üzerinden şahsımı ilgilendiren hükmü ben yine de Allah'a havale ediyorum. Bu benim benimsemiş olduğum genel prensibimdir. Dolayısıyla, üzerimde hakkı olanlar rahat olabilirler
İmamların resmi nikah kıymaları
Yahu niye kavga ediyonuz ki. Emekli bankacıyım, boş vaktim de var. İsteyen herkesin nikahını kıyarım. Wahtsapp, görüntülü telefon üzerinden de olabilir. Para pul istemem, dua edin yeter. İnanın ki ne 32 farzı, ne de 52 farzı soracağım. Soranlar ne halt ediyorlar ki. Nikah kıyarlar, şahitlik yaparlar, "mehir" keserler ama 55 yaşımdayım, şimdiye kadar kesilen mehrin gereğinin yapılmasına şahit olmadım. Size sadece İki sorum olur; gız sen bunu seviyon mu, len sen bunu seviyon mu; o kadar. Devleti ne diye abuk, sabuk işlerle meşgul ediyonuz ki.
...
Varmısınız; laikim diyenler medeni kanuna göre hak sahibi olsunlar, dindarım diyenler de mehir sözleşmesine göre hak sahibi olsunlar. Boşanmalarda nedeni kanuna göre evlenenler hakim karşısına, mehir sözleşmesi ile evlenenler ise imam karşına çıksınlar ve sorunları çözsünler, boşanmayı gerçekleştirsinler. Dini usulle evlenen, medeni kanunla, medeni kanunla evlenen de dini usulle hak aramasın. Mağdur olanlar da tercih ettiği usulün bedelini ödemiş, kimsenin kimseye de söyleyeceği sözü olmaz
CHP gene AKP'nin oyununa geldi.
Sayın CHP yetkilileri, Sayın Kılıçtaroğlu'nun 450 km'lik emeğini boşa harcamayın, gündemden düşürmeyin lütfen. Yine AKP'nin oyununa geldiniz, imamların nikah kıyması meselesi üzerinden dini tartışmaya çekildiniz. Yapmayın, etmeyin Allah aşkına. Şeriat gelse sizler bizler uyarız ama inanın ki bunlar uymazlar. Peki dini mevzular üzerinden niçin tartışma yaratıyorlar; çünkü 2019 seçimlerine şimdiden hazırlanmaya başladılar ve bunu da en iyi şekilde dini tartışmalar üzerinden yaparak, oylarını konsolide etmek istiyorlar. Bunların en çok istedikleri; ellerini ovuşturarak CHP'yi yarattıkları tartışmanın içine çekebilmektir. Lütfen kim nikahını nerde kıyarsa kıysın; bu nikah şeklini benimseyen de mağdur olursa bedelini öder. Bundan mağdur olacak olanlar da yine kendi seçmenleri olacaktır. Bence hiç de umursamayın, rahatınıza bakın
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
Peki Fethullah Gülen iade edilse ve "Hakim Bey, evet biz kırk yıllık blr hareketiz ama hiç bir iktidar döneminde aklımızdan geçini yapmaya yüreğimiz yetmedi. Aklımıza karpuz kabuğunu sokan da şunlar olup, ne düşündüysek ahanda şurada, şu tarihte, şu kişilerle oturup, anlaşarak; hatta kadroları bile paylaşarak düşündük, yaptık. O zamanlar benimle birinci derecede muhatap olanların da bu salonda olmalarını istiyorum. Ben bu işleri tek başıma düşünüp, yapmadım ki" diyecek olsa...
...
İşte hiç bir zaman böyle bir mahkeme kurulamayacağına göre, Fethullah Gülen de hiç bir zaman iade edilmeyecektir. İdamın muhabbetini yapanlar her ne hikmetse getirilmesiı için girişimde bulunmuyorlar.
...
Mesela, Sayın Devlet Bahçeli, yönetim sistemimizin değiştirilmesi için alel acele gündem belirleyip, sistem değişikliğini sağlarken; niçin aynı hassasiyeti eli kanlı katillerin idamı için göstermez. Geçiniz bunları. Çok iyi biliyorlar ki; suçlular, ülkelerinde idam varsa kesinlikle iade edilmezler. Peki böyle söyleyip de gereğini yapmamak ne demek oluyor; çünkü kurulacak mahkemelere diğer muhatapları da çağrılacaktır ondan.
laiklik; devletin tüm inançlar karşındaki tarafsızlığını ifade eden bir duruşudur.
Geniş bir kesim laikliği hala din olarak görüp, "Ben Müslümanım, laik değilim ki" diyebiliyorlar. Din, insanın inancını ilgilendiren bir durum; laiklik ise devletin tüm inançlar karşındaki tarafsızlığını ifade eden bir duruşudur.
...
Türkiye de özelikle son otuzbeş, kırk yıldır oluşturulan "Algı zorbalığı" ile T.C Devleti'nin kuruluş felsefesinin laiklik gibi ana taşıyıcıları üzerindeki tahribat, beraberinde anlam kaymalarına neden olmuştur. Bu mevzuyu tartışanların bir tarafının, laikliğin gerekçesini dinin sosyal yaşamdan mümkün oldukça soyutlanması şeklinde anlatmaları; bunların karşısında da Kadir Mısıroğlu gibi etnik özürlü ama bunu gizleyen Türklük düşmanı "Siyasal İslamcı" birileri de tüm rahatsızlıklarını, T.C Devleti'ne olan kinlerini laiklik üzerinden, dini kayıplar şeklinde anlatmaları ile kavramlar asıl taşıdıkları anlamların dışına, hiç de murat edilmeyen manalara evrildiler. Bir zaman sonra da siyasal görüşlerin, ihtiyaç duyduklarında kendi aralarındaki bütünleşmeyi sağlamak için kullandıkları, sürekli boyunlarına takarak, ara sıra çıkarıp, öptükleri sihirli muska oldu.
...
Türk milliyetçileri ise bu iki ayrıştırıcı kutuplara rağmen, tam da Atatürk'ün kastettiği anlamda bir laiklik anlayışını benimsemiş ve onu takip etmenin gayretinde olmuştur. Ancak kim derdi ki; MHP'nin gün gelip ''Siyasal İslamcıların'' kontrolündeki emrivakilerin emir eri olacağını.
...
MHP yönetimi kurumsal olarak böyle bir süreci tercih etmiş olsa da Türk milliyetçilerinin, referandum sonuçlarından da anlaşılacağı üzere %85'i MHP'nin kurumsal olarak yürüttüğü politikaları benimsemiyor ve o nedenle alternatif arayışlar içindedirler; bu birinci nedendir; diğeri ise MHP'nin müsebbibi olduğu yeni sisteme siyasi entegrasyon için hiç bir hazırlığının olmayışıdır.
...
Aslında var; 2019 seçimlerinde AKP ile ittifak yaparak Sayın Erdoğan'ı tekrar Cumhurbaşkanı seçtirmek için tüm hükumet imkanlarını kullanarak Meral Akşener inisiyatifine engel olmaktır.
Diyanet işleri başkanı Mehmet Görmez emekliye ayrıldı
Mehmet Görmez'i vicdanı ile başbaşa bırakıyorum. Hakkımı helal edip, etmeme meselesine gelince; inisiyatifi kula bırakıp, kedisini aradan çıkaran, aynı zamanda her şeye kadir olan Allah(C.C) bile bu konuda "O işi bana bırakın" demediğine göre, kendimi bu konuda hüküm verecek kadar "Yüce" görmediğim için hakkım üzerinden şahsımı ilgilendiren hükmü ben yine de Allah'a havale ediyorum. Bu benim benimsemiş olduğum genel prensibimdir. Dolayısıyla, üzerimde hakkı olanlar rahat olabilirler
İmamların resmi nikah kıymaları
Yahu niye kavga ediyonuz ki. Emekli bankacıyım, boş vaktim de var. İsteyen herkesin nikahını kıyarım. Wahtsapp, görüntülü telefon üzerinden de olabilir. Para pul istemem, dua edin yeter. İnanın ki ne 32 farzı, ne de 52 farzı soracağım. Soranlar ne halt ediyorlar ki. Nikah kıyarlar, şahitlik yaparlar, "mehir" keserler ama 55 yaşımdayım, şimdiye kadar kesilen mehrin gereğinin yapılmasına şahit olmadım. Size sadece İki sorum olur; gız sen bunu seviyon mu, len sen bunu seviyon mu; o kadar. Devleti ne diye abuk, sabuk işlerle meşgul ediyonuz ki.
...
Varmısınız; laikim diyenler medeni kanuna göre hak sahibi olsunlar, dindarım diyenler de mehir sözleşmesine göre hak sahibi olsunlar. Boşanmalarda nedeni kanuna göre evlenenler hakim karşısına, mehir sözleşmesi ile evlenenler ise imam karşına çıksınlar ve sorunları çözsünler, boşanmayı gerçekleştirsinler. Dini usulle evlenen, medeni kanunla, medeni kanunla evlenen de dini usulle hak aramasın. Mağdur olanlar da tercih ettiği usulün bedelini ödemiş, kimsenin kimseye de söyleyeceği sözü olmaz
CHP gene AKP'nin oyununa geldi.
Sayın CHP yetkilileri, Sayın Kılıçtaroğlu'nun 450 km'lik emeğini boşa harcamayın, gündemden düşürmeyin lütfen. Yine AKP'nin oyununa geldiniz, imamların nikah kıyması meselesi üzerinden dini tartışmaya çekildiniz. Yapmayın, etmeyin Allah aşkına. Şeriat gelse sizler bizler uyarız ama inanın ki bunlar uymazlar. Peki dini mevzular üzerinden niçin tartışma yaratıyorlar; çünkü 2019 seçimlerine şimdiden hazırlanmaya başladılar ve bunu da en iyi şekilde dini tartışmalar üzerinden yaparak, oylarını konsolide etmek istiyorlar. Bunların en çok istedikleri; ellerini ovuşturarak CHP'yi yarattıkları tartışmanın içine çekebilmektir. Lütfen kim nikahını nerde kıyarsa kıysın; bu nikah şeklini benimseyen de mağdur olursa bedelini öder. Bundan mağdur olacak olanlar da yine kendi seçmenleri olacaktır. Bence hiç de umursamayın, rahatınıza bakın
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
31 Temmuz 2017 Pazartesi
BİZE DAİR ORDAN BURDAN ŞURDAN
Bu da bizim fıkramız
Sene, muhtemelen 1999. İstanbul'da Boğaza nazır mükemmel bir MHP teşkilatımız var, en büyük mütivasyon kaynağımız İstanbul İl başkanımız rahmetli Mehmet Gül ve Üsküdar İlçe teşkilatımız.
...
Teşkilatımız bir Ülkü Ocağı gibi gençlerle dolup, taşıyor. Sürekli olarak düzenli seminerler veriyoruz.
...
Bu arada eğer yanlış hatırlamıyorsam, Tonyalı bir hocamız da zaman zaman gelip dini sohbetler veriyordu. Hocamıza baştan söyledik ''Hocam teşkilatımızda küfürlü konuşmak yasak, eskaza her kim ki ağzından kem söz çıkarırsa kumpara girişte, gider küfür başına para atar''.
...
Malum Hocamız Karadenizli illaki bir şekilde ağzından kaçırıyor; o kaçırır kaçırmaz hep bir ağızdan ''Aman hocam...'' der demez, gençler kumparayı getiriyor, hoca parayı atıyor.
...
Bir böyle oldu, iki böyle oldu derken; bir gün hoca ''Beyler bu böyle olmayı, ikide bir lafimu keseysinuz, alun pakayum şu peşinatu, sözümü de kesmayun pirdaha''
Vay efendim, yeni oluşum parayı nereden buluyormu.
Efendim neymiş; Meral Akşener ve ekibi parayı nereden buluyormuş. O zaman ben de şunu soruyorum; rahmetli Mehmet Gül İl Başkanımız olduğu yıllarda, Üsküdar İlçe teşkilatına uğramadan, kurmuş olduğumuz Üsküdar Boğaz Bölge teşkilatımıza gelerek teşkilatımızı onurlandırmasının sebebi neydi. Çünkü teşkilatçılık anlamında başarı üstüne başarı gösteriyorduk.
...
Düzenlediğimiz futbol turnuvaları en az ikibuçuk ay sürüyordu. Motivasyon kaynağımız ilçe ve bölge teşkilatlarının koordineli çalışması, teşkilat disiplini ve her şeyden önemlisi yarınlarımız için umudumuzdu.
...
İktidar olabilme özleminin yarattığı sinerjisi ile dernek ve sivil toplum örgütlerinin katılımı ile düzenlediğimiz futbol turnuvaları gelir kaynağımızdı. Aylık aidatlarımız yanında, ağzından küfür çıkan her kim olursa; teşkilat kumparasına para atıyordu. Şimdi soruyorum size Balgat müdavimleri; bölge teşkilatı olarak üç katlı bir binada senelerce istihdam ettiğimizde bize veya bir başka teşkilatımıza kaç kuruş gönderdiniz.
...
Bütün mesele inanmışlık ve adanmışlık meselesidir. Atalarımız ne demiş, "At sahibine göre kişner". Merak etmeyin, biliyoruz gene de kolay olmayacak ama inanmışlık ve adanmışlık finans sorununu çözecektir. Ama inanın ki çok üzülerek belirtmek isterim ki Balgat olarak bütün teşkilatların masraflarını karşılasanız bile koltuğa oturacak bir inanmış adam dahi bulamayacaksınız.
MHP den niçin ümidimi kestim?
Benim MHP den ümidimi kesmem, hatta yirmi yıl sonra aldatıldığımı hissetmem; elbette sadece Genel Başkan ve yönetiminin yetersizliği olmayıp; MHP'nin, Türk milliyetçiliği ana gövdesi üzerine inşa edilmiş, banisinin de Atatürk'ün olduğu T.C Devleti'nin kurucu felsefesini terk ederek, millet iradesinin doğrudan temsil edildiği parlamenter(600 milletvekili masada tuzluk konumunda olacaklar) sistemi devre dışı bırakıp, yasama, yürütme ve yargı gibi tüm güçlerin her türlü tasarrufunun tek kişinin inisiyatifinde olduğu "Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi"ne geçilmesinin doğrudan baş sorumlusu olmasıdır. Şunu kesinlikle bir yere not edelim ki; bu ucube sistemin başımıza musallat edilmesinin mucidi Sayın Devlet Bahçeli dir. Dolayısıyla bu manada Sayın Devlet Bahçeli'nin sorumluluğu Sayın Erdoğan'dan çok daha fazladır.
...
Dolayısıyla, sistemin kalıcı olmasına mani olmak, AKP-MHP ittifakının neden olduğu ve 2019 seçimlerinde yapacakları muhtemel ittifak ile tekrar cumhurbaşkanlığını kazanmaları durumunda neden olabilecekleri tahribatı durdurabilmek adına ana dinamosunu Türk milliyetçilerinin oluşturduğu, merkezi de kapsayan ve birinci sloganı "Güçlendirilmiş Demokratik Parlamenter sisteme geçmek" olan partileşme sürecine vatansever herkesin omuz vermesi, destek olması devletimizin ve milletimizin istikbali için elzemdir.
...
O zamanlar bu teşkilatlara ''Biz para göndermediğimiz halde bütün bunları nasıl yapabiliyorlar'' diye sormayanların; şimdi aynı teşkilatçıların benzer şeyleri yapmalarını sorgulamaları çok garip, tuhaf hatta hadsizlikdir.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
Sene, muhtemelen 1999. İstanbul'da Boğaza nazır mükemmel bir MHP teşkilatımız var, en büyük mütivasyon kaynağımız İstanbul İl başkanımız rahmetli Mehmet Gül ve Üsküdar İlçe teşkilatımız.
...
Teşkilatımız bir Ülkü Ocağı gibi gençlerle dolup, taşıyor. Sürekli olarak düzenli seminerler veriyoruz.
...
Bu arada eğer yanlış hatırlamıyorsam, Tonyalı bir hocamız da zaman zaman gelip dini sohbetler veriyordu. Hocamıza baştan söyledik ''Hocam teşkilatımızda küfürlü konuşmak yasak, eskaza her kim ki ağzından kem söz çıkarırsa kumpara girişte, gider küfür başına para atar''.
...
Malum Hocamız Karadenizli illaki bir şekilde ağzından kaçırıyor; o kaçırır kaçırmaz hep bir ağızdan ''Aman hocam...'' der demez, gençler kumparayı getiriyor, hoca parayı atıyor.
...
Bir böyle oldu, iki böyle oldu derken; bir gün hoca ''Beyler bu böyle olmayı, ikide bir lafimu keseysinuz, alun pakayum şu peşinatu, sözümü de kesmayun pirdaha''
Vay efendim, yeni oluşum parayı nereden buluyormu.
Efendim neymiş; Meral Akşener ve ekibi parayı nereden buluyormuş. O zaman ben de şunu soruyorum; rahmetli Mehmet Gül İl Başkanımız olduğu yıllarda, Üsküdar İlçe teşkilatına uğramadan, kurmuş olduğumuz Üsküdar Boğaz Bölge teşkilatımıza gelerek teşkilatımızı onurlandırmasının sebebi neydi. Çünkü teşkilatçılık anlamında başarı üstüne başarı gösteriyorduk.
...
Düzenlediğimiz futbol turnuvaları en az ikibuçuk ay sürüyordu. Motivasyon kaynağımız ilçe ve bölge teşkilatlarının koordineli çalışması, teşkilat disiplini ve her şeyden önemlisi yarınlarımız için umudumuzdu.
...
İktidar olabilme özleminin yarattığı sinerjisi ile dernek ve sivil toplum örgütlerinin katılımı ile düzenlediğimiz futbol turnuvaları gelir kaynağımızdı. Aylık aidatlarımız yanında, ağzından küfür çıkan her kim olursa; teşkilat kumparasına para atıyordu. Şimdi soruyorum size Balgat müdavimleri; bölge teşkilatı olarak üç katlı bir binada senelerce istihdam ettiğimizde bize veya bir başka teşkilatımıza kaç kuruş gönderdiniz.
...
Bütün mesele inanmışlık ve adanmışlık meselesidir. Atalarımız ne demiş, "At sahibine göre kişner". Merak etmeyin, biliyoruz gene de kolay olmayacak ama inanmışlık ve adanmışlık finans sorununu çözecektir. Ama inanın ki çok üzülerek belirtmek isterim ki Balgat olarak bütün teşkilatların masraflarını karşılasanız bile koltuğa oturacak bir inanmış adam dahi bulamayacaksınız.
MHP den niçin ümidimi kestim?
Benim MHP den ümidimi kesmem, hatta yirmi yıl sonra aldatıldığımı hissetmem; elbette sadece Genel Başkan ve yönetiminin yetersizliği olmayıp; MHP'nin, Türk milliyetçiliği ana gövdesi üzerine inşa edilmiş, banisinin de Atatürk'ün olduğu T.C Devleti'nin kurucu felsefesini terk ederek, millet iradesinin doğrudan temsil edildiği parlamenter(600 milletvekili masada tuzluk konumunda olacaklar) sistemi devre dışı bırakıp, yasama, yürütme ve yargı gibi tüm güçlerin her türlü tasarrufunun tek kişinin inisiyatifinde olduğu "Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi"ne geçilmesinin doğrudan baş sorumlusu olmasıdır. Şunu kesinlikle bir yere not edelim ki; bu ucube sistemin başımıza musallat edilmesinin mucidi Sayın Devlet Bahçeli dir. Dolayısıyla bu manada Sayın Devlet Bahçeli'nin sorumluluğu Sayın Erdoğan'dan çok daha fazladır.
...
Dolayısıyla, sistemin kalıcı olmasına mani olmak, AKP-MHP ittifakının neden olduğu ve 2019 seçimlerinde yapacakları muhtemel ittifak ile tekrar cumhurbaşkanlığını kazanmaları durumunda neden olabilecekleri tahribatı durdurabilmek adına ana dinamosunu Türk milliyetçilerinin oluşturduğu, merkezi de kapsayan ve birinci sloganı "Güçlendirilmiş Demokratik Parlamenter sisteme geçmek" olan partileşme sürecine vatansever herkesin omuz vermesi, destek olması devletimizin ve milletimizin istikbali için elzemdir.
...
O zamanlar bu teşkilatlara ''Biz para göndermediğimiz halde bütün bunları nasıl yapabiliyorlar'' diye sormayanların; şimdi aynı teşkilatçıların benzer şeyleri yapmalarını sorgulamaları çok garip, tuhaf hatta hadsizlikdir.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
29 Temmuz 2017 Cumartesi
VATANDAŞ OLARAK SEYRETTİKLERİMİZDEN ANLADIKLARIMIZ

Hüseyin Gülerce
otuz yıl boyunca Fethullah Gülen'in sözcülüğünü yapacak, bugünlerde
yandaş TV'lerde kripto fetö'cüler üzerine ahkam kesecek, akıl yürütüp
fetö'nün ve mensuplarının ne kadar mendebur olduklarını anlatacak, belki
de bütün bunlar üzerinden program başına maaş alacak, hükümetin
teminatı ve güvencesi altında keyfi tıkırında olacak; ama bazıları da
ekmek parası niyetine, belki daha dindar olma hayaliyle, devlet
adamlarını dahi kandıran cemaate bulaşmış, dershanesinde öğretmenlik
yapma talihsizliğini yaşamış insanlar da hapiste olacaklar. ...
Hüseyin Gülerce'nin suçsuzluğunu gösteren ''Turnusol'' ne ola ki. Yoksa Hüseyin Gülerce gibi tarihen tescilli fetö mensuplarının ekran show'ları, tutuklu fetö mensuplarına karşı farklı ikinci bir psikolojik ceza şekli mi dir.
...
Nazlı Ilıcak-Kadri Gürsel deyince hemen Ergenekon, Balyoz ve Cemaat konusunda iki karşıt görüşlü insanların hararetli tartışmalarını hatırlıyoruz değil mi? Çok garip, bu iki insan fetö davasından hapiste olacaklar ama Hüseyin Gülerce "Fetöcü olmadığı için" mi; TV ekranlarında ülkemizin geleceği, birlik bütünlüğümüz, 15 Temmuz ve fetö üzerine ahkam kesecek. Sonra da adalete güvenin kalmadığından bahsedenlere "Hadi ordan halt etmişsiniz" diyecekler. Asıl siz halt etmişsiniz. ...
Hüseyin Gülerce, Nurettin Veren, Latif Erdoğan gibi tarihen tescilli fetöcü isimler kodese girmediği sürece yürekler ferahlamayacaktır. 250 insanımızın şehit eden katillerin cemaatçi hayatlarının kim bilir ne kadarlık bir sürecinde Hüseyin Gülerce, Nurettin Veren, Latif Erdoğan ile yolları kesişmiştir. Bunların hiç sorgu, sualleri yapılmayacak mı; sallana sallana ortalıkta gezecekler mi. Bu ve bunlara benzer insanların ortalıkta dolaşıyor olmalarıı vicdanları yaralıyor.
...
TV'lerde, filmlerde sigara ve içki sahneleri puslu gösterilip, sansür uygulanırken cumhuriyet tarihinin en alçak örgütünün mensubu bu gibi insanlara niçin ekran yasağı konmaz anlamak mümkün değil. Efendim neymiş bunlar; itirafçılarmış, 17/25 aralıktan sonra da pişmanız demişler. Tabi ki pişman olurlar; çünkü cemaatin çekirdeğinde konumlanmış olan bu insanlar olup, bitenleri yakinen görüyor, fark edebiliyorlardı. Dolayısıyla, kendileri için en makul kurtuluş yolunun kendilerini cemaat karşıtlığında, itirafçı kanatta konumlandırmaktı; nitekim de onu yaptılar. Oysa cemaat dershanesinde, Allah rızası için bir şeyler yaptığını sanan zavallı öğretmen; Hüseyin Gülerce'nin bildiklerini nereden bilecekti ki; tedbirlerini alıp, pişmanlık duyup, itirafçı olabilsin. Hele ki o zamanlar işsizliği dikkate aldığımızda hiç bir dershane öğretmeni 17/25 Aralık sonrası devletin tepesi ile cemaatin tepesindeki savaşın vahametini tahmin edip, çalıştığı dershaneye "Ben size artık inanıp, güvenmiyorum, istifa ediyorum" demeleri mümkün olamazdı. Empati yapabilen herkes bunu pekala düşünebilir.
...
Belki de bizler böyle düşünürken, devlet erkanı da ''Siz ne biliyorsunuz ki'' diyebilirler. Haklı da olabilirler; ancak vatandaşın vicdanının da tatmini sağlanmalıdır ki; şer odaklara karşı millet şüpheden uzak, topyekün savaşını verilebilsin.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
26 Temmuz 2017 Çarşamba
DEVLET BAHÇELİ VE DOĞU PERİNÇEK
55 Yaşımdayım. Türkiye'deki siyaseti mümkün olduğunca takip etmeye çalışırım. Kırk yıllık bilgi ve birikimime dayanarak söylüyorum ki; Türkiye de iki ismi çözemedim, ne yapmak istediklerini, nereye varmak istediklerini hala anlayabilmiş değilim.
...
Birisi komünistlik yapıyor ama bir kapitalist gibi medya patronu. Parayı nereden buluyor bilemiyoruz. Diğerinin arkasında; aklını kullanıp, yönlendirmesi durumunda %30'larda oy potansiyeli var ama hiç bir zaman bunu lehine kullanıp, bir numara olmak istemiyor; konjoktür olma ihtimalini önüne getirse bile ne yapıp edip kendisi bozuyor.
...
Doğu Perinçek;
Maocu komünist olup, Kandil'de Apo'ya çiçek takdim eden, Apo ve emellerini ''Kürt halkının mücadele önderi'' olarak kamuoyuna ilk tanıtan gazeteci ama aynı zamanda sözde Ermeni soykırımı mevzusunda İsviçre mahkemelerine karşı Türkiye'nin çıkarlarını koruyan, Türk milliyetçi kesilip, bu mücadeelsinden zaferle çıkan bir isim.
...
Devlet Bahçeli;
Türk milliyetçisi olup, MHP Genel Başkanlığını rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş'in vefatından sonra devir alan, ''Antalya Geleneksel Türk toplulukları ve akrabaları Kurultayı'' ve yine ''Geleneksel Erciyes Kurultayı''nı kaldıran, ''3 Mayıs Türkçülük Günü''nü; sanki bu özel günün isim babasıymış gibi milliyetçilerin bir araya gelip, ''Geyik'' yaptığı ''Milliyetçiler günü'' olarak değiştiren, rahmetli Başbuğ ''Türkiye bir mozaiktir'' diyenlere, ''Ne mozaği ulan, mermerdir, mermer'' derken; Sayın Bahçeli ''Türkiye bir çiçek bahçesidir'' diyebilmiş, Almanya da Türklüğün müşterek meselesi olan Hocalı katliamına dair resim sergisi ve paneline katılması nedeniyle Sinan Ogan'ı disipline sevk edip, partiden atan ve nihayetinde T.C Devletinin banisi Mustafa Kemal Atatürk'ün daha da geliştirtmek üzere getirip, bizlere emanet bıraktığı ''Parlamenter sistem''i tek adamın otoritesine dayalı ''Partili Cumhurbaşkanlığı'' sistemine indirgeyen isim. Sayın Bahçeli bu yaptıklarının, söylediklerinin hiç birisini ideolojik mantık çerçevesinde, makul bir şekilde Türk milliyetçilerine izah edememiştir.
...
Ne komünist komünistliğini biliyor, ne de milliyetçi milliyetçiliğini biliyor. Dolayısıyla bu işin içinden bir türlü çıkamadım. Kısaca bu her iki isim de kesinlikle konumlandıkları yerin adamları değiller vesselam.
...
Sayın Devlet Bahçeli için belki şöyle bir yorum yapabilirim. MHP Genel Başkanı olduğu dönemlerde ve hala ''Paralel MİT müsteşarı'' veya ''Derin MİT müsteşarı''dır diyebilirim. Çünkü özellikle Türkiye de yaşanan kırılma süreçlerinde verdiği her karar; döneminin cumhuriyet hükümetlerini düştükleri yerden kaldırmıştır. Belki birilerinin aklından ''Peki daha ne yapacaktı ki; fena bir şey mi?''. Evet, konumlandığı görev açısından kendince gerekeni yapmış ve bağlı olduğu hükümetlerce takdir de edilmiş olabilir ama biz Türk milliyetçileri açısından sıkıntımız ise iktidar olmamıza mani olmasıdır. Türk milliyetçilerinin misyonu cumhuriyet hükümetlerinin paralel MİT müsteşarlığını yapmak değil ki.
...
Sayın Devlet Bahçeli'nin, ''Erdoğan inisiyatifi''nin ''Cemaat'' ile yaptığı işbirliği sonucu Türk milletinin başına musallat ettiği fetö yapılanması karşısında AKP hükümetinin 15 Temmuz kalkışmasında derlenip, toparlanmasına katkıları olmuştur. Yani ''Paralel MİT müsteşarlığı'' görevini layıkıyla yerine getirmiştir. Kötü mü etmiştir; elbette hayır.
...
Peki bu durumda kendisi ile ''Hayırcı Türk Milliyetçileri'' arasındaki problem nedir diyeceksiniz. Kendisi yıllardan beridir MHP kadroları ile ''Paralel MİT müsteşarlığı'' görevini yerine getiriyor. Biz Türk milliyetçileri yıllardır iktidar olma özlemi ile mücadele edip, ülkemizi yönetmeyi arzuluyoruz.
Sayın Bahçeli mevcut konumunda görevini ifa etmeye devam edebilir. Belki de bu devletin sürekli olarak Sayın Bahçeli'nin bulunduğu konumda bir ''Görevlendirmeye'' ihtiyaç duyuyor olabilir ama artık bunun Türk milliyetçileri üzerinden yapılmasını istemiyoruz.
...
Türk milliyetçileri olarak milletimize dayatılan ucube ''Partili Cumhur Başkanlığı Sistemi''ni de dikkate alarak ama ''Güçlendirilmiş Demokratik Parlementer Sisteme'' geçmek üzere milletin millici olan tüm unsurlarının da kendilerini ait hissedebilecekleri bir oluşumun arifesindeyiz. Meral Akşener Hanım bu anlamda inisiyatifini ortaya koyarak, tüm kesimlerin teveccühünü üzerinde toplayıp, çok değerli isimlerle etrafını taşlandırarak hayırlı bir yola çıkmıştır. Allah onun şahsında yarınlar için tüm umut dolu yüreklerin yar ve yardımcısı olsun.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
25 Temmuz 2017 Salı
GÜNDEME DAİR
Muhterem Karar ver; Lozan Hezimet mi, Zafer mi?
Muhteremin "Lozan'ı bize zafer diye yutturdular" hadsizlikliğinden "Cumhuriyetimizin kurucu belgesidir" itirafına evrilmiş olması elbette çok güzel bir gelişmedir ancak bu noktada sebat edeceğinin garantisi yoktur. Problem de burada zaten. Sizleri bilemem ama ben kendisi hakkındaki "tutarsızdır" rezervmi korumaya devam edeceğim.
Valiyi Makamına Tekbirlerle Oturtmak
T. C Devleti'nin valisinin tekbirlerle makamında karşılanması fetö gerçeğine nasıl gelindiğinin hala anlaşılmadığını; hem vali açısından, hem de hükümet edenler açısından görebiliyoruz. Yahu 17 yaşındaki delikanlının "Herro" tişörtu giymesine bir anlam yükleyebilirsunuz da; devletin valisinin makamında tekbirlerle karşılanmasına "fetö" tecrübesinden sonra niçin bir anlam yüklemiyorsunuz. Haydi diyelim ki; hoşgörümüzü de ortaya koyarak; Vali'nin doğduğu köyü ziyaret ettiğinde belki hemşehrileri kendisini tekbirlerle karşılayabilirler ama valilik makamında bunu yapmak kesinlikle olamaz; olursa, yine bir başka cemaat bundan güç alır, devlete sızar, yine üç beş yıl sonra bir başka fetö gerçeği ile karşı karşıya kalabiliriz.
...
Samimiyetle diyorım ki; hükümet edip, muhtedir olanların dayattığı ''Geleneksek hale getirrmek istedikleri bir takım dini rituellerin tekrarı'' dini hassasiyetlerden veya daha dindar olmaktan değil, ''Daha muktedir olmak için halk desteğini diri tutmak, oyları konsolide etmek içindir''. Dindar olmak amaç edinilse bilmem ne hoca denen yavşağa hala kendisine ait televizyon kanalındaki kepazeliklerine müsade edilmez, son verilir. Veya benzer şekilde devletin organize ettiği kumar oyunlarından vaz geçilir.Valilik kapısında tekbir getiren zeka, bunlara niçin razı olur acaba.
...
Rakı içenlerden öğrendim; özellikle AKP döneminde rakının kalitesi artmış. Rakının kaltesinin artırılması için laboratuvarlarda 657'ye tabi devlet memurları görevlendirilirlerken; tekbirler eşliğinde valilik kapısında vali beklenmesi arasında inançsal bir ilinti olmasa da siyasi rant olduğu aşikar değilm mi? Şahsi düşüncemden ziyade, birlerinin millete siyasi rant uğruna yaşattığı inançsal çelişkilere vurgu yapmak istedim.
Yeni Meclis Tüzüğüne Göre Bas Parayı Et Küfürünü
Meclis iç tüzüğü düzenlemelerinde "Devletin üniter yapısı aleyhine söz söyleyen velkillere para cezası verilecek"miş. Demek ki bundan böyle "Parasıyla değil mi ulan " diyebilecek her şerefsiz, vatan haini, alçağa her şey serbest. Peki bu tüzük MHP'nin önerisiyle "Meclis oylaması ile gerekirse vekilliği düşürülür" şeklinde düzenlenemezmiydi. Surda açıldı mı bir gedik daha, hayrını görün öyleyse (!)
Yeni Parti MHP'ye Değil, Tüm Partilere Alternatif ''Millici'' Bir Partidir
Bir oluşumun sloganı "Güçlendirilmiş Demokratik Parlamenter Sistem"e dönüş ise; hala bu oluşumu MHP'nin alternatifi olarak görmek hangi aklın üfürmesidir. Bu insanlar biraz mantık yürütsünler lütfen, MHP ve Balgat tavrını "Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi"nden yana koyup, hatta öncüsü olmadı mı? Bana öyle geliyor ki; birileri MHP'nin yaşayacağı akıbetin müsebbibi olma pişmanlığını şimdiden yaşayarak, günahlarına mazeret arıyorlar. Allah affetsin.
Selden Kütük Kapma Kurnazlığı
Özelikle referandum gününe kadar "Hayır bloku"ndan yana duruş sergilememiş hiç bir milletvekiline yeni oluşumda yer verilmemelidir. Çünkü yeni oluşumun sloganı "Güçlendirilmiş Demokratik Parlamenter Sisteme dönüş"tür. Oluşumun sloganı ile çelişkiye düşmüş birisinin niyetinin halisane olabileceğini düşünemiyorum. Olsa olsa; selden kütük kapma kurnazlığıdır
Değişim Cesaret İster
Sayın Bahçeli blue Jean kot pantolon, üzerine de bordo T-shirt giyip bizim Üsküdar Salacak sahilinde yürüyüşe çıkarsa; ancak o zaman değişim adına umut olabilir diye düşünüyorum. Ama gene de şükürler olsun, bir yerden başlamış oldu
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
Muhteremin "Lozan'ı bize zafer diye yutturdular" hadsizlikliğinden "Cumhuriyetimizin kurucu belgesidir" itirafına evrilmiş olması elbette çok güzel bir gelişmedir ancak bu noktada sebat edeceğinin garantisi yoktur. Problem de burada zaten. Sizleri bilemem ama ben kendisi hakkındaki "tutarsızdır" rezervmi korumaya devam edeceğim.
Valiyi Makamına Tekbirlerle Oturtmak
T. C Devleti'nin valisinin tekbirlerle makamında karşılanması fetö gerçeğine nasıl gelindiğinin hala anlaşılmadığını; hem vali açısından, hem de hükümet edenler açısından görebiliyoruz. Yahu 17 yaşındaki delikanlının "Herro" tişörtu giymesine bir anlam yükleyebilirsunuz da; devletin valisinin makamında tekbirlerle karşılanmasına "fetö" tecrübesinden sonra niçin bir anlam yüklemiyorsunuz. Haydi diyelim ki; hoşgörümüzü de ortaya koyarak; Vali'nin doğduğu köyü ziyaret ettiğinde belki hemşehrileri kendisini tekbirlerle karşılayabilirler ama valilik makamında bunu yapmak kesinlikle olamaz; olursa, yine bir başka cemaat bundan güç alır, devlete sızar, yine üç beş yıl sonra bir başka fetö gerçeği ile karşı karşıya kalabiliriz.
...
Samimiyetle diyorım ki; hükümet edip, muhtedir olanların dayattığı ''Geleneksek hale getirrmek istedikleri bir takım dini rituellerin tekrarı'' dini hassasiyetlerden veya daha dindar olmaktan değil, ''Daha muktedir olmak için halk desteğini diri tutmak, oyları konsolide etmek içindir''. Dindar olmak amaç edinilse bilmem ne hoca denen yavşağa hala kendisine ait televizyon kanalındaki kepazeliklerine müsade edilmez, son verilir. Veya benzer şekilde devletin organize ettiği kumar oyunlarından vaz geçilir.Valilik kapısında tekbir getiren zeka, bunlara niçin razı olur acaba.
...
Rakı içenlerden öğrendim; özellikle AKP döneminde rakının kalitesi artmış. Rakının kaltesinin artırılması için laboratuvarlarda 657'ye tabi devlet memurları görevlendirilirlerken; tekbirler eşliğinde valilik kapısında vali beklenmesi arasında inançsal bir ilinti olmasa da siyasi rant olduğu aşikar değilm mi? Şahsi düşüncemden ziyade, birlerinin millete siyasi rant uğruna yaşattığı inançsal çelişkilere vurgu yapmak istedim.
Yeni Meclis Tüzüğüne Göre Bas Parayı Et Küfürünü
Meclis iç tüzüğü düzenlemelerinde "Devletin üniter yapısı aleyhine söz söyleyen velkillere para cezası verilecek"miş. Demek ki bundan böyle "Parasıyla değil mi ulan " diyebilecek her şerefsiz, vatan haini, alçağa her şey serbest. Peki bu tüzük MHP'nin önerisiyle "Meclis oylaması ile gerekirse vekilliği düşürülür" şeklinde düzenlenemezmiydi. Surda açıldı mı bir gedik daha, hayrını görün öyleyse (!)
Yeni Parti MHP'ye Değil, Tüm Partilere Alternatif ''Millici'' Bir Partidir
Bir oluşumun sloganı "Güçlendirilmiş Demokratik Parlamenter Sistem"e dönüş ise; hala bu oluşumu MHP'nin alternatifi olarak görmek hangi aklın üfürmesidir. Bu insanlar biraz mantık yürütsünler lütfen, MHP ve Balgat tavrını "Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi"nden yana koyup, hatta öncüsü olmadı mı? Bana öyle geliyor ki; birileri MHP'nin yaşayacağı akıbetin müsebbibi olma pişmanlığını şimdiden yaşayarak, günahlarına mazeret arıyorlar. Allah affetsin.
Selden Kütük Kapma Kurnazlığı
Özelikle referandum gününe kadar "Hayır bloku"ndan yana duruş sergilememiş hiç bir milletvekiline yeni oluşumda yer verilmemelidir. Çünkü yeni oluşumun sloganı "Güçlendirilmiş Demokratik Parlamenter Sisteme dönüş"tür. Oluşumun sloganı ile çelişkiye düşmüş birisinin niyetinin halisane olabileceğini düşünemiyorum. Olsa olsa; selden kütük kapma kurnazlığıdır
Değişim Cesaret İster
Sayın Bahçeli blue Jean kot pantolon, üzerine de bordo T-shirt giyip bizim Üsküdar Salacak sahilinde yürüyüşe çıkarsa; ancak o zaman değişim adına umut olabilir diye düşünüyorum. Ama gene de şükürler olsun, bir yerden başlamış oldu
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
21 Temmuz 2017 Cuma
MERAL AKŞENER NE YAPTI Kİ SEVİLDİ
Meral Akşener ne yaptı ki; bu kadar ilgi gördü? Aslında fazla bir şey yapmış da değil. Zaten yapmasına da fırsat verilmedi. Peki bu ilginin sırrı nedir; elbette yüreklerle kurduğu temas. Meral Akşener bir anne şefkati ve duygusu ile canhıraş şekilde ağlayan bir çocuğun ''susuzluğunu'' anlayabildiği için çare oldu; ilgi ve alakayı üzerinde topladı.
...
Adeta ortaya atılmış; elleri ile sırtını sıvazlayabileceği, derdi olup da derman arayan mazlum ve mahsun insanlara sahip çıkmayı misyon edindi. Sürekli elini öptürebileceği insandan ziyade, elini öpeceği; şahsında Türk milletini özdeşleştirebileceği insan aradı.
Efendim, ideolojik sorgulamasını yapıp onun, bunun, şunun testine tabi tutmak istiyorlar. Geçiniz onları. Bir çocuğun feryadını anlayabilmiş olmak iyi bir referans değil mi; geri kalanını da siz hallediverin, ne olur canım.
...
Nezaketini muhafaza edip, siyasi edep doğrultusunda hareket ederek, mümkün olduğunca mensubu olduğu siyasi partinin kural ve kaidelerine riayet etti. Ancak süreç gelip de öyle bir noktaya dayandı ki; evlatlar babaya "Artık kağnı ile bu yük taşınmaz, sapan ile tarla sürülmez; madem ki paramız da var niçin traktör alıp, daha büyük arazilerimizi işlemeyelim" dediler. Baba, traktörü kullanamama korkusu nedeniyle teklifi red edip, kağnıyı kullanmayı yeğledi ve "Eski köye yeni adet getirmeyin'' diyerek, evlatlarının radikal değişim taleplerini kabul etmedi.
...
Evlatlar bu taleplerini defalarca tekrarladılar ama muvaffak olamadılar. Artık tek seçenekleri kalmıştı; babayı kendi alışkanlıkları ile başbaşa bırakıp, başka bir şehirde, başka seçenekler üzerinde kendilerini ispat etmek üzere valizlerini hazırlayıp, umut dolu yolculuğa çıkmaktı.
İşte ben de Türk milliyetçisi olarak bu duygularla umut dolu yolculuğa çıkan bir fakirim. İnanın ki tek gerekçem; Meral Akşener'in susuzluğumu bilmiş olmasıdır. Allah utandırmasın inşallah.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
MERAL AKŞENER KORKUSU
Acizler, korkaklar; siyasi mefta olmanın arifesinde, mezar yerini satın almış, yüreksiz gafiller; artık bu noktadan sonra Meral Akşener, arkadaşları ve bizler için yapabileceğiniz her türlüğü çiğliğe ve çirkefliğe hazır olduğumuzu bilmenizi isteriz.
...
Bu kadıncağız 28 Şubat darbesine karşı delikanlıca duruş sergilerken; kendisini yalnız bırakıp anasının veya karısının koynuna kaçanlar; hele ki sizler, hangi yüzle söz söyleyip, algı yaratmaya çalışıyorsunuz.
...
Ülkemizde konjonktürün gelip, dayandığı yer; merkezde yeni bir siyasi yapılanmanın olması ihtiyacıdır. Bu boşluğu doldurmaya namzet tek isim ''Güçlendirilmiş Demokratik Parlamenter Sisteme Dönüş İnisiyatifi''nin lideri konumundaki Meral Akşener ve arkadaşlarıdır. Dolayısıyla ne hikmetse milletin iradesi diye diye iktidara gelip, hükümran olanlar; yine milletin bundan sonraki vereceği karardan ürküp, her türlü entrika ve dalavereyi çevirerek mühendislik harikaları yaratmaya çalışıyorlar. Ne yapılsa boşunadır. İktidar gücünü kullanarak demokrasiye son verilmediği sürece, milletin ilk seçimde teveccühü Meral Akşener ve ekibine olacaktır.
...
Efendim, şimdi herkesin bir diyeceği olacaktır; ''Meral Hanım'ın yanında niçin o isim var, niçin şu isim yok; armudun sapı, üzümün çöpü'' gibi bu tartışmalar sürüp gidecektir şüphesiz. Vallahi onlar bunları konuşadursunlar;ekip yola çıktı, isteyen ilk mola yerinde ekibe kavuşabilir
😊
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
...
Bu kadıncağız 28 Şubat darbesine karşı delikanlıca duruş sergilerken; kendisini yalnız bırakıp anasının veya karısının koynuna kaçanlar; hele ki sizler, hangi yüzle söz söyleyip, algı yaratmaya çalışıyorsunuz.
...
Ülkemizde konjonktürün gelip, dayandığı yer; merkezde yeni bir siyasi yapılanmanın olması ihtiyacıdır. Bu boşluğu doldurmaya namzet tek isim ''Güçlendirilmiş Demokratik Parlamenter Sisteme Dönüş İnisiyatifi''nin lideri konumundaki Meral Akşener ve arkadaşlarıdır. Dolayısıyla ne hikmetse milletin iradesi diye diye iktidara gelip, hükümran olanlar; yine milletin bundan sonraki vereceği karardan ürküp, her türlü entrika ve dalavereyi çevirerek mühendislik harikaları yaratmaya çalışıyorlar. Ne yapılsa boşunadır. İktidar gücünü kullanarak demokrasiye son verilmediği sürece, milletin ilk seçimde teveccühü Meral Akşener ve ekibine olacaktır.
...
Efendim, şimdi herkesin bir diyeceği olacaktır; ''Meral Hanım'ın yanında niçin o isim var, niçin şu isim yok; armudun sapı, üzümün çöpü'' gibi bu tartışmalar sürüp gidecektir şüphesiz. Vallahi onlar bunları konuşadursunlar;ekip yola çıktı, isteyen ilk mola yerinde ekibe kavuşabilir
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
DEVLETİ YÖNETENLERİN DEVLETE KİNİ VE NEFRETİ OLUR MU?
Emekliyim, vaktim bol ve her gece TV'ler de siyasi tartışma programlarını olabildiğince izliyorum.
...
Edindiğim genel kanaat; AKP yanlısı tüm katılımcıların 15 Temmuzun da yaşanmışlığına rağmen devlete, millete, Cumhuriyet değerleri ve kazanımlarına karşı genel düşünceleri, bakışları, eleştirileri 15 yıl öncesi ne indiyse bugün de aynısı. İnanın ki değişen hiç bir şey yok. Sanki 15 senedir ülkeyi kendileri değil de başkaları yönetiyormuş gibi onbeş sene önceki söylemleri ile konuşuyorlar.
...
El insaf be; adam hala ''Namaz kılan, oruç tutan askerler ordudan atıldı, alfabe değiştirildi, halk cahil bırakıldı'' gibi klasik muhabbetlerine devam ediyorlar. Bunu yaparlarken insan biraz mahsun ve mahcup olur değil mi; ne gezer. Yahu siz atmadınız, bilakis yerleştirdiniz de ne oldu. Akıbet belliyken, hala eski söylemlerde ısrar etmek ne demek oluyor.
...
Ve yine acı bir tespitim de o ki; sanki fetö'ye karşı olan öfkeleri, fetö'nün devlete ve millete karşı yaptıkları ihanetten ziyade; kendilerini kandırmış olmalarındanmış gibi.
...
Yahu içlerinden bir tane dahi "Atatürk'ün laiklik ilkesini devletin tarifine koyarak çok iyi bir iş yaptığını bugün fetö meselesinden sonra çok daha iyi anlamış bulunuyoruz." diyen çıkmıyor. Siyasal İslamcıların 15 Temmuz kalkışması bir AKP'li kanaat önderine veya herhangi bir mensubuna bunun itirafını hala yaptıramamışsa; bu hal beni gerçekten ürkütüyor. Kendileri adeta T.C Devletİ'ni bambaşka bir devlet haline dönüştürmelerine rağmen hala bu devleti kuran felsefe ve onun kurumsallaştırdığı değerler ile hesaplaşma süreçlerini devam ettiriyorlar. 15 Temmuz da yaşansa; hesaplaşmaya yönelik kin ve nefretlerini muhafaza etmeye devam ediyorlar.
...
Bana öyle geliyor ki; AKP yine bilseki dini bir cemaat 2019 seçimlerini kazanabilmeleri için kendilerine katkıları olabilecek; onlarla tereddütsüz işbirliğine girmeyi düşünebilirler.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
...
Edindiğim genel kanaat; AKP yanlısı tüm katılımcıların 15 Temmuzun da yaşanmışlığına rağmen devlete, millete, Cumhuriyet değerleri ve kazanımlarına karşı genel düşünceleri, bakışları, eleştirileri 15 yıl öncesi ne indiyse bugün de aynısı. İnanın ki değişen hiç bir şey yok. Sanki 15 senedir ülkeyi kendileri değil de başkaları yönetiyormuş gibi onbeş sene önceki söylemleri ile konuşuyorlar.
...
El insaf be; adam hala ''Namaz kılan, oruç tutan askerler ordudan atıldı, alfabe değiştirildi, halk cahil bırakıldı'' gibi klasik muhabbetlerine devam ediyorlar. Bunu yaparlarken insan biraz mahsun ve mahcup olur değil mi; ne gezer. Yahu siz atmadınız, bilakis yerleştirdiniz de ne oldu. Akıbet belliyken, hala eski söylemlerde ısrar etmek ne demek oluyor.
...
Ve yine acı bir tespitim de o ki; sanki fetö'ye karşı olan öfkeleri, fetö'nün devlete ve millete karşı yaptıkları ihanetten ziyade; kendilerini kandırmış olmalarındanmış gibi.
...
Yahu içlerinden bir tane dahi "Atatürk'ün laiklik ilkesini devletin tarifine koyarak çok iyi bir iş yaptığını bugün fetö meselesinden sonra çok daha iyi anlamış bulunuyoruz." diyen çıkmıyor. Siyasal İslamcıların 15 Temmuz kalkışması bir AKP'li kanaat önderine veya herhangi bir mensubuna bunun itirafını hala yaptıramamışsa; bu hal beni gerçekten ürkütüyor. Kendileri adeta T.C Devletİ'ni bambaşka bir devlet haline dönüştürmelerine rağmen hala bu devleti kuran felsefe ve onun kurumsallaştırdığı değerler ile hesaplaşma süreçlerini devam ettiriyorlar. 15 Temmuz da yaşansa; hesaplaşmaya yönelik kin ve nefretlerini muhafaza etmeye devam ediyorlar.
...
Bana öyle geliyor ki; AKP yine bilseki dini bir cemaat 2019 seçimlerini kazanabilmeleri için kendilerine katkıları olabilecek; onlarla tereddütsüz işbirliğine girmeyi düşünebilirler.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
19 Temmuz 2017 Çarşamba
SÖZEN'DEN TOPBAŞ'A BİR İSTANBUL MASALI
![]() |
| Nurettin Sözen döneminde su sıkıntısı |
...
O zamandan günümüze kadar, yaşadığımız susuzluğu Allah'ın takdiri değil, CHP ve Sözen'in gazabı olarak görenler "Sözen zamanında CHP bizi susuz bıraktı" diyerek, aynen "CHP ezanı Türkçe okuttu" tekerlemesinde olduğu gibi her seçim arifesinde tekrarlayarak; üzerinden oy devşirmeye çalıştılar. "İnanç"ın kaynağında iman değil de algıya teslimiyet olunca bunu yapanlar oy olarak da olumlu sonuçlarını almışlardır.
...
Dün malum zihniyetin yönettiği İstanbul'a yağan aşırı "Bereket" karşısında o malum susuz günler aklıma geldi. Allah, yıllarca zavallı Sözen'i suçlayanlara "Öyleyse alın size bolca yağmur" dedi, yağdırdı. Allah'ın takdirini kendi siyasi muradın için suistimal edersen; elinde sopası yok ki, bir gün bir şekilde hadsiz olmanın bedeli olarak Allah'ın gazabına uğrayabilirsin. Aynen laikliğin teminatı altında olan inanç özgürlüğünü yeterli görmeyip, siyasi rant elde etmek için yıllarca Siyasal İslamcılık yapıp, zaman zaman da haklı sebeplere dayanan mağduriyetleri sürekli gündemde tutarak, fetö gibi laikliğin ruhuna aykırı cemaat yapılanmalarına göz yumulması, onların da fırsat bulduklarında bir canavara dönüşmesinde olduğu gibi.
![]() |
| Kadir Topbaş döneminde sel sıkıntısı |
Bolca din soslu ''Cemaati'' sözde dini mağduriyetler üzerinden ''Ortak hislerinizi'' paylaşıp, daha sonra da aranızda organize olarak devlete sızmasını sağlarken; aynı zamanda bu devleti kuran kurucu iradenin sadece ve sadece bugünleri düşünerek, rejimi teminat altına almaya yönelik tedbirlerini anayasaya güvencesine almasını cahil, cühela insanlara anlatmak, izah etmek yerine onların halisane ve safiyane dindarlıkları üzerinden pirim yaparak siyasi rant elde etmek için Allah'tan korkmaz, kuldan utanmazcasına yıllarca her şeyi farklı anlattınız; yani haddi aştınız. Dolayısıyla siyasi rant uğruna Sözen'i haşa Allah yerine koyup ''Niçin bizi susuz bıraktın'' derseniz, fetö istediği gibi orduya sızamıyor diye ''Namaz kılanlar ordudan atılıyor'' derseniz; bu kadar had bilmezlik karşısında Allah'ın da bir tokatı olacaktır elbette. Bu tokat şimdilik sel
olarak geldi; hadsizliğe devam edersek belki de başka türlü gelecektir.
...
Tüh be gene CHP' den bahsettim diye beyinlerini vicdanlarına değil, algılara teslim etmiş malum güruh beni eksen kayması ile suçlayacaklar.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
18 Temmuz 2017 Salı
AKTROL AKADEMİSYENE CEVABIMDIR
Aktrol Prof. "2019 yılı Fetö'nün yeniden dirilişi olabilir" dedikten sonra devamında "Tam da siyasal bir yapılanmanın konuşulduğu süreçte, Times' da bu yapılanmaya övgü yapılıp, dikkat çekilmesi oldukça manidardır" diyor.
...
Sayın Prof. üstelik de siyaset bilimcisi olmanıza rağmen yorumunuzla bir akademisyenin kendi alanında ne kadar cahil olabileceğinin de tipik bir örneği olduğunuzu göstermiş oldunuz. İsterseniz üzerine zan yürüttüğünüz "Güçlendirilmiş Demokratik Parlamenter Sisteme Geçme" inisiyatifinin partileşme süreci ile "Erdemliler Hareketi" diye başlayıp, sonra AKP ismi altında partileşen oluşumun partileşme süreçlerini karşılaştırın.
...
Mesela hatırlayın lütfen; şiir okudu diye hapse atılan; her gün Avrupa İnsan hakları temsilcileri ve yüzlerce insan tarafından ziyaret edilen; ''Merkezi oluşturan siyasi yelpaze'' yani DYP ve DSP parçalanarak önü açılan siyasi bir mahkum bugün hangi makamda oturuyor?
...
Cüneyt Zapsu denen birisi vardı; şimdilerde ortalıkta gözükmüyor; kimin elinden tutarak, ABD'ye götürüp, orada Yahudi lobileri ile istişare toplantıları yaptırdı; ''Bu adamı değerlendirin, kanalizasyona süpürmeyin'' deme ihtiyacını niçin duymuştu. Yine lütfen hatırlarmısın; başbakan Ecevit ABD den randevu bile almıyorken, Erdoğan'ın ABD de gördüğü ilgi karşısında övünç duyup, garibim Ecevit'i ise küçümsüyordunuz.
...
Gelelim Avrupa'ya; Hristiyan muhafazakar partilerle görüşmeler, ülkemizin yerli bir holdinginin Almanya da bilmem ne gazetesinin Almanya basım merkezinin açılması bahanesi ile yerli sermaye desteğinin sağlanmasına yönelik yapılan görüşmeler. Peki, lütfen açıklarmısın bu manada "Güçlendirilmiş Demokratik Parlamenter sisteme geçiş İnisiyatifi"nin partileşme süreci devam ederken; devletin bütün imkanları elinizin altında, inceleyin bakalım, Meral Akşener Hanımefendinin yurt dışına çıkışı hangi ülkelere, ne zaman olmuş. Yurt içinde hangi holding sahibi ile nerede görülmüş, toplantılar yapmış. İnsan Allah'tan korkar be; son bir buçuk yıldır bu inisiyatifin öncü isimlerine, başta Meral Hanım olmak üzere ana akım medyada, TV'ler de yer verilmiyor, bu isimlere sürekli ambargo uygulanmaktadır. Kastettiğin oluşumun omurgasını, Türk milliyetçiliği davasına inanmış; bu inanmış ve adanmışlığın karşılığında ağır bedeller ödemiş, mağdur olmuş fedakar, cefakar yiğit ülkücülerden oluşmakta. Yani her yönüyle milli bir oluşum olup, belki de bu yüzdendir endişe ve korkunuzun nedeni.
...
Ayrıca bu hareketin öncülerinden hiç birisinin ağzından "Bitsin bu hasret, gel artık" diyebildiği bir lider ve onun cemaatine övgü dolu sözler çıkmamıştır. Sizin lideriniz, henüz siyasi bir yasaklı iken o zamanlar kendi siyasi oluşumunu mantıklı ve makul görürken; nasıl oluyor da siyaset yapma yasağı olmayan Meral Hanım ve arkadaşlarının çalışmalarını manidar bulabiliyorsunuz. Evet, biz de farkındayız çok çetin bir yola çıktığımızı ancak tüm devlet ve medya gücünü kullanarak oluşturmak istediğiniz algılara teslim olmayacağız, bunu da bilesiniz.
...
Madem ki siyaset bilimcisin şunu da eksik bilgilerine ilave et lütfen; emperyalist unsurlar eğer bir ülkede operasyon yapmak isterse, o ülkenin milliyetçilerini yani en zor olanı değil, buna teşne olabilecek daha başka unsurlarını kafaya almayı, onlara çengel atmayı düşünür. İşte onun içindir ki; ABD ilk önce BOP projesini gerçekleştirmek için (Öncesini anlatmıyorum bile) Ergenekon ve Balyoz süreçleri ile milli duruş sergileyen milliyetçi, ulusalcı vatansever insanları fetö marifeti ile tasfiye etmiş, sonra operasyonlarına başlamıştır. Dolaysıyla sizin yaratmak istediğiniz algı ancak ve ancak yetersiz bir akademisyenin hezeyanlarından öte bir şey değildir.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
...
Sayın Prof. üstelik de siyaset bilimcisi olmanıza rağmen yorumunuzla bir akademisyenin kendi alanında ne kadar cahil olabileceğinin de tipik bir örneği olduğunuzu göstermiş oldunuz. İsterseniz üzerine zan yürüttüğünüz "Güçlendirilmiş Demokratik Parlamenter Sisteme Geçme" inisiyatifinin partileşme süreci ile "Erdemliler Hareketi" diye başlayıp, sonra AKP ismi altında partileşen oluşumun partileşme süreçlerini karşılaştırın.
...
Mesela hatırlayın lütfen; şiir okudu diye hapse atılan; her gün Avrupa İnsan hakları temsilcileri ve yüzlerce insan tarafından ziyaret edilen; ''Merkezi oluşturan siyasi yelpaze'' yani DYP ve DSP parçalanarak önü açılan siyasi bir mahkum bugün hangi makamda oturuyor?
...
Cüneyt Zapsu denen birisi vardı; şimdilerde ortalıkta gözükmüyor; kimin elinden tutarak, ABD'ye götürüp, orada Yahudi lobileri ile istişare toplantıları yaptırdı; ''Bu adamı değerlendirin, kanalizasyona süpürmeyin'' deme ihtiyacını niçin duymuştu. Yine lütfen hatırlarmısın; başbakan Ecevit ABD den randevu bile almıyorken, Erdoğan'ın ABD de gördüğü ilgi karşısında övünç duyup, garibim Ecevit'i ise küçümsüyordunuz.
...
Gelelim Avrupa'ya; Hristiyan muhafazakar partilerle görüşmeler, ülkemizin yerli bir holdinginin Almanya da bilmem ne gazetesinin Almanya basım merkezinin açılması bahanesi ile yerli sermaye desteğinin sağlanmasına yönelik yapılan görüşmeler. Peki, lütfen açıklarmısın bu manada "Güçlendirilmiş Demokratik Parlamenter sisteme geçiş İnisiyatifi"nin partileşme süreci devam ederken; devletin bütün imkanları elinizin altında, inceleyin bakalım, Meral Akşener Hanımefendinin yurt dışına çıkışı hangi ülkelere, ne zaman olmuş. Yurt içinde hangi holding sahibi ile nerede görülmüş, toplantılar yapmış. İnsan Allah'tan korkar be; son bir buçuk yıldır bu inisiyatifin öncü isimlerine, başta Meral Hanım olmak üzere ana akım medyada, TV'ler de yer verilmiyor, bu isimlere sürekli ambargo uygulanmaktadır. Kastettiğin oluşumun omurgasını, Türk milliyetçiliği davasına inanmış; bu inanmış ve adanmışlığın karşılığında ağır bedeller ödemiş, mağdur olmuş fedakar, cefakar yiğit ülkücülerden oluşmakta. Yani her yönüyle milli bir oluşum olup, belki de bu yüzdendir endişe ve korkunuzun nedeni.
...
Ayrıca bu hareketin öncülerinden hiç birisinin ağzından "Bitsin bu hasret, gel artık" diyebildiği bir lider ve onun cemaatine övgü dolu sözler çıkmamıştır. Sizin lideriniz, henüz siyasi bir yasaklı iken o zamanlar kendi siyasi oluşumunu mantıklı ve makul görürken; nasıl oluyor da siyaset yapma yasağı olmayan Meral Hanım ve arkadaşlarının çalışmalarını manidar bulabiliyorsunuz. Evet, biz de farkındayız çok çetin bir yola çıktığımızı ancak tüm devlet ve medya gücünü kullanarak oluşturmak istediğiniz algılara teslim olmayacağız, bunu da bilesiniz.
...
Madem ki siyaset bilimcisin şunu da eksik bilgilerine ilave et lütfen; emperyalist unsurlar eğer bir ülkede operasyon yapmak isterse, o ülkenin milliyetçilerini yani en zor olanı değil, buna teşne olabilecek daha başka unsurlarını kafaya almayı, onlara çengel atmayı düşünür. İşte onun içindir ki; ABD ilk önce BOP projesini gerçekleştirmek için (Öncesini anlatmıyorum bile) Ergenekon ve Balyoz süreçleri ile milli duruş sergileyen milliyetçi, ulusalcı vatansever insanları fetö marifeti ile tasfiye etmiş, sonra operasyonlarına başlamıştır. Dolaysıyla sizin yaratmak istediğiniz algı ancak ve ancak yetersiz bir akademisyenin hezeyanlarından öte bir şey değildir.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
16 Temmuz 2017 Pazar
ATATÜRK'E VEFAYI DİLE GETİRMEDEN ANLATILAN 15 TEMMUZ...
Kaç
gündür 15 Temmuz'un yıl dönümü münasebetiyle özellikle geçmişse dönük
görüşler, fikirler ileri sürüp, değerlendirmelerde bulunuyorlar.
Birileri hatalarına gerekçe adına, birileri ise uyarılarına gerekçe
adına bunu yapıyorlar. Ancak çok üzülerek takip ediyorum ki; kimse T.C
Devleti'nin banisi rahmetli Mustafa Kemal Atatürk'ü hatırlayıp, onun
Türk milletine bıraktığı soyut ve somut eserlerine atıf yaparak;
özellikle devlet ricalinden hiç bir kimseye rastlamadık. Acaba
mahcubiyetten midir desem; hiç sanmıyorum. Keşke buna dair bir emare
görebilseydim, Erdoğan'ın kastı ile olmasa da; "Bu darbe girişimi
Allah'ın bir lütfuydu" diyebileceğim.
...
Böyle bir ders çıkarma şöyle dursun; yüzde yüz kendisini Türk hisseden bu büyük insana; yaşanan bunca musibetlere rağmen kin ve nefretlerini boca etmek için, düştükleri foseptik çukurlarından başlarını her fırsatta çıkardıklarında; bir takım soyunu, sopunu inkar eden Türklük düşmanı sözde tarihçi, yazar bozuntusu "Etnik piçlerin" yazdıkları kitaplardaki "Bu adam camileri ahır yaptı" iftiralarının ayaklı probagandisti olmayı tercih ettiler. Mağdur olan askeri birliklerin zaman zaman cami avlularındaki konaklama zaruriyetlerini, bahsettiğim soyu, sopu belli olmayan ''Etnik piçler'' her zaman suistimal ettiler.
...
Yüzyıllar ötesini görebilen dahi insan elbette bir gün gelir, 15 Temmuz'ları yaşayabiliriz düşüncesi ile ta o zamanlar, bugünlerimiz için sigorta olsun diye rejimi "LAİKLİK" teminatı altına alarak, devletin geleceğini güvence altına almayı düşünmüş. İşte 15 Temmuz darbesi, laiklik ihlalinin bir tokat gibi yüzümüze çarpması halidir. Hiç birimiz masum değiliz aslında. Okulundan mezun olmuş bir gemşire; verilen bir emek karşılığı hak etmiş olduğu takdir belgesini sadece ve sadece başı örtülü diye verilmek istenmemesi; oradan birisinin yerinden fırlayarak adeta kızcağızın saçlarını yolarcasına baş örtüsünü çekip, almak girişimleri gibi laiklik adına yapılan ve zamanla zulme dönüşen sadisçe tavırlar ülkemizi bu noktalara getirmiştir. Ancak birileri itiraf etmeseler bile laiklik konusunda sorumlu oldukları ihmalkarlıklarından dolayı yüzlerine tükürüldüğünü hissedeceklerini düşünüyorum.
...
Elcümle, ülkemizi 15 Temmuz aşamasına getiren neden Atatürk'ün devletin tanımına koyduğu Laiklik ilkesine gösterilen sadakatsizliktir. Şimdi hemen birileri diyecektir ki; "Efendim bunlar kırk yıldır devlete sızıyorlarmış" evet, kabul ediyorum ama demek ki son 15 yıldan önceki hiç bir hükümet zamanında malum kalkışmaya cüret edebilmek için zamanın hükümetlerinden yüz bulamamışlar. Kısaca suç belli ama ortada "mahkeme" yapacak kurum yok. Her güçlü olan kendi mahkemesini kurmuş icrasını yapıyor.
...
Yine sözüm illaki birilerine olacak. Fetö ile olan resimleriniz ortalıkta dolaşırken, videolarınız izlenirken bile arsızca her türlü şirretliği yaparak kendinizi masum göstermeye çalışıyorken; laiklik ihmalkarlığının sebep olduğu boyutlar karşısında Atatürk'e hala hakkını teslim etmeme gayretinizi anlamak mümkün değil.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
Not:Ekli video'yu güzel bir şarkı eşliğind izleyebilirsiniz.
...
Böyle bir ders çıkarma şöyle dursun; yüzde yüz kendisini Türk hisseden bu büyük insana; yaşanan bunca musibetlere rağmen kin ve nefretlerini boca etmek için, düştükleri foseptik çukurlarından başlarını her fırsatta çıkardıklarında; bir takım soyunu, sopunu inkar eden Türklük düşmanı sözde tarihçi, yazar bozuntusu "Etnik piçlerin" yazdıkları kitaplardaki "Bu adam camileri ahır yaptı" iftiralarının ayaklı probagandisti olmayı tercih ettiler. Mağdur olan askeri birliklerin zaman zaman cami avlularındaki konaklama zaruriyetlerini, bahsettiğim soyu, sopu belli olmayan ''Etnik piçler'' her zaman suistimal ettiler.
...
Yüzyıllar ötesini görebilen dahi insan elbette bir gün gelir, 15 Temmuz'ları yaşayabiliriz düşüncesi ile ta o zamanlar, bugünlerimiz için sigorta olsun diye rejimi "LAİKLİK" teminatı altına alarak, devletin geleceğini güvence altına almayı düşünmüş. İşte 15 Temmuz darbesi, laiklik ihlalinin bir tokat gibi yüzümüze çarpması halidir. Hiç birimiz masum değiliz aslında. Okulundan mezun olmuş bir gemşire; verilen bir emek karşılığı hak etmiş olduğu takdir belgesini sadece ve sadece başı örtülü diye verilmek istenmemesi; oradan birisinin yerinden fırlayarak adeta kızcağızın saçlarını yolarcasına baş örtüsünü çekip, almak girişimleri gibi laiklik adına yapılan ve zamanla zulme dönüşen sadisçe tavırlar ülkemizi bu noktalara getirmiştir. Ancak birileri itiraf etmeseler bile laiklik konusunda sorumlu oldukları ihmalkarlıklarından dolayı yüzlerine tükürüldüğünü hissedeceklerini düşünüyorum.
...
Elcümle, ülkemizi 15 Temmuz aşamasına getiren neden Atatürk'ün devletin tanımına koyduğu Laiklik ilkesine gösterilen sadakatsizliktir. Şimdi hemen birileri diyecektir ki; "Efendim bunlar kırk yıldır devlete sızıyorlarmış" evet, kabul ediyorum ama demek ki son 15 yıldan önceki hiç bir hükümet zamanında malum kalkışmaya cüret edebilmek için zamanın hükümetlerinden yüz bulamamışlar. Kısaca suç belli ama ortada "mahkeme" yapacak kurum yok. Her güçlü olan kendi mahkemesini kurmuş icrasını yapıyor.
...
Yine sözüm illaki birilerine olacak. Fetö ile olan resimleriniz ortalıkta dolaşırken, videolarınız izlenirken bile arsızca her türlü şirretliği yaparak kendinizi masum göstermeye çalışıyorken; laiklik ihmalkarlığının sebep olduğu boyutlar karşısında Atatürk'e hala hakkını teslim etmeme gayretinizi anlamak mümkün değil.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
Not:Ekli video'yu güzel bir şarkı eşliğind izleyebilirsiniz.
https://youtu.be/n2Ymn547q68
15 Temmuz 2017 Cumartesi
15 TEMMUZ ANISINA
![]() |
| 15 Temmuz'un sembol ismi şehidimiz Halis Demir |
...
Bir milletin diğer yarısını sabah akşam aşağılayıp, horlayarak; itip, kakalayarak; muhalif gördüğün her kim olursa; fırsatını bulduğunda suratına şiddetli bir tokat atabilmenin hazzını yaşamak için adeta fırsat kollayan psikolojik haldeki bakışlarını üzerimizde hissettiğimiz sürece çağırdığın meydanlara gelmemiz mümkün olamaz.
...
Şiddet gören çocuklar gibiyiz; çağırdığın eve gelmeyiz artık.
...
15 Yıldır milli bayramların yıl dönümlerinde AKP hükümetlerinin bu özel günlere ilgi ve alakalarının "Yan yattı, çamura battı" bahaneleri ile savuşturduğunu unutmayan Türk milletinin bugünlerde ortaya bir tavır koyduğunu hissediyorum. Maalesef ortak tasa ve kıvançta ayrışmanın ciddi boyutlarda olduğunu gözlemliyorum. Bu halin öyle bir "Darbe" tesiri olur ki; kanser hücresi gibi her geçen gün bünyenin geneline hakim olur; Allah korusun gün gelir ne devlet kalır ortalıkta, ne de onu koruyacak ortak refleksi gösterecek millet.
Dolayısyla; bir kesimin değil, milletin lideri olmayı misyon edinmen geleceğimiz için tek çaredir. Sağladığın imkanlarla yanında tuttuğun acizler sana bu hayırlı öğüdü hiç bir zaman vermezler, bilesin.
Mehmet Soral
soralmehmet@hotmail.com
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







