17 Temmuz 2023 Pazartesi

TARİKATLAR OPERASYON APARATI MI

Tarikatlar devletin dizayn aparatı mı
Tarikatların siyasal nedenlerle var olduklarını, toplumun en azından belli bir kısmını istendiği şekilde yönlendirmek düşüncesiyle aparat amaçlı, devlet tarafından varlıklarına göz yumulduğunu hatta desteklendiğini düşünüyorum.
1980 darbesi sonrası özellikle yolu MHP ve Ülkü Ocakları'ndan geçen herkes öyle veya böyle MHP davası ile ilişkilendirilerek aksiyoner bir hareketin mensupları olarak zindanlara atıldılar; eğitimleri yarım kalsın, tamamlayamasınlar diye. Bu arada siyasal İslamcıların ise önleri tamamen açıldı ki; sonraki dönemlerde iktidara geldiklerinde yetişmiş kadroları oluşsun diye.
Türk milliyetçilerinin yetişmiş mensupları hapisteyken dışarıda kalan genç mensupları ise olur da abilerinin kaldıkları yerden mücadeleye devam ederler diye buna mani olmak adına beyinlerini din ve inanç problemleriyle ile meşgul ederek adeta "Günahlardan arınmak için tövbe almak" amaçlı bir müessese icad edilerek "malum dini tarikat"a bilerek planlı bir şekilde yönlendirildiler. Ne garip ki; bu planlanmış projenin bir ayağı da hapishanelerde etkin kılınmış; hapisten çıkan bir grup ülkücü, hareketin mevcut haliyle "yeterince İslami olmadığı" saikla farklı siyasal oluşumların temellerini atarak adeta Türk milliyetçiliği Hareketi artık düşürüldüğü yerden kalkamasın istendi.
Bu yol ve yöntemlerle Türk milliyetçiliği hareketi üzerine nihai amaçlarına erişemeyeceklerini anlayan plan ve proje sorumluları MHP'nin misyonunda güncelleme yaparak değişime gittiler, o da;
"Devletin varlığı, milletin bütünlüğü için ihtiyaç duyulduğunda doğal refleksi koruyacak kadar asgari düzeyde MHP'yi vesile kılarak Türk milliyetçiliği hareketinin varlığını daim kılmak, yine MHP'yi vesile kılarak iktidara talip olacak kadar büyümesine, özgüven sahibi olmasına müsaade etmemek"

Askıda ekmek...?

"Askıda ekmek" ve "Camiye yardım"a son verdim. AKP'yi sürekli iktidarda tutan şey ondan memnuniyet ise....
O AKP'ye verilen oylar aynı zamanda bizlerin de niyetlerimizi ve davranış biçimlerimizi güncelleyip, onaylama veya onaylamama anlamına geldiğine göre...
Buradan çıkardığım sonuç; ne camilerimizin ne de insanımızın bizlerin yardımına ihtiyaçlarının olmadığıdır.
Artık kendime yardım etmeye karar verdim; "Askıda çay" usulünü uyguluyorum. Her sabah demliğe üç yemek kaşığı değil iki yemek kaşığı çay koyuyorum ki; yapmış olduğum tasarruf ile bir zamanlar randevulaştığım çay bahçelerinde yine arkadaşlarım ve dostlarımla buluşup onlara çay ısmarlayabileyim diye.

Türk milliyetçisiyim sağcı değilim

Adam "Türk milliyetçisiyim ve sağcıyım" diyor. Allah diyene selamet versin ama ben itiraz ediyorum, kabul etmiyorum.
Sağcı cahil, yeniliklere kapalı, biraz da yobazdırlar, Türk milliyetçileri ise aydındır, çağı iyi takip eder, okurlar. Fikir ve düşünce üretirler. Realist ve aksiyonerdirler.
Türk milliyetçileri çıkar hesabı yapmadan, mağdur olma pahasına devletine ve milletine sahip çıkarken sağ hep ihanet içinde olmuştur. Onları bulundukları yerden kımıltacak sadece dini argümanlardır, diğer değerlerin hiç önemi yoktur. Seccadelerini serip namaz kalacakları yerlerinin olması onlar için yeterlidir. BOP onlar için en büyük seccadedir.
Aşağı yukarı tüm darbelerin döllenmesi, devamında girişimleri veya gerçekleşmesi de sağın rahminde olmuştur.
Çok tuhaf; sağ darbe p.çlerini kendi rahminde peydahlarken müsebbibi olarak da özellikle hep cumhuriyet değer ve kazanımları ile yetişmiş solu ve Türk aydınlarını görmüş, suçlamıştır. Yine ne tuhaftır ki; özellikle CHP bu anlamda yeterli etkin, yetkin, vizyon sahibi genel başkan ve yöneticilerine sahip olamama talihsizliği ile üzerine yıllardır süregelen algılarla giydirilen bu kirli gömleği bir türlü çıkarıp atamamıştır.
Millet ittifakı belki bu kısır döngünün panzehiri olabilirdi ancak gene tekrarlayacağım; CHP'nin süregelen kurumsal vizyonsuzluğu (5'li WhatsApp grubu kurarak sağ'ın eksiğini tamamlama senin neyine) ve diğer ittifak birleşenlerinin basiretsizliği ile kastettiğim şans heba edilmiştir. CHP kısmen, MHP ise tamamen "Sağ'laşmış"lardır.

Can Atalay'a sahip çıkmamız insanlığımızdandır

Neymiş efendim; Can Atalay'ın hapisten çıkarılıp meclise girmesini bir milliyetçi olarak nasıl istermişim, bu sosyalist TİP aşkım da nereden geliyormuş.

Herkes bilmelidir ki; milliyetçi, ülkücü, Türkçü veya turancı olmadan önce insanım. Önce insan olmak, sonra insana layık sıfatlara talip olmak, elde edince de hakkını vermek lazım.
Türk milliyetçisi, ülkü ocakları başkanı rahmetli Sinan Ateş'in katledilmesi sonrasında fikir namussuzluğu yapıp suskunluğu tercih edenler karşısında elbette "Sinan Ateş'in katilleri bulunmalıdır" diyen fikir namusuna sahip Ahmet Şık'ı da Can Atalay'ı takdir ederim, mağduriyetlerini dile getiririm.
Sinan Ateş'in hatırasına sahip çıkan Türk milliyetçisiyim ama aynı zamanda yine Sinan Ateş'in katillerinin takipçisi olacağını ilan eden Ahmet Şık'ı, Can Atalay'ı takdir edecek kadar hümanist ve demokratım. Böyle olmaya yüreği yetmeyen, özgüven sahibi olmayan biatcı köleler beni sorgulamak sizin haddinize düşmez.
Önce insan olun... sonra ne olursanız olun. Sinan Ateş için vah bile diyemediniz... utanmazlar.

19 Haziran 2023 Pazartesi

GÜNDEME DAİR

"Siyasi sağ"ın ocağından türeme siyasal İslamcılık ile döllenen her siyasi yapıdan neşet olanı iflah olmaz bir akıbet beklemektedir. Bunun en son örneğini CHP'de gördük. MHP zaten çoktandır siyasal İslamcılığa entegrasyon sürecini tamamlamış durumda.

Bilinen gerçek nedir; bu döllenmeye en müsait olmayan hatta aksine en uzak olup karşısında savaş veren CHP'nin olduğu değil midir.
Kemal Kılıçdaroğlu ile ovalaya ovalaya yumuşatılarak iyice gevşetilen CHP, siyasal İslamcıların Cumhuriyet tarihi boyunca biriktirdikleri kin ve öfkelerinin intikamını almanın hazzını yaşamaya elverişli hale getirildi. A.Latif Şener son konuşmasında bunu itiraf edercesine adeta "Nasıl da koyduk ama" modundaydı. CHP listesinden meclise giren Siyasal İslamcıların cumhur ittifakı ile beraber olup yapacakları anayasa değişikliği çalışmalarında bunu daha da ileri götürdüklerini görüp yaşayacağız. Başta CHP olmak üzere herkes bu duruma şimdiden hazır olmalılar.
CHP'liler, "Meral Akşener niçin masadan kalktı" sorusunu sorarlarken aynı anda niçin "Hangi güç; siyasal İslamcılığı reddiye üzerine kurulup onlara karşı devrimler yapmış partimizin listelerine 37 siyasal İslamcı vekilin konmalarını dayatıp seçilmelerini sağlamıştır" sorusunu sorup çelişkiyi dile getirmezler. Meral Akşener'i o masada tahrik eden, bir anlamda CHP'nin siyasal İslamcılar tarafından hortumlanması planının sonuçlarını ön görüp, kendisinin etkisiz eleman diğerlerinin de has eleman konumuna sokulmuş olmalarıdır.
Velhasıl kelam; adamlar BOP denen öyle bir proje hazırlamışlar ki; sudaki balık misali hepimiz içindeyiz, dahil edilmişiz ama farkında değiliz. Zaman zaman depremler olup sular çekilince işte o zaman fark edebiliyoruz; biz kimiz, yaşadığımız ortam neresidir, neden varız...gibi.

Ne Yaman Bir Çelişki

Ne yaman bir çelişki; cumhuriyet tarihi boyunca kurulmuş olan devletin işletmelerine sahip çıkmayıp tek tek özelleştirilirken; Bayraktar ve TOGG gibi özel sektör markalarını devletin resmi işletme markalarıymış gibi sahiplenmek...?
Sonra tek adam üzerine bir şeyler söyleyip yazınca da alayımız Erdoğan düşmanı ilan ediliyoruz.
Yukarıdaki çelişkinin cevabını sadece ve sadece antidemokratik ülkelerde buluruz, nedir o; otoriter, tek adamlı devletlerde "Bir numara egemen" devletin her türlü imkanını özel kamu fark etmez kendi varlığı gibi görür.
Hemen Aydın Doğan medyasının 2000'li yıllardaki akıbeti geldi aklıma; evirdiler çevirdiler, ne yapıp edip ağır vergi cezaları ile adamı yıldırıp medya sektörünün dışına iterek holdinginin medya ayağını sattırdılar. Bunun kısa tarifi; güç benim, o halde her şey benimdir.
Devam ediyorum; "Allah'ın bir lütfu ambalajlı 15 Temmuz ihaneti" sonrası fetö'nün bütün medya ayağı da yandaş sermayenin eline geçiyor, ne tesadüf değil mi.
Ne yapalım, dokunulmazlıkları olan ancak yürekleri yetmeyen vekiller bu soruları sorup çelişkileri dile getirmeyince bizler sorup, dile getiriyoruz.

Milletvekilleri Cesur Değiller

Dokunulmazlığı olan ödlek milletvekilleri; sizlerin korkaklığınıza, ödlekliğinize inat hep dile getirmeye devam edeceğim....
Bu son seçimde Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhur ittifakı BOP projesi dahilinde Suriyelilerden devşirme oylarla kazandırılmıştır.
İlk önce Cumhuriyetin asli koruyucu unsuru olan, Cumhuriyet değer ve kazanımlarına sadakati en üst noktadaki Türk ordusunun doğal refleksi olan güçlü mukavemeti Ergenekon ve Balyoz kumpasları ve devamında "Allah'ın bir lütfu olan 15 Temmuz" ihaneti sürecinde tasfiye edildi; subayları, paşaları ve sivil öncü, örgütçü vatansever ulusalcılar, Türk milliyetçileri zindanlara atıldılar.
Ancak, BOP dahilinde Türkiye üzerine düşünülmüş kumpas için Türk Ordusu'nu pasife etmek yetmezdi; Türk milletinin iradesine karşı da bir kumpas düşünülmesi gerekiyordu, o da yapıldı; savaş bahanesi ile zorunlu göç adı altında Suriye'den üç buçuk milyon, bugünlerde ise muhtemelen seçmen sayısı ile altı milyona ulaşan "Seçmen göçü" sağlandı. İddiam o ki; Recep Tayyip Erdoğan'ı tekrar seçtiren, her daim potansiyel oy olarak varlıkları hazır ve nazır tutulan Suriyelilerden oluşan oylardır.
Ödlek ve korkak muhalefet, onların genel başkanları ve dokunulmazlık zırhını giymiş milletvekilleri; sizlere soruyorum "İki buçuk milyon Suriyeli, seçmen olabilmeleri için vatandaş yapıldılar" desem "Ancak bunların nerelerde, hangi sandıklara dağıtıldıkları bilinmiyor" desem bana "Hayır Mehmet Soral öyle bir şeyin olması mümkün değil" diyemiyorsanız sizler alayınız Recep Tayyip Erdoğan ile tiyatro oynayıp bizlere de izletiyorsunuz demektir.

Kısa Kısa

Harbi, samimi Türk milliyetçileri var, bir de "Türk milliyetçiliği yapmak üzere görevlendirilmiş memurlar" var. Maalesef bu görevli memurlar harbilik görüntüsü vererek sahtekarlık yapıp yüce bir davanın mecrasından kaymasına neden oldular. Acaba bunu kaçımız fark edebildik.
...

Ne İmamoğlu'ymuş be; AKP'yi korkudan zangır zangır titretiyor olmalı ki; döne döne siyasi yasaklı hale getirmek için açılmış davanın yedeğini açıyorlar.
...
Hiç bir siyasi parti, ideoloji, görüş dağıttıkları kartvizitlerindeki adreslerinde durmadılar, onları arayanlar da yerlerinde bulamadılar.
...
"Cevizoğlu modeli" türedi; geldiği yere küfür ede ede yukarılara tırmanma; baca deliğinde pisliğe bulaşa bulaşa tırmanma; kir pas içinde rezil bir görüntü; mide bulandıran.

12 Haziran 2023 Pazartesi

İYİ PARTİ GENEL KURULA GİDERKEN

İYİ Parti Genel Kurula Giderken...?

Elbette bu partiyi Meral Akşener'den daha iyi yönetebilecek birisi gelsin isterim ancak parti kurulalı altı yıl olmasına rağmen bunu misyon edinmiş vizyon sahibi, ismi öne çıkan bir başka isim/isimler henüz yoktur.
Meral Hanım'ın artık genel başkanlık konumundan liderlik konumuna yükselmesi gerekiyor. Türkiye'de liderlik kıtlığı var. Recep Tayyip Erdoğan'ı tüm dezavantajlarına rağmen o'nu aşabilecek bir başka lider maalesef çıkmadı. Masadan kalkma eylemi aslında bir lider refleksiydi ancak devamını getiremedi, istemeyerek de olsa masaya döndü.
İstişare her zaman tasvip gören güzel bir usuldür amma velakin liderlik de olağanüstü şartlarda bireysel olarak inisiyatif kullanabilme iradesinin ortaya çıkardığı güçlü bir sıfattır. Meral Hanım "Masadan kalkma" eyleminde aklının ve vicdanının emir buyurduğunu değil genel tasvip gören istişareye baş vurdu; doğru tespiti, CHP'nin linç girişimi ve etrafındaki siyasi tecrübeleri yetersiz kurmaylarının yanlış telkinleriyle zorlama bir strateji ile süreç heba edildi.
Meral Hanım mevcut konumunu çok iddialı söylemlerle güncellemesi gerekir. Benim şahsi kanaatim o ki; aşırı nezaketi Kılıçdaroğlu'nun yüzüne "Sen kazanabilecek bir aday değilsin" demesine mani oldu. İttifak süresince nezaketini koruyarak her yolu denedi fakat başaramadı. Kılıçdaroğlu CHP'yi hortumlatma pahasına cumhurbaşkanı adaylığından vaz geçmedi.
Buna mukabil 6'lı masada; Meral Akşener'in değil görüşünün tasvip görmesi, 5'li WhatsApp grubu kurularak alternatif bir süreç devreye sokulup bir anlamda partisi de kendisi de refüze edilip hatta aşağılanmışlardır.
Parti tabanının, Kılıçdaroğlu'nun ve 6'lı masanın diğer birleşenlerinin bol keseden vekil rüşvetleri ile belirlenen yeni sürece dair onların niyetlerini sorgulamadan toplu istifalar şeklinde tepki göstermesi; Meral Akşener'de altından kalkamayacağı bir vebalin müsebbibi olmak gibi bir hissiyat oluşturunca masaya geri dönmek zorunda kalmıştır.
Şimdi o günlerde kendisi üzerine sifon çekmeye kalkan hadsiz CHP'lilere gecikmiş cevabını vermek, hem de parti tabanının aidiyet duygusunu motive etmek için "Millet ittifakı süreci"ne ilişkin, hafızasına kaydettiği resimleri anlatmasını, muhabbetleri dinletmesini bekliyoruz. Kılıçdaroğlu'nun hala kendi adaylığı ile seçimi kaybettiğimiz gerçeğinden bihaber, çevresine iyimserlik pompalayarak adeta "Ne oldu ki" rahatlığı karşısında artık bunu yapmak şart olmuştur.
İYİ PARTİ, ne CHP dayatması, ne HDP gölgesi, ne de siyasal İslamcıların hatırını dikkate alarak icra etmeye çalıştığı zorlama siyasetini terk ederek tamamen ve tamamen kendi özgün siyasetini geliştirip Türkiye'nin gündemine getirmesi gerekir. Yapılacak olan genel kurul bunun için iyi bir fırsat olacaktır.

Suriyeli ve Yurt Dışı Seçmenler

Eğer gün gelir de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yapılan Suriyeliler Erdoğan'dan vaz geçip, AKP'den bıktık derlerse ancak o zaman muhalefet kazanabilir

BOP'un başarılı olması için önce Ergenekon ve Balyoz kumpasları ile Türk milletinin cumhuriyet değer ve kazanımları üzerine inşa edilip kurumsallaşmış Türk Ordusu ve ona bağlı eğitim kurumları gibi mukavemet gösterebilecek doğal yapılar pasifize edildi, geriye tek önlem kalmıştı o da Türk seçmen iradesinin yapısının değiştirilmesiydi. Onun için Suriye'den ülkemize sözde güvenlik endişesine bağlanan toplu insan göçü yaptırıldı. Gelenlere verilen vatandaşlıklarla AKP iktidarını daim kılacak seçmen yapısı oluşturuldu.
Eğer bir içişleri bakanı emniyet yetkililerine "Mezbelelik yerleri yıkın, orada barınanların da kollarını bacaklarını kırın, gerekirse kanunu sonra çıkarırız" diyerek kanunsuzluğu devletin gücünü kullanarak meşrulaştırma örneğine hep beraber şahit olmuşsak; işleri bakanlığının mealen "Yabancılara iki yüz ellibin civarında vatandaşlık verdik" şeklindeki açıklamasının doğruluğunu kabul etmemiz en azından kendi adıma söyleyebilirim, mümkün değil. AKP, resmi rakamların çok çok üstünde bir buçuk iki milyon civarında dağıttığı vatandaşlıklarla ve yurt dışında yerleşik vatandaşların oyları ile sonuç almıştır. TÜİK rakamlarına güvenmeyen muhalefet nasıl oluyor da içişleri bakanlığının verdiği rakamlara güveniyor anlamak mümkün değil.
Ülkemiz dışında yaşayan çok sevdiğim vatandaşlarımız var, onları üzmek istemem ancak her insan para kazanıp vergisini ödeyip hizmet alıp hizmet verdiği ülke için oy kullanmalıdır.
Bu ülkenin ekonomik şartlarının getirdiği yıkımın bedelini burada yaşayan bizler öderken, bu şartların kendilerine sağladığı avantajlarla ülkemizde servet üzerine servet edinen yurt dışında yerleşik vatandaşlarla yurt içinde fırsat eşitliğine sahip değilken oy kullanmada eşit sayılmamız büyük haksızlık; olacak iş değil.
Yurt dışında yerleşik olup da oy kullanarak sonrasında her türlü bedelini bizlere ödetenlerin ülkemizde yaşayanlardan tek tek helallik almaları gerekir; artık kim verirse.

Dolar Duasına çıkmak

Bir grup insan bir şehrimizde doların çıkmaması veya düşmesi için "Dolar duası"na çıkmışlar.
Bire ahmaklar, siz bilmez misiniz; yağmurun yağmaması elbette Allah'tan ancak doların durumu Allah'ın "Verdiğim akılla yarattıklarımın en şereflisi kıldığım insan" dediği senin benim oylarımızla seçtiğimiz yöneticilerin beceriksiz ve basiretsizliklerine bağlı nedenlerle oluşmakta.
Evet, bu adamların oyları ile benim oyumun aynı sandıkta buluşması kadar çelişkilerle dolu başka bir zulüm olabilir mi. Eğer illaki toplu dua edecekseniz "Allah'ım bizlere bağışladığın aklımızı yerinde, zamanında ve gerektiği kadar iyi kullanmaktan aciziz, bize yardım et" diyerek toplu dua edebilirsiniz.
Allah, doların düşmesi veya çıkmaması için bir şey yapmaz; onu sen aklını kullanarak yapacaksın. Liyakatlisini seçemiyorsan seçebileceklere müsaade edeceksin. Allah sana hem akıl verecek hem de dolara müdahale edecek öyle mi; boşuna beklemeyin. Haşa, aksi durumda Allah'ın insanoğluna bahşettiği akıl denen melekeyi gereksiz ve fuzuli görmüş olursunuz ki; size derdin daha beterini verir, tepenizin üstüne diker, kusura bakmayın ben de o zaman oh olsun derim.
Allah'ın bile yarattıkları ile başı bu denli beladaysa bizlerin başına daha neler gelmez ki.

Bam telinde gezinirken...!

Yavuz Ağıralioğlu "Parti kurabilirim" diyor.
Adam işi çözdü; bu sisteme göre "Oyu olmadan partilerin vekil kazanmaları"nın mümkün olduğunu gördü. Bunu belki denersin ama daha ötesine de gidemez kalırsın.
"Belagat dansı" dışında bildiğin ne var; hiç bir şeyin yok. Başka siyasi vasıfların vardı da BBP'de Destici gibi kifayetsiz bir adamı aşamayıp niçin İYİ PARTİ'ye geldin. "İYİ PARTİ'de parladım" diyorsan haklısın ama ona rağmen onu aşarak kendini ispat edemezsin.
Kusura bakma, kitleleri heyecanlandırıp motive edecek bir bir sinerji göremiyorum sende. Kaldı ki; bu kadar siyasi yorgunluk ve akabinde bıkkınlık yaratmış siyaset kurumu artık çekici değil itici olmaya başlamıştır. Genel Başkan olmaya çok hevesli idiysen ve de bugünleri de tahmin etmişliğini iddia ediyorsan niçin bekleyip de Genel başkan adayı olmayı denemedin.
...

Şimdi göreceğiz Meral Akşener'e 6'lı masada 5'li kumpasın sonuçlarını.
CHP listelerinden seçilen AKP ve Fetö artığı siyasal İslamcı vekillerin Cumhur ittifakı ile bir olup anayasayı değiştirme çoğunluğuna sahip olup da neler yapacaklar.
Göreceğiz o zaman Sayın Kılıçdaroğlu; senin derin sinsiliğinin neden olduğu sonuçların CHP üzerindeki koyun melemesi şeklindeki tezahürünü. Göreceğiz; Meral Akşener'in üzerine sifon çeken Yavşak'ınızın bu sefer size dönüp ne diyeceğini.
Sizi gidi 5'li WhatsApp çetesi sizi. Bunun mahalli seçimleri de var, biz de size elbette bir şeyler göstereceğiz.
...

Erdoğan Anıtkabir defterine yazdığı metni okurken;
Aziz Atatürk
"Türkiye Cumhurbaşkanı olarak" şeklinde bir cümle kurdu.
Aziz Atatürk
"Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak ..." şeklinde olması gerekmiyor mu.
Peki soruyorum "Cumhuriyet" neye binaen gereksiz görülüp kaldırıldı.
Bu bir dil sürçmesi falan değil, epey bir zamandır Cumhurbaşkanı imzası "Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan" şeklinde açılıyor ve muhalefetten hiç bir kimse bunun sorgulamasını yapmıyor.
Bir önceki yazımın konusuna atıf yapacağım "Muhalefet ve iktidar 15 Temmuz ihaneti sonrasının dizaynı konusunda anlaştılar " bizler de figüran mıyız.
...

Türk milliyetçilerinin inanmışlığı ve adanmışlığı üzerinde sörf yaparak kendini Külliye'ye atan Sinan Oğan, dış kapının dış mandalı bile olamadı.
Değerinin kendini oturttuğu yerden bir vazo misali düşüp parçalandı.
Yazık oldu vazoya.

29 Mayıs 2023 Pazartesi

SEÇİMİN MUHASEBESİ

Hiç bir ankette Kılıçdaroğlu'nun millet ittifakının adayı olması şeklinde bir sonuç çıkmadı.

Her ankette sıralama şöyleydi
Ekrem İmamoğlu
Mansur Yavaş
Meral Akşener
Kılıçdaroğlu
Bir süre sıralama böyle devam etti. Adayın belirlenmesi arifesinde ise...
Mansur Yavaş
Ekrem İmamoğlu
Kemal Kılıçdaroğlu
Meral Akşener
şeklindeydi.
Ancak ne var ki; CHP yönetiminin ve cumhur ittifakı trol dayatması ile Meral Akşener'in "Kazanabilecek aday" tespiti ve gerçeği yerine Kılıçdaroğlu'nun aday olmasının hakkı olduğu görüşü hakim kılınarak aday gösterildi ve kaybetti.
Meral Akşener her zaman doğru tespitler yaptı ancak millet ittifakı birleşenlerinin yanlış dayatma şeklindeki stratejileri nedeniyle itirazları karşısında linçe uğrayarak kendisini anlamayı değil anlamamayı tercih etmişlerdir.
Kılıçdaroğlu dayatmasından en büyük yarayı alan İYİ PARTİ olmuştur. Partinin toparlanması ve iddialı hale gelebilmesi için ittifaka falan son verip bağımsız ve bağlantısız siyaset yaparak kendi rüştünü bizatihi kendisinin göstermesi gerekir diye düşünüyorum.
Parti içi meseleye gelince; Meral Akşener bizatihi ikamet ettiği Üsküdar'da hiç bir program yapmadığı gibi evine gidip gelirken bir gün dahi arabasından inip mahalle manavından alışveriş yapmamıştır. Varını yoğunu ortaya koyarak, kuruluşundan beridir partiye emek verenleri, parası olanlar karşısında temayül yoklamasına sokup onları eletip refüze ederken yine hangi gerekçe İ.Naim Şahin'i Ordu'dan birinci sıra millet vekili adayı olmasını dayattı.
Bu cümlelerimin arkasından sıralayabileceğim o kadar çok şeyler var ki; gün o gün değil, iki örnek cümlemle aslında çok şey anlattığımı düşünüyorum.

Ümit Özdağ- Sinan Oğan ortak stratejisi

Sinan Ogan ve Ümit Özdağ farklı bir strateji ile Erdoğan'ın yanında oldular.
Ümit Özdağ ve Sinan Ogan bir gün önce aynı masada kahkahalar atarak fındık fıstık yiyorlar bir gün sonra nasıl oluyorsa Sinan Ogan cumhur ittifakına yanaşıyor, ondan bir gün sonra da Ümit Özdağ millet ittifakının yanında yer aldığını açıklıyor.
Ama katılımını ilan ettiği gün öyle bir demeç veriyor ki; "Ben buraya geldim ama birileri de buradan acilen gitsin" dercesine daha önce Kılıçdaroğlu'na oy vereceklerini deklare eden HDP seçmenini tahrik edip oy kullanmamaya, Kılıçdaroğlu'nu tercih etmemeye zorladı.
Bu eğer kasıt değilse peki nasıl bir kötülüktür, birisi bana izah etsin.

Sinan Ogan, yaptığın yanlışın vahametinin sonuçlarını sağa sola saldırarak ortadan kaldıramazsın. Kimse seni aramadı, bizatihi bizleri kendi dağıttığın kartvizitindeki adresine davet ettin, biz de geldik seni bulamadık.
Dolayısıyla "Niçin bizi kandırdın" diyorsak haklı nedenimiz budur. Hiç olmazsa yeni kartvizitine "Küllüye" yaz ki; arayan kolay bulsun.

CHP'nin içinde Truva atları

Siyasal İslamcıları meclise hem AKP, hem de CHP beraber taşırsa sahanın mağlubu belli değil mi.
Laiklik ve Atatürk ile barışık Haydar Baş'ın oğlu Hüseyin Baş'ı gerek İYİ PARTİ gerekse CHP listelerinden birinde yer vermediler ama Sadullah Ergin'e Cumhuriyet değer ve kazanımlarının kalesi Çankaya'da birinci sırayı verebildiler.
HDP'nin gölgesi, siyasal İslamcıların kamburu, paranın cazibesi, vefasızlığın çalımı ile akıbetimizin böyle olacağı aşikardı.
Kırk yıl sana inanmış ve adanmışları tasfiye et, yerlerine Recep Tayyip Erdoğan hegemonyasının on yılının ortağı olan siyasal İslamcıları listene al, meclise taşı... CHP hiç kusura bakmasın; Kılıçdaroğlu'nun dürüstlüğünün kazanmak için yetmeyeceği belliydi.
Tarafların seçim stratejisi göçmenler ve güvenlik üzerineydi ama en az Erdoğan kadar bu iki unsurun vebalinden sorumlu Davudoğlu millet ittifakının ortağıydı...
CHP'den seçilip de partilerine dönecek siyasal İslamcıların CHP'ye sadakatleri bakalım nereye kadar devam edecek. Bence CHP için turpun büyüğü geriden gelecek.
En az üç yıldır tüm TV programlarında CHP için yandaş besleme cumhur ittifakı trollerine karşı nefes tüketip mücadele eden bir tek CHP'li araştırmacı, akademisyen, fikir adamı veya gazeteci vekil yapılmadı veya kazanabilecekleri sıradan aday gösterilmediler. Muhtemelen Sadullah Ergin hazretlerinin kazanmasını garanti altına almak içindi(!)

22 Mayıs 2023 Pazartesi

ÜLKÜCÜLERLE YÜRÜYEN CANAN KAFTANCIOĞLU

MHP'nin siyasal İslamcılığa everilmesinin dayatılması karşısında biz demokrat Türk milliyetçileri olarak, kendimizi tanımlamamızdan aldığımız özgüvenimiz ile

geçmişe dönük yaptığımız empati ve sorgulamamızla vardığımız sonuç şu oldu;
Türk milletinin en dinamik, en özgüven dolu, en cesur ve en yaratıcı, verimli iki gençlik unsuru Türk milliyetçileri ve solcular (Marjinal terörist unsurlar hariç) geçmişte karşılıklı hasım haline getirilerek kanlarına ve canlarına kastettirildiler.
Devamında, daha sonraki yıllarda BOP projesi şekline dönüşecek yeşil kuşak projesi dahilinde sünepe, gerici siyasal İslamcı yapılanmanın önünün açılması ve nihayetinde 15 Temmuz ihaneti ve "15 Temmuz Allah'ın bize bir lütfu dur" şeklindeki itiraf anlamındaki şükran duyguları ile arkasından gelen siyasi gelişmeler ve devlet yapılanması.
Yukarıda sıraladığım cümlelerle bir Türk milliyetçisi olarak geçmiş, günümüz ve geleceğimize yönelik yaptığım/yaptığımız değerlendirmelerin bir benzerini Türk solcularının da yıllardır yaptıklarını biliyorum.
İşte Canan Kaftancıoğlu'nun bi
r grup Türk milliyetçisi, ülkücüyle beraber milliyetçi Atatürkçü sloganlar eşliğinde yürüyüş yapması sürecine gelinmiş olması; yine özellikle 15 Temmuz sonrası yaşanan her türlü olay ve sonuçlarının solcular ve milliyetçiler tarafından aynı perspektiften okunmasından olup, Türk milletinin geleceği için büyük bir kazanımdır.
Solcuların ve Türk milliyetçilerinin geçmişe dönük bazı ideolojik kavramların tasallutundan kurtularak ayrışmayı değil yeni ortak değerlerde bütünleşmeyi denemeye kalkıp olumlu sonuçları da görüldüğünden midir; buna mani olmak adına MHP'nin AKP'ye entegre edilerek siyasal İslamcılığa evirilmesi.
Canan Kaftancıoğlu'nun yürüyüşünden esinlenerek düşündüklerimi paylaştım. Bu fotoğrafları gören birileri panikleyip kabuslar yaşayacaklardır ama devamı gelecek ve bugün örümcek ağına takılmış "Yönetme aklı"nın yerini sorgulamacı, özür ve müspet akıl alacaktır.

GENÇLER LÜTFEN...

Ömrümüzün üçte birini, bir adamın tahakkümü altında onun emir buyurduğu, arzu ettiği şekilde düşündürülüp yaşayarak geçirdik. Çağa ve kendimize yakışmayan bir durum. Yazık ettik kendimize de neslimize de, en önemlisi de sizlere.

Oysa bu tek adama sadece bir defa şans vermeyi yeterli görüp, şimdiye kadar dört defa değişimi yaşamayı denseydik illaki sizlere daha iyi bir ülke bırakmış, gelecek sağlamış olacaktık.
Bizler, büyükleriniz kendimize güvenip bir şeyler yapmayı değil siyasi, ideolojik biat ve köleliği tercih ederek ömrümüzün üçte birini; sünepeliği, kifayetsizliği, özgüven eksikliği gibi aşağılık durumu kabullenerek yaşadık. Bir insan ömründe israf edilmiş çok önemli yıllar, yazık değil mi. Belki ödlektik, belki korkaktık, ne deseniz deyin haklısınız ama bu tecrübelerle sizlere bir şeyler anlatıyorsak lütfen önemseyin, not alın.
Ayıbımız ve utancımız çok büyük. Sizler bir devrim yaparak, geleceğinizi örümcek ağına takılmış yobaz beyinlerin tahakkümünden pekala kurtarabilirsiniz. Bunun için son şansınız da olabilir.
Annemizi, babamızı kaybedebiliyoruz...
Eşimizi, evladımızı; her türlü kıymetlimizi kaybedebiliyoruz. Henüz gençsiniz, bu kıymetlilerinizden kaybetmeye başlamamış olabilirsiniz ama inanın kaybettiğinizde dünya yıkılıp yok olmuyor, kimse aç kalmıyor, evler yanmıyor, ocaklar sönmüyor, dünya çökmüyor, kıyamet kopmuyor ve hayat bir şekilde devam ediyor.
Recep Tayyip Erdoğan da giderse de hiç bir kayıp olmayacak; nadasa terk edilmiş bir toprağın yeniden ekilmesi gibi umutlar yeşerecek. İnanın ki; "Bu değişim kararlılığına keşke yıllar önce inanmış olsaydım" diyeceksiniz.
Ömrünüzün üçte birini sadece bir adama şans vererek geçirmek; ah keşke benim gibi altmış yaşında olup da yaşanabilecek ne kadar güzelliği bunca yıl kendinize haram ettiğinizi fark edebilseniz.
Benden büyüklerim evlatlarınıza, torunlarınıza küçüklerim kendinize ve sonraki nesille şans vermek için Erdoğan ve tek adam tahakkümüne son verin, gönderin gitsinler. Seksen beş milyonluk bu ülkede anaların doğurdukları daha nice yetenekli ve liyakatli yetişmiş evlatları var ki; sıra bekliyorlar onlara hep beraber şans verelim.

20 Mayıs 2023 Cumartesi

MERAL AKŞENER'DEN MEALEN

 Meral Akşener 'in basın toplantısının mealen özeti...

Erdoğan ve Bahçeli'den oluşan iki tek adamın iradesi ile Türk milletinin başına musallat edilmiş olunan bugünkü ucube sistemin ülkemizi içine sürüklediği yıkımın bundan sonra da devamı halinde içinden çıkılamayacak bir felakete dönüşmemesi için...

14 Mayıs'ta meclis çoğunluğunu elde etmiş Cumhur ittifakının her türlü şerrinden devletimizi ve milletimizi korumak için 28 Mayıs'ta 2. turda Cumhurbaşkanlığı makamını devletin sigortası konumuna getirmek lazım. Meclis çoğunluğunun Cumhur ittifakından oluşan bir meclis aritmetiğinde Cumhurbaşkanının millet ittifakından olması, Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı olması bir anlamda bekaya dair her türlü riski ortadan kaldıran denetleyici gözetleyici unsur olacaktır.

Bugün, Türk siyasetinde milliyetçilik kavramı en çok konuşulup manasına sarılıp medet umulan bir kavramsa, siyaset kurumu bu kavram üzerinden dizayn ediliyorsa bunun anlamı şudur...

Belli bir zamandan beridir (BOP dahilinde, AKP iktidarı ile başlayıp MHP'nin ona entegre olması ile devam eden) ülkenin kötü yönetilmesi ile içine sürüklendiği akıbetten kurtarılması ihtiyacı ve düşüncesi Türk milliyetçiliğinin insanlarımızın iç dünyasında doğal bir refleks olarak tezahürünü sağladı.

Ülkenin korunması ve kollanması ihtiyacının en riskli hale geldiği zamanlarda Milliyetçilik doğal refleks olarak kendini gösterir; bu günlerde yaşanan da budur; ülkenin istikbali büyük bir risk altında.

T.C Kimliğinin anlamı ve değeri

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin vatandaşı kimliğinin mana ve önemi; binlerce yıldan bugüne atalarımızın kanları, canları ile oluşturdukları şerefli ve onurlu ortak aidiyetin ta kendisidir.
Hiç bir pazarlık, alış veriş ve aşağılık ilişkinin kirli parası ile temin edilmiş Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı benim vatandaşlığım ile eşit olamaz, ret ediyorum. Bu şekilde haklarıma ortak ettiklerinizin hepsine ve size hakkımı haram ediyorum.
Millet ittifakı, AKP iktidarı döneminde "kirli ve utanç parası" karşılığı verilmiş olan tüm vatandaşlıkları iptal edeceğini ilan etmelidir

Seçim ve sayım güvenliği

Ben onu bunu anlamam arkadaş;
Kem küm, zart zurt...ne bu yahu. CHP, madem ki size her türlü riskin hatırlatılmış olmasına rağmen vebalini kabul ettiğinize göre siyasi seçim namussuzluklarına karşı mücadele vermek için de Canan Kaftancıoğlu, Ekrem İmamoğlu inanmışlığı ve adanmışlığı örneğinde olduğu gibi benzer mücadeleyi parti üst kademesi olarak vermeniz lazım.
Islak imzalı tutanaklar hem YSK hem de muhalefet partilerinde olduğuna göre; muhalefet kendi ellerinde bulunan ıslak imzalı tutanakların konsolide edilmiş hali ile YSK'nın konsolide edilmiş sonuçlarıyla karşılaştırılıp farklılıklara itiraz edilmesi çok mu zor.
Aynı şekilde, tüm sandık sayısı ve nerelere kurulduğu da belli olduğuna göre YSK'nın seçim sonuçlarına ilişkin sağlama yapılması ile muhalefet partilerinin seçim verilerini takip eden ekibinin cumhur ittifakı ile işbirliği gibi bir olası hainliğin dışında bir hilenin olması mümkün olmadığına göre...
Geriye tek seçenek kalıyor...
BOP dahilinde bu ülkeye zorunlu göç ettirilen Suriyelilerin kabulü insani olarak değil projenin eş başkanının iktidarının devamı için siyasi nedenlerle sahiplenilmişlerdir, gönderilmeleri de mümkün değil zira hepsi önce bu günler için Türk vatandaşı sonra da seçmen yapıldıklarını düşünüyorum. Millet ittifakı benim bu tahminine, emin şekilde "Mümkün değil" diyemediği sürece buradan kaynaklı bilinmezlik nedeniyle seçim sonuçlarına ilişkin şüphe hep devam edecektir.
Anlaşılan o ki; seçim sonuçlarına ilişkin her verinin sağlamasını yapmak mümkün; mümkün olmayan bu ülkede yaklaşık altı milyon göçmenin ne kadarının önce vatandaş sonra da seçmen yapılmış olduğudur. Millet ittifakı bunun cevabından emin olmadığı sürece kaybetmeye de hazır demektir.
Mehmet Soral

11 Mayıs 2023 Perşembe

MUHARREM İNCE SİNAN OGAN

Muharrem İnce siyasi ikbalini kurtararak güzel bir karar verdi; cumhurbaşkanlığı adaylığından çekildi.

Muharrem İnce'nin, Cumhuriyet çocuğu oluğunu iddia edip onun değer ve kazanımlarına inanıp, onları koruyup ve kollamayı kendine misyon edinmiş birisi olarak seçim arifesinde oluşan konjonktürün Recep Tayyip Erdoğan'nın lehine gelişmesine vesile olması gibi affedilemez bir sürecin müsebbibi olmayı göze alamadı.
Kazanamayacağı kesine yakın olan, tasvip edilmeyen Cumhurbaşkanı adaylığı uğruna partisinin her geçen gün kan kaybetmesi karşısında en azından partisinin prestijini kurtararak kısmen de olsa devam etmekte olan oy kaybını durdurmayı tercih etmiştir, hayırlı olsun.

Evet, sıra geldi Sinan Ogan'a, Muharrem İnce gibi benzer bir kararı da kendisi alıp Türk demokrasisini "Hiç bir şey olmamış olsa bile bir şeyler oldu" gibi akıldan ve vicdandan uzak şeytanın sorumluluk alanını bile zorlayan "Tehlikeli" bir sürecin yaşanması ihtimalini şimdiden ortadan kaldıran insan olarak tarihe geçip milleti rahatlatabilir.
Sinan Ogan'ın, Muharrem İnce gibi benzer kararı alması durumunda bir Türk milliyetçisi olarak bundan sonraki siyasi tercihlerinde kendisine destek olmak ahde vefa gereği boynumun borcu olacaktır aksi durumda, ise hele ki Erdoğan lehine gelişecek bir süreç söz konusu olursa Erdoğan'nın tüm kabahatlerinin vebalinin ortağı görülecektir.

Sinan Ogan MHP Genel başkanlığı adaylığından vaz geçmiş değil. Bu seçimde popülaritesi artırmak için Cumhurbaşkanı adayı olmayı düşünmüş olabilir. Böyle bir niyetle hareket etmiş olmasının Türk milliyetçileri tarafından makul karşılanıp anlaşılabilirliği cumhurbaşkanı olma iddiasından çok daha mantıklı ve tutarlı görülecektir.
Eğer ki böyle bir düşüncesi varsa; beklenen feragatta bulunarak Recep Tayyip Erdoğan'nın bir daha seçilmesine mani olmak adına sağlayacağı en küçük katkı Türk milliyetçileri nezdinde takdir görecek, MHP Genel başkanlığı için yolu açılacak, milletin diğer kesimleri ise bu feragatı hafızasına not alarak geçeceğimizi umduğumuz parlamenter sistemde Sinan Ogan Genel Başkanlığındaki MHP'ye desteğini gösterecektir.
Sinan Ogan'ın seçimi kazanıp cumhurbaşkanı olamayacağı açık ama dikkat çektiğim öneriyi gerçekleştirirse uzun vadede kesinlikle kazançlı çıkacaktır.

Mehmet Soral
soralmehmet@gmail.com

1 Mayıs 2023 Pazartesi

BAYRAKTAR KARDEŞLER (BAYKAR)

Bayraktar kardeşler (BAYKAR)

Bayraktar kardeşler çok sabır gösterdiler ancak Erdoğan'nın sürekli cumhur ittifakı ve Kılıçdaroğlu'nun üzerine saldırtma tacizine dayanamayarak, istediğini yapıp saçma sapan isnatlarla Kılıçdaroğlu'nu suçladılar.
Erdoğan, Bayraktar kardeşler, BAYKAR'ın Türk milletinin müşterek milli gurur ve övünç kaynağı olan başarılarının sanki muhalefet tarafından hazmedilmediği, takdir görmediği gibi bir algının oluşmasını istiyor bunun için de elinden geleni yapıyor.
Kılıçdaroğlu'nun savunma sanayi ve uzay teknolojine dair kendi programlarına ilişkin cümleler kurduğunda cumhur ittifakı trolleri ve Edoğan ıkına ıkına o cümleler içinden farklı anlamlar inşa edip algı yoluyla Bayraktar kardeşleri sözcü tayin edip pazarlama yolunu seçtiler.
Oysa ki; BAYKAR ve Bayraktar kardeşleri eleştiren hiç bir muhalefet mensubuna rastlamadık. Kılıçdaroğlu'nu tartışmanın içine çekerek hata yaptırmak istiyorlar ancak gerek Kılıçdaroğlu gerekse millet ittifakı tarafları bu tuzağa düşmeyerek, Bayraktar kardeşlerin başarılarını, babalarının Ergenekon ve Balyoz mağdurlarına sahip çıkmasını hatırlatarak ailenin vatanseverliğine vurgu yapıp Erdoğan'nın algı operasyonunu boşa çıkarmışlardır.

Muharrem İnce Sinan Ogan

Erdoğan karşında seçimi kumara dönüştüren Sinan Ogan ve Muharrem İnce dir.
Bizler yani muhalefet, yangın yerinde canımızı ve malımızı kurtarma derdindeyiz, Sinan Ogan ve Muharrem İnce ise "Bırakın eşyanızı, canınızı kurtarmayı; çok güzel bir şiirim var; ben okuyayım sizler de dinleyin" diyorlar.
Adaylıkları ile seçimin ikinci tura kalacağı aşikarken; Muharrem İnce ve Sinan Ogan eğer Edoğan'a her halükarda karşıtsalar niçin bu işin birinci turda bitmesini istemezler.
Sayın Sinan Ogan ve Sayın Muharrem İnce, eğer ki muradınız şu anki duruşunuzun size itibar kazandıracağını düşünüp, seçim sonrası kartların yeniden karıldığında buradan sizin için siyasi bir ikbal çıkaracağını düşünüyorsanız kesinlikle yanılıyorsunuz. Erdoğan ile açık ara farkla birinci turda seçimi almak lazım.
Bu inadınızı sürdürmeniz durumunda az bir farkın oluşması ile trafoya kedinin girmesi, atı alanın Üsküdar'ı geçmesi, hiç bir şey olmamış olsa bile bir şeylerin olması, öğleden sonra seçim yasasında keyfi değişikliklerin yapılması gibi fiili dayatmalara neden olabilecek benzer bir halin tezahürü ve YSK'nın da ayrı bir rakip olduğu gerçeğini dikkate aldığımızda neden olacağınız vebalin hesabını iyi yapınız. Atatürk ve Türk milliyetçiliğinden dem vuruyorsanız ya; tekrar tekrar düşünün lütfen.

TOGG ne kadar yerli

Bir arabanın yerli olduğuna ancak ve ancak bir tezgahın üzerinde ham alüminyum veya döküm kütüğünün; her neyse orasının burasının delinerek, kanal açılarak, çekiçlenerek, törpülenip işlenerek başka aparatların da eklenerek motorunun inşasına şahit olursam o zaman yerli üretim olarak görebilirim. "İlk yerli ve milli araba üretimi"nden benim anladığım budur. Yoğurt "Yerli ve milli üretim" dediniz de itiraz mı ettik.
TOGG ise; tanıtım görsellerinden fark edebildiğim kadarıyla ülke dışında sipariş üzerine üretilmiş otomobil parçalarının ülke içinde kurulmuş olan montaj fabrikasında birleştirilmiş hali. Bunun daha önce üretilmiş olan Anadol marka otomobil ile Tofaş ürünlerinden ne farkı var.
Peki kötü mü oldu, elbette hayır. Ekonomiye büyük katkı olacağı gibi binlerce insana istihdam sağlanacaktır. Burada yanlış olan bize ait olmayan emeklerle sağlanmış başarıların ürünlerinin siyasi saiklerle bize aitlermiş gibi gösterilmesidir.
TOGG hayırlı olsun, ülkemize bol kazançlar getirsin inşallah.

Hafız Safiye Ayla

Erkek hoca kız öğrencileri ile beraber; oldukça medeni bir görüntü. Bugün böyle bir görüntüyü hayal bile etmek mümkün değil. Bu günlerle kıyasladığımızda nereden nereye.... dememek mümkün değil. Bir an için bir medeniyetin enkazı altında kaldığımız hissiyatına kapıldım. Bu belgeyi paylaştığınız için teşekkürler Nuray Bilgili Hanım.
"Kuran okunması yasaklandı" diyen yalancı güruh, kim bilir hangi hainliğinizi inanç kisvesi altında devlete yutturmaya çalışmış olmalısınız ki; (Aynen bugün olduğu gibi) o hainliğinizi bertaraf etmek için devletin almış olduğu tedbirlerin adını din düşmanlığı diye anlattınız, anlatmaya da devam ediyorsunuz.

Resim: Kağıthane, Aziziye Camii'nde tertip edilen hafızlık merasiminde çekilmiş bu fotoğraf, aynı zamanda Safiye Ayla'nın bilinen ilk fotoğrafı.. 1930.

22 Mart 2023 Çarşamba

YAVUZ AĞIRALİOĞLU...?

Yavuz Ağıralioğlu İYİ PARTİ'nin kuruluşundan bugüne kendi siyaset tarzını iki minvalde sürdürmeye özen gösterdi; zaman zaman ismini zaman zaman da kurucuları arasında olduğu İYİ PARTİ'yi siyasetinin merkezine oturtarak gündeme ilişkin olup bitenler üzerine fikir ve düşüncelerini açıklamıştır. Belki de bilerek bu siyaset tarzı ile kendisine konforlu bir hareket alanı açmıştır.


Her TV programında, beraber katıldığı AKP trolü gazeteci, akademisyen veya araştırmacı kılıklı insanların kendisine itiraz ederlerken bile "Yavuz Bey sizin bizim nezdimizde farklı bir yeriniz var" derlerken trol müsamahasının ve övgüsünün arkasındaki neden acaba istediği her an AKP'de yeri hazır anlamındaki bir rahatlığın sağladığı konfordan mıdır; bugünkü gibi fevri çıkışları...?

Yavuz Ağıralioğlu'nun cümlelerini tek tek dikkate aldığımızda itiraz edilecek hiç bir husus yoktur. Yanlış şey söylemedi, yanlış siyaset yaptı. Ülke geleceği üzerine öngördüğüm risk algım olmasa ben de aynı cümleleri takır takır tekrarlayabilsem keşke ama mümkün değil. Meral Akşener o cümlelerin alasını daha da güçlü ifadelerle sarf etmesi mümkündü; 6'lı masada imasını dahi yapınca linçe tabi tutuldu, meramını anlatmasına hem parti içinden hem de dışından fırsat verilmedi. Çünkü genel başkan olarak partinin genel siyaseti ve sonuçlarından doğrudan sorumlu olan, sırtında küfeyi taşıyan kendisiydi. Yavuz Ağıralioğlu'nun sırtında taşıdığı herhangi bir küfesi olmadığı gibi aksine kendi ismi üzerine sürdürdüğü siyasetinin sağladığı konforlu alanın üzerinde siyasetin keyfini çıkarma lüksüne sahip.

Parti kurulduğundan beridir yaptığı her bir fevri çıkışlarının bedelini Meral Hanım'ın taşıdığı küfeye havale ederken akabinde sürekli ego ve duygu tatmini için beylik laf arayışlarına girmiştir.

Yavuz Bey uzun yıllar dernek, vakıf gibi doğrudan fikir ve düşünceleri doğrultusunda faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri içinde sorumluluk almış görevler ifa etmiş. Buralarda yüksek belagati ile serbest kürsü edebiyatı yapa yapa paşa gönlüne göre dizayn ettiği ortamlarda istediğini söyleyip, istediğini de anlata anlata; ortak akıl ile oluşturulan belli bir disiplin dahilinde de yürütülen parti genel siyasetine uyum sağlamayı istemediğini veya zorlandığını gördük.

Yavuz Ağıralioğlu bugünkü aynı sözlerle aynı duruşunu Meral Hanım'ın masadan kalktığı veya ertesi gün ortaya koymuş olsaydı; meramını anlatamadan linçe uğrayan Meral Hanım'ı linçten çekip kurtaracağı gibi sırtındaki küfenin yükünün birazını da kendisi yüklenmiş olacaktı ve "Masayı deviren Meral Akşener değil bakın partisinin önemli bir milletvekili de benzer şeyleri söylüyor" denecekti. O halde soruyoruz; Yavuz Ağıralioğlu için o gün niçin bugün oldu.

Velhasıl kelam; Yavuz Ağıralioğlu kusura bakmasın siyaset yapmıyor ego ve duygu tatmini için kendine has siyaset tarzı ile siyasi arenada sörf yapıyor. Eğer varsa bir bildiği veya alternatif siyasi gücü; İYİ PARTİ'nin millet ittifakından çekilmesi durumunda hangi formülle Recep Tayyip Erdoğan'nın bir daha seçilmesi ihtimalini ortadan kalmış olacaktır.

Yavuz Ağıralioğlu şunu bilmelisin ki; HDP bugünkü gücüne güç eklese bile Türk milletinin doğal refleksi her türlü şekilde onu bertaraf edebilecektir, şimdiye kadar olduğu gibi ancak "Din kutsalının dokunulmazlığı" suiistimalinin neden olduğu gaflet uykusundan Türk milletinin tam da uyandığı bir anda, oluşan pozitif sinerjiyi dağıtmaya matuf, cumhur ittifakına da moral verecek olan çıkışınla BOP projesi sürecinin tamamlayıcı önemli bir aparatı olma konumuna düşeceksin, iyi düşün.

Vekil ve saygınlık

Eskiden bulunduğumuz ortama bir vekil teşrif ettiğinde aklımıza ilk gelen ceketimizin önünü iliklemek olurdu, şimdi ise aklımıza ilk gelen protesto etmek için rahat pozisyona geçmek oluyor.
Hakkını veren için çok kutsal bir görev ancak özellikle önce ANAVATAN PARTİSİ ile başlayan "Kendi sınıfını yaratma" düşüncesi AKP ile fütursuzca devam edince bu partilerin ördüğü organize ağın sınıf dayanışması fark edilir şekilde devlet bürokrasisine yerleşti. Bu menfaat kozası doğal olarak önce vekiller üzerinde örülüp yaygın hale getirildi. Tiksinti yaratan kayırmacılık vekiller üzerinden izlene izlene saygınlıkları yerle yeksan oldu. Genel algı, saygıyı hak etmedikleri şeklinde.
Genel başkanın müsaade ettiği kadar aklı, fikri, üretkenliği kısaca adamlığı olan insanlardan oluşan bir hizmet alanına dönüştü. Üzerlerine giydirilmiş bu algıdan tenzih edebileceğimiz, her türlü yozlaşmaya rağmen örmek vekiller elbette var; CHP Zonguldak milletvekili Deniz Yavuzyılmaz mesela ilk aklıma gelen.
Aslında günümüz vekilleri için "Vekil" değil, iradesi genel başkan tarafından peşin satın alınmış "siyasi köle" tanımı yapmak daha uygun düşüyor. O nedenle "Vekil" insanı ayağa kaldırıyor "Köle" ise insanı rahat pozisyona geçiriyor; bilmem anlatabildim mi.

Niçin milletvekili aday adayı olmadım

Bir çok dostum, arkadaşım hatta karşıt fikir ve görüşte olduğumuz ancak insani ve medeni ilişkilerimizi seviyeli bir şekilde sürdürdüğümüz insanlar dahi niçin milletvekili aday adaylığı için başvuru yapmadığımı sorup, tavsiye ediyorlar. Yakıştıran dostlarıma çok teşekkür ederim.
Değerli dostlar emekli bir insan olarak güncel yaşamı evi ile mahalle bakkalı arasına sıkışmış, günü kurtarma derdine düşüp, sosyal yaşamı oldukça kısıtlanmış birisi olarak bırakın her ilçe için bir otobüs giydirmeyi, mağazaya gidip yeni bir pantolon giymeye dahi mecalim yok, vekillik benim neyime(!)
Ama söz; devletimin herhangi bir kurumunun çöpünü toplamak için dahi namuslu ve onurlu bir bürokrata ihtiyaç duyulursa ben varım.