Tüm samimiyetimle söylemek isterim ki; bugün Erdoğan karşısında Kılıçdaroğlu'nun kazanma şansının açık ara farkla olacağı gibi bir ihtimal söz konusu olsa millet ittifakının cumhurbaşkanı adayı olması anasının ak sütü gibi haktır amma velakin bugün için öyle bir konjonktür yoktur.
Bir şeyler yapmak lazım, birşeyler... Düşünecek, yazacaksın ki üretebilesin. Yaprağı bile öteye itecek, bir yel gerekecek elbet. Mehmet SORAL
11 Eylül 2022 Pazar
6'LI MASA TUNÇ SOYER BARIŞ YARKADAŞ..
3 Eylül 2022 Cumartesi
MERAL AKŞENER VE SİYASİ ZEKA
Meral Akşener ve siyasi zeka
Benim kanaatim o ki; Meral Hanım "Ben cumhurbaşkanlığına değil başbakanlığa adayım" dediği günden beridir millet ittifakının adayı bellidir, yine kanaatim o ki; o isim de Mansur Yavaş dır.
Meral Hanım'ın siyasi zekasının yeterince farkında olamayanlar "Ben başbakanlığa adayım" derken, olmayan bir kurumun makamına talip olmasındaki sırrı çözemedikleri için 6'lı masanın taraflarının kendilerinden emin rahat turum ve davranışlarına beceriksizlik atfedip beyhude buluşmalar denmesi yine tekrarlıyorum Meral Akşener'in siyasi zekası ile oluşturmaya çalıştığı siyasi konjonktürü fark edememek demektir. O siyasi zekanın gücünün ne olduğunu, kendilerinden ne alıp götürdüğünü en iyi bilen, gözlemleyip hisseden Devlet Bahçeli ve Recep Tayyip Erdoğan olup detayını onlardan öğrenebilirler.
Meral Hanım "Ben başbakanlığa adayım" derken aslında 6'lı masayı oluşturan genel başkanların cumhurbaşkanlığına aday olmamaları gerektiğini bizatihi kendilerinin düşünmesini en kibar şekilde üzmeden kırmadan hatırlatmak istemiştir.
Meral Hanım önümüzdeki seçimi hiç riske sokmak istemiyor. Dosyasıyla siyasi üretkenliği de bu minvalde oluyor. Çünkü biliyor ki; siyasi konjonktür her ne şekilde olursa olsun gerek kendisine gerekse Kılıçdaroğlu'na doğrudan karşıt olan seçmen var. İşte bu tespite gerek olmayan ama bilinen gerçek üzerinden hareket ederek "Sayın Kılıçdaroğlu ve bana karşı doğrudan karşıt olanların oylarını da alabilecek ve bizi Edoğan karşısında açık ara öne taşıyacak bir adayımız olmalıdır" düşüncesini "Ben başbakanlığa adayım" diyerek ortaya koymuştur.
Meral Hanım ve Sayın Kılıçdaroğlu millet ittifakı adayının liderler dışında olması konusunda mutabık kalmış olmalılar ki; kendilerinin çok rahat olduklarını gözlemliyoruz. Öyleyse niçin adayın ismi açıklanmıyor diyecek olanlara hatırlatmak isterim ki; özellikle AKP+fetö birlikteliğinin cumhuriyet tarihinin en şeytani, iğrenç ve kalleşçe uygulanan kumpasların kazandırdığı tecrübeye rağmen seçim takviminden önce aday ismi açıklamak ahmaklık değil de nedir. Efendim diyorlar ki; aday düzgün olursa niçin yıpransın ki. Öyle yıpratırlar ki; aynen Kabataş'da bebeği kucağında, ışıklarda karşıdan karşıya geçmekte olan başörtülü bir kadının tekmelenip yerlerde sürükleyen, üstleri çıplak altları deri pantolonlu yetmiş erkeğin üzerine işemeleri senaryosunda olduğu gibi.
Ne yani; namusuna, şerefine, haysiyetine, hatta ailesinin diğer fertlerine karşı yazılmış kumpas senaryolarının mağduru olmuş Meral Akşener mi aday ismini erkenden açıklayacaktı. Kendi adayını erken açıklayanlar yüreğiniz yetiyorsa seçim tarihini de erkene alsaydınız ya. Siyaseti sizin dizayn edebildiğiniz günler elbette oldu ama zeka devreye girince o inisiyatif elinizden gitti. Meral Akşener'in siyasi zekası alayınızın üzerinde sörf yapıyor ama farkında değilsiniz.
Siyasal İslamcılık ima'ni olmayıp menfaat için güç birlikteliğidir
Mehmet Soral
SAADET ZİNCİRİ DAĞILIYOR
Titan Titana; saadet zinciri
Siyasal İslamcı, muktedir yanaşması bazı hatunların kocaları, gelecek günlere karşı tedbir olsun diye eşlerinden boşanmaya başladılar. Bu arada doğal olarak mal paylaşımları söz konusu oluyor; sırtlarını muktedire yaslayarak elde ettikleri servetlerini kocalarına kaptırmamak için dudak uçuklatıcı rakamlar talep ediyorlar.
22 Ağustos 2022 Pazartesi
SEDAT'IN CEZASINI HALKI VERİR KİME NE
Cumhur ittifakı sözüm size; eğer muhalefet söyleyip siz de Başkaları o zaman daha kolayı var; bırakıp gideceksiniz, ne yapılması gerektiğini sizin yerinize düşünenler yapacak. Bu gidişiniz için bir sene beklemeye gerek yok, erken de olabilir bir sakıncası olmaz.
10 Ağustos 2022 Çarşamba
GENÇ TEĞMEN BU YÜKÜ KALDIRAMADI
Genç Teğmen Bu Yükü Kaldıramadı
Bir insan önce kendi onur ve şerefine sahip çıkmalı ki; sonra devletine ve milletine dair inanmışlığını, adanmışlığını değerlendirebilelim. Yok öyle; CHP'nin sana kazandırdığı emaneti CHP'ye iade etmeyeceksin yani milletvekilliğinden istifa etmeyeceksin sonra vatan millet edebiyatı temelinde ahkam kesip cumhur ittifakına övgüler düzeceksin... Bu mu delikanlılık, bu mu kumpas davasında sorgu makamı karşısında inanmış ve adanmışlıkla dik teğmen duruşu.
İktidar ve fetö'nün kumpası ile hapse atılıp (fetö'nün bu kişiyi kumpas için niçin seçmiş olması da ayrı bir soru) mağdur edileceksin, mağduriyetinin siyaseten müsebbibi olanlara karşı mücadele başlatmak için mağdur olduğun süre boyunca hep yanında olan, destek veren bir siyasi partiden milletvekili seçileceksin, sonra seçildiğin partiden ayrılıp bütün özlük haklarınla birlikte sana kumpas kurup mağdur edenlerle birlikte aynı çizgide buluştuğunu söyleyip, ne garip; ''Bağımsız'' siyaset yapacaksın öyle mi.
Mesele ilkeli olmak, duruş ortaya koymak, takdir etmek, inanmak, adanmak değil, mesele doğrudan kişilik bozukluğudur. Bu denli savrulma halinin muhakkak psikolojik nedenleri olmalı; zira maruz kaldığı kumpas ve hapis süreci her insanın kaldırabileceği bir yük değildir. Tezahürü çok ilginç oldu; mağdur edenlerle paralel olma, celladına aşık olma hali.
Sayın Çelebi Tüm siyasi atraksiyonlarının gerekçelerini, gelgitlerini sağlıklı bir bilinçle düşünerek kendince geçerli argümanlara dayandırıyorsan o zaman devamında yapman gereken; CHP seçmeninin sana emanet ettiği yetki ve kazanımları üzerinden çıkararak ait olduğu yere bırakmandır. Sonra göreceğiz geriye ne kalacağını; kumpas mahkemelerine karşı dik duruşu ile hafızalarda yer etmiş bir teğmenin kendisini ani değişim ve dönüşüm ile itibarsızlaştırmasını.
Neymiş efendim; 6'lı masaya yirmi soru sormuş hiç birisine cevap alamamış. Neymiş o sorular;
1-6 parti "Atatürk" ve "Türk Milleti" olmayan bir mutabakat metni imzaladınız mı.
2-Mutabakat metninde "1921 Anayasası kapsayıcı diğer anayasalar dar kalıp" dediniz. Ne demek istiyorsunuz? Kurucu felsefeye neden karşı çıkıyorsunuz? Kimin federasyon özlemlerini benimsiyorsunuz?
3-PKK/PYD-FETÖ terör örgütleriyle kararlı mücadele neden mutabakat metninde yer almamıştır?
4-Anayasa ilk 4 maddeyi değiştirecek misiniz?
5-" Ulus, üniter, laik devlete bağlıyız", "Hepimiz Türk milletine mensubuz" diyebiliyor musunuz?
6-Eşit yurttaşlık adı altında etnik yurttaşlık tanımını Anayasaya sokacak mısınız?
7-Resmi ve eğitim dili olarak Türkçe haricinde bir dil kabul edecek misiniz? Anadilde eğitimi savunan ortaklarınızla hemfikir misiniz?
8-İktidarınızda tezkerelere hayır verip Mehmetçiği Libya'dan, Suriye'den, Irak'tan çekecek misiniz? Operasyonları durduracak mısınız? Terör devletine müsaade edecek misiniz?
9-Sığınmacıların ülkelerine gitmelerinde hepiniz kararlı mısınız?
10-Yerel yönetimlere özerklik verecek misiniz?
11-Ekonomi yönetiminde (Eğitimde, sağlıkta, tarımda, savunma sanayisinde) kamucu olacak mısınız?
12-Çocuklarımızın geleceği Mavi Vatan'daki hak ve menfaatlerimizden vazgeçerek misiniz? "Mavi Vatan yayılmacılık" diyen vekile neden tepki göstermediniz?
13-S-400'leri ne yapacaksınız? Gönderecekseniz yerine neyle hava savunması yapacaksınız?
14-Savunma sanayi projelerinin devamı konusunda görüş birliğiniz var mı? SİHA'lardan rahatsız olan vekile neden tepki göstermediniz?
15-Ortak Cumhurbaşkanı adayı denkleminde Türk milletine soykırımcı, Atatürk'e katliamcı diyen PKK/PYD'yi terör örgütü görmeyen, bebek katili Öcalan için ışığımız diyen HDP olacak mıdır? HDP yönetimine bakanlık verecek misiniz?
16-Beraat edilmiş kumpas davaları yeniden kurgulayan Sn. Babacan'a neden ortak tepkiyi vermediniz?
17-Terörle mücadele yasası değişikliğinin kapsamı ve amacı nedir?
18- Cumhurbaşkanı'nı halk mı seçmelidir yoksa vekiller mi? Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem'de u konuya bakışınız ne olacaktır?
19- Türkiye'yi 6 lider beraber yöneteceğiz diyorsunuz. Halkın seçtiği Cumhurbaşkanına 6 lider talimat mı verecektir? Yapacağınız protokol Anayasa'dan üstün mü tutulacaktır?
20-Birçok konuda farklı düşünen 6'lı yapının istikrarsızlığa yol açıp halkın refahını olumsuz ekileceğini düşünüyor musunuz?
sorulan sorular çok güzel ancak muhatabına göre anlamları değişecek olan sorular. Bana göre bu soruların sorulmasına vesile olan nedenlerin oluşması süreci hangi dönemlere rastlıyorsa o dönemlerin sorumlularına sormak lazımdı ki; o da AKP ve bir dönem sonra da cumhur ittifakı birleşenleridir.
Sayın Çelebi önce Recep Tayyip Erdoğan'ın BOP eş başkanlığı ile ilgili son pozisyonu nedir; her şeyden önce bu soruyu sor cevabını al ki; 6'lı masaya sorularını sorabilmem için meşruiyet oluşsun. Çünkü o soruların sorulması ihtiyacını doğuran şartların müsebbibi ABD'nin BOP eş başkanlığı görevlendirmesidir.
Bu soruları doğrudan T.C Devleti'ni yönetmeye talip her siyasi parti veya ittifaka sormuş olsaydın değil eleştiri, seni takdir bile ederdik. Ancak, adeta cumhur ittifakının trollerinin bir ültimatom gibi hazırlayıp eline tutuşturduğu soruları ''Hadi bakalım soruyorum, verin cevaplarınızı'' der gibisiniz. Biz zaten Prof. M.Şahin'den her gün dinliyoruz bu sıralanmış soruları, niçin zahmet ettin ki. Sonra devam ediyorsun; ''Bugünkü pozisyonum Cumhur'a daha yakınım''. Aynı soruları cumhur ittifakına sorup geçer not aldığın için mi cumhur ittifakı ile paralel hale geldin. El insaf yahu; sorunların müsebbibi olanlarla kol kola verip sanki nedeni 6'lı masayı oluşturanlarmış gibi çözümü onlardan beklemek veya onları sınava tabi tutmak; bırakalım ahlaki olmasını akli ve vicdani bile değil.
Türk Milliyetçileri Olarak bu süreci Aklımıza Mıh Gibi Çaktık
Türk milliyetçisi olacaksın, vatana ve millete sadakati kutsal bilip bunlar üzerine düzenlenmiş anayasa metnine bağlılık için yemin edeceksin... Ve gün gelecek, tek muktedir bir fani bu anayasa metnine sadakati çiğneyip, yetki gaspı ile gayri hukuki fiili durum yaratacak; bunu yapanı hukuki çizgiye, kendisine tanımlanmış anayasal yetkisini kullanmaya davet etmen gerekirken yüreğin yetmeyecek, aksine daha da fazlasını kendisine sunmak için MHP Genel Başkanlığını kontrollü yargı marifeti ile korunması kaydıyla öncü gönüllü olup "Gel beraber el ele kol kola verelim anayasamızı ve hukukumuzu arzularına göre dizayn edelim" diyeceksin, AKP ve Erdoğan'nın gündeminden bile düşen "Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi" denen ucube sistemi Türk milletinin başına musallat edeceksin.
Devlet Bahçeli ve Erdoğan o kadar emindiler ki; MHP kongresi herhangi bir şekilde müdahale edilmeden imzaları toplanan toplam delegenin yaklaşık üçte ikisinin iradesinin tecellisi ile sonuçlandığında; kesinlikle ve kesinlikle yeni genel başkanının kim olduğu hiç önemli değil; MHP'nin o günkü vekillerinin yeni sistem için yapılacak referanduma gidilmesi oylamasında kararları hayır olacaktı, meclisten "Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi" için referanduma gidilmesi kararı çıkmayacaktı. Daha sonra MHP'den ihraç edilen Cemal Enginyurt'un "MHP kongresini ben iptal ettirdim" itirafından anlaşıldığı üzere o günlerde yaşanmış süreci çok daha rahat okuyabiliyoruz.
Yani demem o ki; bugün sistemden kaynaklı yaşadığımız her türlü sıkıntının vebalinin en az yarısı, benim vicdanıma göre de daha fazlası Devlet Bahçeli'ye aittir.
Mustafa Kemal'in İslami Duyarlılığı
Türk Dünyası Ortak Simgesi Bozkurt
6 Ağustos 2022 Cumartesi
SEMİH YALÇIN VE ABARTILI ALINGANLIK
31 Temmuz 2022 Pazar
BAHÇELİ ÖZDAĞ İKİ İSİM AYNI MİSYON
Ümit Özdağ MHP'yi eleştirmeyiz demiş. MHP de zaten Ümit Özdağ'ı eleştirmiyor.
16 Temmuz 2022 Cumartesi
DEVLET BAHÇELİ ''ERDOĞAN'I TANIYINIZ ANLAYINIZ ANLATINIZ'' DEDİ
Devletin varlığı, yapılmış tanımı ve buna bağlı düzenlenmiş kanun ve uygulamaların meşruiyetini denetleyip takip eden; kendini ve devleti her türlü dayatma ve yaptırımlara karşı koruyan, millet olarak ortak güvencemizin teminatı bir müessesedir Anayasa Mahkemesi.
Amma velakin; Devlet Bahçeli, Anayasa Mahkemesi'nin kapatılmasını istedi. Nasıl bir milliyetçilik anlayışıdır ki; devletin varlığı ile milletin her türlü haklarını teminat altına alan, Türk Ordusu kadar varlığı çok önemli olup görev ifa eden bir kurumun varlığını gereksiz hatta zararlı görmek ne demektir. Türk Ordusu lağvedilsin demekle anayasa mahkemesi kapatılsın demek arasında Türk milliyetçiliği açısından ihanetin dışında bir yorum yapmak mümkün müdür.
Recep Tayyip Erdoğan'nın siyasete girmesinin bir çok nedeni olabilir, tutunmasının da belki...ancak kalıcı olması, son yirmi yılımıza damgasını vurması, cumhuriyet değer ve kazanımları yerine siyasal İslamcı vesayetin ikame edilmesi için yaşanmış olan bütün süreçlerin konjonktürel zemininin oluşmasının tek mimarı devlet Bahçeli dir. O nedenle belki de siyaseten Recep Tayyip Erdoğan'ı değil Devlet Bahçeli'yi yenmek lazım. En son Saraçhane meydanında 15 Temmuz ihanetinin yıl dönümü münasebetiyle kullanmış olduğu bir cümle var ki; 2002 den günümüze anlamlandıramadığımız tutum ve davranışlarının nihai hedefinin ne olduğunu daha iyi anlamamızı sağlayan özetleme bir cümle ile adeta benden buraya kadar demiştir. Nedir o cümle "Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı tanıyınız, anlayınız, anlatınız” dedi. Yani "Artık dükkanı kapatıyoruz. Bundan sonra MHP'nin misyonunu da, lideri olarak benim görevimi de Erdoğan'a devretmiş bulunmaktayım, muhatabınız artık o dur, hep beraber onun takipçisiyiz, liderimiz o dur" şeklindedir. Bu son geldiği noktanın emarelerini aslında yıllar önce ortaya koyduğu tutum, davranış ve duruşu ile fark etmemizi sağlayacak görüntüler vermişti. Hakim olan biat kültürü ve ''Lider, doktrin, teşkilat tartışılamaz'' üçlemesi ile sorgulamanın önüne engel olunup; Devlet Bahçeli'ye geniş ve son derece keyfi hareket alanı ile tanınan inisiyatifi kullana kullana bugünlere gelinmiştir.
Hükümet ortağı Devlet Bahçeli 2002''de erken seçim kararı alıyor. MHP, Kemal Derviş'i protesto ederek hükümetten çekilseydi seçimden güçlenerek çıkacağı aşikarken baraj altında kalarak çıkıyor. BOP projesine bağlı eşbaşkanlık misyonu ile kurulmuş olan AKP' için siyasi arena en ideal şekilde tek başına iktidar olma zemini hazırlanırken, MHP ise baraj altına itilerek o ideal zemin için kurban ediliyordu.
AKP'nin ve Erdoğan'ın uzun yıllar tek başına süren iktidarı ilk defa 7 haziran 2015 seçimlerinde azınlığa düşüyor, aynı Devlet Bahçeli' yine AKP menfaatine uygun konjonktürün oluşması için devreye giriyor, istişafi görüşmeler adı altında top sektirerek hükümet kurma alternatiflerinin önünü tıkıyor. Nihayetinde zaman doluyor, düdük çalıyor ve erken seçimden AKP daha da güçlenerek çıkıyor tekrar iktidar oluyor.
Devlet Bahçeli'yi bu da kesmiyor; cari anayasaya uymayan cumhurbaşkanının kanunlara uymasını istemesi gerekirken aksine Erdoğan'a adeta "Senin gönlün ne istiyorsa onu yaparız, gerekirse kanunsuzluğun kanununu yaparız gene senin tek adam olmanı sağlarız" demiştir.
Böylece cumhuriyet değer ve kazanımlarına karşı Siyasal İslamcı vesayetin kalıcılığını sağlamak üzere 15 Temmuz ihanetinden menfaat temin etmeye matuf "Allah'ın bir lütfu" şükrü de eklenerek devletin değişim ve dönüşümünü tamamlayan süreç başlıyor. Meclisin o günkü aritmetiksel yapısının kıskacındaki, iki narsist insana bağlı biatcı vekillerin sayesinde meclisten referandum kararı çıkarılıyor ve böylece Devlet Bahçeli'nin Türk siyasetini dizaynı ile Erdoğan'nın tek adam konumu bir anlamda anayasa değişiklikleri ile hukuki statüye kavuşturuluyor. Ve karabasan gibi milletin üzerine çöken bu sistem sayesinde kabuslarla dolu bir yaşam milletin ortak paydası haline geldi.
Ve bugün Devlet Bahçeli ile bana göre aynı misyonla görevlendirilmiş Ümit Özdağ'ın Devlet Bahçeli sonrası için sahaya sürüldüğünü düşünüyorum. İYİ PARTİ'nin kuruluşunda olma nedenini bugün daha iyi anlıyoruz; devleti yönetemeyen Erdoğan ve Devlet Bahçeli'yi değil Meral Akşener'i hedef seçiyor, "TV'de karşıma çık" diyor Meral Hanım için. Çıkarsa ne diyeceksin; İYİ PARTİ'ye karşı kullandığın en adi fetö silahını boşa çıkarmasının öfkesini mi alacaksın, ne yapacaksın. "Ekonomiyi niçin bu hale getirdin" mi diyeceksin veya "Bu kadar sığınmacıyı niçin kabul ettin" mi diyeceksin. Oh ne güzel; milletin ortak tepkisi göçmen meselesine sahip çıkıyor ama ortak mağduriyeti ekonomik kriz, geçim sıkıntısı, yolsuzluklar ve demokratik hakların kullanımına ilişkin hiç bir eleştirisi yoktur. Çünkü Ümit Özdağ da aynen Devlet Bahçeli'nin yaptığını yapıyor; "Devletin milliyetçiliği"ni yapıyor. "Milletin milliyetçiliği"ni yapmadığı içindir ki; milleti kasıp kavuran, perişan eden geçim sıkıntısı, ekonomik kriz ve demokratik hakların kullanımına ilişkin yaşanan mağduriyetler üzerine hiç tepkisi yoktur, çünkü misyonunun tanımında böyle bir görev yoktur.
Her 15 Temmuz Yıl Dönümünde Millet Olarak Aynı Şeyleri Hissedebilmemiz Mümkün Mü?


